Hepinize merhaba arkadaşlar:)
Lütfen bölümü şarkıyı dinleyerek okuyunuz!
Bölüm şarkısı;
FRXZBİE~ROMEO VE JULİET
Güneş batar, ay doğar...
Bir gün aşık olup bu şehirden gidersem eğer unutma sevdiğim şehir, sende ki yer bende başka olacak...
Romeo ve Juliet kitabını okurken yanıma Selin ve arkadaşları geldi. Onlara anlam veremeyerek baktığım sırada Selin mutlu bir şekilde bana bir şeyler anlatmaya başladı. ''Selam. Senin ki Egemen'le tanışmış.'' dedi gülerek. ''Benim ki derken?'' diye sordum ona bakarak ama benimkinin kim olduğunu biliyordum. Burçak ve Zeynep gözleriyle Kuzey'i işaret ediyorlardı. Çok utanmıştım, konuyu değiştirmeye çalışarak ''Kantine inelim size bir şeyler ısmarlarım hem.'' dedim gözlerimi Kuzey'den ayırmaya çalışarak. Burçak gülerek bana döndü ve ''Kantine inelim ama sen kimseye bir şey ısmarlamayacaksın.'' dediğinde karşı çıkmaya çalıştım ama hızla arkalarını dönüp gittiler, ben de hızlı adımlarla onların peşinden sınıftan çıktım.
Onlar kantine doğru ilerlerken bir tane çocuk benim yanıma geliyordu. Çocuk benim yanıma geldiğin de anlamayarak yüzüne baktım. Selin o sırada arkasını dönüp benim yüzüme baktı anlamayarak. Ona gözlerimle ''Siz kantine gidin ben de geliyorum.'' demeye çalıştım ve arkalarını dönüp gittiler. Çocuk bana bakarak konuşmaya başladı,
''Sen bu okula yeni geldin değil mi? Okulda her yerde senin adın var 'ayın öğrencisi' diye.''
''Evet ben bu okula yeni geldim ve haberim var.'' dedim 'tatlı kız 'gibi görünmek için çabalayarak ama başaramayan bir sırıtışla. Çocuk benim yüzüme bakarak gülmeye başladığın da bende gülmeye başladım. Çocuk gülmeyi zar zor bıraktığın da bana elini uzattı ve konuşmaya başladı ''Senin adın Yıldız olmalı değil mi? Benim adım Ömer, tanıştığımıza memnum oldum. ''Bende tanışmamıza memnun oldum Ömer.'' dedim ve Ömer'in uzattığı eli sıktım.
''Nasıl ayın öğrencisi seçildin?'' diye sordu Ömer koridorun duvarında asılı olan ismime bakarak. Aklım o güne gittim Romeo ve Juliet'i söylediğim gün;
''Benim için Romeo ve Juliet aşkı birçok şey çağrıştıyor ama içlerinden bir tanesi Romeo'nun Juliet için yaptıkları hiçbir erkeğin yapamayacağı şeyler, biliyorum şuan sınıftaki bütün erkeklerden benden nefret ediyor ama gerçekler böyle gerçekleri kimse değiştiremez. Bu hikayenin sonunda ne Romeo sağlam kaldı nede Juliet onlar imkansız, gerçekleşemeyecek bir aşkı yaşadılar, inandılar bu aşka olur dediler kendilerince ama olmadı ama onların göstermiş olduğu çaba bu hikayenin kötü sonla bitmesine değerdi bu hikayenin sonunda tek onlar ölmedi onları seven herkes o hikayenin son perdesinde ruhlarının bıraktılar onların bedenlerinin yanına''
Ve hemen ardından ertesi günün akşamı;
"Bu soruyu bana bir yıl önce sorsaydınız "On yıl sonra kendimi magazin okur yazarı olarak görüyorum." derdim ama şimdi yazar olarak görüyorum. Çünkü bir yıl boyunca okuduğum kitaplarda kendimi gördüm, yazarları, olay örgüleri beni etkiledi. Bana göre yazarların okuyucuyla bir bağ kurması gerekiyor, hikâyenin akıcı olması başlıca geliyor zaten.
Şuan bile boş zamanlarımda kendi kendime kitap yazmayı deniyorum. Mesela; bütün hayat hikâyeni bir kitaba sığdırıyorsun ve okuyucu senin hayat hikayeni okuyor ama kimin hayat hikâyesi olduğunu bilmiyor...
10 yıl sonra ise;
Yazar olmuşum; parkta, evde, sokakta ve benzeri alanlarda gördüğüm olayları, duyduğum cümleleri, bana hitap eden herşeyi not alıyorum. Not aldığım defteri çantama koyuyorum ve eve gidiyorum. Eve gittiğimde ise kendime kahve yapıyorum. Kahvemi yaptıktan sonra yanıma bilgisayarımı alıp açıyorum. Kahvemden bir yudum alıyorum ve çantama koyduğum not defterimi alıp gözden geçirmeye başlıyorum. Yazmaya başlıyorum... Günler geçiyor, aylar geçiyor ve kitap bitiyor. Kitabım çıkıyor ve okuyucular okuyor ve kitabımı beğeniyorlar...
İşte kendimle gurur duyma vakti. Bu işe devam ediyorum, imza günleri kitap yazma günleri derken ömrüm böyle akıp gidiyor. Her yerde kendi ismimi görüyorum ve diyorum ki;
" İşte kendi ayaklarının üstünde durabildin, kimseye ihtiyaç duymadan. Seninle gurur duyuyorum Yıldız." ..."
Sonra gözlerimi Ömer'e çevirdim ve konuşmaya başladım;
''Benim edebiyatım hiçbir zaman iyi değildi ama o gün hoca Romeo ve Juliet'in romanını bir çok kez okuduğum için aklımda düşünceler vardı bu konu hakkında. Edebiyat hocası sorunca içimden gelenleri söyledim.'' dedim düşünceli bir ses tonuyla. Ömer bana şaşırmış gözlerle bakıyordu sanki söylemek istediği birçok şey var ama hangisini söylesem de hoşuna gider diye düşünüyordu.
''Yangın merdivenlerine gidelim mi?'' diye sordu bir anda. Anlam veremeyerek yüzüne baktım ve konuşmak için ağzımı araladım, tam konuşacaktım ki Selin yanımda belirdi.
''Gençler kantine gelmek ister misiniz?'' diye sordu bize bakarak. Ömer konuşacaktı ki sözünü kesip konuşmaya başladım,
''Olur ama ben Kuzey'ide çağıracağım siz gidin kantine ben geliyorum.'' dedim Selin'e bakarak. Selin bana baktı ve Ömer'ide alıp gitti. Sınıfa doğru yavaş yavaş yürüyordum, omzum da bir el hissettim ve sıçrayarak arkamı döndüm.
''Korkuttum mu güzelim?'' dedi Kuzey sırıtarak.
''Ben... Yani sen Egemen'le değil miydin?'' dedim kekeleyerek.
''Evet Egemen'leydim, o kantine gitti ve bende seni arıyordum.'' dediğin de yüzüm ben istemeden sırıtmaya başladı, ne kadar durdurmak istesem de sırıtmamı durduramıyordum. O an sanki koridordaki bütün sesler kesildi, sadece Ben ve Kuzey vardık.
''Biz de kantine inelim mi güzelim?'' dedi Kuzey bana bakarak, dediğini anlamaya çalışıyordum bana Güzelim diyordu...
''İnelim.'' dedim ve elini tuttum. Hiç konuşmadan yürümeye başladık. Kantine girdiğimiz de Selin, Burçak, Zeynep, Egemen ve Ömer aynı masada oturuyorlardı. Masaya doğru yanaştık ve boş sandalyelere oturduk. ''Ben hepinizin sadece adını biliyorum ve sizi daha yakından tanımak istiyorum.'' dedim masadaki gözlere bakarak.
''Tamam o zaman ilk ben başlıyorum.'' dedi Selin ve devam etti. ''Ben Selin Elisoğlu. 18 yaşındayım ve burcum ikizler. Şuan bir tane çocuğa aşığım adı Seyit ve aynı okuldayız başka bir teneffüs sizi tanıştırırım. Müzik dinlemeyi, film izlemeyi severim.'' dedi sonra yanında oturan Egemen konuşmaya başladı;
''Ben Egemen Asaf. 18 yaşındayım ve burcum oğlak. Zeynep benim sevgilim. Selin gibi müzik dinlemeyi, film izlemeyi severim bir de yanlız kalıp düşünmeyi. Bu masada oturan herkesle daha önce arkadaştım sadece sen ve Kuzey'i bugün tanıdım.'' dedi ve yanında oturan Zeynep konuşmaya başladı;
''Ben Zeynep Yılmaz. 18 yaşındayım ve burcum başak. Egemen'in dediği gibi onunla sevgiliyiz. Ben her şeyden azar azar tadarım. Yani her şeyi tadında bırakırım.'' dedi ve yanında oturan Ömer konuşmaya başladı;
''Ben Ömer Soydan. 18 yaşındayım ve yengeç burcuyum. Burçak benim sevgilim. Bazen sinirlendiğim de etrafa küfürler savururum, bunu Selin, Seyit, Egemen, Zeynep ve Burçak bilir. Şimdiden kusura bakmayın. Araların da en eğlenceli olanları ve pozitif olanları benim.'' dedi ve yanında ki Kuzey Konuşmaya başladı;
''Ben Kuzey Sadık. 18 yaşındayım ve burcum balık. Bir çok şey yaşadım, hala da yaşıyorum. Hayatı ertelemeyi sevmiyorum ama bir şekilde hayatı erteliyorum. Bir hafta önce karşıma güzel bir kız çıktı ve ona aşık oldum. ismi Yıldız Doğan.'' dedi ve ben şaşırarak onun yüzüne bakıyordum. Ömer ''Oooo kardeşim hayırlı olsun.'' dedi ve ben gülerek ayağa kalktım ve Kuzey'e sarıldım. Kuzey yüzünü saçlarıma gömdü ve kokumu içine çekti. Herkes bizi alkışlamaya başladı. Sanırım o sırada Selin'in sevgilisi sandığım Seyit'te bizim masaya oturdu. Sonra ben yerime oturdum ve Burçak konuşmaya başladı.
''Ben Burçak kuyucu. 18 yaşındayım ve burcum ikizler. Ömer'in dediği gibi onunla sevgiliyiz. En sevdiğim şey müzik dinlemek ve dizi izlemek. Arkadaşlarıma değer veririm ve onların arkasında dururum.'' dedi ve konuşmaya ben başladım.
''Adım Yıldız Doğan. 18 yaşındayım ve burcum boğa. Aşık olduğum bir çocuk var ve adı Kuzey Sadık. en sevdiğim şey müzik dinleyerek kitap okumak. Arkadaşlarımı kolay kolay hayatımdan çıkarmam, hayatıma giren kişiye kolay kolay unutmam. Hepinizi tanıdığıma memnum oldum. Sen?'' dedim Selin'in sevgilisine bakarak;
''Sanırım herkes birbirine tanıyor ben de tanıtayım o zaman. Ben Seyit Gucin. 18 yaşındayım ve burcum koç. Selin'in sevgilisiyim. En sevdiğim şey Selin, onunda yanında olmak.'' dedi ve konuşmayı bitirdi.
''Bu sekizli olarak grup mu oluştursak ne yapsak?'' diye sordu Burçak. ''Ömer ben hemen oluşturuyorum.'' dedi Ömer ve telefonu cebinden çıkardı. Yaklaşık iki dakika sonra telefonuma bildirim geldi,
''BİZİM SEKİZLİ'' GRUBUNA EKLENDİNİZ!''
Sonra Ömer telefonunun ön kamerasını çıkararak bizim fotoğrafımızı çekti. Sonra telefonuma bir mesaj daha geldi,
''Ömer adlı kişi grubun profil fotoğrafını güncelledi''
Bu arkadaş grubunu sevmiştim. Kuzey'den emin olduğum bir şey vardı o an, Kuzey'in bir hastalığı yoktu. Muhtemelen bana mesaj yazan kişi Kuzey'in telefon numarasını ele geçirip bana mesaj atmıştı. Bu konuyu sonra araştıracaktım çünkü şuan huzurumun kaçmasını istemiyordum.
''Ders zili çaldı, okuldan sonra bir şeyler yapalım mı?'' diye sordu Egemen gözlerini bize çevirerek.
''Olur!''
''Olur!''
''Olur!''
''Olur!''
''Olur!''
''Olur!''
''Olur!'' dedik hep bir ağızdan. Son ders zili de çaldı ve biz sınıftan çıktık. Seyit Selin'in, Egemen Zeynep'in, Ömer Burçak'ın ve Kuzey' de benim elimi tutuyordu.
''Nereye gideceğiz?'' diye sordum ve herkes olduğu yerde durdu. Ömer konuşmaya başladı
''Harbiden he biz nereye gidiyoruz böyle?'' diye sordu, sonra Selin konuşmaya başladı;
''Bugün 'perdenin ardındakilerin' konseri varmış Beylikdüzün'de biletsizmiş oraya gidebiliriz.'' dedi ve herkes olur anlamında başını salladı.
''Benim arabam var okulun otoparkında ben alıp geleyim.'' dedi, Seyit ve yanımızdan ayrılıp otoparka doğru yürüdü. Yaklaşık beş dakika sonra yanımıza arabasıyla geldi. Arabası büyüktü ve hepimiz sığmıştık. Ben cam kenarında oturuyordum ve Kuzey'de benim yanımda. Kafamı Kuzey'in omzuna koydum ve o hiç rahatsız olmadı. Bugün bana herkesin önünde aşık olduğunu söylemişti. Onu çok seviyordum ve onu asla bırakmazdım. Eğer bir gün bırakırsam o da onu korumak için olurdu... Sahnenin önündeydik. Erkekler bize içecek almaya gitmişti. yaklaşık on beş dakika sonra ellerinde kutu kolalardan alıp gelmişlerdi. Perdenin ardındakiler ilk şarkılarını söylemeye başlamışlardı bile. Şarkı sözleri diyordu ki;
''Yağmurlar var kalbim de,
Sakın sakın ıslanma
Kaç kurtar kendini
Sığın başka duvarlara
Kaç kurtar kendini
Sığın başka duvarlara
Kaç kurtar kendini, al git çok uzaklara...''
Gözlerimi Kuzey' çevirdim,o sırada şarkı devam ediyordu,
''Kaç kurtar kendini durma, aldırma o sahte suratlara
Kaç kurtar kendini buradan, yok dostun her biri kurnaz
Yavaş yavaş süzüldü kalbine , kurmuş bak her biri kumpas...''
Şarkı bitti ve sırada ki şarkıyı söylemeye başladılar;
''Senin ellerindeyim
Düşlerindeyim, gülüşlerindeyim
Kaybolan soluk gidişlerin
Canım sevgilim artık ölmeyelim...''
Ömer Burçak'ı, Egemen Zeynep'i, Seyit Selin'i dansa kaldırdı o sırada. Sonra kuzey bana doğru gelip elini uzattı ve sesini duyurmak için bağırarak,
''Benimle dans eder misin, Güzelim?'' diye sordu, ben de ona bağırarak;
''Evet.'' dedim. Sonra kollarını belime koydu, ben de ellerimi onun boynuna doladım. Gözlerim gözlerine, nefesim nefesine değiyordu o an. Gece mavisi gözlerinin içi gülüyordu... Bugün hayatım da geçirdiğim en güzel gündü belki de...
Merhaba arkadaşlar:) nasılsınız?
Bölümü beğendiniz mi:)
Yeni karakterler dahil oldu:)
Bölüm hakkında düşüncelerinizi yorumlarda belirtin:)
Bölümü beğenmeyi ve beni takip etmeyi unutmayın:)
İletişim için;
https://www.instagram.com/svly_3466/
https://www.instagram.com/svly_8389/