Lamina, Kyla’nın tatlı bir domates benzetmesiyle daha da gerildi. Yüzündeki kızarıklık, utancından değil, aslında kendini ele vermiş olmanın yarattığı panikten kaynaklanıyordu. Kyla’nın o kendinden emin, rahat tavrı, Lamina’nın kendi içindeki karmaşayı daha da belirginleştiriyordu. Lamina, ortamın havasını değiştirmek için aceleyle kahvesinden büyük bir yudum aldı, ancak sıcak kahve dilini hafifçe yaktı. Bu küçük kaza, ortamdaki gerginliği daha da absürt bir boyuta taşıdı.
"Sadece..." diye kekeledi Lamina, bardağını masaya bırakırken. "Sadece bu aralar çok yorgunum. Sınavlar, projeler, spor salonu... Hepsi üst üste gelince biraz sersemlemiş olabilirim."
Kyla, gülümsemesini hafifçe solgunlaştırıp arkasına yaslandı. Bakışlarındaki o muzip parıltı, yerini daha sorgulayıcı bir ifadeye bıraktı. "Anlıyorum," dedi Kyla, ses tonu biraz öncekinden daha mesafeli, daha kontrollüydü. "Bazen kendimize çok yükleniyoruz. Belki de bir süre spora ara vermen ya da yoğunluğunu azaltman gerekiyordur."
Lamina, Kyla’nın bu ani mesafeli tavrı karşısında donup kaldı. Kendi hislerini gizlemek için kurduğu yalanın, Kyla tarafından spor bırakma tavsiyesi gibi bir soğuklukla karşılanacağını tahmin etmemişti. Kyla, spor salonundaki o profesyonel eğitmen moduna geri dönmüştü sanki.
"Hayır, hayır, sporu bırakmak istemiyorum," dedi Lamina, sesi beklenmedik bir şekilde yükselerek. "Sadece... sadece biraz yalnız kalıp düşünmeye ihtiyacım var. Seninle ilgili değil."
Kyla, boşluğa bakan bir ifadeyle bardağındaki kahveyi karıştırdı. "Biliyorum," dedi kısa bir sessizliğin ardından. "Ama şunu unutma Lamina, spor salonunda biriyle bir şeyler paylaşıyorsan, o kişi sadece aletleri nasıl kullanacağını öğretmez. Bazen o kişi, senin o görünmez duvarlarının arkasında ne sakladığını da görebilir."
Kyla’nın bu sözleri Lamina’yı tam kalbinden vurdu. Acaba o rüyayı, bakışlarındaki o gizli hayranlığı veya Kyla’ya karşı beslediği o derin ilgiyi fark etmiş miydi? Kyla, elini masanın üzerine koydu ama bu kez bir dokunuş için değil, sadece bir veda sinyali gibiydi.
"Sanırım bu kahve yorgunluğunu gidermek yerine seni daha çok gerdi," dedi Kyla, ayağa kalkarak. "Yarın spor salonuna gelip gelmemek tamamen senin kararın. Ama biraz dinlen, zihnini topla. İyi geceler, Lamina."
Lamina, Kyla'nın kafeden çıkışını izlerken kalbinde tarif edilemez bir boşluk hissetti. Kendi yalanı ve korkusu yüzünden, aralarındaki o potansiyel kıvılcımı kendi elleriyle söndürmüş gibi hissediyordu. Kyla uzaklaşırken Lamina, onun o güçlü ve kararlı duruşunu bir daha bu kadar yakından göremeyeceğinden korkarak kendi kendine fısıldadı: "Neden her şeyi bu kadar mahvettim?"