Lamina, elindeki kupanın sıcaklığına tutunarak derin bir nefes aldı. Zihni, dün geceki olayların mahcubiyetiyle doluydu. Kyla’nın o kendinden emin ve huzurlu hali, Lamina’nın suçluluk duygusunu daha da körüklüyordu. Odanın içinde dönüp duran sessizliği, titrek bir sesle bozdu.
"Kyla, ben... nerede olduğumu biliyorum ama neden burada olduğumu hâlâ tam anlamış değilim. Ben çok özür dilerim," dedi Lamina, bakışlarını kupasının dumanına dikerek. "Dün gece banyoda seninle girmemeliydim. Profesyonel bir eğitmenle sınırları bu kadar aşmak... Gerçekten çok üzgünüm, kontrolümü kaybettim."
Kyla, bu sözler karşısında istifini hiç bozmadı. Elindeki kahveyi yavaşça yatağın yanındaki komodine bıraktı ve Lamina’nın hemen yanına, yatağın köşesine oturdu. Aralarındaki mesafe kapandığında, Kyla'nın varlığı tüm odayı domine ediyordu. Kyla’nın bakışları, Lamina’nın suçlulukla bakan gözlerinde bir süre gezindi.
"Neden özür diliyorsun?" dedi Kyla, sesi sakin ve hatta biraz da alaycı bir tonda. "Sanki seni zorla bir yere hapsetmişim gibi konuşuyorsun."
Kyla, hafifçe Lamina’ya doğru eğildi. "Sonuç olarak, bunu ikimiz de istedik. Dün gece o banyoda kimse kimseyi zorlamadı, değil mi?" Kyla, bu sorunun ardından tekrar kahvesinden bir yudum aldı, sanki sadece hava durumundan bahsediyormuş gibi rahat bir tavır sergiliyordu.
Lamina, Kyla’nın bu kadar sakin ve mantıklı konuşması karşısında ne diyeceğini bilemedi. Kyla devam etti, "Duştan sonra çok yorgundun. Zaten o kadar bitkinin ki, doğrudan kucağımda uyuyakaldın. Seni uyandırmaya kıyamadım. Arabaya bindirdim, buraya kadar getirdim ve seni yatağa ben yatırdım."
Kyla’nın söyledikleri Lamina’nın zihninde bir film şeridi gibi canlandı. Kyla’nın güçlü kollarında taşınmış olmak, onun koruması altında olmak... Bu düşünce Lamina’yı bir yandan utandırırken, diğer yandan garip bir huzurla dolduruyordu.
"Yine de..." diye kekeledi Lamina, gözlerini Kyla'dan kaçırarak. "Bu çok büyük bir karmaşa."
Kyla ayağa kalktı ve pencerenin önüne gidip perdeyi hafifçe araladı, içeriye dolan güneş ışığı odadaki havayı daha da netleştirdi. Arkasını dönüp Lamina’ya baktı. "Karmaşa, sadece zihninde yarattığın bir şey," dedi net bir sesle. "Şimdi, hala çok halsiz görünüyorsun. Seni evine bırakmamı ister misin, yoksa burada, biraz daha kendine gelene kadar kalacak mısın?"