İçeriğe geç

GÜN IŞIĞIM

Bölüm 16 · 2 dk okuma

GÜN IŞIĞIM

Bölüm 16

BİLİNMEZLİĞİN İLK SABAHI

Lamina, göz kapaklarını üzerine ağırlık çökmüş gibi güçlükle araladı. Odanın içine sızan parlak güneş ışıkları, gözlerini kamaştırarak zihnindeki sisin dağılmasına yardımcı oluyordu. İlk hissettiği şey, yatağın alışılagelmişten çok daha geniş ve farklı koktuğuydu; çarşafların dokusu, yastığın sertliği bile yabancıydı.

Zihni bulanıktı. Saat kaçtı? Bugün hangi gündü? Bir anlık panikle elini yastığının altına, sonra yanına attı. Parmakları soğuk telefonu bulunca hafifçe rahatladı. Ekranı aydınlattığında saatin 11:58 olduğunu gördü. Cumartesi... Okul yoktu. Bu düşünce, derin bir nefes almasını sağladı ama hemen ardından o büyük soru zihnine saplandı: Burası neresi?

Lamina yatakta hafifçe doğruldu. Üzerindeki örtü beline kadar kaydı, çıplak omuzları sabahın serin havasıyla buluştu. Etrafına bakındı; oda düzenliydi, modern bir estetiğe sahipti ama kesinlikle onun odası değildi. Dün geceye dair görüntüler zihninde bir flaş gibi çaktı: Spor salonu, buharlı banyo, Kyla’nın parmakları, dudakları, sırılsıklam olmuş bedenleri... Hepsi birer rüya gibiydi ama vücudundaki o tatlı yorgunluk ve kaslarındaki gerginlik, bunların fazlasıyla gerçek olduğunu kanıtlıyordu.

Tam o sırada kapı sessizce açıldı.

Kyla, üzerine geçirdiği bol, gri bir tişört ve altında sportif, kısa bir şortla içeri girdi. Elinde dumanı tüten iki kupa kahve vardı. Spor salonundaki o disiplinli, profesyonel eğitmenin yerini, sabahın bu dingin saatinde oldukça huzurlu ve erişilebilir bir kadın almıştı. Kyla, yatakta doğrulmuş, şaşkın ve mahcup gözlerle ona bakan Lamina’yı görünce yüzünde hafif bir tebessüm belirdi.

"Uyandın mı?" dedi Kyla, sesi sabahın sessizliğinde yumuşak ve pürüzsüz yankılanıyordu. Adımlarını yatağa doğru yöneltirken ekledi: "Yeterince uzun uyudun, sanırım biraz dinlenmeye ihtiyacın vardı."

Kyla yatağın kenarına, Lamina’nın yanına oturdu. Kupalardan birini ona uzatırken, bakışları Lamina’nın dağınık saçlarında ve üzerindeki örtüde gezindi. Lamina, olan biteni kavramaya çalışırken kupayı parmakları titreyerek aldı.

"Ben..." diye başladı Lamina, sesi çatallı çıkmıştı. "Neredeyim? Yani... dün gece..."

Kyla, kupasını dudaklarına götürüp bir yudum aldı ve gözlerini kırpmadan Lamina’ya baktı. "Burası benim evim," dedi sakin bir tonla. "Dün gece duştan sonra o kadar yorgundun ki, seni burada bırakmaktan başka seçeneğim yoktu. Başka bir yere gitmene izin veremezdim."

Lamina, Kyla’nın o kendinden emin ve sahiplenici tavrını görünce yanaklarının yine ısındığını hissetti.

Bölüm sonu

1 yorum