Kabusun kütü olduğunu zannediyorsun
Ama daha kendini sanrıların içinde bulmadın..
Ben balerin olmayı on yaşımdan beri istiyordum
Abim Sürgün edilmişti,babam tarafından bu duruma bende öbür abimde
Çok üzülmüştük.o günden sonra sem abim değerli Elmas peşine düşmüş
Ben ise balerin olmak dans edip etrafımda neşeyle dünmek istemiştim .
Ama olmamıştı babam sem Abimin amacını anlayınca ortadan kayboldu
Onu en son on altı yaşımda gürdüm,onu bulmak için çabalamış ama
Başarısız olmuştum,Abimin yanındayken korkamzdım beni koruyacağını
Bilirdim,gittikten sonra yapayalnız kalmıştım.
Yatakta uzanmış akşamın sağır vaktinde güzlerimi kırmadan
Balerinli kutudaki dünüp ses çıkaran kıza bakıyordum
Benim gibiydi ayağının ucunda durmuş güzel gürüküyordu
Kabarık elbisesi beni eski günlerime gütürüyordu

Karanlıktan kalmaktan hoşlanmadığım için küçük lamba açıktı
Yataktan yavaş hareketlerle çıkıp kapıya doğru yürüdüm
Sanki hiç bitmicek olan açlığım vardı. Bir şeyler yemek için aşağı inip
Annayı bulmalıyım yoksa açlıktan bayılabilirim.
Kapımı sesizce açıp merdivenlere yürüdüm
Karanlık olduğu için tırabzana tutunmuş müzik kutusundaki ses gibi
Mırıldanarak aşağı indim,aşağıya varınca neresinin mutfak ve ya yemek odası
Olduğunu bilmediğim için bir süre üylece durup düşündüm.
En sonda yan yana olan kapılara doğru yürüdüm
Kapı koluna uzanıp açacaken arkamdan birinin "ne yapıyorsun burada"
Dediğini duyduğumda irkildim,Arkama dünüp baktım.
Yok olmuş ruhların efendisi Anton olduğunu gürünce
"Ben yiyecek bir şey için buradayım "Dedim mahcup bir sesle
Bana olan bakışları yumuşatıp yanıma geldi,"Üzgünüm bunu düşünemedik"
Başımı saladım ve kapıyı açtım evet burası mutfaktı.
İçeri adımadığım gibi Anton da benle geldi
"Ne yemek istiyorsan yiyebilirsin ama unutma atmış üç gündür bir şey yemedin"
Ona bakıp güzlerimi kıstım "Aslında atmış beş gün "diye mırıldandım
Dolaba doğru yürüdüğümde arkamdan "Niye atmış beş gün seni açmı bırakıyordum?" Olduğum yere mıhlandım,beni aç bırakmakla yetinmiyordular
Ama bunu tanımadığım birine anlatacakların değildim
Derin bir nefes alıp dolabın kapağını açtım, sorusunu tekrar sormadı.
Dolaptan zebze cıkardım,yemek yapmayı biliyordum bu yüzden işim zor olmıyacaktı,ben zebzeleri doğrarken Anton da sandalye çekip oturdu
İşim bitince zebzeleri bir tencereye katım Ardından mercimek katıp
Zebze çorbası için ateş yaktım,onlar pişerken bir bardak su alıp
Bir sandalyeye çekip oturdum.
"Hiç uyumadınmı?" Gelen sorusuyla ona baktım
Bana bakmıyordu ama odağı bendeydi,siter olduğum için parmaklarımı
Soruyordum,her zaman yaptığım şeydi."Çok mu kütü haldeyim?"
Başını kaldırıp bana baktı,güzleri Gözlerimden ayırmadan
"Gece boyu ışığın açıktı "ben uyusamda ışığı kapatmazdım.
Sesiz kalmamla zihnimden sesler yükseldi
Baba yapma kapatma beni oraya korkuyorum diye bağırıyordu kız
Ama babası ona burada aç susuz kal bana saygısızlık etmemeyi öğren
Diyip meşaleleri kapatıp gitmişti,orada karanlıkta titreyerek oturup
Gözlerinden akan yaşlarla kalakalmıştı kız
Hayır diye fısıldadım bırakma yapma diye yalvardı canavara
Elime dokunan ele korkup geriye gitim,gürüş acıma Anton girince
Bunun bir kabus ve ya ona benzer bir şey olduğunu anladım.
Elini çekip "iyimisin?"diye sordu gülümsemek için kendimi
Zorlayıp "İyim"diye kısaca cevap verdim,gerisini bir hava vardı,
"Beni hayata tutmak için neden sanrı güsterdin? beni buraya getirince işer
Yoluna gireceğinimi sandın? Ben buraya ait olmak iştemiyorum"
Ağzımdan bunlar dökülünce kaşları çatıldı
Sensizlik bizi içine çekince "inatçı bir ruhun vardı,burayada intikam için
Var olacaksın sanam yok artık samira var "Kaşlarını yukarıya kaldırıp
Anlayıp anlamadığımı soracağına bekledi,tabi anlamıştım
Aptal değildim .
"Tamam burada mı yaşayacam?"
Aslında yaşamak için iyi bir yere Benziyordu
"Burada seni eğitecem intikam için hazır olduğunda seni
Dıyarına günderecem yanlız değil bizde olacaz sonra buraya dünücez
Bunların karşılığında sende bedel ödeyeceksin" ne ödeyecektim
Bedel dediği ne oluyordu bu adam benle oyunmu oynuyordu
"Ne bedeli " sesim istemsizce buz gibi çıkmıştı
Ayağıya kalkıp camın yanına giti,boydan boya cam vardı ve arka bahçeye
Bakıyordu.benim soruma cevap vermeden öylece dikiliyordu
Bende kalkıp yanına gidip
"Ne bedeli " diye sordum inatçı biri olduğum Doğruydu
Güzleri pusulandı "zamanı gelince anlayacaksın "
"Şimdi kendine iyi bak ve yaralanma " Dedikten sonra arkasına dünmüş
Kapıdan çıkmıştı,öfkelener elimle tam cama vuracaken son anda durdum.
Zaten yeterince zayıf düşmüşken dahasına katlanamazdım
Dolaptan bir kaç yiyecek daha çıkarıp yemeğim olunca
Masaya bırakıp yemeye başladım,doyunca iyi hisetmiştim ve uykum vardı.
Mutfaktaki işimi bitirip çıktığımda gün doğuyordu
Neyse sonra yatarım<_> gidip salona bakındım,kimseyi bulamayınca
Gidip kapının yanında durdum, dışarıya çıkarsam ne olurdu ki
Botlarım zaten topuklu olduğu için canım acımıştı
Çıkarmadım hata bunlar benim değildi ödünçtü.uzanıp kahve bir mont
Giydim,Kapıyı açacağım esnada biri öbür taraftan açtı
Çekilip kapının tam açılmasını bekledim
Gelen bir kadındı kırklı yaşların sonunda gürünüyordu,saçları gri ama uzundu
Güzel gürünüyordu dudaklarında gülümseme vardı.
"Ah kızım hava soğuk dışarı çıkma "
Güzlerimi kırpıp kadına baktım,beni tanımamasına rağmen kızım demiş
Beni düşünmüştü birazcık şaşırmıştım.
Bende Gülümseyip "hanımefendi hava alacaktım ben "
Başını eğip "Bana hazel abla diyebikirsin kızım şimdi çıkma dışarıya"
Onu dinlemekten başka çarem kalmayınca yeniliğiyle başımı salayıp
Kapıyı kaptım üzerimdeki montu çıkarıp içeriye girdik.
"Sen kimlerlesin kızım" kimlerden olabilirim bende bilmiyorum
"Ben sanam " Dedim sonra hemen"yani samira burada kalacağım bir müddet"
Beraber mutfağa yürürken Anton önümüze çıktı,"Hoş geldin hazel hatun"
Dedi saygıyla "samira benim kız arkadaşım bir süre burada kalacak "
Bana bakarak süylemişti, ne yani şimdi onun kız arkadaşımı olmuştum
Sevgili demediki arkadaş dedi evet
Kolunu belime bırakıp beni kendine yakınlaştırdı,ona şaşkınlıkla baktığımda
Gülümsediğini gürdüm, hazel abla mutfağa girdi ama gitmeden önce
Bize manidar bir bakış atmıştı.
Ona dünüp kolunu itim zaten hemen çekmişti
"Bana iznim olmadan dokunma kadına niye yalan söyledin?"
Kendini geri çekip "Herkes öyle bilmeli ruhunu ve bedenini ayrı yerlerde
Aramayayım, senin güvenliğin için " güzlerimi kısıp ona baktım,
Yalan süylemiyordu beni koruyordu
Başımı dikleştirip onun yanından geçip gitim,benden bir şeyler saklıyordu
Zaten tanımıyordum onları niye güveneyim? Merdivenlere çıkıp yukarıya
Gitim .
Gün doğmuştu ama güneş yoktu geldiğimden beri hiç güneş açtığını
Görmemiştim,odamın kapısına varınca içeriden müzik sesi geldiğini duydum
Kapıyı açıp bakınca şarkı sesinin yok olduğunu fark etim,balerinli
Müzik kutusuna baktım açık değildi.
Ona doğru yürüyüp kapağını kapatım,sonuçta bunu ben bulmuştum
Artık benimdi ona bağlandığımı his etim,balerin olduğu içindi
Odadan çıkarken Aynaya güzüm takıldı.
Saçlarım dağınık güzlerim yorgundu saçlarımı ellerimle tarayıp
Odadan çıktım,merdivenlerin başına varınca Annanın da bana yetiştiğini
Gürmek beni sevindirmişti.
"İyi sabahlar uyudunmu rahat?"
Güzleri kaçırıp merdivenleri inmeye başladım,"pek sayılmaz"
"Ne oldu iyi misin?"Başımı saladım "Sorun yok"
"Hazel ablayla tanıştım "konuyu değiştirdiğimi fark etmeden sorun etmedi
"Sevdinmi kesin seni sevmiştir " "Evet cana yakın"
Merdivenlerin sonuna geldiğimizde mutfağın yolunu tutuk
Girince Anton hazel abla edgar oturduğunu gürdüm,bizde geçip oturduk
Aç değildim ama onlara katıldım,Kahvaltı bitince salona geçtik.
Oturmuş kızılcık şerbeti içiyorduk Aslında tadını beğenmediğim
İçin içmiyordum,hava kararmaya başladı gün yeni başlamıştı ama her
Yer karanlıkla kalmıştı,bir anda şimşekler çakınca Yerimden sıçradım.
Anton ve edgar ayağıya kalkınca bir şey olduğunu hisetim
"Sakin olun lanetli günlerden bir tanesi" Korkuyla güzlerim büyüdü
"Lanetlimi?"Dediğim gibi hava dahada karardı meşaleler ve lambalar
Da kapanınca korkuyla çığlık atım.
Kimseyi gürememenin verdiği korkuyla yerimde kaldım
Burada ne olduğunu bilmiyordum tek bildiğim karanlıktı.
Biri bana yaklaştı ve bir şimşek çaktı yüzünü saniyelik olarak gürdüm
Bu babam olacak adamdı!"hayır" Diyip geri gitim.arkamdan biriyle çarptım
Arkamı dününce Anton olduğunu gürdüm, kriz atağım tetiklendi
Nefeslerimi zor alıyordum,babam olacak canavar elinde bir pıçakla
Bana doğru gelip Saçımı tutu
"Bırak yapma ne olur yapama"çığlığım her yere yankılandı
Gözlerimden yaşlar boşalıyor nefes darlığı Yaşadığım için Boğazımı tutmuştum.
Canavar bıçağı boğazıma dayadı, korkuyla Etrafıma bakınca Anton Anna
Edgar beni izlediğini ve dudaklarında gülümseme olduğunu gürdüm.
"Yardım edin yapmayın bırak beni "boğazım yırtılarcasına bağırıyor
Çırpınıyorum ama boştu Bıçak tutan eline tırnaklarımı geçirdim.elerimin
Arasında Kan doluştu canavarın kanı bana bulaşmıştı,
"B bu Olamaz yapmadım hayır hayır" diye bağırdım
Yerde oturmuş birinin kolarının arasındaydım onun Anton olduğunu ve
Birinin bana ışık tuttuğunu gürdüm,tam tekrar bağıracaken o gücü
Bulamadım.
"Sakin ol bir sanrıydı geçti "bunları diyen Antondu onun kolarının arasındaydım
Başımı tutmuş beni kendime getirmeye çalışıyordu
"Samira bak korkma gerçek değil hiç biri sanrı "Annaya baktım
Güzleri dolmuş bana bir şeyler diyordu
Edgar bana ışık tutmuş endişeyle bakıyordu
Etrafıma baktım Babam olacak canavar yoktu karanlık değildi,
"Sakinleş gecedeki güz yaşı krız geçireceksin "Antona dündüm
Benim için korkmuş gürünüyordu
Başımı saladım nefes alıp vermeye çalıştım, öksürüp nefeslerimi
Düzene soktum.
Güzlerimin özerine Gelen Saçımı çekip "sanrıydı sadece sanrı "
Bana bunu inandırmak ister gibi bakıyordu
Güzlerimdeki yaşlar durmadığını fark etim.burnumu çekip
"Ama korkutuyor sanrılar " Anna başını saladı,Yanıma çökmüş
Elerimi tutmuştu elerime bakınca tırnaklarımı geçirdiğim için kan akıyordu
Kendimi toparlayıp ayağıya kalkmaya çalıştım ama sadece oturur bozisyana
Geldim."karanlık olmasın" Bunu yalvarır gibi süylemiştim
Anton sert bir nefes verip başını saladı,Edgar ışığı bana dahada yaklaştırdı.
Anna yanımdan kalkıp gidince elerim boşluğa düştü
Ama elinde bir bezle gelmişti yanıma oturup elerimi silmeye başladı,
"Acıyormu "dolan güzlerini kontrol etmeye çalışıyordu
"Acımıyor bunları nasıl yaptım bilmiyorum "
"Bilemesin bir bakmışsın olmuş " sanki yaşamış gibi konuşuyordu
Anton beni Kolumdan tutup Kaldırdı ve Koltuğa oturtu
Şimşekler çakıyor her yer karanlıktı, sadece Edgarın aydınlatığı bir beyaz
Işıklı top vardı.güzlerimdeki yaşların durmadığını fark eden Anna
Parmaklarını uzatıp yaşlarımın üzerine kapatıp bir şeyler mırıldandı.
Yaşlar azalıp biti güzlerimi kırpıp ona baktım
Omuzlarını indirip kaldırdı,elerime baktım kanaması azlmıştı
Acısı başlayınca dişimi sıktım.
Antonda güzlerini kırpmadan elerime baktı sonrada acım kayıp oldu
Bu şaşırmadım sağlamıştı, geçirdiğim sanrılardan dolayı konuşmak istemiyordum .
Bir şimşek daha çakınca Pencereye baktım
Karanlık olduğunda daha sanrı gürüyordum çünkü karanlık beni korkutuyordu
Annaya dündüm "senin neden güzlerin doldu ?"Biraz daha duygusal davranmıştı
Güzlerini kaçırıp "Ben panik oldum "dedi ama ben panikten olduğunu düşünmüyordum,"karanlıktan neden korkuyorsun ne yaşadın samira?"
Edgarın sorusuyla ona dündüm,"ben karanlıktan korkmuyorum sanrı gürdüm
Sadece birde hava bir anda değişince oldu " kendimi mi onlarımı
Kandırıyorum bilmiyorum.
Anna elimi acıtmadan tutup "baba diye bağırıyordun "dedi
Evet bağırmış çığlık atmıştım,"beb konuşmak istemiyorum " Diyip kalkacaken
Dengemi sağlayamadım,düşmeden Kolumdan tutan Anton bana anlayışlı
Bakış atı.
Tamam odaya kadar götürebilir
Beraber merdivenleri tırmanırken "başına gelen az olayları biliyorum "
Diye fısıldadı sanki canını sıkmıştı,"bu yüzden sanrı güsterebildim"
Aman tanrım babam olacak canavar özerindenmi göstermişti
Tekrar yürümeye başlayınca odaya varmakiçin adımlarımı hızlandırdım
Odaya girince kolumu bıraktı,sıcaklığı benden uzaklaşınca afaladım
Ona alışmıştım.
"İyi uyu gecedeki güz yaşı "
Ona ters bir bakış atıp "hayla karanlık bu gün ne zaman düzelir? "
"Bir kaç güne "diye cevabladıktan sonra giti. Ardından kapıyıda kapatmayı
İhmal etmemişti,dolaba doğru gidip giyecek bir şeyler aradım.
Bulduğum deri şort ve bir kısa bir kolu üstü
Alıp giydim, yatağımın yanına gelince balerinli müzik kutusu ışık saçıyordu
Bu güzel şey ışık açabiliyormuydu?
Uzanıp balerinli Müzik kutusunu izleyerek uykunun kollarına bıraktım..
İlahi bakış açısı
Yok olmuş ruhların efendisi Anton samirayı odasına bırakıp
Merdivenlerden aşağıya indi. Samira kütü bir hayat yaşamış gibiydi,
Oda öyle
Her şeyin bir bedeli var...
Alt kata varınca kardeşi Anna ve arkadaşı Edgar konuşuyordu
Yanlarına gidip "iyi misin kardeşim?" Diyerek yanına oturdu
Kardeşini güzleri dolmus bir halde gürünce Kaşlarını çatıp Dişlerini sıktı
Anna abisine sarıldı abiside ona kolarını doladı
"Ben samiranın neyle savaştığını biliyorum "
Anton kollarındaki kızın saçını pkşadı,Edgar onları sesizce izliyordu
GEÇMİŞ
Yok olmuş ruhların efendisi hektor eşi tolans ve oğlu Anton kızı Anna ile
Sıcak bir aileydi. Ama rakibi aldanmış ruhlar efendisi onlara kin besliyor
Canlarını acıdatac bir şey arıyordu
Düşman hektorun kızı Annayı tutsak etiler
Hektor savaş ilan edip birbirine düşman kesildiler,
İş böyle olunca Annayı bırakmak yerine öldürdüler...
Boynundan öldürdüler, kız daha on dokuz yaşındaydı
Babası hektor bunu kendi suçu olduğunu düşünüp efendiliği
Oğluna bırakıp,kendini kızı için feda edip kızını geri yaşatabildi.
Anton kardeşini kurtarmak için babasını kaybeti.
Annesi anton yok oluş ve var oluş ile uğraşırken
Kendi intikamını kendisi almak istedi, gidip düşmanı tam boynundan hançerleyip yok eti ama bedel olarak onunda yok edildi...
Anton kimsesizlik içinde tek umut kardeşini kurtarmaya çalışıyordu
Kardeşini kurtarırken sadece sanrı ile hayata kalmaya çaba gösteriyordu
Anton kardeşine sanrı gösterirken bir yandan babasının verdiği
Efendiliği bir yandan annesinin acısına alışmaya çalışıyordu
O an hayatına sarmaşık girdi, güzel akılı ve sevecen olan kız
Antonu kendine bağlayıp sevdirdi.
Ama Anton onun yok olan aldanmış ruhların efendisinin kayıp kardeşi
Olduğunu ve onun için geldiğini bilmiyordu
Anna tekrar var olunca Anton dahada sarmaşığı yakın eti kendine
Asıl yılanı koynumuzda beslemişiz...
Sarmağın abisinin yancıları sarmasığı öldürmek istediler
Antonun canını yakmak için ve yaptılar öldürdüler sarmaşığı
Acıtılar Antonun canını...