Ayazda kalmış ruhlar güneş bile kurtaramaz
İnanmış bir kalbi ihanet bile bitiremez...
Samiranın bakış açısı
Donuyordum soğuk hava her yanımı sarmış
Haraket edecek fırsat bırakmamıştı,genzime dolan acı
Beni boğmak üzereyken başımı kaldırıp öksürdüm,öksürüklerimin arasında
Kan damlaları da düşmüştü beyaz kara
Dur kar'mı karda uyanmıştım hemde bir pantolun ve bir kumaş östle
Nasıl buraya gelmiştim,ve burası neresiydi Etrafıma bakındım ama burayı
Tanımıyor ve ilk defa gürüyordum,ormanın derinliklerinde karla kaplı
Arazide ağaçlar dışında hiç bir şey yoktu
Etrafıma Dehşet içinde baktım ama yok buradan çıkılması zordu
Giydiklerim de beni daha vazla hayata tutamazdı,dudaklarımdaki kanı silip
Ayağıya kalktım.
Bir iki adım atınca ayağım bir şeye takıldı
Başımı eğip baktığımda bir müzik kutusu olduğunu gürdüm
Eğilip aldım, açtığımda balerin bir kızın olduğunu ve üzerinde kana benzer
Lekeler olduğunu gürdüm,yanındaki kolu çevirdiğimde müzik sesi geldi.
Müzik güzel bir tınısı olan melodiydi ve bu bana tebessüm vermişti
Kutuyu kapatıp elime aldım soran olursa verirdim kimsenin değilse
Kendime alırdım,yürüdüğüm esnada ayağımda botlarım olmadığını
Onu yerine yaşın ayak olduğumu gürünce bıkın bir nefes verdim.
Öşüyordum ama ayaklarımı fazla his etmiyordum
En son nereye gittiğimi ve ne olduğunu hatırlamaya çalıştım.
Aklımı zorlayınca ormanda ki gürümtüm güzlerimin önüne geldi
Babam olacak pisliğin beni adamlara verdiğini onların beni götürdüğünü
Sonrasında da onlardan kaçtığımı ve Köşeye sıkışınca kendimi hançerle
Öldürdüğümü...
Elerkitir çarmış gibi titredim ve kendime baktım hayattayım
Yani sanırım cenetin böyle bir yer olduğunu duymamıştım,
Ölmemiş ama başka yerdeydim belki biri beni bulup buraya getirmiş
Ardından işeştirmişti
Kazağımı açıp yarama baktım kalbimin yukarısında bir yara izi vardı
Kazağımı bırakıp Etrafıma baktım kimse yoktu
Beni nasıl iyileşirsin ki ben kendime acımadan saplamıştım.
Ve bilincimi kaybedip Öldürdüğümü gürmüş yaşamış anlamıştım
Acı içinde kıvranışımı hatırladım evet kesinlikle son nefesimde yalnızdım.
Ama son nefesimi verirken zihnimin içinden birinin
Samira dediğini hisetmiştim belki acıdan Dolayı zanetmiştim bilemiyordum
Yara izi vardı,ama yara iyileşmiş gibiydi kaç gün oldu acaba
Etrafıma bakıp yürüdüm Ağaçların arasına bakınsamda bir kişi güremedim
Bir süre yürüdüm elimde kutuyla bu elbiselerle biliyorum şu ana
Kadar donup ölmeliydim ama hayla donmamıştım ama çok üşüyordum.
Ağaçların arasından ses gelince oraya doğru bakındım
Küçük bir tüylü hayvandı,bana yaklaştı sevimli ama tuhaf gürünüyordu
Bir kulaklı tavşnadı tüyleri ise gri ve beyaz karışımıydı.
Beraber ormanda gezerken benden uzaklaştı
"Tatlı şey buraya gel "seslensemde gelmedi ona doğru gideceğim
Esnada bir kaplan çıkıp onu saniyeler arsında yutu Dehşet içinde bakıp
Arkaya adımlar atım,beni yiyecekmiş gibi bakmıyordu ama korkuyorum
Yanıma ağır adımlarla gelip Elimdeki kutuya baktı
Elimdeki Kutuyu saklamaya çalışsamda işe yaramadı,
Etrafımdan yürüyüp Ağaçların arasından geçti bende onunla beraber adımlıyordum, istemsizce adım atıyor onu takip ediyordum
Kendime engel olmaya çalışsamda olamıyordum bedenim yönetiliyor gibiydi.
"Hey nereye gidiyoruz ve sen bana ne yaptın"
Diye haykırdım bana dünüp bakmadı o uyuz hayvan beni çıldırtacaktı.
Ormandan çıktık bu hayvan beni kurtarmıştı
Buna sevindiğim için adımlarımı hızlandırdım,Etrafıma bakınca
Kulübeler hanlar olduğunu gürdüm.
Onun peşinden ayrılmak istesemde ayrılamıyorum
Ayaklarım benden bağımsız çalışıyordu sert bir nefes bırakıp devam
Etim,biraz daha yürüdükten sonra bir küşkün bahçe kapısında durduk
Güzlerimi kırpıştırıp baktım,biraz örkütücü gürünüyordu

Kapılar açıldı korku dolu gözlerle bakarken bir adamın açtığını gürdüm
Nefes verip rahatlamaya çalıştım ama zor Olacaktı,adam muhafız başıyla
İçeriyi işert eti gitmek istemesemde buraya kadar gelmiştim artık.
İçeriye adımlardım at arabası mı vardı, artık bir şeye şaşırmıyacaktım.
Köşkün kapısında bekleyen bir adam gürdüm
Sıyahlarla kapalıydı,kaplanda onun yanına giti kaplanın kafasını sevdi
Bana bakarak,Derin bir yutkunuştan sonra bir adım arkaya atım
Onların yanına gitmek istemediğimi fark etim.
Adamın güzleri bana kilitlenmiş olduğu için beni tanıdığını
Yada benim hatırlamadığım biri olduğunu sandım ama hayır bu adamı
İlk defa burada gürüyordum, "korkma buraya gel samira "
Güzlerim büyüdü samira demişti samira ismini ikinci defadır duyuyordum
Olduğum yerden dikleşip Boğazımı temizleyip onlara doğru yürüdüm.
Adam ve kaplanla armada iki adımlık mesafa kalınca durdum
Adamı inceledim,sıyah güzleri sıyah saçlarıyla karanlık hava katıyordu
Boyu benden uzun olduğu için kafamı kaldırmıştım,güzel bir gülümseme
Takınmıştı,saçları hafif dalgalı ve güzlerinin önüne düşmüştü,
Onu büyle anlatabilirim fazla incelemeden kaçınıyordum.
Ben onu incelerken o beni ezelden tanıyormuş gibi sadece
Güzlerime odaklanmıştı, bir şey demediğini fark Edince ben devreye girdim.
"Benim adım sanam zalet ben buraya nasıl geldim ve siz beni tanıyormusunuz "
"Adının anlamı ne?" Şaşırsamda cevap verdim
"Tapılacak güzelikteki kadın "
"Artık adı samira anlamı gecedeki güz yaşı "
Kaşlarımı çatıp "bu Adı sık duymaya başladım "
Başını salayıp "çünkü bu diyardan adın samira"
Bu dıyarmı ben hangi dıyardaydım? Kar yağıyordu benim öldüğüm yani yaralandığım zamanda son bahardı,şu anda karar yağıyordu
"Ben hangi dıyardayım "
"Sen ahzap dıyarındasın ve buraya ben getirdim"
Ne ahzap dıyarımı ben burada olmamalıydım
Ahzap diyarı kehanet,lanet ,büyü ve güçle bilinirdi,bende buraya düşmüştüm
Eliyle köşkün kapısını gösterip "içeride konuşalım hava soğuk "
Evet soğuktu üstümdekiler de yardımcı olmuyordular.
Tedirginlik içinde başımı saladım sorularımın cevabını
Aldıktan sonra buradan gitmeliydim,ama nereye bunu bilmiyordum.
Adımlarım onun adamlarını takip eti ve kaplanda arkamızdan geliyordu
Hata tam arkamdaydı ve beni sinirlendiriyordu
İçerisi atmosfer olarak dışarısı ile aynıydı, yukarıya giden merdivenler
Gidip merdivenlere çıktı.
Onu takip etiğimde bir odaya girdi,onu tanımıyor ve güvenmiyordum
Benim odaya girmediğimi gürünce "girebilirsin korkma samir "
Çenemi yukarıya kaldırıp "senden korkmuyorum ne için giricem odaya ?"
Dudakları kıvrıldı başını salayıp "gir anna'yı çağırıcam sana uygun kıyafet versin"
Anna kimdi bilmiyordum ama bana elbise vermesi iyi olurdu
İçeri girdiğimde odanın fazlaca büyük olduğunu fark etim
"Bu oda senin " ona bakıp kaşlarımı çatım "burada kalmıyacam"
Yanıma yaklaşıp güzlerini güzlerime kenetledi,siyahın en koyu rengiydi
Ve adeta ben tehlikeliyim diyordu
"Sen bilirsin ormana geri dün ve kurtlar seni yesin "
Tamam burada biraz kalabilirdim,bir şey diyemeden bir kız odaya girdi
Yüzümü ona çevirdim, ikisininde bir birine benzediğini gürünce kardeş
Olabilecekleri düşündüm.adam bana son bir bakış atıp çıktı odadan.
Kız yanıma geldi elerimi tutu ben ona afalamış gözlerle bakarken
"Canın acıyormu "diye sordu güzlerimi kırpıştırıp "şimdilik hayır"
Gülümseyişi büyüdü "samira sana giyecek bir şey veriyim"
Samiramı Ah bunu herkes biliyormuş sanırım beni duyarlarsa
Efendi olmam için getirmiştiler .
Dolaba doğru giti arkasına dünmeden"banyo yapmak istersin mi?"
Şu anda hiç istemiyordum "Hayır " Dolaptan çıkardığı kıyafetleri
Yanıma bırakıp güz kırptı sonrada çıktı,tamam sanırım ben aptal bir
Kuş gibi gürünüyordum sıcak kanlı Ve hoş gürülü kişilerin yanına
Sadece şaşkınlıkla izliyorum.
Kapıya gidip kilitledim,Elbiseleri giymeye başladım
Boğazlı kazak korse kahve tülü etek girdikten sonra botlara baktım
Topuklu botlar giymeyi sevmezdim,uzanıp onlarıda giydim
Saçımı biraz Düzeltip açık bıraktım yanımda toka yoktu
Odadan çıkınca merdivenlere gidip aşağıya indim
Büyük bir holde koltuklar masa gibi şeyler vardı,bende oraya doğru yürüdüm
İçeriye girince bakışların bana döndüğünü fark etim,kız gülümsemeyle
Bana bakıyordu adam ise umursamazdı,yeni bir adam daha gelmişti
Başımı dikleştirip içeriye adımladım
Bir Koltuğa oturup onlara baktım,"merhaba samira iyi gürdüm seni
Edgar ben Tanıştığıma sevindim " Bana gülümseyen adama bakıp gülümsedim
"Benim adım sanam bana samira demeseniz olur"
Başını saladı diyerek adama baktım bana güzlerini kısmış bakıyordu
Omuzlarımı kaldırıp indirdim,kabul etmeyecektim bana taktıkları ismi
"Adım Anton Nilvo " sonrada elini kıza çevirdi "kardeşim Anna sehra "
"Tanıştığıma şaşırdım" Dediğimde Annanı kahkaha sesi yankılandı
Utancımdan yerin dibine girecektim, doğruyu süylemiştim şaşırmıştım.
"Sana anlatmamız gereken şeyler var sonra şaşırırsın"
Dedi Anton Boğazımı temizleyip odağımı anlatacakların verdim.
"Samira sen kendini hançerlediğin an öldün "
Dedikleri beni Burnuna uğratığı için nefesim boğazımda kaldı,öksürük krizine
Girince Anna bana bir bardak su getirdi, sudan bir yudum alıp söylemesi
İçin ona baktım,güzlerini kapatıp açtıktan sonra devam eti
"Öldün bedenine ve ruhun ayrıldı,seni kehanetle hayata tutum
Bu oldukça tehlikeli ve zor oldu yok olmuş ruhların efendisi olduğum için
Büyle bir şey mümkün,bedenin hayata tutundu onu iyleştirebildim.
Ama ruhunu yaşatmak kolay olmadı,ruhun yok olmaması için sana
Atmış üç gün seni sanrılarla var etim...
Söyledikleri beynimi yok etmiş gibiydi
Gerçek duyup duymadığımı anlamak için Anna ve Edgara baktım ama
Onlarda bana üzgün gözlerle bakıyordu nefeslerim sıkılatığını gürünce
Anna Yanıma oturup elimi tutu ve destek verercesine sıktı.
"Sanrılar ile atmış üç gün yok olmadan durdun
Sonrasında sanrılarla olan savaşı sen kazandın,ruhun ve bedenin birleştiğinde
Ahzap dıyarına geldin,seni buraya getirmemin nedeni yok olmuş ruhunu
Bulman ve ruhunu yok eden kişilerden intikamını alman,sana yardım edecez.
Anlattıkları canımı deştiği için güzlerim dolmuştu
"Ben ölümüyüm yok muyum" diye sitem etim,Anton güzlerimin içine
Öyle baktıki sanki yok olmayacağıma inandım.
"Samira gecedeki güz yaşı sen ölmedin Ahzap dıyarında ölmek yok
Yok oluruz bedenimiz de yok olur ruhumuzda,sen kendi dünyanda yok oldun
Burada varsın tamamen yok olmadın.
Söyledikleri beni az da olsa rahatlatı ama gerçekten de kendi hayatımda
Ölmüştüm yani herkes benim Öldüğümü sanıyordu
Güz yaşlarım birbirinin ardından akarken konuşamıyordum
"Bir şey süyle samira iyi misin? " Başımı saladım ayağıya kalkmaya çalıştım
Bir adım atınca Dengemi sağlayamadığım için tükezliyip düşeceken
Bir kol beni belimden yakaladı,başımı kaldırıp ıslak güzlerimle beni tutan
Kişiye baktım.
Anton bir eliyle belimi sarmış öbür eliylede kolumu tutmuş bana sesleniyordu
Ama samira değil gecedeki güz yaşı diye
Dengemi sağladığım an beni hemen bıraktı
Güzlerimi kırpıştırıp baktım,sanki Bana değilde elektriğe dokunmuştu
Anna beni omuzlarımdan tutup merdivenlere doğru götürdü
Merdivenlerden güzden kayıp olmama az kalmışken dünüp
Antona baktım,bana değil edgara bakıyor bir şeyler söylüyordu
Başımı çevirip merdivenleri bitirdik Koridorda yürürken ses etmiyorduk
Gelen tek ses topuklularımın ve kesik nefeslerimin sesiydi,
"Sanrılar seni rahat bırakmayacak samira ben bunu bilirim"
Ona baktım güzleri dolmuştu niye dolduğunu bilmesem de benle alakalı
Olduğunu düşünmüştüm.
Bana verilen odaya girince direkt yatağa doğru gitim ve uzandım
Cenin pozisyonunda olduğum için güz yaşlarım yastığa düşüyordu
Ben kandi hayatımdan Ölmüştüm
Tanımadığım bir adam yok olmuş ruhların efendisi beni kendi diyarında
Hayata olmam için bana atmış üç gün sanrı ile yaşatmıştı,intikam almak
İçin onlarla birlik olmamı istemişti,ben atmış üç gün yok olmak ve yaşamak
Arasında kalmıştım.
Artık burada kalacak onlarla birlik olacağtım
Bunları hepsini baba denen yaratık yüzünden yaşamıştım
Anne denilen yaratıkta yaşadıklarıma güz yumuştu
Tanımadığım adamlar tarafından kapana kısılmış kendimi intihar
Etmiştim.
Ormanda ilk uyandığımda Ayağıma takılan balerin müzik kutusu
Yanımdaki sehpanın üzerindeydi,ona bakarak düşüncelerin beni ele geçirmesine izin verdim.
Bu yaşadıklarım bir kabus olmalıydı
Yada gerçek bir sanrı ama ben o sanrılarda bile hayata kalmak için
Savaşacak intikam alacaktım,peki ya sonra mutlu olacakmıydım?.
Ben mutluluk istemiyordum
Ben adalaet değil intikam istiyordum
İçimde bir ses sanam değilsin artık
Samira olmanın hakını ver diye bağırıyordu ve bu içimdeki ses vahşi bir kurta
Benziyordu ama ben Masum bir kuzuydum
Ama artık kurt bendim, parçalara ayranda ben olacaktım.
Av değil avcı olacak geceden güz yaşı akıtacaktım...
