İçeriğe geç

GÜMÜŞ SARMAŞIK

Bölüm 5 · 11 dk okuma

GÜMÜŞ SARMAŞIK

Bölüm 5

5.Bölüm buzlu kalp

Kalp buz tutmaz,yürek ise taşlaşmaz

Sadece çare aramayı bırakmış ve ya öyle sanılmış.

Sem abime sormuştum "bir insan kütü olarak mı doğar?"

Bena acı içinde bakmış "hayır sanam kütü olmak zorunda kalır "

Güzlerim dolmuştu "peki baba ve anne denilen kütü kişiler neden kütü?

Onlar kütü olmak zorundamı kaldılar?" Nefesini dışarıya bırakamadı.

Bir süre sustu sonra "belki biz kütü olmayalım diye onlar öyleler "

Buna inanmıştım aptal sevgilerini istemiştim

Ama bunun bir hata olduğunu babam olacak canavar benim parmağımı

Kırmış beni uç gün boyunca karanlık zindanda aç susuz bıraktığında

Anlamıştım...

O gün benim on yedi yaşınına girdiğim gündü bunu hiç unutamadım.

Annem olacak kişi ise bana keşke hiç birinizi hayata getirmeseydim,

Sizin yerine eski kocamın çocuklarına baksam daha az rezil hisetirirdi..

Demişti bu sözler aklımın köşesine sinmiş hiç gitmiyordu

Her anne sevgi vermezdi,her baba koruyup kolamazdı...

Gözlerimden düşen yaşla geçmişten sıyrıldım

Bu gün lanetli günler bitmişti tam altı gündür o lanet günlerle yaşıyordum

Yok olmuş ruhların efendisi Anton ve yardımcısı Edgar küşkte fazla

Kalamıyordu bir yerlere gidiyor, konularla ilgileniyordular.

Ben ve Anna küşkte beraber zaman geçiriyorduk iyi anlaşıyorduk

Yirmi altı yaşında olduğu için hiç sahip olamadığım ablam ve dostum gibiydi.

Çalışan olan hezal abla ile mutfakta zaman geçiriyorduk,bu o zamanlardan

Bir tanesiydi.

"Ahhh parmağımı kestim bu lanet et yüzünden !"

Anna sinirle sitem ederken bende zebzeleri yıkıyordum, hazel abla

Annaya yaklaşıp "Ah kızım yapamıyorsan bırak " sesi üzgün çıkan kadın

Annaya bakıyordu,"yardım ediyorum hazel anne " Diyip gülümsedi.

Hazel ablaya anne diyordu çünkü küçüklükten beri onların yanında

Dadılık yapmış çalışmıştı.

Bir birlerine derin bir bağ ile bağlıydılar bu benim içimi ısırıyordu

Etleri kesmesi bitince rahat bir nefes bıraktı."ben zebzeleri kesmek için

Tahtaya ihtiyacım var " onlara bakınca bana ters bakıyordular.

Hadi ama ne demiştim ki ben

"Kızım tahtada kesmek kolay tahtasız yapsan daha iyi "

Tamam deneyebilirim sanırım,elerimdeki havucu soyarken hazel ablada

Tencereye etleri atıp karıştırdı,ben et yemekleri sevmezdim ama söylememiştim

Onlara zaten onlarla beraber Yaşadığım için burada üstünlük kuramazdım.

İşler bitince sandalyede unutmuş menengiç kahvesi içiyorduk

Kahve seven biri değildim ama tadını beğenmiştim,"fal bakmayı biliyordusun? "

Annanın sorusu beni şaşırtmıştı ben falcı değildim,"hayır hiç bakmadım"

Oflayıp hazel ablaya dündü "bakarmısın lütfen "Diyip kirpiklerini kırpıştırdı.

"Bakmam en son baktığımda beğenmedin "Anna güzlerini büyütüp

"Beğendim ama bir gizemli adam çıkıp beni kaçıracak tarafını beğenmedim,

Beni küşküne efendi yaptığı yeri daha beğendim" Dedikten sonra

Kıkırdadı, bu kız hayaler kurmayı seviyordu

Güzlerini bıkkınlık devirip kahvesini yudumladı hazal abla

Ben falan gibi şeylere inanmazdım bu yüzden bakmayıda bilmiyordum.

Kahveleri bitirip sohbete daldık,eski hayatımda hiç sohbet eden

Gülüp etrafa neşe saçan biri değildim ama buraya geldiğimden beri

Sohbet ediyor dertleşiyoruz arkadaş kazanmıştım.

Sanrı görmeye devam ediyordum,korkutucu olsada baş etmeye çalışıyordum.

Kaç gündür yapmak istediğim gibi dışarıya çıkmak istiyordum

"Dışarıya çıkıp biraz gezelim?" Daralmış olduğum açıkça beliydi.

Anna düşünür gibi ses çıkarıp "Niye olmasın " dedi.

Ayağıya kalkıp "elerine sağlık hazel abla kahve için " nezaketle gülümsedim.

Bana içtenlikle tebessüm edip "afiyet olsun kızım" dedi

Kapıya doğru yürürken Annanında teşekür etiğini ve arkamdan

Geldiğini biliyordum,merdivenleri tırmanırken "dışarısı karla kaplı ama"

Evet kaplı olabilirdi ama çıkarsam ölmedim sanırım.

"Bir şey olmaz soğuk iyidir "onun odasına girip kapıyı kapatık

Onun elbiselerinden ödünç alıyordum, bana bir şey almamagerek olmadığını

Söyleyip benimle her şeylerini benle paylaşıyordu bu beni mutlu ediyordu.

Dolaptan bana bol pantolon ve kalın bir kazak özerinede pelerin verdi,

Kendine sıfır kolu kazak deri pantolon özerinde mont aldı,

Mont ve pelerin giymesek soğuktan donarak kalırdık.

Saçlarımı açık bıraktım ve pelerini başlığını saçlarıma geçirdim

Anna ise saçlarını örüp omuzuna bıraktı.sıyah saçları ne fazla uzun ne fazla

Kısaydı güzel görüntüsü nazaran davranışlarıda güzeldi.

"Hazırız eldivende giyelim " Bana beyaz kendine toz pembe renklarde

Eldiven verip odadan çıktık. Merdivenlerden aşağı inerken bir yandan

Elerime eldivenleri geçiriyorduk " dışarıda fazla kalmayalım " "akşama kalmayız:

Kapıyı açınca soğuk hava genzime doldu çıkıp kapıyı arkamızdan kapatık.

"Kar taneleri yere düşmeden eline alırsan sana menegiç kahvesi yaparım"

Teklifi beni heyecanlandırıyor olduğu için " alırım ama biraz uzun sürer"

Diyip karda adımladım, dizlerimi geçmiyordu bata çıka yürüyordum.

Bu halim komik olduğu için kıkırdadım"ben yakaladım "heyecanla konuşup

Arkamı döneceğim sırada başıma kar yedim,ne olduğunu anlamadan

Bir kaç tane daha kar topu başıma çarptı. "Hile yaptın farkında değildim "

Ağaçlara doğru koşarken birine çarptım, çarptığım kişi sıcak nefesleri

Saçıma çarpıyordu pelerinim koşarken başımdan çıkmıştı.

Gülümseyip başımı kaldırdım, çarptığım kişi Antondu

"Üzgünüm Anna yüzünden oldu "Diyip geriye adımladım,bana baktı

Sonra arkama "dikatli olun dışarısı soğuk " demekten başka bir şey demedi

Başımız saladık, Anna abisinin yanına gidip "abi benle oynarmısın

Uzun süredir beraber oynamıyorduk " Bunu çok istediğini gürebiliyordum,

Edgar yanıma gelip başıyla selam verdi bende aynısını yaptım.

"Olmaz gitmem gerek " dediği gibi adımladı, Annaya bakınca üzüldüğünü

Ama beli etmeyemeye çalışıyordu onun bu hali benim ağrıma gitmişti.

Elime biraz kar alıp yuvarlak yaptım

Sonrada antona doğru atım, lanet şansım yeni gelmiş gibi tamda başından

Vurmuştum, durunca yutkundum bana dünüp "Tamam kar savaşı yapıyoruz

Anna ve samira ben ve Edgar üçe kadar sayıyorum ormana koşmaya başlayın "

Diyip sinsilikle gülümsedi, içimden bir ses seni yakalarsa karda boğar diyordu

İçimdeki sesi susturup koşmaya başladım. Annada son hız koşuyordu

"Ben iyi yapmadım değilmi?" Bir ağacın yanından geçip

"Abim kardan hoşlanmaz sende tam kafasına atınca tabi bizi mahvedecek"

Ah benim lanet şansım karda boğulmasam iyi olacak.

Yeterince uzaklaştığımı düşündüğüm için ağacın dibinde durup

Soluklandım, nefeslerim düzene girince eğilip kar toplamaya başladım.

Annanın hayır diyen sesini duyunca oturduğum yerden kalkıp etrafa bakındım

Bir kaç ağaç uzağımda Edgar Annayı kovalayıp kar atıyordu

Evet buna bir dur demeliyim, Anna bir ağacın arkasına geçip kar topladı

Bende ona bakıp güz işaretiyle beraber saldıralım üç diyince dedim.

Bir iki üç Diyip saldırıya geçtik ben Elimdeki kar toplarını Edgarın kafasına

Atarak bitirdim,Anna ise onun yakınına gidip yüzüne yüzüne vuruyordu

Sanırım adam karıları yutmuş olabilirdi!

Onlar karşılıklı savaşırken ben bir kaç adım uzaklaştım

Arkamdaki bir şeye çarpınca durup yutkundum, çarptığım bir şey değil

Bir kişiydi ve yok olmuş ruhların efendisi Anton olabilirdi.

Kulaklarıma doğru "kaçamadın " diye fısıldadı

"Bir şansım daha varmış?" Diyip bekledim arkama dünmemiştim çünkü

Her an kaçacak zaman arıyordum. " yok gecedeki güz yaşı " Bunu keyifle

Süylemişti, gülüp " yok tamam" Dediğim gibi koşmaya başladım.

Ama uzaklaşmadan kar topları beni hedef alıp bana varmıştı

Başıma yediğim darbeler canımı acıtmıyordu ama soğukluk veriyordu

Yere eğilip kar topladım ve ona atım, sadece yanından geçmişti

Kar toplarım bitince elerimi kaldırıp "Tamam pes " Dedim

Kaşlarını havaya kaldırıp öylemi der gibi baktı, "yok pes " Diyip bana

Doğru adımladı, güzlerimi doldurup "yapmıyacam bir daha "Dedim

Sesimin titremesi iyi olmuştu

Güzlerime bakıp "Tamam doldurma güzlerini" Evet ikna olmuştu

Yanıma gelince yan yana yürüdük ama ben tabi durmadım

Hızla yere eğilip elime kar aldığım gibi yüzüne fırlatıp koşmaya başladım.

Bu yaptığım onu kızdırmış olmalı ki arkamdan "seni bulamayacağım bir yere

Kaç" dedi, şansım yoktu bu sefer elinden kurtulamazdım.

Anna ve Edgara bir ağacın altında durmuş soluklanıyordular

Edgarın yüzü kar içinde kızgın bakışlar atıyorduk ama Anna gülmemek için

Dudaklarını bir birine bastırmıştı, onlar doğru koştum.

Ama ayağımın altından zemin kaydı Dengemi sağlayamadığım için

Düşüceken elimi ardımdaki adama uzatım,beni tutmak yerine dudaklarında

Bir sırıtışla izliyordu

Kayıp yerele buluşunca kolum tes döndüğü için ağzımdan bir "Ahhh "

Kaçtı, kalmak yerine sırt üstü kara uzanıp Antona kızgın bakışlar atım.

Gülmemek için yanağının içini dinliyordu bana elini uzatınca aklıma gelen

Fikirle masumca gülümsedim.

Bana uzatığı elini tutup onu kara çektim

Amacım onu kara düşürüp üzerine kar atmaktı ama işler öyle gitmedi,

Benim üzerime düşüp burun buruna gelmemizi yanlışlıkla sağladım.

Sıcak nefesi yüzüme çarpıyordu ama ağırlığı bende değil yere bastırdığı

Elindeydi,"şey " demiştim ki bana ters bir bakış atarak susturdu

Hemen ayağıya kalkıp kolumu tutup benide kaldırdı.

Biraz utandığım için başımı yere eğdim

Ama sonra başımı kaldırıp tikleştirdim, elini bana doğru uzatıp saçımda kalan

Karları sirkeledi "bir daha yapma bunu "diye uyanmayı İhmal etmedi,

Basımı salayıp Anna ve Edgara baktım.

Lanet olsunki bizi izliyordular ve dudaklarında bir sırıtış vardıqqqqqq

Aldırmadan yürüyüp onlardan uzaklaştım. Ormanda ağaçların etrafında

Geziniyor beyaza bürünmüş olan her şeye hayranlıkla bakıyordum.

Ağaçların arasına dalıyordum fazla uzaklaşmak istemesamde

Uzaklara gidiyordum, arkamdan gelen adım sesleri duyunca arkamı düneceken

Dünmeyip yürüdüm Anna ve ya Anton olmalıydı.

Sonrada yanıma gelmediklerini fark edince yutkunup arkamı dündüm,

Arkamada bir kişi vardı sıyahlarla bürünmüş pelerini güzlerini kapatmıştı

Ben onun yüzünü gürmesede o beni iyi gürüyordu

Başımı dikleştirip olduğum yerde durdum, o yürüyüp tam önümde durdu

Dudaklarını gördüğüm kadarıyla avını küşeye sıkıştırmış bir avcı gibiydi.

"Tatlı kuzu Ormanda tek geziye çıkmış " mutlu çıkan sesi beni geriyordu

Bende dudaklarıma bir gülümseme takıp "kuzu ve kurt olayını bilirmisin?"

Sorusuyla bir adım daha yaklaştı, ben bir adım geriye gitmiştim.

"Kuzu ve kurd olaynı bilmiyorum ama sorduğuna güre biliyorsun? "

Bir adım atacaken durdu başını salayıp "bilirim " dedi kederle

Buda neyin nesi bunun sorunu neydi?

"Anlatırsan bende öğrenirim " Dediğimde afalama yaşasada anlatmaya karar

Verdi "kurt acıktığı bir günde ormanda otlayan kuzuları gözetliyormuş

Ama yanlarında çoban varmış, ama tatlı bir kuzu sürüden ayrılıp tek başına

Ormanda dolaşmış kurt bunu fırsat bilip kuzunun peşine düşmüş.

Kuzuyu uygun bir zamanda dişlerinin arasına alıp zevk ile yemiş "

Son cümleleri söyleyince ürperdim, ben ona yem olacak bir kuzu değildim

Dahada önemlisi o kurt değildi sadece öyle zanediyordu.

"Kuzu belki bilerek sürüden ayrılıp kurdun peşine düşmesini sağlamıştır"

Onu şaşırdığımı biliyordum, onu Antondan kaçarken görmüştüm derdi

Benimle olduğunu sadece beni izlemesine anlamıştım, yani sandığı gibi

Kuzu değildim, belimdeki hançere dokundum evet oradaydı

Çekip çıkardım.

İKarşımdaki kişi de bir kılıç çıkardı fazla büyük değildi

Beni korkıtmuyordu, ona doğru atılıp hançeri eline geçirdim.ben hançeri

Kendi kalbime geçirip kendimi öldürmüşken o hiçti

Acı çektiği için dişlerini kıracakmış gibi sıktı, karnıma tekme geçirince

Yerimden sendeledim, bunu fırsat bilip kılıcını bana geçireceken

Kendimi toparlayıp yana gidip vuruşundan kurtuldum.

Hançeri onun boynuna yaslanınca olduğu yerde durdu

Bir anda arkama geçip hançeri elimden alıp boğazıma dayadı,korkuyla yutkundum.

Kulağıma doğru "anlaşırsak kurt kuzuyu yemeyecek " diye fısıldadı.

Nefesimi bırakıp "ne anlaşması?" Diye sordum,hançer boğazıma dayalı

Ve geçen her saniye daha fazla batıyordu biraz daha ileriye giderse boğazım

Kesilecekti. "Aldanmış ruhlar efendisi sem inra senin yok olmuş ruhların

Efendisi Antona yakın ama yabancı olduğunu biliyor" aldanmış ruhların efendisi

Sem inra mı? Benim onlara ajanlık yapmamı istiyordu

"Evet ne istiyor efendin?" Diye zorlukla sordum

"Seni "diyince bir an donup kaldım, benimi zor alır "yadımını istiyor"

"Yardım edmesem ne olur?" Kendi sonumu getiriyordum,

"Efendi Sem inra ne yapacağını iyi bilir " beni tehdit ediyordu buna hadini göstermeliyim,başımı sakince çevirip onunla yüz yüze geldim.

Yutkunuş sesi bana ulaşmıştı "ben kimsenin ajanı olmıyacam efendine

Söylersin " diye fısıldadım, elindeki hanşerimi bana uzatıp

"Korkusuz ve güçlü olabilirsin ama her kesin korkuları ve zayıflıkları vardır"

Hençerimi sıkıca tutup " yanılıyorsun " desemde bana aldırmadı.

"Üç gün içinde düşün karar verdiğinde seni burda bekliyor olacağım

Yanlış seçim yapma Sem inra senin hata yapmanı istemez " bunları

Söyledikten sonra hızlıca gitmişti

Beni ajan olarak kullanmak istiyorlar ama Antona karşı

Anton beni kurtarmıştı, onun Ailesine katılmış onlardan biri olmuştum

Ben ihanet etmezdim.

Ama Sem inra efendiyide tanımak iyi olurdu

Hançerimi belime sıkıştırıp pelerinle kapatım üstünü onların yanına gitsem

İyi olacak, yürüyünce aklıma onun elini yaraladığım ama onun beni kalıcı

Olarak yaralamadığını sadece bir tekmeyle savuşturduğunu düşündüm

Antondan korktuğu için olabilir ama emin olamıyordum.

Anna ve abisi kar topu oynuyordu

Edgar beklediği yere gidip onları izledim, Anna hızlı atsana Anton daha iyi

Atıyordu "Nereye kayboldun? " sorunun geleceğini bildiğim için

"Ormanın derinliklerine inmek istedim ama tehlikeli olur diye geri dündüm"

Başını saladı, inanmıs gibi gürünüyordu başka ihtimal yoktu benim bu

Sürede başka biriyle düvüştüğümü ve o kişininde rakibi olan kişinin yardımcısı

Olabileceğini bilemezdi.

Öksürünce Anton bana dündü "yeter bu kadar gidelim" dedi

Anna onaylayınca yan yana eve yürümeye başladık, Anna ile yan yan

Yürüyüp "Nereye kayboldun tek kaldım" diye sitem eti

"Dolaştım çok güzel manzarası var " cevabım onu tatmin etmişti.

Köşke varınca ilk iş olarak üzerimi değiştirdim

Rahat bir şeyler giyip aşağıya indim, mutfakta bir sessizlik vardı

Hazel ablanın bana yaptığı şifalı bitkiler çayını yudumlarken

Annanın boğazındaki kesik izi dikkatimi çektiği için ona dalmıştım,

"Küçükken oldu " Anna boğazına baktığımı gürünce demişti

"Şey pardon dalmışım " içtenlikle Gülümsediğini gürünce bende aynısını

Yaptım.

Güzler bir anda beni buldu ben onlara sırayla bakarken

"Omar ile tanışmışmısın " ne dediğini anlamadım ormandaki kişiden bahsediyor

Olamazdı, "hazel ablanın oğlu ile tanışmadınmı?" Oğlu olduğunu biliyordum

Ama tanışmamıstım.

"Hayır tanışmadım " Bana kapıyı gösterdiler oraya dündüğümde

Sıyahlar içinde yirmilerin sonunda bir adam bize doğrusu bana bakıyordu

Ama o beni tanıyor gibiydi yüzünde merak yoktu sence samimiyetsiz

Bir tebessüm vardı, bize doğru gelip bir sanalye çekip oturdu

"Merhaba ben Omar Tanıştığıma sevindim" pek öyle gürünmüyordu

"Bende samira bende sevindim " Dedim kısaca neden hepimizin mutfakta

Toplandığını ve hazel ablanın nereye gittiğini bilmiyordum.

"Şimdi aldanmış ruhların efendisi Sem inra sesizlik içinde ama bu uzun

Sürmeyecek " diye konuştu Anton benimle ne alakası vardı anlamış değilim,

"Ve bu seferki hedefi samira " diyince olduğum yere mıhlandım.

Evet peşimdeydi ama yok etmek için değil kendi tarafına çekmek için.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.