Bölüm 4: Bölünen Sadakat ve İntikam Ordusu
Elysia, başkentin kuzeyindeki Sisli Dağlar’a sığındı. Burada, babası Kral Valerius’a canı pahasına sadık olan ve Alaric’in tahtı gasbetmesine öfkelenen eski generallerle buluştu. Elindeki zehir raporunu onlara gösterdiğinde, generallerin içindeki öfke bir çığa dönüştü. Elysia, babasının yasını bir zırh gibi kuşanarak intikam ordusunun başına geçti. Platin saçları rüzgarda dalgalanırken, artık sadece bir prenses değil, tacı çalınmış bir kraliçeydi.
Sarayda ise işler çığırından çıkıyordu. Alaric, Elysia’nın kaçışından oğlu Aurelius’un sorumlu olduğunu keşfetti. Öz oğlunu taht odasında, muhafızların gözü önünde acımasızca kırbaçlattı. Aurelius sırtından kanlar süzülürken bile sustu. Alaric, oğlunu sadakatini kanıtlaması için Elysia’nın ordusuna karşı kurulacak öncü birliğin başına geçmeye zorladı. Aurelius, sevdiği kadının karşısına kılıçla çıkmak ya da babası tarafından idam edilmek arasında kalmıştı. Hanedanlığın iki platin saçlı varisi, kaçınılmaz bir savaşın iki farklı ucuna savrulmuştu.