İçeriğe geç

GÜLEN MASKENİN ARDINDA

Bölüm 4 · 2 dk okuma

GÜLEN MASKENİN ARDINDA

Bölüm 4

BÖLÜM 3 - FIRTINADAN ÖNCE

Kulenin içindeki sessizlik giderek ağırlaşıyordu.

Lyra, Rowan'ın elindeki hançere bakmayı bırakamıyordu.

Küçük şişenin içindeki koyu renkli zehir mum ışığında parlıyordu.

Bu görüntü, yaşananların gerçek olduğunu kanıtlıyordu.

Birisi gerçekten onu öldürmek istemişti.

Hem de kendi sarayında.

Kendi evinde.

"Kim yaptı bunu?"

Sesi beklediğinden daha titrek çıkmıştı.

Rowan gözlerini hançerden ayırmadan cevap verdi.

"Bilmiyorum."

Lyra kaşlarını çattı.

"Yalan söylüyorsun."

İlk kez Rowan'ın yüzündeki ifade değişti.

Bir anlığına maskesi düşmüş gibiydi.

"O kadar kolay değil."

"Kolay olup olmadığını ben karar veririm."

Rowan derin bir nefes verdi.

Sonunda hançeri masaya bıraktı.

"Sarayda yüzlerce insan yaşıyor."

"Ve içlerinden biri beni öldürmeye çalıştı."

"Evet."

Lyra birkaç saniye sustu.

"Babam biliyor mu?"

"Sanmıyorum."

Bu cevap genç kızı rahatlatmadı.

Aksine daha da korkuttu.

Çünkü kral bilmiyorsa sarayda onun kontrol edemediği şeyler vardı.

Kral biliyorsa...

Bu ihtimali düşünmek bile istemiyordu.

Gece ilerledikçe kule daha da soğudu.

Rowan pencereye yaklaşmıştı.

Dışarıdaki karanlığı izliyordu.

Ay ışığı yüzüne vuruyor, keskin hatlarını belirginleştiriyordu.

Lyra istemeden ona baktığını fark etti.

Aslında Rowan hakkında çok az şey biliyordu.

Saraydaki herkes onu tanıyordu.

Ama kimse onu gerçekten tanımıyordu.

Sanki yıllardır gözlerinin önünde duran bir yabancı gibiydi.

"Sen kimsin?"

Rowan dönüp ona baktı.

"Ne?"

"Gerçekten kimsin?"

Genç adam hafifçe güldü.

"Soytarıyım."

"Hayır."

Lyra başını salladı.

"Gözlerin öyle söylemiyor."

Bu söz üzerine Rowan'ın gülümsemesi kayboldu.

İlk kez gerçekten şaşırmış görünüyordu.

"Benim gözlerim mi?"

"Evet."

"Onlarda ne varmış?"

Lyra cevap veremedi.

Çünkü tam olarak bilmiyordu.

Sadece...

Rowan'ın gözlerinde gördüğü şey bir soytarıya ait değildi.

O gözlerde yıllar vardı.

Acılar vardı.

Ve sırlar.

Çok fazla sır.

Bir süre sonra kule kapısına vuruldu.

İkisi de irkildi.

Rowan anında hançeri çekti.

Bir anda değişmişti.

Az önceki rahat tavrından eser kalmamıştı.

Kapıya yaklaştı.

"Kim o?"

Dışarıdan bir ses geldi.

"Benim."

Muhafızlardan biri.

Rowan kapıyı açtı.

Muhafız telaş içindeydi.

"Prensesim."

Lyra ayağa kalktı.

"Ne oldu?"

Adam birkaç saniye tereddüt etti.

Sonra konuştu.

"Kral sizi görmek istiyor."

Lyra rahat bir nefes aldı.

"Bu kadar mı?"

Muhafız yutkundu.

"Hayır."

Sessizlik çöktü.

"Kuzey Krallığı'nın veliaht prensi saldırıya uğradı."

Lyra'nın kalbi duracak gibi oldu.

"Ne?"

"Saldırı birkaç dakika önce gerçekleşti."

"Öldü mü?"

Muhafız başını salladı.

"Hayır. Ama ağır yaralı."

Rowan'ın yüzü bir anda sertleşti.

Çok sertleşti.

Lyra bunu fark etti.

"Neden böyle bakıyorsun?"

Rowan cevap vermedi.

Muhafız konuşmaya devam etti.

"Sarayın bütün kapıları kapatıldı."

Lyra'nın midesine bir yumruk oturmuş gibiydi.

"Yani..."

"Evet, prensesim."

Muhafız gözlerini yere indirdi.

"Saldırgan hâlâ sarayın içinde olabilir."

Kulenin içi buz gibi olmuştu.

Lyra yavaşça Rowan'a döndü.

İlk kez onun da endişelendiğini görüyordu.

Gerçekten endişelendiğini.

Çünkü Rowan bir şeyi anlamıştı.

Birisi önce Lyra'yı öldürmeye çalışmıştı.

Şimdi ise Prens Alaric'e saldırmıştı.

Bunlar tesadüf değildi.

Birileri sarayda büyük bir oyun oynuyordu.

Ve bu oyun daha yeni başlamıştı.

Tam o sırada Rowan'ın bakışları muhafızın boynuna takıldı.

Muhafız fark etmemişti.

Lyra da fark etmemişti.

Ama Rowan görmüştü.

Muhafızın yakasının altından görünen küçük, siyah bir sembol...

Yıllardır bir daha asla görmeyeceğini sandığı işaret.

Rowan'ın yüzündeki bütün renk çekildi.

Çünkü o sembolün ne anlama geldiğini biliyordu.

Ve eğer gördüğü şey doğruysa...

Saraydaki düşman sandığından çok daha yakındı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.