İçeriğe geç

GÜLEN MASKENİN ARDINDA

Bölüm 22 · 3 dk okuma

GÜLEN MASKENİN ARDINDA

Bölüm 22

BÖLÜM 21- BİR TAÇ UĞRUNA

"Bırakın..."

Kral Arthur'un sesi güçlükle çıkıyordu.

"...Lyra..."

Cassian kılıcı biraz daha bastırdı.

Kralın boynundan ince bir kan damlası süzüldü.

Lyra istemsizce bir adım öne çıktı.

"Baba!"

"Dur."

Cassian'ın sesi sertti.

"Bir adım daha atarsan onu burada öldürürüm."

Yeraltı bahçesi sessizliğe gömüldü.

Kristal Muhafız öfkeyle kükredi.

Ama Elias elini kaldırdı.

"Hayır."

"Şimdi saldırırsan kral ölür."

Lyra'nın gözleri dolmuştu.

Çocukluğundan beri güçlü olması öğretilmişti.

Asla ağlamaması...

Asla korkmaması...

Ama ilk kez gerçekten çaresiz hissediyordu.

Cassian ona baktı.

"Gördün mü?"

"Kralların en büyük zayıflığı..."

"...sevdikleridir."

Rowan bunu duyduğu anda öne çıktı.

"Kılıcını indir."

Cassian alaycı bir gülümsemeyle başını eğdi.

"Yoksa ne olacak?"

"Benimle dövüşeceksin."

"Hayır."

Cassian gözlerini Rowan'ın gözlerine dikti.

"Senin kaderin beni öldürmek değil."

"Öyle mi?"

"Hayır."

"Senin kaderin..."

Bakışlarını Lyra'ya çevirdi.

"...onu yaşatmak."

Adrian öne çıktı.

"Cassian!"

Yıllardır içinde biriken öfke sesine yansımıştı.

"Bütün bunları neden yaptın?"

Cassian ilk kez gülümsemeyi bıraktı.

Yüzü ciddileşti.

"Çünkü ben bu krallığın çöküşünü izledim."

"Yalan."

"Gerçek."

Sesi mağaranın içinde yankılandı.

"Krallar halkı unuttu."

"Soylular güç için savaştı."

"Masum insanlar öldü."

"Ve herkes sustu."

Bir an durdu.

Sonra fısıldadı.

"Ben yalnızca yeni bir düzen kurmak istedim."

Lyra öfkeyle bağırdı.

"İnsanları öldürerek mi?"

Cassian başını eğdi.

"Bazen..."

"...eski dünya yıkılmadan yenisi kurulamaz."

Elias ağır adımlarla öne çıktı.

"Hayır, Cassian."

"Sen düzen istemedin."

"Güç istedin."

Cassian'ın yüzü karardı.

"Elias."

"Yirmi yıl önce seni kardeşim gibi görüyordum."

"Ben de seni."

"O zaman neden?"

Yaşlı tarihçi gözlerini kapattı.

"Çünkü sen değiştin."

Tam o sırada Kristal Muhafız yeniden konuştu.

Bu kez sesi bütün mağarayı titretti.

"Kehanet..."

Herkes yaratığa döndü.

"...başlıyor."

Muhafız yavaşça mızrağını kaldırdı.

Mızrağın ucundaki mavi kristal parlamaya başladı.

Mağaranın ortasındaki göl de aynı anda ışık saçıyordu.

Suyun üzerinde eski semboller belirdi.

Elias fısıldadı.

"Ay tutulması..."

Adrian gökyüzünü göremedikleri mağaranın tavanına baktı.

"Bitti sanıyordum."

Elias başını salladı.

"Hayır."

"Bu mağara gökyüzüne bağlı."

Kristallerin arasından ince kırmızı bir ışık süzülüyordu.

Ay tutulması başlamıştı.

Bir anda yer sarsıldı.

Gölün ortasında büyük bir ışık sütunu yükseldi.

Sular iki yana ayrıldı.

Ortada siyah taştan yapılmış bir platform belirdi.

Platformun tam ortasında...

Kadim bir taç duruyordu.

Altından yapılmamıştı.

Gümüş ve siyah taşlarla örülmüş gibiydi.

Üzerinde tek bir sembol vardı.

Gülen maske.

Lyra istemsizce bir adım attı.

Taç onu çağırıyor gibiydi.

Ama aynı anda Rowan da aynı hissi yaşamıştı.

Kristal Muhafız diz çöktü.

Ve yüksek sesle konuştu.

"Gerçek hükümdar..."

"...seçimini yapsın."

Tam o anda Cassian, Arthur'u sertçe yere itti.

Kral baygın hâlde taş zemine düştü.

Cassian bütün gücüyle platforma doğru koşmaya başladı.

"Taç benim olacak!"

"Hayır!"

Adrian peşinden atıldı.

Alaric muhafızlarla savaşmaya başladı.

Lillian kardeşini korumak için önüne geçti.

Yeraltı bahçesi bir anda savaş alanına döndü.

Çelik sesleri...

Kristallerin kırılışı...

Çığlıklar...

Her şey birbirine karışmıştı.

Lyra, babasına koşmakla tacı korumak arasında kalmıştı.

Tam karar verememişken...

Bir el bileğini tuttu.

Rowan.

Gözlerinin içine baktı.

İlk kez içinde hiçbir şüphe yoktu.

"Lyra."

"Ne?"

"Bu savaşı tek başına kazanamazsın."

Lyra'nın gözleri doldu.

"Biliyorum."

Rowan derin bir nefes aldı.

Sonra yıllardır sakladığı gerçeği söyledi.

"Belki zamanlama çok kötü."

"Belki biraz geç kaldım."

"Ama bunu söylemeden savaşa giremeyeceğim."

Lyra'nın kalbi hızlandı.

"Rowan..."

Genç adam gülümsedi.

İlk kez maskesizdi.

İlk kez gerçekten kendisiydi.

"Ben sana âşığım."

Zaman durmuş gibiydi.

Savaşın sesi bile uzaklaşmıştı.

Lyra'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.

Bir adım attı.

Ellerini Rowan'ın yüzüne koydu.

Ve fısıldadı.

"Ben de..."

"...sana âşığım."

O anda ilk kez birbirlerine sarıldılar.

Ama bu huzur yalnızca birkaç saniye sürdü.

Çünkü arkalarından gelen bir ok sesi duyuldu.

Rowan'ın gözleri büyüdü.

Hiç düşünmeden Lyra'yı kendine çekti.

Ok hedefini değiştirdi.

Ve...

Rowan'ın omzuna saplandı.

"Rowan!"

Lyra'nın çığlığı mağaranın her köşesinde yankılandı.

Rowan dizlerinin üzerine çökerken, Cassian sonunda platforma ulaştı.

Kadim tacı iki eliyle kaldırdı.

Ve karanlık bir güç bütün mağarayı sarsmaya başladı.

Devam edecek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.