YAZAR'DAN..
Kartal yenen yemeğin ardından annesini ve babasını alarak çiftlikten ayrıldı. Ne kadar da ikna etmeye çalışsa da kucak dolusu başarısızlık ile çiftlikten ayrıldı. Yarın düğün olacaktı Kara nuh diyor peygamber demiyordu. Kimsede Kara'yı karşısına almak istemediği için ve Gül'ün yeni bir sayfa açması için bu kararın doğru olduğunu düşünüyorlardı. Sonuçta Gül iki senedir yas mateminden çıkmıyordu. Kartal onu seven bir adamdı, Gül'ü tekrar gerçek bir aşk hayata döndürür diye düşünmeleri yanlış mıydı, doğru muydu bunun cevabını bütün aile yaşayarak alacaktı.
Hizo Ağa, Kara'ya bakarak konuştu.
"Yarın ki bütün işler senin bir aksilik olmadan hepsini hallet." Madem düğün kararı verilmişti yarın bir eksik olmamalıydı.
"Tamam Baba adamlara gereken şeyleri söyledim. Masa sandalyeyi çoktan konağa yerleştirdiler. Yemek işi de hazır. Cenk gerekli kişilere arayarak haber veriyor."
Hizo Ağa Kara'ya cevap vermeden evden çıktı. Rızası olmasa da onunda bir yanı bu karar kızına iyi gelecek diye düşündü.
"Hadi Nizo hanım. " dedi karısını çağırdı.
"Tamam geliyorum Bey." Nizo hanım hırkasını giyerken oğluna baktı.
"Doğru karar verdiğine emin misin oğlum?" dedi anne yüreği olarak oda razı değildi ama bir umuttu işte kızını tekrar eski haline dönmesini istiyordu.
"Eminim Anne."dedi Kara Ağa.
"Tamam. Siz sabah mı geleceksiniz?"
"Evet Anne. Bizim çocuklar sabah buradan geçer konağa."
"Tamam oğlum.... Hadi Asi, Pınar." Dedi Nizo hanım kızlarını aldı yanına
"Geliyoruz Anne."
"Oğlum Reyyan'ı aradınız mı?"
"Şehir dışında okumasına izin veren Cihangir abisi arasın." Dedi Kara Ağa ağzının içinde söylendi.
"Kara yapma oğlum. Kardeşin o senin. Hep kız okuyor ne güzel işte. Doktor olacak bak Pınar'ın dersleri de güzel oda ablasının peşinden gider belki?" Dedi Nizo hanım gayet iyi bir şekilde.
"Benim iznim falan yok. Burada okul yok mu anlamadım ben?" Dedi Kara Ağa sinirle.İlla uzağa gidip mi okumak gerekiyordu! Ailesi işe yan yana iken bile uzaktılar birbirlerine. Birde mesafeler girerse aralarına hepten koparlardı galiba Kara Ağa korkuyordu kardeşlerinin ondan uzaklaşmasından.
"Tamam Kara bunu sonra konuşuruz." Dedi Annesi.
"Konuşmaya gerek yok Anne."
Pınar gözlüklerini düzelterek abisine baktı.
"Abi.." dedi titreyen ses telleri ile abisini ikna etmek istedi.
"Sonra Pınar sonra. " Kara ailesinin yanından geçip yukarıya odasına çıktı.
Bora ve Mirto Pınar'a sarıldı.
Mirto Pınarın kulağına doğru fısıldadı.
"Sen abime bakma, çalış bakalım seneye tercihler var. Hülya hocan inğilizceyi çok iyi konuştuğunu söylüyor."
"Ama Mirto abi...Kara abim yok diyor." dedi Pınar
"Bak Reyyan liseyi okumak için İstanbul'a giderken arkasına Cihangir abimi aldı. " dedi Mirto'nun sözleri Pınar tarafından kesildi.
"Ama karşısına da Kara abimi aldı." dedi o Kara abisini karşısına değil arkasına almak istiyordu.
"Tamam boş ver Kara abimi şimdi. Sende zamanı gelince sende arkana beni al fıstık." dedi Mirto göz kırparak. Biliyordu ki Mirto abisi arayı en iyi yapan abisiydi.
"Gerçekten mi abi?" dedi sevinci sesine yansıdı Pınar'ın.
"Gerçekten. " dedi Mirto abisi kafasını salladı.
Bora gülerek lafa girdi.
"Şuan yaptığım hesaplamalara göre, Reyyan Cihangir abime düştü. E sende Mirto, Pınarı alıyorsun. Bana da Asi mi düşüyor!?" dedi sonlara doğru sesi kısılarak.
Herkes Bora'nın bu haline kahkahalar ile güldü.
Bora Meriç'e bakarak konuştu.
"Meriç ben hakkımı sana veriyorum. "
Asi abilerinin onunla dalga geçmesiyle Bora abisine bakarak dil çıkardı. Bilseydiler ilerde çetin ceviz bir avukat olacağını böyle konuşurlar mıydı?
"Hıh sana mı kaldım ben Bora abi! Ben arkama kimseyi almama gerek yok. " dedi boyundan büyük konuşarak.
"Tamam Asi ben seni sanayide okuman için elimden gelen desteği veririm." Meriç abisinin sözlerine karşılık olarak Meriçin göbeğine yumruk geçirdi. Meriç canı çok acımış gibi numara yaptı. Asi sırt çantasını omuzuna takarak konuştu sonrada evden çıktı.
"İstemiyorum sizin desteğinizi...Gül ablamı görmezden gelenlerin desteğine ihtiyacımda yok!" Dedi Asi boyundan büyük doğru lafını söylemişti gene. Herkes biliyordu. Asi doğru konuşmuştu.
************
Beyaz, Gül'e doğru hızlıca gitti.
"Sen neden yaptın bunu?.." Gül omuzlarını havaya kaldırıp geri bıraktı. Beyaz saçlarını kesmiş kıza üzülerek baktı. Beline kadar uzamıştı nasıl kıymıştı güzelim saçlarına?
"Tamam makası bana ver ben düzeltiyim arkaları. " Gül istemiyorum anlamında kafasını sağa sola salladı.
"Ama bak...Ayşe teyze Hanzadelerden bir kaç gelinlik gibi kıyafetler getirmiş...Yarın gidiyorsun.." Gül aynadan baktığı bakışlarını yere indirdi.
Elindeki makası aynanın önüne bıraktı. Beyaz eski saçından eser kalmayan kıza baktı. Masanın üstündeki makası eline alarak göz yaşları döken kıza aynadan baktı.
Elinden bir şey gelmemesine kızdı.
"Özür dilerim.. Sana yardım edemediğim için.." dedi Beyaz büzdüğü kaşları ile baktı. Gül elini kaldırıp Beyaz'ın eline dokundu.
"Ama bana yardım etmek için çabaladığın günleri unutmayacağım Beyaz." dedi Gül. Bu konuda vicdan azabı çekmemesi gereken belki tek insan oydu.
"Ne zaman çabaladım ki?" Dedi Beyaz kocaman açtığı gözler ile çabaladıysa neden hatırlamıyordu.
"Boşver unutacaksın gene.. Hatırlayacak olsaydın abime yaptıklarını hatırlarsın.. Yarım aklınla bile mücadele veriyorsun.. Benim için teşekkür ederim.." dedi Gül oturduğu puftan kalkıp ağlayarak sarıldı Beyaz'ın boynuna. Rahatlayana kadar boşalttı içini Gül.
Beyaz da ağladı Gül ile birlikte.
Geçen dakikalar sonrası Beyaz ayrılıp baktı haline.
"Neden ağlıyorsun?" dedi Beyaz burnunu çekerek sanki kendi ağlamıyordu.
"Saçlarımı kestim.." dedi Gül.. Unutmuştu işte Beyaz gene..
Beyaz Gülün hıncını çıkarır gibi kestiği saçları düzeltebildiği kadar düzeltmeye gayret etti.
"Tamam oldu gibi sanki. Ah Gül eski saçın çok güzeldi neden böyle yaptın?
Gül sandalyesinden kalkıp yatağına uzandı. Yataktaki elbiseleri eliyle yere attı.
Beyaz yerdeki elbiseleri alarak çantasından çıkardı. Tek tek dolabın dışına taktı.
Beyaz elbiselerden gözünü çekip Yatakta gözleri açık ona bakan Güle baktı. Tebessüm etti.
"Konuşmak ister misin?" dedi Beyaz.
"...."
"Eğer dur dersen dururum."
"...."
"Gidiyim mi?"
"....."
Gülün yalnız kalmak istediğini düşünerek odadan çıktı.
*********
BEYAZ'DAN..
Odaya çekinerek girdim. Kapıyı açınca Kara'nın gömleğini çıkarttığını gördüm.
"Geleyim mi?" dedim hafif tatlı çıkan sesimle.
Kara gömleğini çıkarırken bana hiç bir şey demeden elindeki gömleği sinirle yatağa çaldı ve sonra banyoya girdi. Bende kapıda öylece beklememek için içeri girdim yatağın üstüne oturdum. Beyaz gömleği elime alarak bende sinirle yere çaldım. Onun gibi davrandım.
"Allah, Allah be, herkes bana trip atıyor. Ben sizin trip atma bayiniz miyim!"
Ellerimi sinirle göğsümde doladım. Banyo kapısının aniden açılmasıyla bakışlarımı o tarafa çevirdim. İçimden bildiğim tüm belaları kendime okurken gözlerimi yumarak gözlerimi Karadan çektim.
Kara yerdeki gömleğe baktı sonra dolaba doğru yürüdü. İçinden aldığı eşofman takımı ile bana döndü. Onu izlediğimi yakalamıştı. Derince yutkunup aklıma ilk gelen şeyi hemen sordum.
"Sen bugün benimle konuşmak istediğini söylüyordu. Ne konuşacaktın benimle?" dedim hep bana bir şeyler anlatma peşindeydi.
"Hiç bir şey. " dedi buzdolabı!
"Ama öyle demiyordun dinle anlatacaklarım var demiştin. " diyerek diretiyordum. Tatlı tatlı baktım gözlerine
"Artık yok." Dedi suratıma bile bakmıyordu! Ne yaptıysam ona sanki!
"O ne demek?"
"Artık çoluk çocuğa laf anlatmayacağım demek." dedi bıkkın bir şekilde.
Aklı sıra bana laf sokuyordu! Ne vardı yani yaşım ondan küçükse!
"Anlatma dinlemek isteyende yok zaten.... Artık burada mı yaşayacağız? Ela yengem öyle bir şeyler dedi?" diyerek konuyu değiştirmek istedim.
Kara bana doğru iyice yaklaştı. Yutkundum.
"Hıhı aynı şey gibi değil mi ?"
Bakışlarını tavana dikti. Sanki bir şeyleri hatırlamaya çalıştı.
"Ney gibi?" dedim fısıltı gibi çıkan sesimle.
"Korku filmi gibi bol gerilimli" dedi ellerini sinirle yan tarafına doğru açarak.
Gözümde canlanan daha saatler önceki olay şerit filmi gibi gözünün önünden geçti.
"Evet canım biz bugün konağa dönüyoruz. Kara Ağa artık konakta yaşamayacağını söylemiş."
"Nasıl yani?"
"Ya burada yaşarsınız yada başka bir konağa geçer Ağamız."
"Onunla aynı evde sadece ikimiz, korku filmi gibi değil mi sizce de?"
Cihangirin öksürmesiyle Ela gülmesini kesti. Beyaz kapıya doğru dönünce aradan sırtı dönük bir şekilde merdivenlerin başında duran Karayı gördü.
Kara yanımdan geçti onun yatağa yatmasını beklerken yastığını alarak pencerenin önündeki spor koltuğa uzandı.
"Ne yani orda mı uyuyacaksın?" dedim şaşkınca.
"Evet." dedi soğuk sesiyle. Omuzlarımı düşürerek baktım ona.
"Neden peki?" dedim ne yapmıştım ona?
"Bu soruyu benden çocuk yapmamak için doğum kontrolü hapları alan kadın mı söylüyor?"
Bugün beyimiz günündeydi. Herkesi kırıp geçiriyordu.
"Evet ben soruyorum. Hem sen orda rahat yatamazsın ki." dedim ben onsuz yatmayı sevmiyordum yatağa bahane bulmak en iyisiydi. Ama sağ olsun odun kocamın sözleri ile gözlerimi kocaman açarak yüzüne baktım.
"Gel sen yat burada istersen." Dedi Kanepede doğrulup yastığı bana attı. Havada tuttuğum yastıkla ona baktım.
"O niyeymiş be ,mis gibi yatak dururken orda niye yatayım?" Yastığını geri ona havadan yolladım.
"Eğer ikimiz bu yatakta yatarsak ne olur biliyor musun?"
"Ne olacak bir şey olmaz."
Yastığını bana geri attı.
"İki kişi olarak girdiğimiz o yatakta bu sefer çoğalmadan çıkmayız. Hem artık o haplarında yok yanında. Emin misin beraber yatalım mı?" Kızaran yüzümle elimdeki yastığı buruşturup ona atmakla kalmamış tabiri yerinde kafasına çalmıştım.
"Neyse sen orda yat." dedim heyecanlanarak. Hızlıca banyoya doğru yürüdüm. Şuan benim tek kurtulmak için en uygun mekan oraydı.
Kapıyı kapatırken Kara'nın kendi kendine söylenmesine dönüp baktım. En çok canını yakan sözlerini duyunca içime bir şeyler düşmüştü. Duymadığımı düşünerek konuşuyordu.
"Zaten artık koynuma çocuk almayacağım ki, birde ondan çocuk yapmak asla.."
Kara arkasını döndü. Bende kapıyı kapattım. Kendime baktım. Çocuk gibi mi duruyordum?..
******************
Sabah uykumdan uyanınca gözlerim hemen Karayı aradı. Yattığı kanepeye doğru kafamı kaldırarak baktım. Yoktu. Hemen telefonumu bulup ekranda saate baktım. Daha beş olmamıştı. Yatakta doğruldum, uykum kaçınca bende kalkıp rutin işlerimi yapmak için banyoya girdim.
Banyodan çıkınca üstümü giydim. Islak saçlarımı da kuruttuktan sonra odayı topladım e daha sonra kahvaltı aşağıya indim.
*********
Gül pencerenin ağzında oturtmuş güneşin doğuşunu bakıyordu. Geceden beri gözüne bir gram uyku girmemişti.
Belki bugün ayrılacaktı ondandı bu his..
Sevdiği adamı burada bırakıp nasıl gidecekti.
Birde gittiği kişi sevdiğini öldüren kişiydi!
Kartal!
Ondan nefret ederken nasıl yapacaktı?
************
Mutfağa girdim tezgahta duran çaydanlığı alarak içine çeşmeden su doldurdum. Çaydanlığı ocağa koyunca daha kimselerin ortada olmaması ile birlikte bahçeye kendimi attım. Kara'nın gene o yavru kediyle ilgilendiğini gördüm.
"Şu pasaklıda bizde bulmadığı ne buluyor anlamıyorum. " dedim kediyi bile kıskanmıştım ondan!
Kara kediyi yere bırakıp bir yere doğru kafasını kaldırıp baktı.
Nereye baktığını anlamak için bir iki adım balkona çıktım baktığı tarafa bakınca Gül'ün pencereden dışarıya bakışına bakıyordu.
Gülün saçını da fark etmiş olmalıydı.
Gözleri, yüzü çok solgundu..
Bu kız Kartal ile nasıl yaşayacaktı?
Daha fazla bu tabloya şahit olmamak için içeri girdim.
Kafamın içinde sanki çok gürültü bir makine çalışıyor gibiydi. Sürekli düşünmek bir şeylere üzülmek beynime derin keskin giren acılara sebep oluyordu.
Mutfak masasına oturup başımı avuçlarım arasına aldım.
Dayanamıyordum bu acıya.
Elimin üstünde hissettiğim eller ile acıdan kıstığım gözlerimi açtım.
"Harirem.. Ağrımı girdi başına?" dedi ilgili ses tonuyla.
Kafamı evet anlamında salladım.
Öptü başımın üstünü sanki o dudaklarında şifa vardı. Acı yerli yerindeydi ama narkoz almış gibi olmuştum.
"Bir şeyler atıştır ilaçlarını iç." dedi dolaba doğru yürüdü içinden kahvaltılıkları çıkarıp önüme tek tek koydu.Onun bu haline tebessüm ederek baktım.
"İyiki benim kocamsın." dedim kendimden geçmiş ona bakarak. Elime aldığı ekmek ile bana baktı.Sözlerime güldü bu gülüşte biraz acı vardı.
"Seni üzdüğüm için affet beni.Sevdanı bulaştırdığın yetmiyor gibi hastalığını da bulaştırıyorsun bana..Bazı sözlerin öyle canımı yakıyor ki.. Diyorum sağlıklı olsa demez bu sözleri..Ama bende unutuyorum hasta olduğunu.." dedi dolan gözlerine baktım.
Niye üzülmüştü ki?
"Niye üzgünsün.." dedim dudaklarımı büzerek ona baktım.
Yanıma oturdu kopardığı ekmeğe çikolata sürüp ağızıma doğru uzattı. Tebessüm ettim uzattığı ekmeği yedim.
"Seni seviyorum." dedim gözlerinin içine bakarak.
"Bende..Harirem." dedi dudakları kıvrıldı.
Karnım doyunca ceketinin iç cebinden çıkardığı ilaçları hazırlayarak bana baktı.
"Onlar ne?" Dedim yüzümü buruşturdum.
"Sen ilaç mı kullanıyorsun Kara?" Dedim panikle.Kocam hasta benim haberim mi yoktu?
"Sakin ol hayatım. Hadi iç bunları başının ağrısı geçecek." dedi elimi başıma götürdüm.
"Başım mı ağrıyor benim?" dedim kafasını salladı. Dudaklarıma koyduğu ilaçı alıp ağızıma attım uzattığı su ile içerek ona baktım.
"Bugün yorma kendini olur mu? Kendinden başka kimseyi de düşünmek yok tamam mı? " dedi masanın üstündeki kahvaltılıkları toplamaya başladım. Kara'nın yanından geçerek kahvaltılıları dolaba koydum. Kara alnımdan öpüp mutfaktan çıktı.
Esneyerek etrafıma baktım.
Acaba kızlar akşam bulaşık makinesini boşaltmışlar mıydı?
**************
Gül kapısının tıklatılmasıyla hiç istifini bozmadan dışarı bakıyordu.
Bora, Mirto ve Meriç içeri girdi.
"Gülüm uyandın mı sen?" Aslında uyudun mu diye sormaları lazımdı..
Gül sadece dışarıya baktı. Tek yaptığı şey öylece bakmaktı. Bora abisinin sorusuna cevap vermedi.
"Gül sen saçlarını mı kestin?"
Mirtonun bunu fark etmesiyle Bora ve Meriçte Gül'ün saçlarını inceledi. Gülden cevap almayı beklediler.
"..."
Bora Gülün yanına gitti ellerinden tuttu. Pencerenin kenarından onu alarak kanepeye oturması için yönlendirdi.
"Bak Gülüm biz sen mutlu ol istiyoruz." Gül abisinin bu cümlesine güldü. Sadece güldü alay eder gibi bir gülüştü bu.
Mirtoda abisinin lafına girdi.
"Öyle be bacım. Biz senin üzülmeni değil mutlu olmanı istiyoruz.."
"..."
Gül daha fazla abilerini dinlemek istemedi. Kalkıp banyoya girdi. Meriç sinirle konuştu.
"Şu halimize bakın ya, düğün evi değil bildiğin cenaze evi."
Mirto kardeşini onayladı.
"Öyle. Bu işte tek umudum Gül'ün mutlu olması.."
"Hadiyin konağa geçelim fazla kalabalık olmayacak ama iki tarafın yakınları gelince kalabalığı aşağı, yukarı tahmin ediyorum."
"Doğru dersin abi. Hadiyin konağa geçelim. Kartal Gülü almaya gelecek."
Bora, Mirto Meriç odadan çıkıp aşağı indiler.
*************
Beyaz çayı demleyince dolaptan kahvaltılıklar çıkarmaya başladı.
Meriç mutfağa su içmek için girince yengesiyle karşılaştı.
"Günaydın yenge. "
"Günaydın Meriç. "
"Kahvaltı hazırlayıp kendini yorma Yenge. Zira kimsede yiyecek iştah falan yok.."
Meriçin üzgün haline baktı Beyaz.
"Emin misiniz?"
"Evet yenge zaten konağa geçiyoruz. Cihangir abimlerde hastanedeymiş Berfin akşam rahatsızlanmış. Babam aradı konakta kimse yok gelin diyor."
"Berfin iyi mi?"
"İyiymiş çok şükür."
"Akşam neden haber vermediniz?"
"Bizimde sabah haberimiz oldu. Cihangir abimle babam korkutmak istememiş. Zaten Kara abim oradan geliyor. "
Beyaz ,Meriçten duyduğu bilgiyle şaşırmıştı. Demek ondan sabahın köründe odada yoktu.
"Yenge hadi sende bizimle geliyormuşsun."
"Kara?"
"O arkamızdan gelecek."
"Eee Gül ne olacak?"
"Kartal yolda geliyor, kuaför falan getiriyormuş. "
"Anladım...Desene Gül göz göre göre evden uçuyor. "
***************
Beyaz ,Burçin, Nazende. Bora ,Mirto ,Meriç evden ayrıldılar. Kartal yanında kuaför ile eve geldi.
Kara kuaför kadını Gül'ün yanına saldı.
Kara, Kartalı bahçeye çekip uzunca konuştu. Bu onun içinde zor bir kumardı. Kardeşinin mutluluğu için oynadığı bir kumar.
**************
Gül kapısının açılıp kapanmasıyla abilerinin gittiğini anlamıştı. Banyodan çıkıp kendini un çuvalı gibi yatağa bırakmıştı ki, kapının tıklanması ile içeri tatlı bir kadın girdi.
"Günaydın Gelin sensin galiba?"
Gül bakışlarını kadından çekti. Gözünden bir damla yaş aktı.
"Çok güzel olacaksın. İstediğin yada aklında makyaj ve saç şekli var mı?"
Gül kuaföre yok anlamında kafasını sağa sola salladı. "Peki ben sana gidecek şöyle güzel bir saç modeli yapayım. Makyajda.."
"Makyaj istemiyorum. "
"Ne?"
"Makyaj istemiyorum.Saçta istemiyorum."
"Ama siz gelinsiniz bugün sizin gününüz. " dedi şaşkınca kuaför, makyaj yapmayan gelin ilkez görüyordu.
"İstemiyorum. Gelin olmakta istemiyorum. Dışarı çıkar mısınız, sizi buraya kadar boşuna yormuşlar."
"Emin misiniz efendim?"
Kuaför Gülden cevap alamayınca tekrar çantasını eline alarak odadan çıktı.
************
Kartal bahçeye çıkan kuaförü görünce Kuaförün yanına gitti. "Bu kadar çabuk mu bitti?" dedi.
"Hayır. Gelin istemediğini söyledi." dedi kuaför. Kartal derin bir nefes çekti içine.
Elbette ki Gül'ün hemen kabul etmeyeceğini tahmin ve sorun çıkaracağını biliyordu. "Tamam siz bekleyin ben onunla bir konuşuyum." dedi.
"Tamam siz nasıl derseniz." Kartal tam gidecekken Kara, Kartalı durdurdu.
"Konuşma. Sen hanımefendiye kapıya kadar eşlik et."
"Ama abi.."
"Dediğimi yap Kartal."
Kartal ,kuaföre kapıya kadar eşlik etti. Dışardaki adamlardan birine kuaförü merkeze götürmesini söyleyip tekrar içeri girdi.
Kara mutfaktan çıktı.
"Git söyle giyinip aşağı gelsin."
Kartal kafasını salladı.
"Ya da sen burada dur. Ben hallederim ."
****************
Kara kapıyı tıklamadan açtı. Gül'ün ağlayarak yatakta oturduğunu görünce içeri girip kapıyı örttü. Pencerenin önüne doğru yürüdü dışarıya bakarak Gül ile konuştu.
"Hazırlan gideceğiz. "
"..."
"Beş dakikaya aşağıda ol."
Kara pencerenin ağzından Güle döndü.
"Gittiğin yerde de mutlu ol."
"Gidersem bir daha yüzümü kimse görmez. Gelmem bir daha buralara."
"Git. Gelme." Dedi Kara yüzüne taktığı maskeyle.
"Beni hiç mi sevmiyorsun abi?.." dedi acı feryadıyla Gül.
"Gittiğin yerde mutlu ol." dedi tekrar Kara.Daha fazla konuşmak istemedi.
"Bu dediğine sen inanıyor musun? Kartal ile bir yaşam nasıl olur bilmiyor musun abi?"dedi Gül.
"Ben mutlu ol istiyorum." Dedi Kara.ses tonu düşmüştü.
"Evet ondan şuan hızlı bir şekilde evlendiriyorsun beni değil mi?" Dedi alay ederek. Abisinin onun hayatı için kumar oynadığını bilseydi.Daha çok kızardı abisine.
"Aşağıdayım şunlardan birini giyin aşağıya in. " dedi çatallaşan sesiyle.
Gül sinirle dolabın üstünde takılı olan gelinlikleri yere attı.
"İstemiyorum anlamıyor musun! Ne bunları giymek! Ne bu şehirden gitmek! Nede o katille aynı evde yaşamak İSTEMİYORUM!!" Dedi Gül tüm gücüyle bağırarak.Artık uyansın ailesi görsün gerçekleri istiyordu.
"Zamanla alışacaksın."
"Bu kadar mı ya bu kadar mı vicdansızsın abi...Abi yapma...Eline ayağına kapanıyım yapma...
İstemiyorum...İstemiyor.."
Gül çaresizce Kara'dan medet umuyordu ama oda içten içe Kara'nın vazgeçmeyeceğini biliyordu. Onun merhamet etmeyeceğini çok iyi biliyordu.
"İsteyeceksin."
"O da aynı senin gibi bu yüzden onu tutuyorsun! O da senin gibi Cani! Vicdansız! Merhametsiz! Ve en çok benzeyen yanınız ne biliyor musun abi?...Oda senin gibi Katil!." Kara sinirle kardeşine baktı. Kara'nın en hassas noktasından vuruyordu.
"Abi Hizo babam arıyor seni."
Kartal kapıdan hemen içeriye girerek lafa girmesiyle Kara sinirle odadan çıktı. Kartal yere çökmüş ağlayan Güle baktı. "Hazırlan, her şey iptal olmuş konakta nikah kıyılacak hoca bizi bekliyor. Sonrada ailenle vedalaş. Geceye kalmadan İstanbul da oluruz."
Gül ayağa kalktı. Kartal'ın yanından geçerken Kartal sinirle kolunu kavradı. "Gelinlik giymeyecek misin?"
"Asla!" Gül sinirle kolunu Kartalın avcundan kurtarıp odadan çıktı.
O gelinlik bu hayatta tek bir kişi için giyilebilirdi..
O da öldüğüne göre neden gidecekti!
***************
Kara arabaya binerken Gülün üstünde siyah bir elbiseyle dışarı çıktığını gördü. Açtığı kapıyı sinirle kapatıp Gül'ün karşısına geçti.
"Beni delirtme git üstünü değiştir." dedi .
"Asla, ben onu bir kişi için giyerim oda malum hayatta değil...Bir katil için gelinlik giymeyeceğim." dedi. Bugün Gül'ün kara günüydü, yaslı günüydü.
"GÜLL!"
Karanın sesli bir şekilde bağırmasına Kartal yetişip Gülün önüne geçti. "Abi tamam sakin ol." dedi
"Al şunu gözümün önünden yoksa elimde kalacak. "
"Tamam abi. "
Kara tekrar arabasına binip uzaklaştı çiftlikten. Kartal Güle baktı. "Sınırı aşıyorsun ."
"Ne zamandır doğruları konuşmak sınırı aşmak oldu?"
"Bana daha ismimle bile seslenemiyorsun."
"Katil diyorum ya işte yetmiyor mu?"
Kartal parmaklarını Gülün koluna geçirdi. "Bir saat sonra kocan olacağım ben senin. Alış artık bebek gibi davranma. İnsanı çileden çıkarma Gül." Tek acı çeken Gül değildi, onun kadar Kartal da aynı acıyı çekiyordu.
"Seninle konuşmak istemiyorum. Bırak kolumu canım acıyor."
"Kafana göre takıl Gül. Son hür olduğun saatler. Bu saçın hesabını da sonra vereceksin. " dedi Kartal başını sallayarak.
***************
Gül konağa gelince arabadan ineceği zaman Kartal arabayı kilitledi. Gül kapıyı açamayınca Kartal'a bakmadan konuştu
"Kapıyı aç . "
"Şunu tak eline öyle."
Gül kucağına atılan yüzük kutusuna baktı. Tekrar bakışlarını pencereye çevirdi.
Kartal rahat bir şekilde otururken konuştu. "Sen bilirsin onu parmağına takmadan arabadan inemezsin. Millettin ağzındaki dedikodulara iyice laf verirsin."
"Ne dedikodusu?" dedi Gül panikle.
"Niye düğün aceleye getirilmiş, çalgı çengide yok. Gül yoksa hamile mi falan filan işte." Dedi Kartal
"Nee!" Gül'ün şaşkın ve sinirli tepkisi arabada yankılandı.
"Öyle ama haklılar bende öyle düşünürdüm. Hamile olacağın günlerde gelecek ama şuan değil demi? Ama sende burada benimle daha oturdukça millet dedikodularında haklı olacaklar." dedi Kartal bakışlarını dışarda k kalabalığa çevirdi. Kadınlar onlara bakarak konuşmaya devam etti.
Gül gözlerinden akan yaşları sinirle sildi. Titreyen eliyle kutudan çıkardığı yüzüğü parmağına taktı. Kartalın yüzüne bakmadan pencereye döndü eli kapının üstünde kilitli kapının açılmasını bekledi. Kartal otomatik kilidi açtı. Gül sinirle arabadan indi. Akraba, koruma kalabalığından hızlıca içeri girdi. Gözü kimseyi görmemişti.
Nizo Ana kızını öyle görünce hızlıca yanına gitti.
"Kızım bu hâl ne?" Gül annesine hiç bir açıklama yapmadan odasına çıkarken Yengesi Burçin ona seslendi.
"Geldin mi, hadi salona geç nikah kıyılacak." Burçin, Gül'ü kolundan tutup salona götürdü.
Gül Burçin'in çekiştirmesiyle masaya oturdu. Salona ailesi, kuzenleri, yakın akrabaları tarafından doldu. Kartalda yanına geçip oturdu.
Kuzenlerinin konuşmasını duydukça siniri daha da çok arttı. "Yazık."
"Hamile gibide durmuyor."
"Demek ki bir aylık daha ondan belli değil. "
"Yok be yapmayın kızlar bu dedikodulara inanmayın. Gülü hepimiz iyi tanıyoruz. Yazık şu kızın hâline bakın."
"Aman ne yazık be kaptı yakışıklı Kartalı. "
"Kartal ne buldu Gül de anlamıyorum."
"O değil de Devran'ın mezarda kemikleri sızlıyordur."
"He valla doğru diyon. Yazık yazık Devran'a yazık oldu. Gül aha hamile bile, aylar sonra doğumda yapar."
Gül duyduğu fısıltılardan tırnaklarını avucunun içine geçirdi. Kartal tam elini tutacağı sıra ağzının içinde tısladı.
"Sakın. Dokunma bana"
Kartal nikah memurunun gelmesiyle nikah memuruna baktı.
******************
Gül masada otururken boşalan salonda önünde duran evlilik cüzdanına baktı.
Bitmişti. Gül kaybetmişti..
Resmî nikah, dini nikah kıyılmıştı.
Salona tekrar Kartal'ın girmesiyle masadan kalkıp gideceği zaman Kartal önüne geçti.
"Nereye?"
"...."
"Hadi ailen seni bekliyor dışarda. Vedalaşıp arabaya bin. Daha havalimanına gideceğiz. "
"Bitti değil mi? Kaybettim ben.." dedi yavaşça Kartal'ın suratına bakarak.
"Evet bitti, kaybettin sen ve ben seni kazandım... Hadi çabuk ol arabada bekliyorum seni." Kartal'aın salondan çıkmasıyla Gül ayakta öylece bekledi. Asi' nin hızlıca ona sarılmasıyla kendine geldi.
"Abla gitme. Ben o gargamel suratlıyı döverim seni ondan saklıya bilirim?"
"Asi sen beni ziyarete gel olur mu? Seni en çok seni özleyeceğim." Gül eğilip kardeşine sarıldı. Ağırca yürüyerek dışarı çıktı. Ailesi onu dolu gözlerle ona bakıyordu.
Bu sefer tek fark Gül ağlamıyordu..
Ağlayacak göz yaşı bile yoktu. Hissizdi
Birileri ona sarıldı ağladı. Bu sefer Gül üç maymunu oynuyordu. Kara abisi dışında bütün abileri buradaydı. Yengeleri, kardeşleri..
Annesi...Ayrılamadı ondan teyzeleri halaları zor ayırmıştı Nizo hanımı..
Hizo Ağa kızartmış gözleriyle kızına sarıldı. "Gittiğin yerde mutlu ol Gül güzel Kızım. "
Sonra Hizo Ağanın kalbi fazla dayanmadı içeri girdi.
Meriç abisi kırmızı kuşağını bağlamak için öne çıktı.
Herkes duygusal hâldeydi. Meriç kuşağı bağlayınca Gül'ün anlına buse kondurdu.
"Bir Alo ile hep yanında olacağım bunu bil Gülüm.."
Gül Kayınbabası ve kaynanası ile konaktan çıktı. Görümcesinin yardımıyla arabaya bindi. Saniyeler içinde araba yuvasından, ailesinden onu ayırmıştı..
*********
Beyaz akan yaşlarını silerken bir taraftan da tabakları topluyordu.
"Gülde gitti...Özleyeceğim onu."
Nazende'nin sözüne mutfaktaki herkes katıldı.
"İlk gelin geldiğim zaman neşesi bol, konuşkan yüzünde güller açan sevecen kızı bu konaktaki herkes özleyecek."
Elanın sözlerine Burçin katıldı. "Keşke Kartalla evlenmeseydi. Belki Devran yaşasaydı onu-"
"Sus yenge onun adını anma bu evde Kara abim falan duyar mazallah." Pınarın söyledikleri ile mutfak tekrar hüzün haline döndü.
Reyyan Ela yengesine konuyu değiştirmek için sordu. "Ela yenge Berfin nasıl?"
"Doktorlar şimdilik bir şey söylemiyor...Küçük yavrumu üstünde test yapıp duruyorlar."
"Ben doktor olunca yeğenimi bu hastalıktan kurtaracağım."
Ela İstanbul'da yüzde yüz burs kazanmış sağlık lisesi okuyan görümcesini ağlamaktan şişmiş gözleriyle baktı. "İnşallah kuzum."
Nazende son aylarındaki şiş karnına bakarak konuştu.
"Öyle benim minik oğluma abla olacak."
"Benimkinin cinsiyeti belli değil ama oğlum olacak gibi geliyor bana. Benim oğlumda Berfin ablasını yoracak. "
Reyyan Ela yengesinin elini tutup konuştu "Hatta üniversitede hangi bölümü okuyacağımı belirledim bile. Kalp kardiyoloji bölümü seçeceğim."
Ela kalbi güzel görümcesine sarıldı. Diğer kızlarda sırasıyla bu destek yumağına sarıldı. Nazende şiş göbeğiyle Ela yengesine yapıştı. Onu Burçin, Pınar ve Beyazda takip etti. Ela göz yaşları akarken konuştu.
"Biz bir aileyiz iyi günde de kötü günde de. "
***************
"Ela?" Cihangirin seslenmesi ile Ela mutfaktan çıktı.
"Efendim Cihangir?" dedi.
"Hadi hastaneye gidelim biz artık." dedi Cihangir.
Ela başını olumlu bir şekilde sallayarak "Tamam hemen geliyorum. Mirza nerde?" dedi.
"Meriç'in yanında. "
"Tamam."
Ela mutfağa tekrar girdi. Pişen yemeğin altını kapattı. Masada oturan Beyaza baktı. "Herkes odasına çekildi. Ben yemek yaptım yemek isteyen olursa sen hazırla olur mu Beyaz?"
"Tamam abla ben hallederim. Nazende ve Burçin dışında kimsenin yemek yiyeceğini sanmam ama sen nereye abla?"
"Biz Cihangirle Berfin'e gidiyoruz. "
"Haa Tamam abla. Abla Kara'yı hiç gördün mü bugün? Sabah diğerleriyle geldim akşam oldu hâlâ ortada yok. İnsan kız kardeşi giderken gelmez mi, yanında bulunmaz mı?"
"Aaa senin haberin yok mu, Kara sabah Berfin'in yanına geldi. Gül'le vedalaştığını söyledi. Bizde Cihangirle öyle geldik."
"Haberim yoktu.."
"Tamam hadi görüşürüz. Biz gidelim o da gelir yanına sizde gidersiniz."
***********************
Beyaz saatin on ikiyi geçmesiyle odalarına çıktı. Yatağa direk kendini atıp uzandı. Sabah da erken kalkmıştı. Göz kapaklarının inmesiyle kendini uykunun kucağına attı.
***********************
Odadan gelen seslerle gözünü açtı.
Kara bavula kıyafetlerini dolaptan bavula bildiğin atarak koyuyordu.
"Günaydın."
"..."
"Bir yere mi gidiyorsun?"
"Evet."
"Nereye, bende geliyor muyum?"
"Evet geliyorsun. Kalk eşyalarını topla."
"Nereye çiftliğe mi gideceğiz. Artık orda mı yaşayacağız?"
"Hayır çiftliğe gitmiyoruz. Ora hem çok büyük hem de tek bize ait değil. Mürdüm konağa geçiyoruz. "
"Şaka yapıyorsun!?"
"Hayır. "
Beyaz sevinçten yatakta zıplayarak konuştu.
"Oley be oleeyy!"
Kara şaşkın gözler ile eşine bakıyordu. Beyaz Kara'nın radarına yakalanınca zıplamayı bırakıp yatağa kendini attı. "Ne bakıyorsun be öyle?"
"İyi misin, deliler gibi davranmayı kes."
"Hadi be oradan sevindim o konak çok güzel özelikle Piroz ninemin bana bıraktığı janti en tatlı olan şey."
"Onun adı janti değil. Hep nerden ninem onu sana bırakmış?" dedi tek kaşını kaldırarak Kara.
"Bana bıraktı işte! Sana da şıllığı bıraktı. "
"İyi öyle olsun çocukların elinden şekerini almam." dedi Kara. Çocuk lafına çok takılmıştı Kara ve her fırsatta bunu ince ince vuruyordu Beyaz'a.
"Sen kime çocuk diyorsun ben senin soyunu devam ettirecek tek kadınım Kara bey."
"O doğum kontrol haplarıyla mı?"
"Off sende geçmişi açıp açıp durma. " dedi bezgin bir sesle Beyaz.
"İyi sende geçmiş sayfaları açtıracak cümleler kurma."
"Dün niye gelmedin?.."
"Ben aşağı iniyorum. "
"Kaç bakalım Kara Ağa. "
******************
Sofrada kimse önündekiler dokunmuyordu.
Asi Reyyan ablasına bakarak konuştu.
"Reyyan abla Gül ablamı arayalım mı? "
"Tamam önündekiler ye yemekten sonra arayalım."
Kara masadan kalktı. "Boşa aramayın ulaşamazsınız. Kartalı arayın. "
"O niyeymiş oğlum?"
Nizo Ananın sorusunu Kara cevapladı. "Gülün telefonu çiftlikte."
"Unutmuş mu kuzum ?.."
"Sanmam bırakmış. Kırık parçaları bana öyle düşündürdü. "
*****
GÜL'DEN..
Arabanın içinde kafamı dışarı çevirerek baktım. Kartal şoför koltuğunda arabayı sürerken üstümde gezen gözlerini hissedebiliyordum. Direk havalimanına geçiyorduk. Artık sevdiğim adamı ziyarete gelemeyecektim.
"Balayına gitmek istediğin özel bir şehir var mı?" dedi Kartal bakışlarımı ona doğru çevirdim.
"Ne balayı?" dedim istemsiz.
"Ne demek ne balayı karıcığım? Evlendik ya biz. Her evli çift gibi bizde balayına gideceğiz." dedi Kartal gayet ciddi bir edayla.
.
.
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.
Yarın yeni bölüm gelecek canlar ❤💖