İçeriğe geç

GÜL 🥀(MARDİN SERİSİ 2)

Bölüm 7 · 18 dk okuma

GÜL 🥀(MARDİN SERİSİ 2)

Bölüm 7

7.Bölüm 🥀

Hoş geldiniz!

OY ve YORUMLARINIZ ile beni yanlı bırakmayın canlarım.

ozlem_okatan buradan bir tıkla takibinizi bekliyorum 🙏

Bölüm müziği: Ahmet KAYA Ne sen leylasın nede ben mecnun

Ah benim sevdasında bencil; ama yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim: ne güzel darma duman ediyorsun beni... K.

Keyifli okumalar 💖😊

YAZAR'DAN..

Çiftlik evinde akşam ki misafirler için hazırlıklar bitmeye başlamıştı. Beyaz mutfak masasında elindeki peçeteleri katlayarak kenara koyarken Pınar'ın ona seslenmesiyle başını masadan kaldırdı.

"Beyaz yenge fırındakini çıkarıyorum?" Beyaz fırından süre dolduğunu belirten alarm sesiyle Pınar'ın sorusunu anlamıştı.

"Tamam ben çıkarırım."

Pınar kafası ile yengesini onayladı. Su bardakları ile dolu olan tepsiyi alarak mutfaktan çıktığında, Beyaz' da fırındaki tepsiyi alarak tezgaha koydu.

"Beyaazz !" Beyaz mutfağa giren küçük afacan ile tebessüm etti.

"Efendim Berfin?" dedi içten bir bakış ile.

"Ben ve Mirza acıktık. Annem sinirli, bağırdı bize. Babaannemde mutfağa saldı." dedi Berfin, Beyaz daha çok gülümsedi ona.

"Yaa bir bakalım size ne versem. Çorba içer misin?" dedi Beyaz elini çenesine koyarak ocağın üstündeki yemeklere bakarak konuştu. Berfin kaşlarını yukarı kaldırıp hmen itiraz etti küçük tatlı diliyle.

"Hayııır.." dedi gözlerini kırparak tatlı yüzünü kullandı.

"Tamam. Ekmek arası bir şey hazırlayım mı?" dedi Beyaz kıyamazdı o çocuklara.

"Hıhı." dedi Berfin. Beyaz hazırladığı iki tane küçük ekmek arasını Berfin'e uzattı. Berfin'in kızaran yanaklarını görünce, eğilip elinin tersiyle yanaklarına dokundu.

"Berfin sen koştun mu?" dedi yalandan kaşlarını çatarak.

"Hayıır." dedi Berfin başını yere eğerek. Neden yasaktı ona koşmak..

"Bak kuzum terlemişsin, ateşinde var. Eğer koştuysan söyle bana. Ela yengem seni böyle görürse üzülür ama?" Beyaz'ın sıcak tavrı ile kafasını yana yatırdı.

"Koşmadım sadece Mirzayla oyun oynadık ." Berfin'in sözleri ile Beyaz tebessüm etti. Koştu diye kızamazdı bu küçüğe.

"Tamam gel üstün değiştirelim." Beyaz, elindeki bezi tezgaha bıraktı.

"Anneme demek yok ama?" Berfin dudaklarını büzerek sordu.

"Tamam yok. Gel buraya bakalım prenses." Beyaz, Berfin'in de elini tutarak mutfaktan çıktı.

"Ama bunu Mirzaya verelim." Beyaz, Berfin'in diğer elinde gösterdiği ekmek arasına bakıp tebessüm etti.

"Tamam ama Mirza nerede?"

"Salonda babaannemin yanında."

"Tamam sen merdivenlerden çıkadur bende bunu Mirza beye verip geliyorum küçük hanım."

Beyaz salona girerek elindeki ekmek arasını Mirzaya verdi. Salonda Asi ve Pınar sofrayı hazırlarken Burçin, Nazende Nizo Hanımın yanında oturuyordu. Nizo Hanım Beyaz'a sordu.

"Berfin nerde kızım?"

"Ana o biraz terlemişte üstünü değiştireceğim."

"Koşmuş mu?"

Nizo Hanımın yüreği ağzına gelmişti. Haklıydı da.

"Yok Ana sordum koşmadım diyor."

"Tamam kızım sen Elaya söyle, aletiyle bir ölçsün."

"Tamam Ana."

Beyaz salondan çıkıp merdivenleri elindeki ekmek ile yarılayan miniğe yetişti.

Berfin'in üstünü değiştirince odadan çıkarak yan odada olan Ela yengesinin yanına gitti. Kapıyı tıklattı.

"Buyur." Beyaz kapıyı açarak içere girdi.

"Yenge Berfin terlemiş aletini alıp bir gelsen." Ela panikle yatağın üstünden kalkıp çekmecedeki aletini aldı. "Nerde, iyi mi?"

"Odasında ,üstünü değiştirdim." Ela hemen Berfin'in yanına gitti. Beyaz'da Ela'nın peşinden odaya girdi. "Yardıma ihtiyacın var mı?"

"Evet şunu tutar mısın?"

"Tabi." Ela titreyen elleriyle aleti Berfin'in koluna takmaya çalıştı.

"Tamam yenge ben yaparım sen bir nefes al."

"Annem koştun mu sen?"

"Hayır anne koşmadım.." Beyaz taktığı alet ile geri çekildi. Ela kızına öyle bir sarıldı ki kaybetmek istemiyormuş gibi...Bir anne olarak korkması normaldi. Eğer çocuğunun kalbinde ritim bozukluğu son noktaya geldiyse, koşması bile yasak olan bir çocuğun için bu endişesi çok normaldi. Bu yüzden yüreğin ağzındaydı Ela'nın.

Beyaz, Ela'nın kızına sarılışını hasret dolu gözleri ile birlikte izledi. Ela Beyaza bakarak konuştu. "Teşekkür ederim.. Sağ ol.."

"Sen çok iyi bir annesin bunu bil olur mu?"

"Ama aciz ve çaresiz bir anneyim.."

"Ama yine de evladından vazgeçen bir anne değilsin.." Beyaz akan göz yaşlarını hızlıca sildi. Ela diğer kolunu açarak Beyaz'ı çağırdı. "Gel buraya küçüğüm.." Ela yirmi beş yaşında olduğu için ve bu evin ilk gelini olduğundan dolayı küçüklerine abla gibiydi Cihangir Ağa ile arasında bir yaş vardı. Kara en büyük abiydi ama Beyaz daha on dokuzuna yeni basmış bir kızdı. Burçin ise ondan üç yaş büyüktü, Nazende ile arasında bir yaş vardı.

Ela yengesi 25 yaşında, Burçin 22 yaşında, Nazende 21 ,Beyaz ise 19... Ondandı Ela yengesi ile arasındaki bağ. Belki yüreği arada annesini özleyince abla bildiği kadına sarılması da bundandı... Hasret kalmıştı yürek....

***********

Kara tekrar mezarlığa dönerken Kartalın arabayı çalıştırdığını gördü. Arabanın camından Gül'ü gördü. Kara daha fazla burada durmak istemediği için Kartal ile peş peşe çiftlik evine doğru yola düştüler. Kara Ağa telefonunun çalmasıyla ekrana bakmadan açtı.

"Kara." gelen ses Cihangir'e aitti.

"Söyle Cihangir." dedi tok bir sesle Kara.

"Ne yaptın hallettin mı?", dedi Cihangir ağa yattığı hastane odasında sinirden dört dönüyordu.

"Evet hallettim. " dedi kendinden emin bir şekilde. Kara'ydı bu biri bir şey yapar ve her zaman haleden taraf Kara olurdu.

"Nasıl yani Aşiret büyükleri en son öy_" Cihangir daha lafını tamamlayamadan Kara araya girdi öfkeli sesiyle. "Cihangir açtığın pisliği kapatmaya çalışıyorum kapat telefonu." dedi.

"Senin yüzünden ben elimi kana buladım. Sana kim dedi Ağalıktan çekil bana ver diye!" Cihangir de en az Kara kadar öfkeliydi ve kızgındı. Yaşadığı her şeyin sorumlusu olarak Kara'yı görüyordu.

"O sesini alçalt Cihangir! Ağalığı sana verdikleri zaman adın gibi sende biliyordun elinin kana bulunacağını!" Gerçeği herkes biliyordu. Ağaysan çok kez elin kana bulanacak.

"Sana da, doğduğun güne de lanet olsun Kara!" dedi Cihangir. İçindeki suçluluk ateşiyle abisini de yakmak istemişti ve telefonu kapattı. Kara o ateş ile elindeki telefonu yanındaki koltuğa fırlattı.

KARTAL'DAN...

Arabayı park edince yan koltukta ağlamaktan uyuya kalan Gül'e baktım. Seneler onu ne çok değiştirmişti. Elimi kaldırdım yüzüne gelen saçını kenara çektim ama kızaran gözlerini görünce hem üzüldüm...Hem sinirlendim. Keşke bir şeyleri değiştirmeye gücüm yetseydi. Keşke Gül beni sevseydi, keşke..

"Ne vardı o piçe aşık olmasan. Sanki aşık olacak başka adam kalmadı, gittin o piçi sevdin." dedim acı bir sesle. Onu sevdiğini bilmek kalbime kızgın bir hançeri batırıyordu.

"Affet beni yada affetme ama asla vazgeçmeyi düşünmüyorum...Ben Kartal Yıldırımım istediğimi elinde sonunda alırım Gül Yıldırım. Boşa kendini hırpalıyorsun." dedim gönlüm laf dinlemiyordu. Dinlediği zamanda Gül gitmemi istememişti. Kapımı açarak aşağı indim. Elimden gelen her şeyi yapacaktım onu beni seçtiğine sonrada beni sevmesi için her şeyi yapacaktım. Kara abide arabasından inip bana doğru geldi.

"Çekil kenara!" dedi sert sesiyle. Neye sinirliydi bu?

"Hayırdır abi?" dedim korkunç bakışlarını bana çevirdi.

"Yok bir şey! Kara'yı nasıl çıldırtalım diye bugün hepiniz anlaştınız mı!"

"Ne oldu abi? Kim canını sıktı?" dedim Kara abi elinin tersiyle sertçe göğsüme vurdu.

"Sen gerizekalı bir kıza mukayyet olamıyorsun. Sonrada yurt dışına çıkacağım diyorsun!" Kara abinin bana birden gerizekalı demesinden anlamıştım. Siniri bana değildi.

"Tamam abi sakin ol Gül uyuyor." dedim bakışlarım Gül'ü kaydı.

"Nasıl davranacağımı sana mı soracağım Kartal! Hem sakinim ben!" Açtığım kapıyı hızlıca kapatmasıyla Gül sıçrayarak uyandı. Kara abide yaptığının sonra farkına vardı. Ulan şu hareketi yapan başkası olsaydı o eli kırmasını bilirdim ama. Sakin olmaya çalışarak derin bir nefes alarak Gü'e baktım.

"Hay elimin ayarına s****" dedi Kara abi kendi yaptığı harekete küfrederek söylendi. Kapattığı kapıyı tekrar açtım. Bugün spor giyindiğim için üstümdeki montu çıkartıp Güle uzattım.

"Korkma bir şey yok. Al bunu üstüne giy. " dedim uykudan uyandığı için hastalansın istemezdim.

Gül bir bana, bir uzattığım monta baktı. Sonra görmezden gelerek emniyet kemerini açmaya başladı. Kemeri açınca ona doğru uzattığım montu geri itti. Arabadan indi. Gözlerini ışığa birden çıkınca yumdu, ovaladı. Belki o kadar ağladığı için güneş ışınları gözlerini acıtmıştı. Onun acıyan canı bir ayna misali ruhuma yansıyordu

Kara abi Gül'ün dışarı çıkmasıyla alnındaki pansumanı görmüştü.

"Bir dakika dur orda." Gül yürürken onu durdurarak kendine doğru çevirdi. Çenesinden tutup alnındaki yaraya baktı.

"Kartal açıklama yapman için sana kaç saniye vermemi istersin!" Ben Kara abinin bu sözleriyle derince yutkunurken Gül abisinin elini çenesinden itti.

"Sana bir açıklama yapmak zorunda değil! Unuttun mu ben onun nişanlısıyım, belki bir hafta sonrada eşi olacağım. Bana istediği gibi davranır. Zaten genellikle yaralarımı sizin göremeyeceğiniz yerlerime yapardı. Bak hakkını yiyemem buna çok dikkat ediyor, bu seferki böyle oldu. Hem benim için abi gibi davranmaktan vazgeç. Benim abim öleli çok oldu. Onun yerini de kimse dolduramaz hele sen asla Zalim Kara Yıldırım. "

Gülün sözlerinin bitmesiyle yanağının yana düşmesi bir oldu. Gözlerimi kocaman açarak sinirle Kara abiye baktım! Gül kız kardeşi olabilir ama ona vurabileceği anlamına asla gelmiyordu bu! Gül yana düşen yanağıyla bana baktı. Fark edebilseydim ona kalkan eli durdururdum.. Gül dolan gözlerini kaçırdı benden. Benim karşımda bu anı yaşamak ağrına gitmişti. Kara abiden böyle bir cevabı asla beklememiştim. Onu iyi tanıyan adamlar arasında başta gelirdim. Bugün neye dolduysa bu ağır patlaması Gül'e olmuştu.

"Defol Gül eve git gözüm görmesin seni." Kara Ağa elini indirip yumruk yaptı. Gül kızaran yanağını tutup abisine baktı. "Böyle yapınca benim haklı, senin haksız olduğunu onaylıyorsun abiciğim." Gül son sözlerini bastırarak kurmuştu. Gül yanımızdan çekip giderken Kara abinin sözleriyle ikimizde şaşırmıştık.

"Kartal akşama gelmeyin. Git amcama, yengeme söyle kendilerini akşam gelerek yoramasınlar." Gül adım atmayı kesti. Durdu öylece. Bakışlarımı Gül'den çekerek Kara abiye baktım. Sözlerinde kararlı olduğu gözlerinden belliydi. Ben hemen lafa girdim, Kara abimi ikna etmem şartı. Bugün n yaşadıysa gözüne biz mi gözüküyorduk "Abi yapma." dedim sevdiğim kadını bırakmayacaktım sadece Gül isterse kalbi kan ağlaya ağlaya giderdim ama artık oda bir kez olsa bile gel demişti bana.

"Yaptım bile Kartal. Sabah bir memur bir hoca ile gelin." çattığım kaşlar ile yüzümü buruşturdum.

"Anlamadım abi?" dedim tam ne demek istemişti.

"Sabah gelin nikahı kıyın. Gül'ü de alın gidin. Yeterince beklediniz." dedi bu anı tepkisi baya ağır olmuştu. Gül'e baktığımda sanki bir an dengesini kaybetti. "Abi emin misin?" dedim bu karar bana iyi olsa da Gül için iyi değildi.

"Eminim Kartal."

Gül, Kara abinin bu sözlerine tekrar dönüp yanımıza geldi. Ağlayarak iki cümle etti. "Senden nefret ediyorum Kara Yıldırım.." dedi fısıltı gibi çıkmıştı sesi bakışlarımı yere eğdim. Ağızımın içinde dişlerimin arasına aldığı yanakları ısırdım.

Bana doğru döndü Gül. Gözleri öyle bir doldu ki. Kalbini gösterdi.

"Buranın sahibini öldürdün ya en çok da senden nefret ediyorum.." dedi üstüme kum attı bu sözleri ile. Arkasını döndü. Eve doğru hıçkırıklar içinde yürüdü.

"Abi sen Gül'e sinirinle öyle diyorsan ama bu şekilde doğru olmaz." dedim ben Gül'ü kazanmak için mücadele ederken niye böyle karar çıkmıştı. İki sene o piçi unutsun diye bekleyen ben şimdi neden acele edeyim ki? Kara Abi ,Gülün içeri girmesiyle boğazıma yapıştı.

"Kes lan! Sen asıl Gül'ün söylediklerinin hesabını ver!" Gül'ün söylediği yaraları soruyordu.

"Abi...O sadece kazaydı.." dedim gerçekleri söyleyerek.

YAZAR'DAN..

Zilin çalmasıyla Asi koşarak kapıyı açmaya gitti.

Gül ağlayarak içeri girdi.

"Abla bu hâl ne, ne oldu, kafandaki ney?" Gül'ün gözü hiç bir şey görmüyordu. Merdivenlerden hızlıca odasına doğru çıktı. Asi ablasının b durumuna iç çekerek baktı.

Kara ,Kartalı saltıktan sonra eve gireceği zaman babası ve kardeşleri gelmişti.

"Hoş geldin baba."

"Hoş bulduk oğul. "

Hizo Ağa içeri girerken gider kardeşleri de babasını takip etti. Cihangir dışında. Kara tersçe Cihangire baktı sonra oda içeri gireceği sıra Cihangir bunu engelledi.

"Kara Ağa konuşacaklarım var!"

"Benim yok Cihangir Ağa!" Kara Ağa sinirle içeri girdi. Annesinin onları karşılaşmasıyla gözleri Beyaz'ı aradı.

"Hizo Ağam nasılsın iyisin değil mi?"

"İyiyim hatun iyi. Kara oğlum sıkıntıyı giderdi çok şükür. "

Nizo Ana gözleri şefkatle Kara'ya baktı.

"Oğlumuz hiç bizi zorda koymadı. Paşam benim." Kara annesinden aşinası olmadığı kelimeleri duyunca dönüp annesine baktı.

"Öyle hanım öyle."

Hizo Ağa salona doğru yürürken Nizo Ana bir taraftan konuşuyordu. "Akşama misafirler var erken geldiğiniz iyi oldu. Ailecek önce biz bir aramızda konuşalım." Kara Annesine cevap verdi. "Yok akşama misafir gelmiyor." Hizo Ağa kaşlarını çatarak oğluna döndü baktı. "Niye gelmiyordur oğul. Ben en son kardeşimle konuştuğumda yoldayız diyordu. "

"Ben Kartal'la konuştum. Yarın nikah kıyılacak akşama da Gül'ü alıp giderler. Nizo Ana lafa girdi. "Oğul bu kadar erken mi?"

"He Ana yeterince beklemediler mi? Bir sürü derdimiz var bir de Gül ile uğraşamam. "

Hizo Ağa Kara'yı tersledi.

"Olmaz öyle şey. Benim kızım gelinliğiyle çıkacak bu evden."

"Baba inan bana Gül için böylesi iyi. Milleti toplamaya gerek yok. Gül'ün sağı solu belli değil. Sadece yarın akrabalar gelsin giysin gelinliğini kıyılsın nikâhı çıksın evinden."

Hizo Ağa sinirle Kara'yı ve diğer oğullarını bahçeye çağırdı.

"Gelin peşimden." Herkes duyduklarına şaşırmıştı. Pınar Annesine dönüp baktı.

"Anne ne olacak şimdi ablam yarın gidiyor mu?.." Nizo hanım yüreğine düşen hisle kızına baktı.

"Sen Asiyi de al odana çık. " Gelinlerine de dönüp baktı. "Hadi sizde yemekleri ısıtın, çayı demleyin."

***************

Gül banyoya girmiş aynada öylece kendi yüzüne baktı. Kapının tıklanması ile banyodan çıktı. Odaya giren annesiyle gözlerini kaçırdı.

"Kuzum nasılsın?.."

Gül annesine cevap vermeden pencerenin önündeki divana oturdu. Bakışlarını annesinden çekip ellerine baktı.

"....."

"Kartal ile bugün günün nasıl geçti?.."

"......"

"Neden konuşmak istemiyorsun Annem benimle?.."

"...."

"Bak abin bir şeyler dedi.."

"...."

"Sen ne istiyorsun Annem ?"

Gül bakışlarını ellerinden çekip annesine baktı.

"Bunu sormak için çok geç kalmadın mı Anne?.." dedi Gül ağlamaktan pürüzlü çıkmıştı sesi. Gül divandan kalkıp yatağına uzandı.

***************

Beyaz pencerenin önünde, tülün arkasından bahçedeki tartışmayı izliyordu. Ne olmuştu acaba? Kara hararetli hararetli ne konuşuyordu? Çok merak etmesine de gerek yoktu. Bu Karaydı... Pencereden çekileceği sıra Kara'nın da eve doğru yürüdüğünü gördü. Kara durdu kafasını yukarı kattaki pencerelerine baktı. Beyaz yutkunarak hemen geri çekildi. Görmüş müydü Kara onu, niye pencereye bakmıştı?.. Hemen hızlıca odadan çıktı. Kara ile aynı orda da baş başa kalmak istemiyordu. Merdivenlerden inerken son basamakta Kara ile karşılaştı. Yüzünü başka tarafa çevirip yanından geçeceği sıra Kara önüne geçti. "Düş önüme seninle konuşmam gerekenler var. " dedi.

"Benim yok." Beyaz bu sefer diğer taraftan geçmek için hamle yapınca Kara Ağa tarafından bu hamlesi de engellendi.

"Çekil önümden. Mutfağa gideceğim, birazdan misafirler gelir."

"Misafir falan gelmeyecek."

"Neden, Nizo Ana geleceğini söyledi. Gül'ün düğün tarihi belli olacaktı . "

"Oldu zaten."

"Ne zaman?"

"Yarın. "

"Nee!?"

"Saçmalama. Daha düğün için hiç bir hazırlık yapmadık. Kınada öyle. "

"Gerek yok."

"Buna sen mi karar veriyorsun!?"

"Evet. Artık çoluk çocuk tribi çekemem. Herkes bundan sonra kendi derdine baksın. "

Beyaz Kara'nın bu haline sinirlenip gözlerini devirdi ve içinden kendi kendine söylenmeye başladı.

"Haa! Çoluk çocuk tripi çekemezmiş beyefendi! Gül benden bir yaş büyük, ama koynuna çocuk almaya gelince hiç şikayetin olmuyor! İşine geldiği gibi davranıyorsun Kara bey!" dedi içinden. Beyaz kafasını yerden çekerken Nizo Ananın arkadan sesini duydu.

"Beyaz! Odana git. Ne derdiniz varsa odanızda halledin. Herkesin içinde değil!" Beyaz kafasını anlamayarak Kara'ya çevirdi. Sinirden kızarmış gözlerle ona bakıyordu. Ne olmuştu bu adama birden siniri tepesine çıkmıştı? Yok canım.. Beyaz kızım sen içinden düşündüğüne emin misin?.. Karanın gözlerinden alevler yükseliyordu. Beyaz'a öyle bir bakışı vardı ki Beyaz yer yarılsa da içine girsem diye dua ediyordu. Kara sinirle elini merdivenlerin sapına vurdu. Beyaz korkudan sıçradı. Kara önünden çekilip merdivenleri çıkınca Beyaz bakışlarını mutfak kapısında öylece kalan kayın babasına, kayınlarına ve eltilerine baktı.

Sıçtın sen Beyaz..

Hızlıca arkasını döndü Kara'nın arkasından odaya girdi.

"Çık dışarı!"

"Kara ben öy_" kendini anlatmasına bir izin vermeden Kara bağırarak susturdu Beyaz'ı.

"Çık dedim sana!" Beyaz odada da daha fazla kalamayınca çıktı.

Rezil olmuştu herkes her şeyi duymuştu.

*************

"Hadi Mirza babana git oğlum. "

"Ela konuşmayacak mısın benimle?" Ela kıyafetleri çantaya koyarken Cihangire baktı. "Bugün Berfin iyi değildi. Yarın doktora gidelim olur mu?"

Cihangir panikle sordu. "Ne oldu, Berfin iyi mi?"

"Şuan iyi korkma, Beyaz fark etmiş Allah razı olsun."

"Tamam gidelim.."

"Şu çantayı da al. Arabaya koy, bende Berfin'i alayım eve dönelim. " Buz gibi bir sesiyle Ela.

"Artık benimle böyle mi konuşacaksın?" Dedi Cihangir acı dolu sesiyle. Karısının ona karşı öyle soğuk olması canını yakıyordu.

"Zaman ver bana Cihangir. Alışmam lazım galiba artık senin de bir canavara döndüğüne.." Ela odadan çıkıp Berfin'in odasına girdi. Beyazı Berfin'in başında bulmayı beklemiyordu.

"Senin burada ne işin var kuzum?"

"Kara beni odadan kovdu.." dedi Beyaz omuzlarını havaya kaldırıp indirdi.

"Neden?.."

"Duymadığını söyleme abla."

"Ha hatırladım."

"Bir şey demeyecek misin?"

"Yanlış yaptın kızım. Bak odanızda ne konuşursanız orda kalır. Ama sen ailesinin içinde onu çok küçük düşürdün.. Hem birde erkeklik gururunu ayaklar altına aldın. Kardeşleri, Annesi ,Babası bile buna şahit oldu."

"Yaa ne olmuş. O hep yapıyor bunu."

"Ama ben hiç Karanın böyle bir şey yaptığını hatırlamıyorum."

"Ne yaptım ya ben onları içimden düşünüyorum sandım. Hem önümde Kara vardı nerden biliyim herkesin bizim kavgamızı dinlediğini. Nizo ana bile ilk kez bana bağırdı.."

"Bak Kara herkesin içinde sana şöyle dese hoşuna gider miydi?"

"O zaten pek iyi şeyler demiyor ki bana."

"Beyaz ben seni ailenin yanına saldığım hâlde niye dönüp dolaşıp koynuma geldin, Abinden dört yaş büyük olan benim koynuma niye girdin dedi mi sana?"

"Diyor! Niye döndün geri diye başımın etini yemişti."

"Peki bunu hiç bizim yanımızda dedi mi?" dediğinde Ela, Beyaz bir süre düşündü ve hiç demediğini anladım.

"Yok demedi.." dedi pişmanlık dolu bir sesle. O zaten bunu bilerek yapmamıştı.

"İşte karı koca arasında o kadar şey olur, biter ki gene de bir olarak o odadan çıkarlar. Aynı bir senedir sizin de yaptığınız gibi." dedi Ela yengesi iç çekerek Beyaz'a baktı. Keşke hasta olmasaydı bu kız..

"Tamam ben Kara'ya öyle dememeliydim. Onu sübyancı gibi, salakça bir şeyle suçladım. Hatalıyım.."

"Bak Kara abiyi senden öncede tanıdım. Ona ne dersen kabul eder herkes ama bir hırsızlık, iki ırkçılık ve sübyancılıkla suçlamak yanlış olur. Hem sen değil miydin üç aylık evliyken bile sana el sürmemişti. Hâlâ da sürmezdi sen o konuşmayı yapana kadar. Bak bu aralar kocanı hiç sevmiyorum. Bir evladımın geceleri nefes alış verişlerini kontrol ederken diğer yavrumun gelecekte severek yapması gereken hakkını o elinden aldı. Ama sen bu konuda haklı değildin kuzum.." dedi Anaç bir şekilde Ela. Ona yol gösteren ve her zaman doğru olanı söyleyen kişiydi Beyaz için.

"Nasıl bir dakika Mirza ile ilgili ne karar verdi?." dedi şaşkınca Beyaz. Olanlardan haberi yoktu. Beyni tutmuyordu bazı bilgileri sürekli anlatmak gerekiyordu bu kıza bunları..

"Burçin'in bebeği kız olursa.. İnşallah olmaz yoksa oğlum ilerde Amcasının bu kararını uygulamak zorunda kalacak." dedi ağlamaklı bir sesle Ela.

"Şaka yapıyorsun!"

"Haberin yok muydu?." dedi Ela yengesi bu kızın bu hızla unutmasına şaşırmıştı.

"Yoktu ,o kalas bana bir şey anlatmıyor ki! Van'a geldi gitti ama bu konulardan hiç bahsetmedi." dedi Beyaz. Ela yengesi gülerek konuştu. Bu kızın unutmadığı çoğu konu Karaydı..

"Nee !Kara Ağamız Van'a mı geldi?" dedi bildiği şeyleri tekrar bilmiyormuş gibi soruyordu ki Beyaz'a da iyilik olsun diye.

"Evet.."

"Utanma utanma bak Beyaz sen çok fenasın haa, kız yoksa biz kalpsiz dediğimiz Ağamız kalbini sana çaldırmasın?." dedi omuzuna vurarak. Kara ağa bir sene içinde gerçekten değişmişti. Bunu Beyaz nasıl yapmıştı tam bilinmez ama aşk onlarında kapısına uğradığı kesindi.

"Yok be abla nerde...O odunda kalp ne gezsin. Bana karşı hiç merhametli halini görmedim bile seven adam başka olur.." dedi Beyaz söylenerek. Ela yengesi kafasını ki yana sallayarak baktı bu kızın sözlerine. Kendi gözleriyle şahit olmasa inanabilirdi bu yalancı kelimelere.

"Olur olmasına ama bunu aşık anlar. Sende onu sevmiyorsun sevseydin belki aşık olup olmadığını bilirdin. " dedi Ela yenge farklı bir taktik denemek istedi.

"Ben onu sevmeyi bırakalı çok oldu.." Beyaz alttan alttan düşündü. Gerçekten Kara onu seviyor muydu?..

Cihangir'in odaya girmesiyle Beyaz ve Ela sustu.

"Biz arabada bekliyoruz sizi."

"Tamam bende Berfin'i alıp geliyorum."

Cihangir Beyaz'a bakıp konuştu. "Abim sana emanet. "

"Bir yere mi gidiyorsunuz?" Ela lafa girdi. "Evet canım biz bugün konağa dönüyoruz. Kara Ağa artık konakta yaşamayacağını söylemiş."

"Nasıl yani?"

"Ya burada yaşarsınız ya da başka bir konağa geçer Ağamız."

"Onunla aynı evde sadece ikimiz, korku filmi gibi değil mi sizce de?"

Cihangirin öksürmesiyle Ela gülmesini kesti. Beyaz kapıya doğru dönünce aradan sırtı dönük bir şekilde merdivenlerin başında duran Kara'yı gördü. Yine bir anda konuşmuştu Beyaz etrafına bakmadan.

"Neyse ben aşağı iniyorum Ela. Hoş çakal Beyaz." Cihangirin kapıyı örtmesiyle Beyaz derin bir nefes aldı. Ela ,Berfin'i kucağına alırken Beyaza baktı.

"Dikkat et kendine, bir şeye ihtiyacın olursa ben ablan olarak yanındayım çekinmeden ara beni. Bu sıralar kendi derdimde sana karşı yanlış bir yaklaşımım olduysa affet beni."

"Abla iyi ki varsın, yok olmadı. Sende haklısın. "

Ela ,Berfin'i kucağına alıp dışarı çıkarken durdu. Beyaz'a döndü.

"Kara bu sıralar sana pek iyi davranmazsa sakın kırılma. Çünkü sana bugün baya bir kırılmış olabilir, abla tavsiyesi unutma."

"Meselâ nasıl davranırsa çünkü zaten iyi davrandığı yok ki.."

"Immm meselâ yatağına gelmez, seninle iletişim içinde olmaya bilir.."

"Gelmesin zaten gelmesini isteyen kim...Normalde çok iletişim içindeydi ya abla.."

"Tamam şuan dediklerimi anlamadın. Zamanla anlayacaksın. Biz şuan konağa gidiyoruz. Yarın ki düğünde denmez ama Gül'e yazık oldu...Kartal'ın elinde o kız solar...Neyse ben gideyim artık Cihangir arabada çıldırmıştır. "

Beyaz Ela yengesine sarılıp vedalaştı. Yalnız kaldığı odada biraz daha düşündü. Aklına Gül'ün gelmesiyle odadan çıktı. Yukarı katta ki Gül'ün odasına doğru yürüdü. Merdivenleri çıkarken aşağıdan gelen sesleri dinledi. Pek net olmayınca yavaş yavaş aşağıya indi. Salondaki kalabalığı görünce anlamıştı. Kartal'ın annesi ve babası gelmişti. Beyaz mutfaktan gelen sesler ile o tarafa doğru yürüdü.

"Sana gelmenize gerek yok dedim Kartal. "

"Annemle, Babam gelmek istedi gene de."

"O zaman yüzüğü bırakıp gidebilirsin Kartal .Benim sözümün dinlenmediği yerde ilk verdiğim sözlerinde bir anlamı yok."

"Ne abi saçmalama. Tamam ben birazdan annemi, babamı da alıp giderim."

"Aferin. Akşam nikah kıyılacak sonrada Gül'ü al nereye gidiyorsan git."

"Tamam abi."

Kartal'ın masadan kalkması ile birlikte Beyaz salona doğru yürüdü. Kartal'ın Annesi Ayşe teyzenin Nizo anneye uzattığı elbiseler ile konuşmaya başladı.

"O zaman bunu yarın gelinim nikahta giysin. Kartal son anda deyince anca bunları bulmuş Hanzadelerden."

Nizo hanım eltisinin uzattığı elbiseleri Pınar'a işaret ederek almasını söyledi.

"Pınar elbiseleri ablanın odasına çıkar... Ayşe, bu konuda Hanzadeler iyidir. "

"Tamam Anne. "

"Doğru dersin ama Nizo biz gene de Gül'ün beğenip almasını isterdik." Dedi Kartal'ın Annesi. Onlarda şaşkındı bu ani karara ve isterdiler ki her şey olması gerektiği gibi olsun. Pınarın elbiseler ile salondan çıkmasıyla Beyaz hemen elbiseleri aldı.

"Bende Gül'ün yanına çıkıyordum ver bana ben çıkarırım. "

"Tamam yenge." Beyaz yukarı çıkarken eltileri sofrayı hazırlıyorlardı.

Beyaz sonunda dört merdiveni çıkmış ve Gülün kapısının önüne gelmişti. Kapıyı elindekilerden zar zor tıklatıp daha fazla beklemeden içeri girdi. "Gül kollarım koptu. " Beyaz elindeki elbiseleri yatağın üstüne bırakıp etrafına baktı. Gül aynanın karşısında makasla oturuyordu.

"Gül ne yaptın sen!?"

***

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.