İçeriğe geç

GÜL 🥀(MARDİN SERİSİ 2)

Bölüm 6 · 11 dk okuma

GÜL 🥀(MARDİN SERİSİ 2)

Bölüm 6

6.Bölüm 🥀

Hoş geldiniz canlarım ozlem_okatan beni buradan takibe alabilirsiniz.

Oy ve yorumlarınız bekliyorum canlarım.

Bölüm müziği: KOYVERDİN GİTTİN BENİ

İçimi acıtanlara bir baktım da ulan hep sevdiklerim çıktı be.. G.

Keyifli okumalar canlarım ❤

YAZAR'DAN..

"Yok abi nerede bu kız?" dedi Kartal ellerini gömleğinin üstünden beline koyarak derin bir nefes çekti. Göğsü telaşla inip kalkarken Kara çattığı kaşlar ile Kartal'a cevap verdi.

"Nerden biliyim benim yanımdan kaybolmadı Kartal." dedi Kara ağanın göndermeli sözleri ile Kartal gözlerini utanarak kaçırdı.

"Abi hep Devrim salağının suçu." dedi Kartal kendini savunarak.

"Ne dedi o mal?!"Kara ağa bu konuyu sormayı unutmuştu. Kardeşi Devran iti yüzünden değerlisi perişan olmuştu birde Devrim'le uğraşamazdı! Kendini o kadar zor tutuyordu ki gerçekleri ona bir bir anlatmak için ama her doğru bildiğimizi söyleyemiyorduk maalesef.

"Abi salak salak konuştu işte. Her zaman ki Devrim." diyerek Kartal olayı geçiştirdi.

"Tamam sen adamları al yanına şu tarafa bak." Kara ağanın eliyle gösterdiği tarafa doğru baktı Kartal.

"Tamam abi." dedi Kartal tek istediği sağlıklı bir şekilde Gül'ü bulmaktı.

"Cenk sende gel bizde yukarıya bakalım. " Kara ağa yanına aldığı sağ kolu ile yukarı bölgeye doğru çıkmaya başladılar.

"Tamam Ağam. " Kartal yanına adamları alarak aşağı tarafa doğru bakmaya gittiler.

Aradan geçen iki saat içinde kimse Gül'ü bulamamıştı.

Kartal yere oturmuş dertli dertli düşünüyordu. Aklına gelen bilgiyle yerden kalktı.

"Abi sen adamları al git. Bende Gül'ü bulup gelirim." dedi Kartal.

"İki saattir benim bulamadığım kişiyi sen mi bulacaksın Kartal?" dedi Kara ağa kinayeyle.

"Abi eminim gene oraya gitti." dedi Kartal yüreği bunu istemese de kabul etmese de gerçek buydu.

"Nereye?" dedi Kara ağa kıstığı siyah gözleri ile Kartal'a baktı.

"Kartal emin misin burada olduğundan." Kara ağa iç çekerek baktı. O kardeşini kurtarmak isterken o hala kendini cehennem ateşine atıyordu. Bu işten kardeşini nasıl kurtaracaktı?

"Eminim, her yere baktı adamlar. Burada da yoksa .Gül Mardin de değil o zaman abi. " dedi Kartal. Gül'ü bir tek o iyi tanıyordu. Kara ağa , Kartal'ın peşinden mezarlığa girdi. En son yasaklamıştı artık gelmiyordu buraya Gül.

"Buraya niye gelsin kız?" dedi Kara ağa bakılarını mezarlıklardan çekerek.

"Geçende buraya gelmişti. " dedi Kartal ağızından kaçırdığı kelime ile yutkunarak önüne dönerek hızlı hızlı yürüdü. Kara ağanın tek kaşı havaya kalkmıştı.

"Geçen?.." dedi Kara ağa sorgulayıcı tavrıyla.

"Abi boş ver sen şimdi onları." dedi Kartal şimdi mesele Gül'ü bulmaktı. Sevdiği kadın ne haldeydi Allah bilir. Devrim piçinin ileri geri konuşması onun canını yakmıştı. Kartal'ın aile kabristanına doğru yürümesine karışmadı, Kara Ağa belki Piroz ninesini ziyarete gelmişti küçüğü. Kartal'ı derin bir nefes çekerek takip etti. Kartal boş olan kabristana baktı. Şaşkınlıkla etrafına baktı. Burada olması gerekiyordu Gül'ün. Nereye gitmişti bu kız?.. Kara Ağa sinirle telefonu cebinden çıkarırken, Kartal'a sordu.

"Kartal hani buradaydı Gül?!" dedi üzülmüştü sesine gizlediği telaşla.

"Abi bilmiyorum...Gene ona gelmiştir diye düşündüm. " dedi Kartal. Bakışları Devran'ın mezarlığında gezindi.

"Efendim Ağam?" Kara telefondan Cenk'in kendine seslenmesiyle konuşmaya başladı.

"Cenk hemen adamların sayısını artır. Gül'ü arayın burada Gül falan yok."

"Tamam Ağam. "

"Haa birde hastanelere, otobüs terminallere baktır.

"Tamam Ağam hemen baktırıyorum." Kara telefonu kapatıp mezarlıktan dışarı çıktı. Arabasına binip kabristandan ayrıldı. Kartal sıktığı yumruk ile Devran sanki karşısındaymış gibi yüzünü ekşitti.

"Gül'e bir şey olursa Devran seni yüzünden seni o mezardan çıkarıp tekrar alnının çatından vurmayan ne olsun.", dedi Kartal. Bu adamı ismini cismini duydukça o gece Gül hakkında dedikleri geliyordu gözünün önüne.

Devran'ın öldüğü gece...

Kartal bitmiş halde son kez baktı Mardin'e, sevdiği kadına. Gözlerini sıkıca yumdu. Bir haftadır ölü gibiydi.. Gül artık Devran'ın nişanlısıydı. İstemişti Gül'ü Hizo amcasından Devran.. Gül, Devan'ı seviyordu tercihini yapmıştı. Artık Kartal'a geri adım atmak yakışırdı. Sevdiği kadın başkasının yari olacaktı. Gül'ü sevmeyi bırakamaz yada unutamazdı, sanki denememiş miydi? Yıllardır verdiği mücadele bu değil midi! Olmuyordu işte lanet olsun ki olmuyordu.. İstanbul'a bu yüzden gitmedi mi gözden uzak olursa gönlünden de uzak olur sanmamış mıydı Kartal?.. Artık ne gözü kayarda Gül'e nede dili sesli Gül ismini söylerdi. Yakışmazdı bu saatten sonra.. Zaten bir daha gelmezdi bu topraklara, artık bu topraklar ona lanetliydi. Gönül yarası olmuştu doğduğu topraklar. Sevdiği için sevdiğinden vazgeçmeyi de öğrenmişti bir hafta içinde. Yürüyen bir ölü gibiydi bir haftadır, annesi ve babasına İstanbul'a geleceğini söyleyerek telefonu kapatmış son kez arabasını kenara çekerek bakıyordu.. Bu bakışlarda koca bir hüzünlü vedalaşma vardı. Mardin'de önemli değildi onun için ki.. Onun vedalaştığı kişi Gül'dü.. Yanaklarından akan yaşı silerek kafasını iki yana salladı. Delikanlı gibi gidecekti. Artık ona yakışan bu olurdu. Arabaya binip kontağı çevirdi. Telefonu çaldı gene annesi sormak için arıyordur anne yüreği bir şeyleri hissetmişti aslında. Kartal vitesin orada çala telefonunu eline alıp baktı. Ekranda Devran yazısını gördüğü an başını yere eğdi. Acaba Devran'da olup Kartal'da olmayan şey neydi de Gül onu sevmemişti. Ekran kapandı peş peşe aramalar devam etti. Bir haftadır Kartal'ı ısrarla neye arıyordu adam! Açmıyordu işte anlamıyor muydu! Devran'ın ısrarlı arayışı devam edince Kartal son kez konuşmak istedi. Açtığı telefonu kulağına dayadı.

"Alo Kuzen nerelerdesin ya. Bir haftadır sana ulaşamıyoruz. İnsan bir arar tebrik eder nişanlanmışsın falan der ama sen hiiiç." dedi Devran. Kartal sıktığı dişleri ile ağızını açmadı. Gül için yaptı bunu. Onu üzmemek için.

"Kuzen sesim geliyor mu?" dedi Devran o kadar sözün boşa gitmesini istemezdi asla.

"Allah mutlu mesut etsin.. Ne diyeceksen çabuk de uçağımı kaçıracağım." dedi Kartal hayatı boyunca en ağır cümleyi kurmuştu. Allah mutlu mesut etsin.. Sevdiği kadının nişanlısına demişti bunu.. Seven bir adam için şüphesiz en ağır kelime buydu.

"Hayırdır ne uçağı hemen gidiyor musun Mardin'den. Bir ay sonra düğün yapacağız benim sağdıcım sen ol istiyorum." dedi Devran. Bilerek Kartal'ın göğsüne hançer batırarak. Kartal sıktığı yumruk ile sakin olmaya çalışarak gözlerini kapadı.

"Benim bundan sonra Mardin'e işim yok. Gelmeyeceğim bir daha buralara. Düğününüze bizimkiler gelir. " dedi Kartal özenle seçmişti bu kelimeleri.

"Şaka yapıyorsun." dedi Devran şaşkın ses tonuyla neye şaşırmıştı ki?

"Kapatmak zorundayım. Mutlu olun.. üzme onu.." dedi Kartal bir nevi sevdiği kadını ona emanet ediyordu. Başka bir kelime kurmaya dili el vermiyordu. Devran ses vermeyince telefonu kapattı.

Bitmişti.

Sevdiği kadını kaybetmişti.

Tekrar çalan telefon ile göz yaşları içinde puslu gözlerle ekrana baktı. Devran arıyordu. Bir kaç saniye sonra tekrar açtı.

"Gül hakkında bana emir verme. Kollarımda mutlu olacağı günde olur mutsuz olacağı günde. Buna sen mi karışacaksın? Ne hakla, kimsin sen ya, sen kim oluyorsun da benim nişanlıma nasıl davranacağını söylüyorsun Kartal." dedi Devran gülerek. Kartal'ın canını sıkmak istiyordu. O agresif çocuğu dışarı çıkarak için özenle seçti kelimelerini.

"Haklısın Devan ben hadsizlik ettim." dedi Kartal. Devran'ın suratı şaşkınlık içinde açıldı. Kartal'a ne oluştu da onca sözden sonra böyle bir cümle kurmuştu!

"Bence de büyük hadsizlik hem de! Neyse artık birinci eşimle olan düğünüme gelemiyorsan ikinci eşimle yapacağım düğünüme beklerim seni." dedi Devran son aklına gelen şeyi söyleyerek. Kartal anında çattığı kaşlar ile bağırarak konuştu.

"Sen ne diyorsun lan! Kafan mı güzel senin ne dediğini kulağın duymuyor galiba!" dedi Kartal resmen ormanın kralı aslan gibi kükremişti. Telefonun diğer tarafında ki Devran bile yerinde sıçradı. Devran aldığı tepki karşısında sırıttı işte karşısında görmek istediği Kartal buydu.

"Yooğ duyuyor kuzen. Gül ile ömür boyu yaşayacak değilim herhalde. Sıkılırım bir kere ben. Hem belki Gül olurda bana çocuk falan vermezse diye evleneceğim inan onu düşündüğümden." dedi Devran ikinci evliliği yapacağını açık açık konuşuyordu.

"Hadi sıkıntı sendeyse! Sen Gül'e bir evlat veremezsen! O zaman ne olacak! O zamanda diyecek misin Gül seni düşündüğüm için!" dedi Kartal nefes nefese soluklandı. Göğüs kafesi sinirden kalkıp iniyordu.

Nerde görülmüş erkekte sıkıntı olduğu, Neyse sen uçağını kaçırma artık iki ay sonra ikinci düğünüme gelirsin, bak bekliyorum ha." dedi Devran.

Kartal sıktığı yumruk ile Gül'ün küçükken iki eşli olan insanlar hakkında konuştuğu sözler gelmişti Kartal'ın aklına. Gül değil miydi, ilerde üstüme kuma getirirse intihar ederim diyen.. Sevdiği kadın bu konuya böyle bakarken bu adam şimdi neler diyordu!

"Devran.. Seni öldürür Mardin'in meydanında sallandırırım. Gül'ün gözünden tek damla gözyaşı senin yüzünden aksın bak buraları nasıl ateşe verip seni içinde yakmıyorum gör! O kız bunu kaldıramaz! Tanımıyor musun sen Gül'ü çevremizde gördüğümüz kuma olaylarında bu kız ne diyordu! Senin kafan güzel saçma saçma konuşma. Gül seni seviyor kıymetini bil." dedi Kartal. Keşke Gül onu sevseydi onun ayakları altına dünyaları sererdi..

"Dediğin gibi beni seviyor. Beni seviyorsa ikinci kumasını da hatta üçüncü kumasını da kabul edecek." dedi Devran sırıtarak.

"Birde üç diyor allahım sen akıl fikir ver bana! Oraya gelir seni ölmekten beter yaparım o zaman kim neyi kabul ediyor görürsün! Şerefsiz sevmekle bu işin ne alakası var! Seni seviyor diye üstüne getireceğin kumaları kabul mu edecek! Öyle düşünüyorsan sana çok yazık sen Gül'ü hiç tanıyamamışsın." dedi Kartal. Sesi titremişti Gül'ün ismin ağızına alırken. Halbuki Kartal, Gül' kaç kaşık şekerli içer, kahvaltı da nelerden hoşlanır, en sevdiği yemek, en sevmediği tatlı. Hoşlanmadığı baharat.. Her şeyi bilirdi Kartal.

"Gel ben konaktayım nasıl beni ölmekten beter yapacaksın görelim." dedi Devran istediği buydu zaten. Aslan'ı tuzağına çekmişti.

Sonrası..

Gül'ün gözlerinde o anı yaşamıştı.

Gül yerde yatan ölü bedenden gözlerini çekerek elinde ki silahla duran Kartal'a baktı. sonrası Gül'ün sinirden bayılması ile cenneti bitip cehennemi başlamıştı.

"Devran sen Gül'ü asla hak etmedin." dedi Kartal geçmişin tozlu sayfalarından gelerek. Mezar taşında yazan bir isimden insan bu kadar mı tiksinirdi. Tiksiniyordu Kartal.

Kartal'da mezarlıktan ayrılacağı sıra uzaktan gelen ağlama sesi, sesin geldiği tarafa doğru yürüdü. Mezarlığın ikinci giriş kapısından geliyordu bu ses. Bu taraftaki kapı nadir kullanılırdı. Kartal kapının dışına çıkınca yerde sırtını demir kapıya vermiş ağlayan Gül'ü gördü.

"Gül?" dedi kaşları havya doğru kalkmıştı. Gül'ü buluştu bulmasına ama Gül'ün hali hiç iyi değildi.

"..." Gül'ün tek tepkisi, tek cevabı ağlamaktı.

"Tamam gel hadi gidelim." dedi Kartal.

Gül'ün Kartal'ı duyduğu yoktu. Kartal, Gül'ü kucağına aldı. Gül hiç yapmayacağı bir şeyi yaptı. Kartalın göğsüne iyice sokulup hıçkırarak ağlıyordu. Kartal bu durum karşısında sadece verdiği tepki yutkunmak olmuştu.

Kartal arabaya doğru yürüdü. Gül'ü şoförün yan koltuğuna koydu. Kapıyı örtünce hemen Kara ağayı aradı.

"Ne oldu Kartal!" dedi Kara ağa sinirle. Gül'ü kaybeden oydu sonuçta.

"Abi Gülü buldum.." dedi Kartal.

"Nasıl, nerde buldun?" dedi Kara ağa derin bir nefes alarak rahatladı.

"Abi eve getiriyorum gelince konuşuruz. " dedi Kartal gözlerini camdan içeri çevirdi.

"Tamam. Evdekilere kaybıyla ilgili bir şey söyleme. Haberleri yoktu." dedi Kara ağa unutmadan Kartal'ı uyararak.

"Tamam abi." dedi Kartal kapanan telefon ile şoför koltuğuna bindi. Kendinin emniyet kemerini takmadan önce, Gül'ün emniyet kemerini taktı yavaşça onu korkutmadan ve incitmeden. Gül ağlamaya devam ediyordu. Kartal Gül'ün yüzüne gelen kızıl saçları gözünün önünde çekerek çenesini parmakları ile narine tuttu.

"Neden ağlıyorsun?.." dedi bir yerini mi incitmişti, yada Kartal gene yanlış bir şey mi yapmıştı.

"O bana küsmüş, artık beni mezarında istemedi..." Gül'ün sözleri ile Kartal'ın parmakları uzaklaştı Gül'den. Boğazında ve kalbinde oluşan yumru ile arabayı çalıştırdı.

Gül'ün kalbi, gönlü incinmişti..

Beyaz banyoda suyu açtı. Artık rahattı kimse onu duyamazdı burada.

Özgürce ağladı. Saatler önce kocasının şahit olduğu olayı unutamıyordu! Gözlerinin önünde resmen kocası birinin infaz kararını verip bizzat da kendi uygulamıştı..

İçindekileri atana kadar suyun altında ağlamaya devam etti. Ağlamanın özgürcesi mi olur demeyin olurdu ya elbet. Olmaz mı..

İki kadın ağladı bugün. Yürekten ağlıyordu..

Şair Can Yücel ne diyordu mısrasın da.

Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında.

Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya...

En az erkekler kadar yani!

Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.

Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa , ağlatan onun yüreğine

ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki

ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker satılır iğne derini

yüreğe! İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına

kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumru

canını çok acıtır.

Gözleri buğulanır kadının sonra.

Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz iste. Çünkü

yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır...

Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür

yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur sesi...

Ve kadın ağlar; hem de çok!

Sanmayın ki gidene ağlar kadın ! Gidenin giderken koparttığı

yerdir onu ağlatan , orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç

kapamayacağını , kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o

yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır.

Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir

derstir çünkü.

Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun

ki, değmez onun için derler.

Bilmediklerindendir böyle demeleri.

Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler.

İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak zehirden kurtulur

kadınlar, o irini temizler yaralarındaki!

Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.

Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar .

Zaman geçer sonra.

Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler,

yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların

doğru yolu bulması da yeni açılan demektir. Bunu bilir kadınlar,

o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı...

Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır

aslında.

Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o

safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.

Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp,

yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.

Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan...

İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar

kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını

yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne

saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka

bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine

sarılıyorlar.

Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem

de hiçbir zaman!

Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.

Ee o zaman niye sarılsınlar ki!

Niye sarılalım ki!

Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa

bilin ki olgunlaşıyordur

Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.

Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır.

Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.

O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde

sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!

Bölüm sonu.

Bölüm sonu

2 yorum