İçeriğe geç

GÜL 🥀(MARDİN SERİSİ 2)

Bölüm 4 · 10 dk okuma

GÜL 🥀(MARDİN SERİSİ 2)

Bölüm 4

4.BÖLÜM 🥀

Hoş geldiniz sefa verdiniz canlarım. Öncelikle bir duyuru yapmak istiyorum bugün Gül ile ilgili yaptığım bir hatayı fark ederek düzenledim. Beyaz'ı kurguya erken dahil etmişim.1.BÖLÜMDEN İTİBAREN BUNU DÜZENLEDİM. Beyaz, Gül'ün hayatına 2 sene sonra girmesi gerekiyordu. Bugün bu büyük yükü hallettim. Eklediğim komik sahneler oldu eğer bakmak isterseniz tekrar bir göz atın. Şuan 2 sene dört ay gibi bir süre geçti ballarım. Aklınız karışmasın lütfen.

ozlem_okatan beni buradan takibe alın canım ailem❤

Yorum veto 1 bin🖤

Oy veto 160🦋

2 GÜN SONRA YENİ BÖLÜM GELECEK!

Bölüm müziği: Turnalardan haber verin.

"Ben onu nasibim sanmıştım meğersem, imtihanımmış.. G.

Keyifli okumalar 💜

Çiftlik evine geldiğimiz zaman herkes içeri girdi. Ben bahçe tarafına geçerek arka tarafta ki ağacın yanına gittim. Dibine çökerek oturdum. Gecenin yarısında ortam da k sessizlik bana eşlik ediyordu. Telefonuma gelen mesaj sesi ile cebimden çıkardığım telefonun ekranını açtım

Kartal.. Uyudun mu?

Gözlerimi devirdim. Sapık! Sana ne uyudum yada uyumadım!

Sana ne Kartal!

Yazarak gönderdim. Ondan mesaj gelmesini beklerken telefonumda ismi belirdi. Gece gece bu adam beni niye arıyordu! Çağrısını yanıtlayarak kulağıma tuttum.

"Gül.." dedi sesinde ki pürüzle. Gözlerimi irice açtım. Bu adam bu saatte niye ağlıyordu! Yoksa Cihangir abime bir şey mi olmuştu!

"Kartal kötü bir şey mi oldu?" dedim oturduğum yerden ayağa kalktım. Elimi kalbimin üstüne koyarak ondan cevap bekledim.

"Gül sen günün birinde evlenir misin?", dedi söylediği şey ile kaşlarımı çattım.

"Asla.", dedim. Devran'dan sonra evlilik düşünmek mi?

"Seni isteyen biri varmış.." dedi başım döndü sanki.

"Bana ne beni kimin istediğinden. O gün abimin sana sorduğu düğün tarihi bizimkisi değil miydi?" dedim sözünde durmamıştı.

"Keşke.." dedi şaşırarak gözlerimi kırpıştırdım.

"O düğün tarihi Peri ve Cenk'in." dedi gülümsedim. Sevinmiştim yani Kartal sözünde mi duruyordu.

"Sözüm söz." dedi bana verdiği sözü kast ederek. İç çektim söylediği konu ile ilgili kimin ona beni isteyen olduğunu sordum.

"Kim dedi.." dedim titreyen sesimle etrafıma bakındım. Kalktığım yere tekrar oturdum.

"Kara abi dedi.. Ona he der misin? Yoksa yok mu?" dedi yutkundum.

"Yok derim.." dedim garip bir şekilde onunla farklı bir frekansta konuşuyorduk.

"Kara abi yok demeyecekmiş.." dedi yanaklarımdan akan yaşı sildim.

"Gül.. Tercih hakkın olsa o gelecek talibini mi seçersin yoksa beni mi?.." dedi soruyu sorarken ağlayan adam gülmeye başladı. Bu gülüşü acıdandı.

"Tabi onu seçersin, sonuçta ben senin gözünde hem sapık hem de katil bir adamım." dedi gözlerimi yumdum. Abim beni o isteyen kişiye verirse o kişi benim yaralarıma saygı duyar mıydı?. Kalbim doluydu o gelen kişi kim olursa olsun sevemezdim peki bu birinin günahına girmek olmuyor muydu? Ben yapamazdım kimsenin günahın giremezdim.

Ama Kartal. Onun günahına girerdim sonuçta ben onun yüzünden bu haldeydim.

"Ben kimsenin günahına giremem Kartal. Benim ne sevecek bir yarim olur bu saatten sonra nede kollarında ağlayacağım bir kocam. Bu sıfatı taşıyan adamda torağın altında yatıyor.. Abim de annemde babamda günün birinde beni isteyene verecek yuvamı kurup Devran'ı unutmam için.. Ama beni nereye verirlerse versinler ben kolu kanadı olmayan bir dişi kuşum. Dişi kuştu demi yuvayı kuran.." dedim bende onu gibi ağlayarak elimle yüzümü kapattım. Derin bir nefes alarak kendimi topladım.

"Seni seçerdim.. Masum evliliğe dair temiz hayalleri olan insanların günahına girmektense beni bu hale getiren seni seçer, senin günahına girerim. Sana karşı yanılmışım rızam olmadan bana dokunmayacağını o gün anladım. Ölene kadarda buna rızam olmayacak. Ben yanıyorsam bu dünyada senin yüzünden sende yan Kartal." dedim ve devam ettim.

"Verdiğin sözü unut. Abime ne dedin de bu işi iptal ettin ise şimdi de tekrar başlat." dedim v telefonu kapattım. İki yıldır onu la evlenmemek için mücadele etmiştim şimdide kendi ağızımla onunla evlenmek istediğimi söylüyordum. Devran'ın kemikleri sızlıyordur şuan. Şu halimi görse beni tamamen hayatından çıkarırdı. Yavaş adımlarım ile çiftlik evine girdim. Salonda uyuyan Beyaz yengemi gördüğüm zaman şaşırdım. Bu kız ne zaman gelmişti Mardin'e. Bakışlarımı ondan geçerek merdivenlere yöneldim. Odama geçerek yatağa sırtı üstü kendimi bıraktım. Kartal'a onunla evlenmeyi seçtiğimi söylemekte yanlış bir karar mı vermiştim? Kapanan gözlerim ile bu işi düşünme için başka bir geceye bıraktım.

YAZAR'DAN..

Beyaz uzaktan kulağına gelen sesler ile yüzünü buruşturdu. Bu seslerde neyin nesiydi? Tüm aşiret eve mi toplanmıştı. Gözlerini açtı. Etrafta baktı kimse yoktu.

Kara da yoktu.. Rüya mı görmüştü?.. Odaya giren kaynanası ile gözleri kocaman oldu.

"Rojbaş kızım." Yatakta nasıl kalktığını bilmeden ayağa kalktı Beyaz.

"Ro..rojbaş anne." dedi şaşkın bir sesle. Kara'nın annesi gelmişti.

"Gelmene çok sevindim, galiba dün geceden beri tek seni burada görmek beni mutlu etti." dedi kaynanasının tam ne demek istediğini anlamasa da bakışlarını salona giren eltisine çevirdi. Ela yengesinin gelmesi ile daha şaşırdı. "Anne kahvaltı hazır." sanırım tüm konak buradaydı diye geçirdi içinden.

"Tamam kızım siz yapın ben biraz dinleneceğim." Beyaz giden kaynanasının arkasından öylece baktı. Bakışlarını Ela yengesine çevirdi. "Yenge Kara nerde?"

"Cehennemin dibine kadar yolu var." Beyaz hâlâ nelerin döndüğünü çözemiyordu. Neler olmuştu onun yokluğunda?..

"Bu arada hadi kahvaltı hazır gel."

"Afiyet olsun size ben aç değilim. "

"Sen bilirsin." Beyaz, Ela yengesinin bu değişen haline bir anlam vermedi. Kanepenin üstündeki battaniyeyi katlayarak elini yüzünü yıkamak için aşağı kattaki lavaboya doğru gitti. Miyavlayan kedi sesi ile akşam olanlar geldi gözünün önüne..

Daha sonra bahçeden gelen sese doğru yürüdü. Gül bahçenin bir köşesine mahzun bir şekilde oturtmuş. Kucağına aldığı kedi yavrusunu seviyordu.

"Aynı abin gibisin Gül.. " Gül yengesinin ona seslenmesiyle başını kediden yengesine doğru çevirdi.

"Neden öyle dedin?" dedi Gül merakla.

"Hiç öyle işte ikinizde yanlış şeylere ilgi gösteriyorsunuz da ondan belki?"

"Bu kedi yavrusunu abimin eve aldığını söyleme. "

"Söyledim bile."

"Şaşırdım."

"Seni bu yüzden çok seviyorum fazla konuşmuyorsun ama karşında ki kişinin ne demek istediğini hemen anlıyorsun. " Gül kucağındaki kedi yavrusu ile ilgilenmeye devam etti. Beyazla fazla bile konuşmuştu.

Sevmezdi bir kere fazla konuşmayı gereksiz görürdü, konuşurken bile yorulan bir yapısı vardı. En son yaşadıklarından sonra tamamen dilsiz kesilmişti ailesine.

Az öz kafiydi ona. Beyaz görümcesinin bu haline garip bir şekilde tebessüm ederek içeri girdi.

Gün boyu kadınlar kendilerine uğraş bularak vakti değerlendirmişlerdi. Akşam olduğu zaman hala erkeler eve gelmemişti.

GÜL'DEN..

İki gün geçirmiştik çiftlikte. Bir gün boyunca Kartal o gece yanlış söyleyip söylemediğimi sorgulamak için peş peşe aramış telefonunu açmadığım içinde üst üste mesaj atmıştı. Bense doğru anladığını içeren kısa bir mesaj atarak telefonu kapatmıştım. Bir yanım doğrusu bu derken diğer yanım yanlış yapıyorsun diyordu. Erken saatlerde elimde ki roman ile salona geçtim. Bütün kadınlar mutfaktaydı. Eskiden bende severdim mutfak işlerini ama Devran'dan sonra mutfağın kapısının önünden geçtiğim yoktu artık Kartal'a yemek hazırlarsam en tuzlu ve en şekerli yemekler yapacaktım. Salonda gene sızmış halde Beyaz yengemi gördüm. Üstünde ki battaniye yere düşmüştü. Yanına gidip battaniyeyi yerden alarak üstüne örttüm. Uyuyanın üstüne kar yağar mantığı ile büyümüş çocuktum ben. Koltuğa geçerek oturdum, romanımı açarak kaldığım yerden okumaya devam ettim.

"Günaydın Gül." dedi Beyaz uykulu sesiyle. Bakışlarımı romandan çekip ona baktım. Tebessüm ederek tekrar romanımı okumaya devam ettim.

"Anladım sende günaydın demek istedin. " dedi Beyaz. Bu verdiğim son karardan sonra kimse ile konuşmak istemiyordum. Zaten çok konuşan bir yapımda yoktu. Bu hayatta en çok Kartal ile yan yana geldiğim zaman sinirden çok konuşmuşumdur. Yoksa beni sıradan hayatta çok konuşurken görmeniz zor. Beyaz battaniyeyi katlayarak salondan çıktı.

YAZAR'DAN..

Beyaz mutfağa geçerek işlerin ucundan tuttu. Çalan zil ile küçük görümcesi erkek Fatma olan Asi. Kapıya bakmak için mutfakta çıktı.

"Hayırdır koçum neye geldin?"

"....."

"Bas geri şuan evin erkeği benim. Ve seni içeri almıyorum."

"Ben bir evin erkeğine bakayım yengelerim. " Pınar gülerek kardeşinin peşinden gitti. Pınarın sözleri ile hep birlikte gülüştü kızlar. Bu kızın sonunu çok merak ediyordu.

"Asi gelen kim?" dedi Pınar. Asi ablasını duymamıştı bile.

"..."

"Cevapta vermiyor ya rabbi!" dedi Pınar söylenerek Asi'nin yanına gitmişti.

"Asi çekil bakalım kapıdan."

"Abla işine bak sen. Ben burayı hallediyorum. "

Pınar, Asi'yi kenara çekerek kapıyı açtı. Karşısında müstakbel eniştesi Kartal'ı görmeyi ne istiyordu, nede bekliyordu.

"Aaa enişte sen mi geldin?" dedi Pınar.

"Evet baldız ben geldim de şu erkek Fatma beni içeri almıyor." dedi karşısında duvar gibi duran Asi'yi göstererek Kartal.

"O şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırmıştır enişte. Beklemiyorduk seni?" dedi Pınar gözlüklerini düzelterek kibar olmaya çalıştı. Asi gıcık olduğu eniştesine bakarak konuştu. "Abla sanki istiyorduk da bir de beklemiyorduk diyorsun."

"Asi sus." dedi Pınar.

"Abla sen geç şu tarafa bakalım. Hayırdır bro sen neye geldin?" Pınar kapının arkasına savrulmasıyla şok olmuştu. Bu erkek Fatma da gerçekten bazen erkek gücü de oluyordu.

Kartal sinirle elini kapıya yaslayarak konuştu. "Gül'ü almaya geldim."

"Ablam evde yok." dedi Asi.

"Asi!" Pınarın onu uyarmasıyla bıkkınca konuştu. "Tamam be abla."

Asi, Kartal'a dönüp gözlerini kısarak konuştu.

"İzin vermiyorum." dedi Asi.

"Hizo Babam izin verdi." dedi Kartal .

"Ne! Sana inanmıyorum gargamel." dedi Asi sinirle.

"Asi!" dedi Pınar. Kardeşini uyararak.

"Erkek Fatma." dedi Kartal'da alta kalmayarak. Çocukla çocuk oluyordu bu adam.

"Gargamel."

"Erkek Fatma."

"Gargamel suratlı. " Pınar kardeşinin ağzını kapattı yoksa o ağızın sabaha kadar kapanacağı yoktu.. "Enişte sen içeri gir." Kartal sırıtarak içeri girdi. Pınar'a bakıp konuştu.

"En sevdiğim baldızım, şu erkek Fatma'ya da biraz kibarlık öğretsen hiç fena olmaz." Pınar ağzının içinde söylendi. "Aman ne mutlu oldum. Sevgimiz hiç karşılıklı değil sanki ama neyse."

"Kim erkek Fatmaymış?" Nizo Ananın merdivenlerden inerken sorduğu soruyla Kartal kızarmaya başladı. Pınar, Asiyi de alarak mutfağa geri döndü.

"Şey Anne günaydın. " dedi Kartal. Şuan tek istediği Gül ile yüz yüze konuşmaktı ama onun yerine baldızı e kaynanası ile yüz göz oluyordu.

"Günaydın oğlum. "

"Anne sen iyi misin?" dedi Kartal bir bakışı ile kadınların yüzlerinden anlardı. Kaynanası da iyi gözükmüyordu.

"İyiyim oğlum. ", dedi Nizo ana.

"Yüzün öyle demiyor ama anne. " dedi Kartal derdini öğrenek işin uğraştı.

"Ben iyiyim oğlum, Annen ,Baban nasıl?" dedi Nizo ana konuyu değiştirerek

"Tamam Anne sen nasıl diyorsan. Onlarda iyi Annemin selamları var akşama size gelecekler. Hayırlı işi daha fazla uzatmayalım diyorlar. İki sene yeterince bekledik diyorlar." dedi Kartal. Kaynanasının son durum hakkında bilgisi vardı.

"Haklılar...Hayırlısı Oğlum. Sen niye geldin?" dedi Nizo ana.

"Anne Hizo Babam izin verdi Gül'ü almaya geldim. Bir kaç işimiz varda."

"Tamam oğlum. Gül salondadır gene bak."

"Tamam Anne sağ ol. "

Nizo Ananın aklı akşamki olayda kalmıştı. Aklındaki düşünceler ile mutfağa doğru yürüdü. Kartal Nizo Ananında gözden kaybolmasıyla salona doğru yürüdü. Gül'ün koltukta kitap okuduğunu görünce bir süre onu izledi. Gül kitabı okurken tebessüm etti. Hoşuna gitmişti o söz. Birinin onu izlediği hissine kapıldı. Kitaptan kafasını kaldırdı. Telefon ile onun fotoğrafını çeken bir Kartal görmeyi beklemiyordu. Sinirle kitabı kapatarak ayağa kalktı. Kartal'ın yanından hızla geçerken kolundan birden tutulmasıyla durdu.

"Günaydın müstakbel eşim. " dedi Kartal.

GÜL'DEN..

Kartal'a şakın bir şekilde baktım. Elleri kolumdan narin hareketlerle kayarak avuç içlerime ulaştı. Tutmaya korkuyordu sanki. O bana müstakbel eşim mi demişti! Kızım Gül sen boku yedin. Kartal ile yola devam etmek sanki yanlıştı şuan anlamıştım. Ona karşı güvendiğim tek konu bana rızam dışı dokunmazdı ona sapık falan desem de o işin gıcıklığına yaptığım şeydi ama şuan gözlerinde ki bakıştan bunu sorgulamaya başladım.

"Nasılsın?" dedi kibar içten ilgili ses tonu ile gözlerimin içine bakmıyordu da sanki içimi görüyordu. Kızaran yanaklarım ile bir adım geriye gittim. Böyle güzel yüzlü surata sahip bir adam nasıl katil olmuştu hala anlayamıyordum. Katillerin güzel suratı vardı bunu bana Kartal öğretmişti. Ona karşı merhamet hissi kapamamalıydı içimi. Kendime gelerek gözlerimi ondan çektim. Şuan Devran burada onun yüzünden yoktu..

"Bırak kolumu Kartal." dedim kolumu Kartal'ın elinden kurtarmaya çalıştım ama başarılı olamamıştım. Öyle nazik tutmasına rağmen neden kurtaramamıştım elimi? Kartal'a karşı bana ne oluyordu!

"Babamdan izin aldım dışarı çıkmak için. " dedi Kartal. Bu sözlere üzülmüştüm.. Artık bir şeylerin mücadelesini vermek istemiyordum. Herkes onun bu çığlıklarına kör sağır dilsiz olmuştu. O zaman Gülde bundan sonra onlara karşı öyle olurdu.

"Tamam dışarda bekle.." dedim konuşmak istiyordu kabul ettim

Kartal şaşkınlıkla sordu. "Gelecek misin?.." dedi buna neden bu kadar şaşırmıştı. Bu kadar çok mu canından bezdirmiştim. Aklımda ki düşünceler ile sessizce kafamı salladım. Başka çarem yoktu ki.

Bölüm sonu..

.

.

.

Bölüm sonu

4 yorum