Hoş geldiniz sefa verdiniz canlarım.
ozlem_okatan beni buradan takibe alın canım ailem❤
Yorum veto 1 bin🖤
Oy veto 160🦋
2 GÜN SONRA YENİ BÖLÜM GELECEK!
Oy ve yorum vetolarının dolmasını beklemiyorum sizlere güveniyorum veto sınırları dolacaktır😌💖
Bölüm müziği: Hirai Zerdüş Ne kadar acıyor yüreğim
Küsler barışır, ölüler kavuşur da bizim meselemiz çok başka.. G.
Keyifli okumalar 💜
Sabah odamdan çıkmış konağın çardağına oturmuş etrafın sessizliğini dinledim. Şu sessizlikte bile neler gizliydi, dinlemesini bilene. Otururken elimdeki kitaba bakarak iç çektim. Kitabımın sayfalarını açarak en ortasına sakladığım Devra'nın fotoğrafına baktım.
Yapmalıydım.. Yanlıştı belki ama tek kurtuluşumda bu olabilirdi. Derin bir nefes alarak çardaktan odama yavaş adımlarım ile geçtim, çekmecede duran aylardır kapalı olan telefonumu elime alarak açtım. Kartal'a kısa bir mesaj mesaj attım. Mardin'e geldiğimiz zaman konakta kalmak istemediği için küçük bir ev tutmuştu. Yedek anahtarını bana da vermişti zevkime göre döşememi söyleyerek. Evlendikten sonra Mardin'e geldiğimiz zaman o küçük evde kalacakmışız.. Benimse tek yaptığım o anahtarı yüzüne çalmak olmuştu, annem benden sonra anahtarı çekmeceme koymuştu. Çekmecede duran gül desenli anahtarlığı olan anahtarı uzanıp elime aldım.
Akşama çok vardı, ortalıktan kaybolmam konusunda kimse sorguya çekmezdi beni. Zaten Kartal ile beraber olacağım için kimsenin de sıkıntı çıkaracağını da sanmıyordum. Titreyen telefonum ile ekrana baktım. Kartal tamam beş dakikaya ordayım diyordu. Dolabı açarak içinden aldığım şeyleri banyoya geçerek giydim. Hazırlanarak odadan çıktım.
"Gül'üm nereye?" merdivenlerden inen Ela yengeme baktım.
"Kartal ile buluşacağım." dedim kafasını tamam anlamında salladı. Berfin yanma geldi elimi tutarak beni boyuna gelmem için aşağı doğru çekti. Dizlerimi kırarak onunla göz hizasına geldim.
"Hala, Kartal'a ben evlene bilir miyim?" dedi gözlerimi kocaman aşarak yeğenime baktım.
"Anlamadım Berfin?" dedim. Ela yengem gülerek kızını kucağına aldı.
"Sen bakma Befin'e kıskandı galiba seni." dedi Ela yengem.
"Sen Kartal abini çok mu seviyorsun halam?" dedim sesim titremişti. Çocukların sevgisini hak etmeyen biriydi Kartal. Nasıl böyle güzel bir yürekte kendine yer yapmıştı uyuz!
"Evet ben onu seviyorum ama oda seni. Ne saçma halbuki ben senden daha güzelim hala." dedi onun bu sözlerine güldüm. Aylar sonra yüzümü güldüren çocuk, Berfin'di.
"Tamam o zaman ben gidip Kartal'a kızayım, beklesin sen büyüyünce seninle evlensin olur mu?" dedim Berfin kalp rahatsızlığı olan bir çocuktu. Bu yüzden o konağın, hepimiz, göz bebeğiydi. Rezzan halası sırf onu iyileştirmek için kalp cerrahisi bölümünü okuyacaktı.
"Hala boşa yorma kendini Kartal abim seni çok seviyor, senden asla vazgeçmez. Büyüyünce bende Kartal abi gibi biriyle evleneceğim" dedi yüzümde ki gülümseme yavaşça kayboldu.
"Hadi yengem sen geç kalma." dedi Ela Yengem, Berfin'i göğsüne yatırarak odalarına doğru çıktı. Konaktan çıkıp konağın kapısının önünde bekledim. Korumaların bakışları beni buldu.
"Gül hanım arabayı getirelim mi" dedi içlerinden biri kafamı iki yana salladım.
"Gerek yok, Kartal'ı bekliyorum." dedim kafasını eğip yerine geri döndü. Kartal'ın arabası önümde durduğu zaman hızlıca öne binerek emniyet kemerimi taktım.
"Kusura bakma geç kaldım, bir iki işim vardı." dedi sesinde ki şaşkınlık tınısı arabanın ön tarafına binmem konusunda mı yoksa onunla buluşmak istemem konusunda mıydı? Her ikisine de şaşırmayı hak ediyordu. Yüzümde hissettiğim bakışları eşliğinde kafamı iki yana salladım.
"Önemli değil." diyerek başımı asla ona çevirmedim. Nefesini tutarak arabayı tekrar hareket ettirdi.
Sitenin önüne geldiğimizde arabadan inerek yan yana küçük evimize doğru yürüdük. Kartal konuşmak için ağızını açsa da sonra utanıp tekrar kapatıyordu. Asansöre binince on beşinci katın tuşuna bastı.
"Gül ben o günkü yaptığım eşşekce davranışlar için özür dilerim. Kendimi kaybettim bir anda senin kolunu o kadar sıktığımın farkında bile değildim. Affet beni, özür dilerim sana karşı pişmanım." dedi gözlerimi ona çevirdim.
"Önemli değil." dedim elimle kolumun üstünde ki ince hırkayı çekerek morlukların yerini gösterdim.
"Bak geçtiler bile. Bilerek yapmadın sonuçta sen öyle bir adam değilsin." dedim umursamazlık içinde konuşarak. Kartal'ı çok iyi tanıyordum, erkekler arasında şiddetten kaçan biri asla değildi ama söz konusu karşı cins olduğu zaman asla şiddete baş vuran biri değildi bu onun hassas noktasıydı. Şimdi bu hassas noktası ile onu vurmak hoşuma gitmedi desem yalan olurdu. Kardeşi Peri ile çocukken kavga ettiği zaman tek yaptığı Peri'yi Ayşe yengeme şikayet etmek olurdu. Kardeşinin saçını bile çekmeye korkardı. 'Onun canı acırsa benim ki de acır', derdi onun bu haline küçükken imrenerek bakardım. Şimdi kendini bir anlık kaybetmesi yüzünden koluma verdiği iz onun için daha acıydı.
"Gül bir daha böyle bir şey asla olmayacak. Ben.." dedi pişmanlık içinde kelimeleri toplamaya çalışıyordu açılan asansörün kapısı ile onu dinlemeden dışarı çıktım.
Vicdan azabı çekmeliydi, kendini kaybetse bile zarar vermemesi gerektiğini bilen adam şimdi her zerresine kadar vicdan azabı çekmeliydi. Çektiğinin de farkındaydım.
Kartal'da bir kaç saniye sonra kendini toplayarak asansörden çıktı. Yanında yürüyerek aldığı dairenin önünde durduk. Cebinden çıkardığı anahtar ile kapıyı açtı. Gözlerim anahtarlığında ki kartal sembolüne takıldı.
"Buyur." dedi eliyle açtığı kapıdan girmemi bekledi. Gözlerimi ondan çekerek içeri girdim. Beyaz renk eşyalar ile dizayn edilmiş ev ilk girişte ferahlığı yüzümüze vuruyordu.
"Beyaz renk seçtim ama beğenmezsen hemen değiştiririm." dedi onu geçiştirmek için kafamı salladım. Eve bakma bahanesi ile gelmiştik sonuçta buraya. Antreyi geçerek geniş salona girdiğim zaman gözlerim şaşkınlık içinde açıldı.
"Senin için, açtığımız beyaz sayfa için" dedi Kartal. Gözlerimi etrafa özenle saçılan kırmızı güllerden tavandaki kırmızı balon yığınından çektim. Büyük ayıcıkta yazılı nota bakmadan derin nefes aldım.
"Ben diğer odalara bakayım." dedim salondan çıkarak derin bir nefes aldım. Kartal'da peşimden gelerek evin odalarını gösterdi. Yatak odasını gördüğüm an yavaşça kapıyı kapatarak, omuzumda ki çantayı kenara bıraktım. Kartal perdeyi açarak balkonun olduğunu ve manzaranın güzel olduğunu anlatıyordu. Hevesliydi onunla bir hayat yaşayacağım için. Üstümde ki hırkayı çıkarıp onunda çantama eşlik etmesini sağladım. Titreyen ellerim ile üstümde ki kıyafetleri tek tek çıkardım. Terleyen alnım ile derin bir soluk aldım. Korkuyordum ama bundan sonra Kartal'dan kurtulabilirdim. Kartal sırtı dönükken yüzünde ki gülümseme ile bana doğru döndü. Karşısında iç çamaşırlarım ile duruyordum. Kartal'ın yüzünde ki gülümseme anında silindi. Yüzünde ki sıcak gülüşün yerini zemheri soğukluğu aldı. Kaşlarını çatarak bakışlarını başka tarafa çevirdi.
"Sen ne yapıyorsun Gül! Bu hal ne!" dedi sesi kırgınlık ve kızgınlık karışımdaydı. Yerimde korkudan titrerken onun sesiyle geri doğru bir adım sıçramıştım. Yutkunarak sesimi kaçtığı delikten bularak konuştum.
"Beni istemiyor muydun?.. Al buradayım karşındayım işte, belki sende şimdi yaşadıklarından sonra bana olan takıntılığını bitirirsin.. Sonra bırakırsın beni, sende kendi yoluna bakarsın.." dedim titreyen ses tonumun acizliği hissedilecek derecede ortadaydı.
Kartal çattığı kaşları ile bir salise bana doğru dönecek olsa da sonra tekrar çıplak olduğumu hatırlayarak konuştu.
"Üstünü giy gel." dedi gözlerini bir milim bile bana çevirmeden odadan çıktı. Kapıyı sert çekerek kapattı. Niye bu kadar büyük tepki vermişti ki? Evlenmeden olmaz mı diyecekti! Sinirle dolan gözlerim ile çıkardığım kıyafetlerimi tekrar giydim. Elimi yüzümü yıkayarak salonda onun yanına doğru çektim. Sinirli sinirli içtiği sigarayı kül tablasına basarak bana baktı. Oturduğu koltuktan kalkarak yanım geldi. Gözlerimi onan çekerek başka tarafa çevirdim. Yanımdan geçerek konuştu.
"Gel." dedi yatak odasının olduğu tarafa doğru yürüdü. Kararını mı değiştirmişti! Açılan gözlerim le onu takip ettim. Sonuçta bu teklifi ona sunan bendim. Kabul etmesi beni üzmez, kırmaz yada yaralamazdı. Ben kendimden geçeli çok olmuştu. Kartal yatak odasının önünden geçerek en sonda ki odaya yürüdü. Başka odada mı birlikte olmamızı istiyordu? Sakin bir şekilde onu takip ettim. Açtığı kapı ile bakışlarımı odaya çevirdim gri ile döşenmiş bir yatak odası daha vardı.
"Burasıda benim odam Gül." dedi Kartal. Gözlerimi ona çeviremedim.
"Neden iki tane yatak odası var?", dedim yanlış anlamayı ummak için sormuştum bu soruyu ona.
"Benim gözlerime nefretle bakan kadınla aynı odada yaşayacak değilim.. Benim aşkından öldüğüm kadının gururunu kıracak şeyleri asla yapmamak için, sevdiğim kadının günün birinde beni sevmesi için.." dedi dolan gözlerimi ondan kaçırdım. Çattığım kaşlarım ile sırtımı ona döndüm.
"Ben senin gözünde ki değerimi bugün çok iyi gördüm.. Ben çok boş hayaller kurmuşum Gül.. Seni koynuma alınca her şey bitiyor mu? Cidden beni bu kadar mı şerefsiz olarak gördün bunu gerçekten soruyorum lütfen bana bir cevap ver?." dedi terlemem arttı. Kafamı evet anlamında salladım.
"O zaman bizim evlenmemiz imkansız.." dedi sesi titremişti. Önüme geçerek derin bir nefes alıp verdi.
"Ben sandım ki seni güzel seviyorum aslında sende ki yerimi beş dakika önce yaptığın şeyle öğrendim. Canım yandı, elindeki kızgın oku şurama batırdın sanki." dedi kafasını çevirdi.
"Ben seni çok yanlış sevmişim ki senin gözünde takıntılı bir hasta gözükecek kadar hem de.." dedi en zoruna giden buydu.
"Affet beni, sevdim ama sevgimi yanlış göstermişim sana." dedi elini uzattı. Görüş açıma giren gümüş alyansı ile ona baktım. Yanaklarından sessiz sessiz akan göz yaşlarımı boğazımda görünmez yumrular oluşturdu.
"Affet beni.. Al bunu bitti, istediğin oldu." dedi gözlerim irice açıldı. Dalga geçiyor gibi değildi. Ciddiydi! Yüzüğü atıyordu! Düğün iptaldi yani.
"Şaka yapmıyorsun değil mi?" dedim yanaklarında ki yaşla kafasını iki yana çevirdi.
"Bu olayı ben başlattım ben bitireceğim. Sen bir daha üzülme.. Bir daha karşına da çıkmam, sessizce senden uzakta köşemde seni sevmeye devam ederim ben gene.. Sen mutlu ol..", dedi elinde ki yüzüğü alarak odadan çıktım. Yüzümde ki gülümseme ile evden çıktım. Kapının önünde durup yüzüğe baktım.
Bitmişti! Artık Kartal'dan kurtulmuştum!
"Allah'ım lütfen bu rüya olmasın." dedim dolan göz yaşlarım sevincin, baharın simgesiydi. Avuç içlerimi yanaklarıma bastırarak nefes alıp verdim. Sıkıca yumduğum gözlerimi tekrar açarak etrafa baktım. Rüya değildi, hızlı adımlar ile merdivenlere yönelerek on beşinci kattan en aşağı içimde ki sevinçle indim.
Konağa girdiğim zaman oynayan yeğenlerime baktım. Berfin elinde ki hortumla kardeşi Mirza'yı ıslamaya çalışıyordu. Onların yanına ses çıkarmadan gidip Berin'in elinden aldığım hortumla ikisini ıslamaya başladım. Berfin ve Mirza tek cephede birleşen askerler gibi birden benim üstüme hücum etti. Hortumun onların eline geçmesi ile benimde onlardan kalır bir yanım olmadı. Ela yengemin avluya çıkıp elini beline yerleştirmesi ve irice açılan gözleri ile hortumu hemen Mirza'nın eline tutuşturdum. Gülerek yanına vardım yanağına sulu bir öpücük kondurarak konağa doğru yürüdüm.
"Deli kız ne oldu sana, bu ne mutluluk Allah bozmasın." dedi Ela yengem. Omuzumun üstünden hafifçe dönerek bağırdım.
"Amin yengeciğim amiiin." dedim huzurla odama geçerek yatağın üstün kendimi sırt üstü bıraktım. Gözümün önüne gelen Kartal'ın görüntüsü ile kafamı iki yana salladım. Onu düşünecek değildim herhalde!
Akşam yemek masasında keyif içinde yemeğimi yerken Kara Abim konaktan çıktı. Bakışlarını abilerimin üstünde gezdirdikten sonra gözleri bana kaydı.
"Bugün Kartal'ı gören oldu mu?", dedi yutkunarak bakışlarımı abimden çektim. Sofradan kalkıp odama doğru yürüdüm. Artık Kartal'ın ismini dahi duymak istemiyordum.
"Düğünü iptal etmek istiyor.", dedi abim Kara. Yüzüme yayılan gülüş ile durup omuzumun üstünden abime doğru döndüm. Sırtı dönük ellerini sandalyeye yaslamış elinde ki telefon ile Kartal'a ulaşmaya çalışıyordu. Bakışlarımı tekrar önüme çevirdim, boynuma astığım kolyeyi avuçlarım arasına aldım.
"Kurtuldum mu?", dedim sesimde ki mutlulukla.
BİR AY SONRA..
Kartal'ı bir ay önce görmüştüm. Düğün iptal olmuştu, nasıl oldu, abime ne dedi bilmiyorum ama dediği gibi kendi köşesinde uzaktan sevmeye çalışıyordu beni.. Onun için üzülsem de en doğrusu bu gibiydi. İki kalbim yoktu sonuçta. Beyaz yengem hala Van'dan gelmemişti. Abim ile konuşmak için odasına çıktığım zaman okuduğum kağıtlar kanımı dondurmuştu. Beyaz yengemin beyninde tümör vardı ve üstüne birde kısırdı. Abimin sesini duymam ile belgeleri tekrar aynı şekilde bırakıp odadan hızlıca çıktım. Kapının ağızında onunla göz göze geldiğim zaman dolan gözlerimi ondan kaçırdım.
KARTAL'DAN..
"Abi yapma ben kan davasını kapatmak istiyorum. Gül'e böyle yapınca iyilik yapmıyoruz. Ona gülmek yakışıyor, ağlamak değil. Ama dokuz aydır Gül ağlıyor. Benim ciğerim parçalanıyor onun yanında hissiz maskelerimi takmak istemiyorum artık. Her zerrem kül olurken.. Ben Gül ile evlenmeyeceğim." dedim Kara abiye son kez.
"Yani bir ayda kendini toplayamadın mı?" dedi ben toplanacak bir halde değildim ki.
"Abi, olmuyor. Zorla güzellik asla olmuyor." dedim Kara abi daha niye zorluyordu.
"Kartal. Gül'ün hisleri zerre umurumda değil koçum. Ben kardeşimi güvendiğim biri emanet edeceğim. O Devran piçinden sonra benim kardeşimi güldürecek birine. Ha sen diyorsan ben yapamam. Tamam koçum olurda kararın değişirse akşam Mardin'de ol. Yoksa bir hafta sonra Gül'ün istemesine gel seçim senin." dedi yanan yüreğim daha çok yandı.
"Bu ne demek abi?" dedim suratıma kapanan telefon ile gözlerimi sıkışa yumdum.
Bensiz mutlu olurdu. Gül beni sevmiyordu bu yüzden evliliği istemiyordu. Yoksa evlenmeye karşı değildi demi?..
GÜL'DEN..
Mutfaktan aldığım ekmekleri sofraya götürürken konağın kapısı açıldı, içeri giren Kartal ile yüzümde ki gülümseme silindi. Kartal bakışlarını benden çekerek sofrada oturan babamın yanına gitti. Niye gelmişti, hani bana söz vermişti.. Yanımdan geçen Asi'nin kolunu utarak elimde ki ekmeği ona verdim sofraya götürüp koyması için kısık sesimle konuştum. Abim Kara gülerek Kartal'a baş selamı verdi. "Eee düğün tarihini belirledin mi?" dedi Abim. Bakışlarımı yere indirerek odama doğru yürüdüm. Güvenmiştim halbuki ben ona.. Yanaklarımdan akan yaşlar ile odama girerek kapıyı kilitledim. Kafamı kapıya yaslayarak boş gözlerle geleceğime baktım. Kartal'dan kurtuluş yoktu.
Konakta ki matem bulutu ile iki gün sonra çiftliğe geçmemiz gerektiğini söylediler. Ne olup bittiği hakkında bir fikir sahibi değildim. Mirto ve Bora abimde garip bir hâl vardı. Odamdan okuduğum kitabı almak için konağa tekrar girdiğim sıra abilerinin içerde tartıştıklarını duydum.
"Hepsi Kara abimin hatası. Cihangir abim ne anlasın Ağalıktan, ne anlasın aşireti yönetmekten. Al vurdular, salak salak kararlar alırsa aşirette onu ortadan kaldırmak için hamle yapar." duyduklarım karşısında gözlerimi irice açtım. Cihangir abi mi vurulmuştu! Adımlarımı salona doğru çevirdim kapının ağızından içeri girerek bakışlarımı onlara çevirdim.
"Abimin durumu iyi mi?" dedim kısık sesimle Mirto abim eliyle kafasının arkasını kaşıyarak başını salladı.
"İyi bacım.. Sen Ela yengeye bir şey çaktırma olur mu?" dedi kafamı sallayarak salondan çıktım. Abilerimden arkamdan geldiler. Bora abim elini omuzuma koyarak beni kendine çekti. Mirto abim anneme bakara çiftlik evine gideceğimizi söyledikten sonra kendilerinin bir işi olduğunu arkadan da kendilerinin geleceğini söyledi telaşlı gözler ile konaktan çıkıp gittiler. Herkes kafasını sallayarak dışarda hazırlanan arabaya binerek kendi köşesine yavaş yavaş dağıldı... Kafamı cama yaslayarak akşamın karanlığında gökyüzünde ki yıldızlara baktım. Annem ve yengelerim durduk yere iye çiftlik evine geçtiğimiz hakkında durumu tartışırken gözlerimi kapattım. Artık tartışacak gücüm kalmamıştı.
Hayat artık bana tatsız tuzsuz yemek gibi geliyordu.
Bölüm sonu..
.
.


