Kerem bizi fark etmemişti . Seslenmeye gerek yoktu o şuan ne kadar şüpheliyse bizde o kadar şüpheliydik.
"Kerem neden buradasın ? " diyerek ona seslendi Alp . Yavaşça bize döndü . " Zaten buraya yakındım yangını görünce geldim " Yutkunduktan sonra daha hızlı konuşmaya başladı . "Peki sizin ne işiniz var burada ? " laflarının arkasında ima vardı . Ama neyi ima ettiği belli değildi. "Sen neden buradaysan bizde o yüzden buradayız " dedim bastıra bastıra. Kerem birkaç adım bize yaklaştı . Bizi birkaç saniye inceledi ve sonra arkasına dönüp gitti . " Nereye? " diye sordum "Sizin en sonunda gideceğiniz yere " dedi sakince . Ne dediğini anlayamadım . Bir anlığına midem bulandı . Gözümden karanlık geçti . Görüşüm bulanıklaştı . Anlık birkaç derin nefes aldım , geriye doğru birkaç adım attım . Arkam ağaçlık olduğu için yere düştüm . Elim sert bir şeye çarptı . O sert yarısı toprakta olan nesneyi almaya çalışırken boştaki elim sayesinde Alp beni yerden kaldırdı . Düştüğüm yere baktım . Parlak çeliğe benzer bir nesneydi , ben nesneyi incelerken alp dikkatimi çeken bir şey söyledi . " Elin kanıyor " Ani bir şaşkınlıkla elime baktım . Elimi yukarıda tutup kan damlalarının sıklığı ile derinliğini anlamaya çalıştım . Damlalarla akmıyordu. Birkaç saniyede elim kan oldu . Kesik çok derindi ve yavaşça yerine gelen hislerimle beraber çok acımaya başlamıştı . Tişörtüme bastırdım .
"Yara bandın var mı ? " diye sordum . Eli cebine gitti . Küçük bir yara bandı çıkardı . İşe yarayacağını sanmıyordum ama yine de elinden aldım . Boştaki elimle yara bandını tuttum ağzım sayesinde açtım . Yaranın en çok aktığı tarafa yapıştırdım . Bir anlığına midem bulandı .Karnımda bir ağrı oluştu . Yüzümü buruşturdum . Elim toprak olmuş ve yara bandı ne kadar azaltsa da kan akıyordu .Tişörtümün alt kısmı kan olmuştu , midem bulanmaya devam etti . Hızlı adımlarla Alp 'i beklemeden yürümeye başladım eve doğru . Arkamdan gelmedi , ona baktığımda yangına bakıyordu . Adımlarımı hızlandırdım . Kan , en nefret ettiğim şeydi . Ve şuan çoğu yerimde kan vardı , aynı önceki yıl olduğu gibi. Dengesiz adımlar atıyordum , düşmemeye dikkat ediyordum ama dengesiz adımlarımı durduramıyordum . Tekrar düşersem mahvolurdum . İki saniye sakinleşmek için durdum , yaramın durumuna tekrar baktım . Kan damlalar halinde akmaya devam ediyordu. Yanmaya ve acımaya devam ediyordu .Normal düştüğünüzde olan kesikler gibi değildi . Keskin bir şey kesmişti . Çeliğe ve demire benzer ve keskin . Bıçak . Ama kim bir bıçağı ağacın altına gömerek saklardı ki . Ya bıçaktan kurtulmak isteyen ya da bıçağın bulunmamasını isteyen biri . Yürümeye devam ettim . Kan yavaş yavaş azalıyordu . Kameraların bozulmasını bir işe yaramayacağını düşünmüştüm . Ama kamera çalışsaydı bıçağı kimin sakladığını görebilirdik .
"Elini en derin kesen bıçak seni öldürecek olan bıçaktır " demişti abim . Ve gerçekten hep öyle olmuştu . Ama elimi en derin kesen bu bıçak mıydı ? Belki öyleydi belki değildi . Kafamdan bu düşünceleri uzaklaştırdım .Evimin binası görünmeye başladı . Koşarcasına eve yürüdüm .
Apartmana ulaştım merdivenleri hızlıca çıkarken merdiven boşluğundaki pencereden Alp 'i gördüm o da evine gelmişti ve düşündüğümden daha yakındı evi bir sokak aşağıdaydı. Alp'in apartmana girdiğini görünce merdiven çıkmaya devam ettim . Eve artık yapmaktan ezberlediğim hareketlerle girdim . Kapıyı biraz fazla sert kapattım lavaboya gittim . Musluğun üstündeki dolaplardan tentürdiyot ve sargı bezi aldım . Yara bandını kaldırıp tentürdiyot döktüm . Yanmaya başladı , hızlıca kenardan pamuk alıp temizledim . Sargı beziyle sardım . Kanlı tişörtümü çıkartmak için odama gittim . Alp'in evi camımdan görünüyor mu diye baktım , görünmüyordu, zaten aramızda bir sokak vardı .Tişörtümü çıkartıp farklı bir tane giyindim . Kendimi yatağın üzerine bıraktım sabahtandır yaşadığım tüm duygular üzerime çöktü . Gözlerimi kapattım . 4 -5 saat önceki hayatımı düşündüm çok fark yoktu aslında .Pantolonumun cebinde duran ve şuanda bana batan telefonumu çıkardım. Telefonumu açtım grup mesajları haricinde bildirim yoktu . Gruba bakıp bakmamakta kararsızdım , girmemeyi seçtim . Telefonu kapattım kucağıma bıraktım .Telefonum çaldı kendime tembellik etmek için birkaç saniye tanıdım . Bir süre bekledikten sonra aldım telefondaki isim hızlıca açmamı sağladı . Nisa .
"Ne var " diye sordum ,kaba olduğumun farkındaydım ama onun umursayacağını sanmıyordum , öyle birine benzemiyordu .
" Bugün yaşanılan olayla ilgili bir şeyler söyleyecektim " Ben soru soramadan konuşmaya devam etti .
"Eflal'i aramızdan biri öldürdü " Buna göre şüpheli sayısı 19 kişiye düşerdi . "Sen nereden biliyorsun? " Çok kesin konuşmuştu , insanı ürperten bir kesinlik vardı ses tonunda .
"Herkes ondan nefret ediyor olması gerekende bu ." Olması gereken ?
"Neden öyle dedin ?" Cevap vermesi uzun sürdü . "Gerçek adını bile bize söylememişti. Görüşürüz." "Dur" diyecekken telefonu kapattı. Tekrar aradım açmadı . Kalbim heyecan ve meraktan hızlı hızlı atamaya başlamıştı.
19 şüpheli kalmıştı. Gerçek adı neydi ? Neden gerçek adını saklamıştı ?
Gruptan güvenebileceğim birine sormam gerekiyordu. Ama sadece biri adını söylemdi diye kimse öldürmezdi çok büyük olaylar ve kavgalarında olduğunu hissediyordum. Aklıma Alp geldi . Kapanmış telefonumu açarak Alp'i aradım . Birkaç kere çaldıktan sonra açtı .
"İyi akşamlar ve neden aradın ? " Konuyu uzatmak istemiyordum .
"Bir şey soracaktım . "
"Sor"
" Eflal 'in gerçek adı ne ? "
"Duru . Duru Özen " Bir anlığına rahatsızlık hissi duydum , isim çok tanıdıktı . Sanki daha önce duymuştum sanki daha seslenmiştim . "Sana bunları kim söyledi ?" demesiyle düşüncelerim dağıldı . "Boş ver . Olay neden bu kadar büyük sadece adını söylememiş " İç çekti .
" Boş ver bir gün öğrenirsin " Vedalaşıp telefonu kapattım .
Gözlerimi tekrardan kapadım .Yatağa kendimi bıraktım . Yavaş yavaş uykuya kapılmaya
başladım, kendimi bıraktım ve uykuya daldım.
Uyandım . Bir anda hızlıca doğruldum , telefonumdan saate baktım . 01.18 . Tekrar uyumak istemedim . Bir anda ayağa kalktım , dolabımdan hırkamı masamdan çantamı aldım . Telefonumu çantama koydum ve koşarak evin kapısına ilerledim .Ayakkabılarımı giyerken kararımı sorguladım . Ama devam ettim . Kapıyı açtım ve kilitledim. Anahtarımı çantamın en ön bölmesine koydum . Merdivenlerden indim . Gideceğim yol önümde belirince birkaç derin nefes aldım. Koşmaya başladım . Aç ve uyumama rağmen yorulmaya başladım , tüm çabamla koşmaya devam ettim . Ormana doğru bacaklarım yanmaya nefesim bana yetmemeye başladı .Durmak zorunda kaldım ama yavaşlayarak yürümeye devam ettim .Adımlarımı hızlandırdım.
En sonunda ormana ulaştım . Bir şüpheyle arkama baktım . Biri beni mi izliyordu?
Öyle bir şey , burada şuan sadece ben varım.
Yerde kan damlaları vardı muhtemelen benimkilerdi. Ağacın altına baktım , bir bıçak vardı . Zafer hissiyle doldum .Neredeyse hiç ışık yaymayan sokak lambasından bıçağı tam olarak göremiyordum ama bıçak olduğu belliydi .Ani bir tepkiyle arkama baktım . Bu bir ihtimal , yanılmaca değildi . Biri beni izliyordu. Birinin beni izlediğinden emindim .
Önüme , arkama , sağıma soluma baktım kimse yoktu ama birinin beni izlediği hissi yoğundu. Ormanın iç tarafı güvenlik şeritleriyle sarılmıştı ., yarın incelenecekti . Ormanın iç taraflarına doğru baktım , kömürleşmiş siyah uzun çubuklar gibi duran ağaçlar vardı kömürle siyahlaşmış toprak vardı Belki şuanda ormanda yanmış kömürleşmiş bir ceset belki de beyaz teninin üzerinde kan pıhtıları bulunan kefen görevi gören kıyafetler ve üzerinde dallar yapraklar ve azda olsa toprak olan bir kızın cesedi vardı .
Bir anda gözlerim büyüdü , kendime sövdüm .Kamera vardı ve beni görebilirdi . Kameranın onarılmamış olması için dua ettim .Aklıma haberler geldi . Kameraların bozul olduğu yazılmışsa onarılıp onarılmadığı da yazardı. Elim çantama gitti , hızlıca fermuarı açtım ve telefonu çantanın içinden aldım . Ellerimin titremesi , gerginlik ve şifreyi hızlı girmeye çalışmaktan şifreyi yanlış girdim . Ve tekrar , ve tekrar yanlış girdim.
1 DAKİKA SONRA TEKRAR DENEYİNİZ





