"İyiyim Ayaz abi. Sen nasılsın?" Dedim gergince. Yüzüm ona dönüktü. Elimi ise ona fark ettirmeden kafeden içeri girmekte olan Onur'a git anlamında salladım. Onur'un gülümseyen yüzü soldu. Kaşları çatıldı. Ama beni ikiletmeyip kafeden dışarı çıktı. "Gökçe ile buluşacaktım. Onu bekliyordum. Sen ne yapıyordun?"
"Ben de kız arkadaşımla oturuyordum." Dediğinde yanına çok güzel sarışın bir kız geldi.
"Selam!" Dedi kız son heceyi uzatarak. "Ben Su. Ayaz'ın sevgilisiyim."
"Ben Beren. Kardeşi sayılırım."
"Anladım tatlım. Kusura bakmazsan biz başka yere gidecektik. Ayaz hesabı ödesin çıkarız."
"Tamam yavrum." Dedi Ayaz abi ve hesabı ödemeye gitti.
"Bana bak Beren misin Deren misin? Neysen ne! Ayaz ile bundan sonra görüşmeyeceksin."
"Ne diyorsun sen ya! Ayaz abi ile sırf sen istediğin için görüşmeyi mi bırakacağım?"
"Tabii ki bırakacaksın. Benim sevgilimle istediğin zaman görüşemezsin."
O sırada Ayaz abi dönmüştü bile. "Hanımlar ne oluyor burada?"
"Hiç bir şey olmuyor aşkım. Hadi gidelim." Dedi Su, Ayaz abinin koluna girerken.
"Gidelim." Dedi Ayaz abi ve kapıya doğru bir adım attı. Ardından bana dönüp "Görüşürüz güzellik!" Diyerek çıktı. Su bu sözün üzerine bozulmuştu.
"Görüşürüz Ayaz abi." En azından Zuhal teyze ve Şevket amcanın düşündüğü gibi Ayaz abi ile evlenmeyecektik. Sevgilisinin olması içimi rahatlattı.
"Bu neydi şimdi?" Bu cümle üzerine korkudan yerimde sıçradım.
"Onur! Korkuttun beni!"
"Pardon amacım bu değildi. Ama neden az önce dışarı çıkmamı istedin?"
"Ayaz abi ile sevgilisi. Ayaz abi babamın ortağının oğlu. Kendimi bildim bileli onu tanırım. Kardeşlerimden bir farkı yok benim için. O da beni kendi kardeşi gibi görür. Bu yüzden bizi görseydi muhtemelen koşarak babama yetiştirirdi. Babam ise sevgililik olaylarına karşı."
"Yani sadece iş yerindekilerden değil ailenden ve yakın çevrenden de saklamamız gerekiyor." Dedi soğuk bir sesle. Ona tedirgin olarak baktım. Bu henüz tam olarak başlayamadığımız ilişkimizi bitirir miydi? "Yani bizi saklamalıyız..." Dedi ve güldü. O gülünce sanki gecenin karanlığı dağılmıştı ve her yer aydınlanmıştı. Renksiz dünyama renk katmıştı. Onur'a olan duygularımın düşündüğümden daha yoğun olduğunu o an anlamıştım.
"Öyle." Dedim gülümsememe engel olamadan. "Sipariş verelim mi?"
"Olur. Ne istersin?"
"Ice latte içeceğim." Dediğimde Onur iki tane ice latte siparişi verdi. Kahvelerimiz gelene kadar havadan sudan konuştuk. Kahvelerimiz geldikten sonra ona sormak istediğim soruları sormaya hazırdım.
"Aslında ilk başta benden nefret ettiğini düşünüyordum. Bana hep kaşlarını çatarak bakıyordun. Ve diğerlerine karşı soğuktun." Dedim gözlerimi dahi kırpmadan ona bakarken. "Daha sonra iyi biri olduğunu ve anlaşabileceğimizi anladığımda mutlu olmuştum. Ancak son zamanlardaki davranışların nedeniyle seni istemeden kırdığımı veya kızdırdığımı düşünüyordum."
"Dürüst olmak gerekirse seni ilk gördüğüm anda çok etkilenmiştim. Ama beni asıl sana doğru çeken şey karakterindi. Her zaman güler yüzlüsün. Konuşkan ve enerjiksin. Yardımseversin. Tanıştığımız gün bana yardım etmiştin. Dilek ile aran iyi olmamasına rağmen o hasta olduğunda ona bitki çayı vermiştin. Lale'ye kaç defa yardım ettiğini saymıyorum bile. Biri kötü hissetse bir anda belirip ona destek oluyorsun. Ayrıca çok çalışkansın. Hiç kaytarırken görmedim seni." dedikten sonra güldü. "Ben sana seni sabaha kadar hiç sıkılmadan anlatabilirim. Ama sen dinlemek ister misin bilmiyorum." Bana bakışları farklıydı. Hem söylediklerinden sonra bana bakmaya utanıyordu hem de tepkimi görmek için can atıyordu. Onur beni sözleriyle alıp bambaşka yerlere götürdü. Dünyadaki en özel kızmış gibi hissediyordum. Sanki dış kabuğumun ardında saklı olan ruhumu görüyordu.
Dolu gözlerimle ona baktım. "Daha önce hiç kimse bana bu şekilde bakmadı. Beni görüyorsun..." dedikten sonra kahvemden bir yudum alma ihtiyacı hissettim. Boğazım kurumuştu. Hala onun sözlerinin etkisi altındaydım.
"Üstüme ayran döktüğüm zaman aslında seninle birlikte yemek yemek istemiştim. Daha sonra seni kahve içmeye davet etmeyi planlıyordum. Ama yanında o kadar heyecanlandım ki ayranı açtığını unutup pipeti saplamaya çalıştım."
"Şu an benimle gayet rahat konuşuyor gibi görünüyorsun."
"Sen bana soğuk davranmaya başlayınca sana açılmazsam seninle olma şansını daha elde etmeden sonsuza kadar kaybedecekmiş gibi hissettim. Korkum heyecanımdan daha ağır geldi."
"Onur..." Bana neler oluyordu böyle? Onun karşısında onun sözleri nedeniyle hüngür hüngür ağlamak istiyordum. Mutluluktan havaya uçacak gibiydim. "Ben..." Sakinleşmek için derin bir nefes aldım. "Ne diyeceğimi bilmiyorum..."
"Deren..." O da benden farklı değildi. Bir süre düşündü. Ne diyeceğini tarttı. "Ben senden çok hoşlanıyorum. Eğer sen de böyle hissediyorsan senin için özel biri olmayı çok isterim." Gözleri gözlerime kenetlenmişti. Kalbimin atışını vücudumdaki her hücrede hissediyordum. Yüzümün kızardığına emindim. Karnımda kelebekler uçuşuyordu.
"Onur. Ben seni beğendiğimi hiç bir zaman inkar etmedim. Ama davrnaışların yüzünden defalarca zihnim bulandı. Sana gıcık kapmaya bile başlamıştım." Pür dikkat beni dinliyordu. "Ama beni kahve içmeye çağırdığında fark ettim ki senden çok etkilenmiştim. Şimdi de sözlerin sisli zihnimdeki kara bulutları dağıttı ve güneş açtı. Fark ettim ki ben de senden hoşlanıyorum." Çok utanıyordum. Daha önce benimle flört etmeyi deneyen birkaç kişi olmuştu ama hiçbirinden hoşlanmamıştım. Onlarda benimle konuşmaktan vazgeçmişkerdi. Şimdi ise ilk defa biri bana açılmıştı. Aynı zamanda bu benim duygularımı ilk kez birine itiraf edişimdi. Ellerimle yüzümü kapatmak istiyordum ama Onur heyecanına rağmen gözlerimin içine bakmıştı. Ben de onun kadar cesur olabilirdim.
"Ciddi misin?"
Güldüm. "Tabii ki ciddiyim. Neden yalan söyleyeyim ki?"
Ayağa kalktı. Ben hala otururken bana sarıldı. "Teşekkür ederim. Çok teşekürler ederim. Beni ne kadar mutlu ettiğini bilemezsin." Ben de ona sarıldım. Hala gülüyordum. Onur yirmi bir yaşındaydı ama hareketleri bana çocuksu gelmişti. Bu halini de sevdim.
"Sana söz veriyorum Beren. Bundan sonrası çok daha güzel olacak." Bu sözle birlikte ilk aşkım ile sevgili olmuştum.