Banyodayken onları dinlemeye devam ettim.
"Hayır. Sakın konuyu açma. Önce Ayaz'ı ikna edelim. Her gün başka bir kadınla yatıp kalkıyor. Belki birden evlen dersek sorun çıkarabilir. Önce kendi oğlumuzu ikna edelim. Beren ve ailesini ikna etmek daha kolay." Dedi Zuhal teyze.
"O zaman ben oğlana önce bizim şirkette işe başlamasını söyleyeyim. Düzenli bir işi olunca belki biraz düzelir." Dedi Şevket amca. "Hadi gel içeri geçelim. Bizi duymasınlar."
Onlar içeri girdikten sonra kendime gelmek için elimi yüzümü yıkadım. Şimdi ne yapacaktım? Ayaz abiyi kendi kardeşlerim gibi görüyordum. Onlardan bir farkı yoktu benim için. Onunla evlenme düşüncesi bile midemi bulandırıyordu. Onunla evlenmeyecektim. Hiçbir şart altında olmazdı.
Banyoda işim bittikten sonra hızlıca üst kata çıktım. Günün kalanında kızların konuşmalarını dinledim. Moralim çok bozuktu. Eve gidene kadar sessiz kaldım.
Eve gittiğimde hemen üstümü değiştirip yattım. Göz yaşları içinde uyuyakaldım.
Ertesi sabah alarmın sesiyle uyandım. O gün işe gideceğim için çok mutluydum. Onur ile buluşacağım için çok heyecanlıydım. O sabah tatlı bir elbise giydim. Saçlarımı güzel bir topuz yaptım. Normalde makyaj yapmayı sevdiğim için işe giderken hep hafif bir makyaj yapardım. Ama o gün daha belirgin ve canlı renkler seçtim. Yine de abartmadım.
İşte gittiğimde bana dikkat eden ilk kişi Lale oldu.
"Bu ne güzellik böyle Beren! Hayırdır? Kime süslendin bu kadar?"
"Bugün bir buluşmam var. İş çıkışı kahve içmeye gideceğiz."
"Anladım. Ne olduğunu mutlaka anlat."
"Olur." Dedim gergince. Lale tanıdığım kadarıyla iyi bir kızdı. Ama onu iş yerinden tanıyordum. Mağazanın katı kuralları nedeniyle Onur ile aramda olanları iş yerindeki kimsenin öğrenmesini istemiyordum.
İşteyken Onur ile sadece bir kere denk geldik. Gün boyu konuşmamıştık. Yanımdan geçerken göz kırpmıştı. O an heyecandan öleceğimi sandım. Onur tek bir hareketiyle bile aklımı başımdan alabiliyordu.
"Sizin aranız mı bozuldu?" Diye sordu Lale.
"Tam öyle diyemem. Sadece işteyken gerekmedikçe konuşmamaya karar verdik. Yanlış anlaşılma olmasın diye." Lale'ye yalan söylemek istemiyordum. Ama doğruyu söyleyecek kadar güvenmiyordum. Yine de konuşmadan Onur ile anlaşabiliyor olmamızın verdiği mutluluk Lale'ye karşı hissettiğim suçluluğun önüne geçiyordu.
"O zaman iş dışında görüşecek misiniz?" Tek kaşını kaldırmıştı. Zaten Onur'un benimle ilgilendiğini düşünüyordu. Şüphelenmesi normaldi.
"Görüşeceğiz. Sanırım... Ben de tam bilmiyorum Lale." Eğer ikimiz de birbirimize uygun olmadığımıza karar verirsek tamamen görüşmeyi keserdik.
"Peki. Anladım." Dedikten sonra işine döndü.
O gün vaktin nasıl geçtiğini anlamamıştım. Onur ile vakit geçirme fikri bile beni bu kadar mutlu ediyorsa buluştuğumuzda kim bilir nasıl mutlu olacaktım?
İş çıkışı elbisemi tekrar giydim. Saçımı düzelttim. Makyajımı tazeledim. Hazır olduğumda mağazadan çıktım. Onur ile buraya yürüme mesafesiyle on beş dakika uzaklıktaki kafede buluşmaya karar vermiştik. Hızlı adımlarla kafeye gittim ve sokağa bakan boş bir masaya oturdum. Yanıma gelen kişiyle ayağa kalktım. Onur'un geldiğini sanmıştım ama karşımdaki kişi Ayaz abiden başkası değildi.
"Nasılsın güzellik?" Dediğinde gergin olmama rağmen gülümsedim. Eğer Onur'u burada görseydi babamlara hemen haber verirdi. Babam ise hemen işten çıkmamı isterdi. Daha önce böyle bir durumda kalmamıştım ama belki de eve kapanıp sadece ders çalışmamı isterdi...
O sırada camdan Onur'un kafeye girdiğini gördüm. Sanırım hayatım birazdan bitecekti...