Çağatay'ın anlatımıyla
Neydi insanı mutlu eden ? Neydi ona mutluyum dedirten ?
Birçok cevabı vardı aslında bu sorunun. Sevdiğin bir kitabı okumak. Hayalini kurduğun mesleği yapmak , sevdiklerinle bir arada huzurla sağlıkla yaşamak ve daha niceleri bu soruya cevap olabilirdi ama benim için hep tek bir cevabı olmuştu: Sevdiklerimin güldüğünü görmek , mutlu olduğunu hissetmek.
Şimdi de yine o gülümsemeyi , mutluluğu kardeşimde görmek hissetmek için ondan habersiz dün Gediz Bey'in yanına gidip bir teklifte bulunmuştum elinden kitaplarını bir an bırakmadığı yazarın kitaplarındaki şarkıları söylemesi için.
Gediz Bey , Nil bu teklifi yaptı zannediyordu çünkü bu teklifi benim yapmış olduğumu ve Nil'in haberi bile olmadığını söylersem zorla söylettiğimi düşünebilirlerdi. Nil'den ise teklifimi redderlerse üzülmesinden endişe ettiğim için saklamıştım.
Onun yerine bu teklifi yaptığımdan beri ben sakinliğimi koruyamıyordum. Deli gibi merak ediyordum ne diyeceklerini.
Haliyle de tüm gece gözüme gram uyku girmemişti. Öylece dönüp durmuştum yatakta. Hala da yatağımdaydım.
Daha fazla dayanamayarak yorganı üzerimden atıp kalktım yataktan. Ilık bir duşun ardından mutfağa gidip kahve yaptım. Birkaç yudum içtikten sonra biraz olsun kendime gelebilmiştim. Hızla kalan kahveyi de bitirip hazırlanmak için odama gittim. Aceleyle seçtiğim takım elbisemi giyip son kontrolleri yaptıktan sonra evden çıktım.
Bugün yapılacak çok fazla iş vardı. Bunların en başında film için bütçe belirlemek ve set ekibini oluşturmak geliyordu. Yönetmeninden ışıkçısına ışıkçısından kameramanına kadar ufak ufak belirlemeye başlayacaktık. Oyunculara ise yazar firuzenin bize ileteceği dosyaya göre karar verecektik. Önümüzdeki yaz ise her şey tamamlanırsa filmi çekmeye başlayacaktık.
~~
Arabayı müsait bir yere park ettikten sonra şirkete doğru ilerlemeye başladım. Beni karşılayan sekreterimle birlikte odama doğru yürürken günün programının üzerinden geçmeye başladık.
- Bugün Son Gözyaşı'nın uyarlaması için ayrılan bütçeyi kararlaştırmak için saat 09.00'da toplantınız var. Ardından birkaç dosya incelemeniz ve onaylamanız gerekiyor. Öğleden sonra filmin set ekibi için bir toplantınız daha var ardından diğer filmler ve diziler için ufak görüşmeleriniz var. Bir de sabah Gediz Bey aradı. Sizinle görüşmek için randevu istedi bende saat 16.00'da randevu verdim. Bugünki programınız bu şekilde. Yapmamı istediğiniz başka bir şey var mı ?
O sırada çoktan odama gelmiştik ve ben ceketimi çıkarıp astıktan sonra masamın başına oturmuştum.
- Gediz Bey'le görüşmeyi öne çekmeni istiyorum. Toplantımdan sonra bir restoranda yer ayırt orada görüşelim. Bu görüşme çok önemli o kadar bekleyemem. Dosyaları yarın inceleriz
Birkaç saniye elindeki not defterine baktıktan sonra sekreterim cevap verdi.
- Saat 12.00 sizin için uygunsa Gediz Bey'i arayıp ayarlayabilirim.
- Uygundur ayarlayabilirsin Mert
- Tamamdır. Başka bir isteğiniz var mı Çağatay Bey
- Yok Mert teşekkür ederim sen işine dönebilirsin.
Baş selamı verdikten sonra giden sekreterimle yarım saat sonraki toplantıma gitmeden önce dün incelemesini yarım bıraktığım senaryoyu incelemeye koyuldum
~~
Kapının tıklatılmasıyla elimdeki senaryoyu incelemeyi bitirip dosyayı masama koydum. Gel dememle birlikte elinde her zamanki not defteriyle sekreterim Mert girdi.
- Çağatay Bey birazdan toplantınız başlayacak arzu ederseniz toplantı salonuna gidelim.
- Olur Mert gidelim.
Ceketimi giymek için ayaklandım. Bu sırada aklıma Gediz Bey'le görüşmem geldi ve sekreterimin ayarlayıp ayarlamadığını merak ettim.
- Peki Gediz Bey'le görüşme ayarlayabildin mi ?
- Ayarlandı Çağatay Bey konuştuğumuz saatte iş yemekleriniz için gittiğiniz restoranda olacak.
- Teşekkür ederim Mert senin benimle gelmene gerek yok yemeğe istediğin yere gidebilirsin.
- Teşekkür ederim Çağatay Bey
- Peki madem hadi toplantımıza gidelim.
Telefonumu da almayı ihmal etmeden çıktım odadan. Toplantı 3 kat aşağıda olacağı için asansöre yöneldim. Bindikten sonra ineceğim katta durunca çalışanlara kolay gelsin diyerek indim. Toplantı salonuna girdiğimde herkes gelmiş ve toplantıya başlamak için hazırdı. Yerime oturduktan sonra toplantıyı başlatmak için söze girdim
- Günaydın arkadaşlar herkes hazırsa toplantımıza başlayalım.
- Ben ve arkadaşlarım hazırız başlayabiliriz Çağatay Bey
- Peki o zaman söz sizde bütçe için ne kadar ayırıyoruz.
- Bu filmin her detayına özenmemizi ve bütçeden kaçmamamızı istediğiniz için öncelikle kitabın her detayını arkadaşlarımla inceledik. Ekranda gördüğünüz gibi kitapta pek fazla mekan yok ama içlerinden bir tanesi çok detaylı. O da ana karakter Buket Aydeniz'in evi. Evin her odasında ince ayrıntılar var. Önünüzde bulunan dosyada bu ayrıntılarda mevcut. Bu ve bunun gibi A'dan Z'ye her detayı inceledik ve sonunda bir bütçe belirledik. Bütçe uygunsa sizin için bugünden itibaren mekanların dekorları ile çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Çalışanımı büyük bir dikkatle dinlerken dosyayı da incelemiştim. Her detay en ince ayrıntısına kadar raporlanmış ve maliyetleri tek tek yazılmıştı. Son sayfasında ise tüm harcamaların özeti ve toplamı yazıyordu her halinden özenle hazırlandığı belli oluyordu.
- Emeğinize sağlık dosyada tüm maaliyeti her bir detayın fiyatını bile yazarak harika bir şekilde raporlamışsınız. Bütçeye gelirsek dosyada yazan bütçe benim için uygundur fakat bugün Gediz Bey'le görüşmemden sonra bütçeyi arttırmamız gerekebilir ( umarım gerekir ) fakat siz mekanlar ve dekarasyonlarla ilgili çalışmaya başlayabilirsiniz.
- Teşekkür ederiz Çağatay Bey beğenmenize sevindik. O zaman ben ve arkadaşlarım dediğiniz gibi çalışmaya başlıyoruz. Bütçede değişim olursa rapora ekleriz.
Bütçenin belirlenmesiyle bundan sonrasına dair birkaç meseleyi daha istişare ettikten sonra bir saatin sonunda toplantının sonuna gelmiştik.
- Bu konuyu da çözüme kavuşturduğumuza göre toplantıyı sonlandırabiliriz. İşinlerinize dönebilirsiniz iyi çalışmalar.
Toplantıyı böylelikle bitirdim ve Mert'le birlikte odama geri döndüm.
- Çalışmaları yakından takip etmeni istiyorum Mert. Eğer bir problem olursa hemen bana bildir.
- Peki Çağatay Bey yapılan çalışmalar bana düzenli bir şekilde raporlanıyor zaten. Herhangi bir problem olursa size ileteceğim.
- Sen çıkabilirsin bende birazdan çıkacağım zaten.
- Bütçe dosyasını onayladığınıza dair raporun son sayfasındaki belgeyi imzalamanız gerekiyor ondan sonra çıkacağım Çağatay Bey teşekkürler.
Elindeki dosyayı ileriye minik bir adım attıktan sonra önüme koydu. İnceledikten sonra imzalayıp Mert'e uzattım onun çıkmasıyla bende toparlanıp Gediz Bey'le görüşmek üzere şirketten ayrıldım.
Restorana gittiğimde neyseki Gediz Bey henüz gelmemişti. Kendime gelmek için bir fincan kahve sipariş ettim. Her zamanki gibi fazla bekletmeden getirdikleri kahvemi çabucak bitirdim ve kendime geldiğimi hissettim. Biraz da olsa heyecanımı atıp rahatladım. O sırada elinde dosyayla Gediz Bey geliyordu. Onu görür görmez ayaklandım ve karşıladım.
- Hoşgeldiniz Gediz Bey
- Hoşbulduk Çağatay Bey umarım sizi fazla bekletmemişimdir. Trafikten dolayı biraz geç kaldım.
- Hiç önemli değil buyrun ayakta kaldınız.
- Teşekkür ederim.
Gediz Bey'inde gelmesiyle garsonlar menülerimizi getirdi. Birkaç dakikanın ardından karar verip siparişlerimizi verdik ve dünden beri heyecanla duymak için beklediğim o cevaba gelmişti sıra.
- Bugün yazar Firuze ile görüştüm ve teklifinizi ilettim.
- Cevabı nedir peki ?
- Nil'in sesine bayıldı. Tam hayalindeki ses olduğunu iletti. Hiç düşünmeden kabul etti. Hatta şarkıların bestelerini bile verdi.
- Bunu duyduğuma çok sevindim. Eminim Nil'de sevinçten havalara uçacak. Yazar hanıma teşekkürlerimi iletin lütfen.
- İleteceğimden şüpheniz olmasın ama şunu da belirtmek isterim yazar hanımda size çok minnettar. Neticede en büyük hayalini gerçekleştirdiniz. Sevinçten eli ayağına dolanmış vaziyette şu an.
- Bu bile az bana kalırsa çünkü onun bana verdiği mucizelerin yanında benim yaptığım tek şey işimi yapmak.
- Bu film sadece hayalini gerçekleştirmeyecek bir şeyleri değiştirmesi için ona cesarette verecek. Eğer değiştirebilirse sizde bana bir mucize vermiş olacaksınız. İşte bende o zaman size ömrüm boyunca minnettar kalacağım.
Gediz Bey sözünü bitirmesiyle yemeklerimiz gelmiş ve havadan sudan konuşmaya başlamıştık. Çok keyifli geçen dakikaların ardından toplatımın yaklaşmasıyla ne yazıkki kalkmak zorunda kalmıştım.
Toplantının ardından yoğun geçen saatleri geride bırakıp nihayet işimi bitirmiş ve açtığım şarkıya eşlik ederek evin yolunu tutmuştum sonra ileride pastane görünce arabayı yolun kenarına park ettim ve pasta almak için içeri girdim. Nil'in en sevdiği pasta gözüme çarpınca birkaç mumla birlikte satın alıp çıktım. Son olarak bir tanede konfeti alıp eve gittim. Nil'in odasında olduğundan emin olduktan sonra parmak ucumda yürüyerek çalışma odama gittim. Aldığım mumları dikip konfetiyi masanın üzerine bıraktıktan sonra akşam yemeği için aşağı indim. Hemen ardımdan Nil'de geldi ve yemeye başladık. Filmle ilgili tüm detayları heyecanla soruyor bir taraftan yemeğini yiyordu. Tabii sonradan neden bütçenin artabileceğini söylemediğim için suratını astı.
- Neyse sana doyum olmaz ben çalışma odama gidiyorum.
- Git bakalım sen. Beni merakımla baş başa bırakıp çalışmaya git.
Bu haline gülmemek için kendimi sıktım ve gülmemeyi başararak çalışma odama gittim. Meraklı kardeşimi daha fazla bekletmemek için mumları yaktım. Konfetiyi de elime alıp kapının yan tarafına geçtikten sonra Nil'i çağırdım.
- Nil yanıma gelebilir misin ?
Birkaç saniye sonra adım sesleri giderek yaklaştı ve kapı açıldı. Nil girer girmez konfetiyi patlattım ve "Tebrik ederim canım kardeşim" diye bağırdım. Ne olduğunu anlamayan kardeşim öylece bana bakıyordu.
- Sen sormadan ben hemen anlatayım. Kitaptaki şarkıları söylemen için senin ağzınla Gediz Bey'e teklifte bulundum o da yazar Firuze'ye iletti. Sesine bayılmış. Tam da hayallerindeki gibiymiş ve hiç düşünmeden kabul etmiş.
- Ne ? Gerçekten mi ? Bu bir rüya değil değil mi abi ?
- Değil kardeşim tebrik ederim. Bütçemizi de bu yüzden arttırmamız gerekicek.
Günün geri kalanı ise Nil'in sevinç çığlıkları ve ordan oraya hoplayıp zıplamasıyla geçmişti. O kadar mutlu olmuştuki yerinde duramıyordu. Eski zamanlar geldi aklıma sonra. Sesine hasret kaldığım Nil ve şimdiki Nil arasındaki farkı düşündüm. Aynı zamanda bendeki farkları düşündüm sonra günlüğüme yazdığım son sayfa geldi aklıma. O sayfaya Firuze de sahip olsun istiyordum. Biliyordumki Son Gözyaşı sadece bir kurgu değildi. O balkondaki kız Firuze'nin ta kendisiydi. Bu yüzden aklıma gelen ilk şeyi yaptım ve yeni bir günlük sipariş ettim. Birkaç gün sonra nibayet elime ulaştı ve kendi günlüğümle birlikte güzel de bir kalemle birlikte yazdığım notu da unutmayarak güzelce paketledim ve vermesi için Gediz Bey'e ulaştırdım.
Umarım beğenir ve bu seferde kendi için yazardı
~~
Ertesi gün uykumu da aldığımdan olsa gerek tabii birde haftasonu olmasıyla güne süper bir enerjiyle başlamıştım. Şarkı söyleyerek keyifle aldığım duşun ardından kahvaltı yapmak için mutfağa ilerledim.
Odadan çıkar çıkmaz müzikle birlikte şarkı söyleyen ve hafif ayak seslerinin gelmesiyle dans ettiğini tahmin ettiğim canım kardeşimin sesi geliyordu. Anlaşılan enerjisi yerinde olan tek ben değildim nitekim mutfağa gittiğimde gördüğüm manzara bunu doğrular nitelikteydi.
- Günaydın Nil hanım bu enerjiyi neye borçluyuz.
- Yarın ilk şarkı için kayıt yapacağız. Yerimde duramıyorum. Tüm dünyayı koşarak turlasam yorulmam.
- Allah keyfini bozmasın ne diyelim.
- Amin canım abim amin hadi geç masaya kahvaltı nerdeyse hazır.
- Bilseydim daha önce yapardım şu film işini baksana seni şeytandan meleğe çevirdi sabah kalkıp kahvaltı hazırlamalar falan başımıza taş yağmaz inşallah.
- Ne dersen de hiçbir şey keyfimi bozamaz şu an. O yüzden istediğini diyebilirsin.
- O zaman buz patenine ne dersin ? Kahvaltımızı yapıp gideriz.
- Gidelim. Hem uzun zamandır yapamadık.
- Koş kahvaltıya o zaman.
Elinde portakal suyuyla gelen Nil'le kahvaltımızı yapmaya başladık. Yediği yerde yaptığı çalışmaları anlatmaya başladı canım kardeşim.
- Yani Firuze hayranı olduğum için demiyorum ama şarkılar hayal ettiğimden bile güzel. Her notada başka diyarlara gidiyorum resmen.
- Şarkılarıda mı yazar bestelemişki.
- O da Firuze'nin sırlarından biri işte. Altında sadece B.Ç. yazıyor. Kendinin kullandığı başka bir mahlas mı ya da başkasının bestesimi onu bilmiyorum ama her biri efsane o kesin.
- Peki neden kendini gizliyor. Reklam stratejisi mi yoksa başka bir şey mi var ? Ama bence ardında tatsız şeyler var.
- Bende senin gibi düşünüyorum abicim. Eğlenceli bir kitabı da olsa satırlarında bir hüzün hissediyor insan. Umarım yanlış bir şey yapmaz ya da peşinde birileri falan yoktur.
- Umarım öyledir ve bir an evvel sorunlarının üstesinden gelir.
- İnşallah öyle olur da sen hiç mi görmedin gerçekten onu ?
- Görmedim ama Gediz Bey'in aracılığıyla internetten bağlanıp konuştuk o da çok kısaydı.
- Sesi nasıldı peki ?
- Bilmem sesini duymadım.
- Nasıl duymadın ? Konuştuk dedin.
- Konuştuk derken o yazdı bende cevapladım. İşlerini de Gediz Bey aracılığıyla yapıyormuş zaten. Yayınevinde çalışanlar bile hakkında hiçbir şey bilmiyormuş. Bilinen tek şey kız olduğu.
- Her şeyini saklayacak kadar ne yaşadı acaba ?
- Bunu bilen tek kişi Gediz Bey sanırım. Neyse sen kahvaltını yap bende buz pateni için yer ayırtıyım sonra çıkalım.
- Tamam abicim bende şimdi hazırlanmaya giderim zaten 1 saat sonra çıkarız.
- Biraz daha hızlı olamaz mısın diyeceğim ama hızlı halin bu zaten.
- Aynen öyle abicim hadi ben kaçtım.
Seke seke hazırlanmak için odasına giden kardeşimle birlikte bende odama çıktım. Yerlerimizi ayırttırdıktan sonra acele etmeden hazırlanmaya başladım ama o da her zamanki gibi kısa sürdü ve öylece Nil'i beklemeye başladım.
Daha 5 dakika olmadan sıkılmıştım ama nerden baksam bi 30 dakika daha beklemem gerekecekti. Bende oyalanmak için telefonla oyalanmaya başladım.
İşkence gibi geçen dakikaların ardından nihayet Nil hanım teşrif edebilmişti.
- Nasıl olmuşum abicim ?
- Her zamanki gibi harika hadi gidelim.
- Gidelim madem.
Elimi öne doğru uzatarak " hanımlar önden " dedim ve günümüz başlamış oldu. Arabada şarkı söyleye söyleye buz pateni yapmak için yer ayırttığım yere geldik. Burası yıllardır geldiğimiz bir yerdi. İlk geldiğimizde Nil, Firuze'nin kitabında buz pateni yapan arkadaşları okumuştu ve merak ettiği için benden onu götürmemi istemişti. İlk geldiğimizde sürekli düşsekte çok eğlenmiş ve sonrasında tekrar tekrar gelmiştik. Öyleki bizim için haftasonları olmazsa olmaz bir hal almıştı ama son birkaç haftada bir türlü müsait olup gelememiştik.
İçeri girip patenlerimizi hızlıca giydikten sonra kaymaya başladık. Biraz kaydıktan sonra birbirimizi kovalamaya başladık.
Buz pateni yaparken sanki yıllar öncesine gidiyor yeniden çocuk oluyorduk. Belkide bu yüzden çok sevmiştik.
~~
- Ben çok yoruldum hadi gidelim artık Nil.
- Al benden de o kadar hem ben çok acıktım.
- Hadi o zaman yemek yemeye gidelim.
Yorgunlukla patenlerimizi çıkarıp yerine koyduk. Ayakkabılarımızı da giyip arabaya doğru ilerlemeye başladık. O sırada gelen bildirim beni çok şaşırtmıştı. Mesaj Gediz Bey'dendi ve şöyle yazıyordu.
Çağatay Bey siz ve kardeşiniz Nil hanımla acilen görüşmem gerek. Size konumunu atacağım restorana gelmeniz mümkün mü ?
Şaşırsamda geciktirmeden cevap yazdım.
Tabii görüşebiliriz Gediz Bey konum atmanızı bekliyorum.
- Nil yemeğimizi Gediz Bey'le yiyeceğiz. Az önce mesaj attı kardeşiniz ve sizinle görüşmek istiyorum diye.
- Bu saatte bi de benimle de görüşmek istediğine göre acil bir şey olmalı.
- Öyle yazmış mesajda da. Gidince görücez artık hadi.
Acele ve merakla hemencecik arabaya bindik ve gelen konumla birlikte yola koyulduk.
Bu sefer çıt çıkmıyordu ikimizdende çünkü ikimizde Gediz Bey'in neden çağırmış olabileceğini düşünüyorduk. Yol boyuda çıt çıkmamıştıda zaten.
Restorana girdiğimizde Gediz Bey cam kenarında bir masada oturuyordu ve sürekli kıpırdanıp duruyordu. Yerinde bir saniye bile duramıyordu. Bizi görüncede ayağa fırlamıştı zaten.
- Hoşgeldiniz sizi bu saatte rahatsız ettim kusura bakmayın ama çok önemli bir şey rica edeceğim sizden.
- Önemli değil Gediz Bey buyrun oturun konuşalım. Ben ve kardeşim elimizden geldiğince size yardım etmek isteriz.
- Nerden başlayacağımı bilmiyorum ama sanırım öncelikle Firuze ile ilgili size birkaç şey anlatmalıyım.
- Lütfen sakince anlatın biz sizi dinliyoruz.
- Öncelikle Firuze benim kardeşim ve anladığınız üzere kendini herkesten gizliyor ve evden bir adım dahi dışarı çıkmıyor. Yıllar önce kendini bir karanlığa hapsetti ve yolunu kaybetti sonra onun için bu yayınevini kurdum. Yazmak da ona iyi geliyordu ama okurlarıyla buluşmak ona neşe kattı. Dans etmeye , şarkı söylemeye başladı ama o karanlık hala yerinde duruyordu bunu biliyordum ama sizin hediyeniz ona cesaret verdi iyileşmek için büyük bir adım attı. Bende sizden bu konuda yardım istiyorum. Kardeşim ilk defa birilerini merak ediyor ve tanımak , arkadaş olmak istiyor. Çağatay Bey şimdi ben size Firuze'nin numarasını vereceğim. Sizden ricam onunla konuşmaya çalışın , mesaj atın. Sonrasında Nil'lede tanışmasını istiyorum. Bunu başarırsa belki sizinle yüz yüze de görüşmek ister. Bu iyileşebilmesi için çok önemli bu yüzden beni kırmazsanız çok minnettar olurum size.
- Tabiiki yardımcı olmak isterim. Siz hiç merak etmeyin elimden geleni yapacağım.
Sözüm bittikten sonra geldiğimizden beri hiç konuşmayan kardeşim konuşmaya başladı.
- Yıllar önce bende o karanlıktaydım ve beni Firuze çıkardı. O benim için tahmin ettiğinizden de çok değerli. Bende onu o karanlıktan çıkarmak özgür bırakmak istiyorum.