İçeriğe geç

Gözyaşı Hapishanesi

Bölüm 9 · 8 dk okuma

Gözyaşı Hapishanesi

Bölüm 9

İlk Işık ilk mesaj (7)

Yıllardır olduğum yerde karanlığımdaydım yine ama bu sefer korku değil umut vardı içimde. Korkuyla çırpınmak yerine umutla sağ sola bakıyor ışık arıyordum sonra hiç ummadığım bir şey oldu. Bir el hissettim kalbimde. Korkarım zannettim ama tam tersi yıllar sonra ilk defa huzuru hissettim. Gözlerimi usulca kapattım o huzuru daha çok hissetmek istedim. Birkaç saniye sonra o el kayboldu ve ben gözlerimi araladığımda yıllarca aradığım o şeyi nihayet buldum. Çok küçükte olsa karanlığımı delen bir ışık vardı artık.

~~

Yüzüme değen güneşi hissederek usulca araladım gözlerimi. Önce gözlerimi kamaştırsada rüyamda gördüğüm minicik ışığı anımsattığı için gülümsedim. Kocaman esneyerek yatağımda doğruldum. Artık bir ışığım vardı ve yeni hikayemin ilk sayfasını yazma zamanı gelmişti.

Zıplaya zıplaya banyoya gidip ılık bir duşun ardından kendime kahvaltı hazırlamak için mutfağa gittim. Kahvaltımı özene bezene hazırlarken kendimi tutamıyor telefondan açtığım şarkıya eşlik edip dans ediyordum. Nakaratı gelince de daha bir coştum.

Kafesinin kapısını açıp girerdim

Hoşgeldin aşkıma diye diye

Yılların acısını söküp atardık

Yanında ben olsaydım

Kafesinin kapısını kırıp girerdim

Kavuştum aşkıma diye diye

Yılların acısını söküp atardık

Yanında ben olsaydım

Ben olsaydım

Durmadan yerimde zıplayasım geliyordu. Elimde tahta kaşık şarkıyı söylerken dans ediyordum. İyiki şu an abim yoktu yoksa şu an çoktan saçma şarkılarını açmış beni ordan oraya savurmaya başlamış olurdu.

Keyifle kahvaltımı hazırladıktan sonra büyük bir iştahla yemeye başladım. Bir an evvel ilk sayfasını yazmak istiyordum. Bu yüzden art arda ağzıma lokmaları tıkıştırıp hemencecik kahvaltımı bitirdim. Hızla toparlayıp odama adeta ışıklanarak gittim. Günlüğü elime aldığımda ciğerlirime derin bir nefes bahşettikten sonra açtım. Tüm sayfaları tertemizdi ve benim hikayemi dinlemek için bekliyordu. Nasılki duymayanların kulağı işaret diliyse satırlarınki de buydu. Her satırına yazdığımız cümlelerle bizi dinliyordu.

Çağatay Bey'in günlüğün yanında gönderdiği kalemi elime aldım ve usulca aklımdan ne geçiyorsa yazmaya başladım.

Bu satırlar benim yeni hikayemin ilk sayfası. Aynı zamanda yeşeren umudumun ilk satırları. Bu yüzden bu umudun nasıl yeşerdiğini anlatmak istiyorum. Her şey bu satırların bana hediye edildiği kutuyla başladı. Yüzümü görmeyen sesimi bile duymayan biri beni anlamıştı. Çok şaşırsamda içimde bir şey kıpırdandı. Ona adım atmak onu tanımak istedim. Herkesten saklanan ben onu merak ettim. Abimede bunu söyledim. Ardından harika bir rüya gördüm. Yıllardır kabusum olan karanlıkta bir el hissettim , minicik bir ışık gördüm. Karanlığımı delen ilk ışıktı bu ve şüphesiz Çağatay Bey'e aitti. Umarım dediği gibi son sayfada , yeni hikayemin son satırlarında o cümle yazar.

Son kelimeyi yazdıktan sonra mutlulukla kapadım günlüğü ve yerine kaldırdım. Tam o sırada kapının çalmasıyla koşarak açmak için gittim. Gelenin kim olduğunu biliyordum çünkü ve anlatmam gereken , sormam gereken o kadar şey vardıki bir an evvel konuşmamız gerekiyordu.

Kapıyı açtığımda tamda tahmin ettiğim gibi elinde en sevdiğim tatlıyla Ayça abla vardı.

- Hoşgeldin Ayça abla hemen başlamamız lazım.

- Hoşbuldum balım seni böyle enerjik görmek ne hoş. Bende tatlı yiyelim tatlı konuşalım diye en sevdiğin tatlıdan aldım.

Tatlıyı hızla elinden kaptıktan sonra kolundan tutup odama doğru sürükledim. Bu halimi şaşkınlıkla izliyordu. Bir koşu mutfaktan ikişer tane tabak , çatal ve meyve suyu aldım ve odaya geri döndüm. Tatlıları güzelce koyduktan sonra hemencecik yerime kuruldum.

- Anlaşılan anlatıcak çok şey var başla bakalım seni dinliyorum.

- İçim o kadar kıpır kıpırki konuşmayı unutmuşum gibi ama merak etme her şeyi tek tek anlatıcam çünkü sormam gereken şeylerde var.

- Başla bakalım o zamam balım. Zorlanacak olursan sana yardımcı olmaya çalışırım.

- Aslında her şey o haberi almamla başladı yani en büyük hayalimin gerçekleşeceğini öğrendiğimde. Sende biliyorsundur zaten.

- Evet kitabının film olacağını Gediz'den duymuştum o da en az senin kadar heyecanlıydı. Seni tebrik ediyorum.

- Teşekkür ederim Ayça abla. İşte ondan sonra kendimi bir başka hissetmeye başladım. O ara adını bir türlü koyamamıştım ama güzel hissettirdiğini biliyordum sonra abim odama bir kutu koyduğunu söyledi. Bu kutu Çağatay Bey'in hediyesiymiş. Tereddütlede olsa açmayı başardım ama içinde bu kadar harika bir şeyin olduğunu tahmin etmemiştim.

- Ne vardı peki kutunun içinde ?

- Umut , anlayış , merak kısaca her şey vardı.

- Nasıl yani ? Biraz açar mısın ?

- İçinde iki tane günlük vardı. Biri ona aitti ve benim sayemde değiştiğini söylediği hikayesi yazıyordu. Bir de boş günlük vardı ve benimde kendi hikayemi yazmamı Son Gözyaşında yarım kalan hikayemi tamamlamamı istiyordu. Yazdığı notta da buna ilaveten " umarım son sayfasında o cümle yazar " yazıyordu.

- Neymiş o cümle peki ?

- Artık her yer ışıl ışıl

- Anlaşılan Çağatay Bey'in seni görmeden duymadan anlaması ve hikayeni yazman için günlük göndermesi umudu hissettirdi. Peki merak ? Merak ettiğin şey nedir ?

- O

- O mu ?

- Evet o . Yani ben Çağatay Bey'i merak ediyorum.

- Bu senin için inanılmaz bir duygu olmalı.

- Hem de nasıl. Bu yüzden bende ona bir hediye hazırladım ve gönderdim. Abime de onunla tanışmak istediğimi iletmesini istedim. Yüz yüze olmaz ama mesaj bile olsa onunla arada biri olmadan konuşmak istiyorum. Kriz geçirirsem ne yaparım onunla nasıl iletişim kurabilirim bilmiyorum. Bu yüzden her zamankinden daha çok yardımına ihtiyacım var.

- İlk adım en zorudur ve sen o ilk adımı attın. Gerisini de halledeceğiz ve başaracağız sen hiç merak etme.

- Bu sabah gördüğüm rüyadan sonra daha çok inanıyorum buna Ayça abla.

- Nasıl bir rüya ?

- Kabusum olan o karanlıktaydım yine ama bu sefer korku hissetmedim. Bir el değdi sonra kalbime. Sanki dokunuşuyla huzur doldurdu içine. Usulca kapadım gözlerimi onun elini çekmesiyle açtımki onu gördüm.

- Neyi gördün ?

- Karanlığımı delen o ilk ışığı. Çok küçüktü , minnacıktı ama vardı. O kadar güzeldiki ömrümde gördüğüm en güzel şeylerden biri olabilirdi.

- Sonunda o ışık belirdi. Ne kadar mutlu oldum anlatamam balım.

- Biliyor musun bende anlatamam.

~~

Ayça abla gittikten sonra bir türlü içimden atamadığım enerjiyle sayfalarca kitap yazdım ama şu an yazdığım devam kitabını değil yepyeni bir kurgunun ilk sayfalarını yazdım. Yazarlık kariyerimde ilk defa karanlığında kaybolan karakterimin yeniden doğuşunu karanlığının ışıl ışıl olmasını değilde cıvıl cıvıl geçen komik hayatını anlattım. İçimden komik bir kitap yazmak geliyordu ve her sefirinde aklıma gelen sahneler beni kahkahaya boğuyordu hatta bazen gülmekten karnıma ağrılar giriyor yazamıyordum. Sonunda ise keyifle yazdığım 50 sayfayla masadan kalktım. O kadar süre oturunca her yerim uyuşmuş ve ağrımaya başlamıştı.

Saçma sapan yaptığım birkaç esneme hareketinden sonra kocaman esneyerek mutfağa yöneldim. Biraz düşündükten sonra Fırında Tavuk yapmaya karar verdim. Telefondan şarkı açmayıda ihmal etmeyerek yemek yapmaya başladım.

Yeniden yandı tüm ışıklar

Yeniden nasıl parlıyor aşk gözlerinden

İçimi eritiyor şimdiden

Sana saklamışım herşeyin güzelini ben Sevmeler sarılmalar şarkılar öpücükler

Bu yüzden koşarak kavuştuk

Bu yüzden koptu son fırtına ikimizden

Yazarken gidiyor bu yüzden

Fırına tavuğu koyduktan sonra şarkıyı söylemeye devam ederek sofrayı kurmaya başladım. Güzelce masayı sildikten sonra tabakları ve çatalları koydum. Dolaptan bardakları alıp yerleştirdikten sonra sürahiye koyduğum suyu da koydum. Tavuğu da kontrol ettikten sonra ayran yapmaya başladım.

Son şarkımı da büyük bir keyifle söylemiştim ve nihayet her şey hazırdı. Gediz beyimizde birazdan damlardı. Bu sırada da biraz uzanmanın fena bir fikir olmadığını düşündüm ve salona doğru ilkokul çocukları gibi seke seke gitmeye başladım. O sırada abimin odasında gördüğüm bir konfetiyle adımlarımı odasına yönelttim. Konfetiyi kaptığım gibi kapının arkasında beklemeye başladım. Neyseki 1-2 dakikanın ardından gelmişti. Kapıyı kapatır kapatmaz kapının arkasından fırlayıp elimdeki konfetiyi patlattım. Böyle bir şeyi hiç beklemeyen abim öyle bir ALLAH diyerek yerinde sıçradıki kahkahalarla gülmeye başladım.

- Kızım sen manyak mısın ? Ne diye dibimde konfeti patlatıyorsun ?

- Çünkü kutlama yapıyoruz. Harika şeyler oldu. Hadi yemeğe gidelim o arada anlatırım.

- Sonunda aradığım kanı buldum. Bugün kurtulamazsın benden. Ayrıca bu yerdekileri de sen temizlersin. Malum ödül için kutlama yaptığımızda ben patlattım diye bana temizlettin.

- Tamam minik kuşum sen hiç merak etme hadi yemek yiyelim.

- Tamam mı ? Minik kuşum mu ? Bugün sana gerçekten bir şeyler olmuş.

Oflayarak gözlerimi devirdim ve beyimizi kolundan çekiştirerek masaya götürdüm. Masayı görünce küçük dilini yutacaktı neredeyse. En sevdiği yemeklerden biri masada ona göz kırpıyordu çünkü. Hızla çektiği sandalyeye oturup hızla yemeye başladı. Ağzına tıkıştırdıklarını çiğnerken konuşmaya başladı.

- İnanır mısın bu sıralar acayip canım çekiyordu. Şu an rüyada gibiyim. Harika olmuş eline sağlık.

- Afiyet olsun minik kuşum.

- Saol da artık şu baklayı ağzından çıkarsan mı ? Neyi kutluyoruz ? Ayrıca bana minik kuşum demeyi kes lütfen !

- Bugün minik kuşumsun maalesef. Ayrıca ben senin söylediğin saçmalıklara yıllardır katlanıyorum. Bugünde sen katlan.

- Katlınıcaz napalım. Sen şu baklayı çıkar.

- Bugün bir rüya gördüm.

- Bu muydu ? Bende görüyorum.

- Devamını dinlesene !

- Off tamam. Ne rüyasıymış bu ?

- Yine o karanlıktaydım ama bu sefer tam kalbimde bir el hissettim. İlk defa korku değilde huzur hissettim sonra o el gitti ama yerine harika bir şey belirdi.

- Ne belirdi ?

- Işık. Karanlığımı delen o ilk ışık nihayet belirdi abi. Öyle umut dolduki içim gün boyu yerimde duramadım. Hatta yeni bir kurguya bile başladım. Üstelik diğerlerinden farklı. Bu sefer romantik-komedi yazıyorum. İlk 50 sayfasını yazdım bile.

- Sen ciddi misin ? Bu harika !

Yemek yemeyi bırakıp beni ayağa kaldırdığı gibi kucağına alıp etrafında döndürmeye başladı. Birkaç turdan sonra da bırakıp sıkıca sarılmaya başladı.

- Sakın pes etme tamam mı ? Bu ışığın peşinden git. Korkmadan ilerle ona doğru çünkü ben her zaman arkanda olacağım. Kaybolursan beraber buluruz yolu.

- Ben iyileşmeye başlıyorum galiba abi.

- Sen iyileşiyorsun Duru. Baksana ilk ışık belirmiş bile.

- Hem ben bugün günlüğün ilk sayfasını da yazdım.

- Sen hiç merak etme devamında harika şeyler yazıcak. Hatta bir sayfasına da hayallerinin gerçekleştiği günü yazarsın.

- Umarım yazabilirim.

- Yazacaksın sen hiç merak etme. Bir de şey...

- Ne ?

- Ben bir şey yapmış olabilirim.

- Ne yapmış olabilirsin ?

- Numaranı Çağatay Bey'e vermiş olabilirim.

- NE ! Ne dedin sen ?

- O gün sen tanışmak istiyorum diyince bende sen vazgeçmeden hemen onunla konuşmaya gittim. Numaranı verdim işte.

Hiçbir şey diyemedim. Heyecandan mı korkudan mı bilmem. Kalbim hızla atmaya başladı. Koşar adım odama gittikten sonra hızla banyoya gidip yüzümü yıkamaya başladım. Yıkadıktan sonra da odanın içinde ordan oraya yürümeye başladım ta ki gelen bildirim sesine kadar. Duyduğum an olduğum yerde öylece kalakaldım. İşte bu bildirim hayatımda beliren değişimlerden birinin daha habercisiydi.

Öylece parlayan ekrana baktım birkaç dakika. Sonrasında derin derin aldığım nefeslerin ardından titreyen ellerimle telefonu olduğu yerden aldım. Yeni hikayemin ilk mesajı şuydu :

Umarım bu ışık seninde yolunu aydınlatır. Hediyen için teşekkür ederiz. Çağatay İlter

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.