İçeriğe geç

Gözyaşı Hapishanesi

Bölüm 7 · 11 dk okuma

Gözyaşı Hapishanesi

Bölüm 7

Yarım Kalanlar (5)

Kutunun içinde biri yeni biri eski iki günlük vardı.Önce yeni olanı aldım elime. Yeni olanın içi boştu. Onu yerine koyup eski olanı aldım bu sefer. İlk sayfasından itibaren okumaya başladım.

Bugün içime attıklarımla dolup taşarken bir yazı gördüm. Şöyle diyordu: Kimseyle paylaşamıyorsan bir kağıt parçasıyla paylaş. O kızmaz , üzülmez , yargılamaz.

Bende anlatamadıklarımı bu kağıt parçasına anlatmaya karar verdim çünkü içime attıklarım o kadar biriktiki dik duramıyorum. İyiymiş gibi yapamıyorum. İçime sığdıramadıklarım dışıma taşıyor. Dayanamıyorum. Kardeşim her geçen gün gözümün önünde solup giderken ona yardım edememeye dayanamıyorum. Ne zaman biter kabus ? Ne zaman aydınlanır karanlık ? Nil'imin eşsiz sesi ne zaman dökülür dudaklarından ?

Sonra çevirdim sayfayı. Dakikalarca okudum , hissettim içindeki karanlığı. Her sayfada daha çok dibe battığını hissettim.

Bugün Nil'i daha önce görmediğim bir şekilde gördüm. Aylardır duymadığım sesini duydum. Keşke duymasaydım. Yaktı yıktı odayı. Ağlayamadığı ne varsa çığlıklarını susturduğu ne varsa odanın dört bir yanına savurdu. Dakikalarca dinmedi içindeki yangın. Ta ki tükenene kadar ta ki yangın sönüp küllerini savurana kadar. Keşke böyle değilde kahkahalarıyla duysaydım sesini. Bazen durup dururken ağlamak geliyor içimden. Üstümde öyle bir yorgunluk varki Nil'le beraber usul usul tükeniyorum.

Gerçekten de bazen durup dururken ağlamak isteriz. Bir mum misali yavaş yavaş tükenir , yoruluruz.

Üstelik bu öyle bi yorgunlukki bazen bi uçurum kenarında buluruz kendimizi. Yere çakılmak bitirmek isteriz bu işkenceyi ama her defasında vazgeçip geri döneriz. Bu vazgeçişin sebebi bazen umut bazen hayallermizdir ama en büyük sebebi sevdiklerimizdir. Peki hiçbir şeyi kalmayanlar, onları vazgeçiren nedir ? Bu sorunun bi cevabı yoktur çünkü onlar vazgeçmez. o son adımı atar ve vazgeçerler hayatlarından ama bilmediğim bir şey vardı bazen insan en çok da sevdikleri için atlarmış o uçurumdan. Keşke bu gerçeği hiçbir zaman öğrenmeseydim...

Önce doldu gözlerim sonra dayanamadı gözyaşım. Usulca süzüldü yanağımdan. Üstelik ilk defa bir başkasının acısını hapsetti içine. O uçurumda ilk defa kendimi değil başkasını gördüm.

Çaresizlikle sığınmıştı o bu satırlara. Ağlayamadığı , haykıramadığı başını yaslayıp derdini paylaşamadığı o yoldaş , yaslanamadığı o omuz olmuştu bu sayfalar. İçinde dolup taşan ne varsa dökmüştü bu satırlara çünkü son adımı atmamak için başka çaresi kalmamıştı. Kardeşini de o uçurumdan çekmek için önce kendini çekmeliydi bunu o da çok iyi biliyordu.

Sonra o sayfaya değdi gözlerim. Karanlığı delen o ilk ışığa.

Bugün ilk defa bir ışık belirdi karanlıkta. Yolunu bulamayan kardeşime ilk defa biri ışık tuttu. Aylar sonra onun gülümsediğini gördüm. Elinde Firuze'nin bir kitabı gülümseyerek çeviriyordu sayfaları. Bu odada kalan önceki kızdan kalan bir kitapmış meğer. Doktoruna sorduğumda anlattı. Önceden bu odayı kullanan bir kız bırakmış bu odaya. Üzerinde de bir not varmış. Benim karanlığımı 3 yıl sonra umutlarımın tükendiği o gün ummadığım bir anda aydınlattı. Annem bu kitabı bana okurken dudaklarından dökülen her cümle bir yıldız olup karanlığımda yerini aldı. Artık her yer ışıl ışıl umarım senin karanlığında aydınlanır, ışıl ışıl olur.

Yazıyormuş notta.

Bu not hasret olduğu o duyguyu tattırdı ona. UMUDU

İnanmamış gibi yaparak açtı o ilk sayfayı. Okudukça inandı yazılan nota

O söylemesede gözlerine baktığımda anladım. Ben de aylar sonra rahatlamış hissettim. Daha önce okumadığım o kitap en sevdiğim kitap oldu. Derin bir nefes aldım. Sağ gözümden akan mutluluk gözyaşıyla verdim. Tekrar yaşamaya başladığımızı hissediyorum.

Bu satırlarla gururla kapadım gözlerimi. Bir okuruma ilaç olduğuma ilk defa şahit oluyordum. İlk defa birini o uçurumdan çektiğimi görüyordum. Bu o kadar harikaydıki en başında kendime amaç edindiğim bu hedefi gerçekleştirmek paha biçilemez bir duyguydu.

Dakikalarca geri kalan sayfaları okudum. Kimi zaman sevinçten gözyaşları döktüm kimi zaman kocaman gülümsedim. Son sayfaya geldiğimde üzerinde Firuze yazan bir zarf düştü. Yerden aldıktan sonra yatağıma doğru ilerledim. Zarfı yanıma koyduktan sonra son sayfayı açarak okumaya başladım.

Artık her yer ışıl ışıl. Nil'imin bir zamanlar yardım çığlıklarıyla kısılan eşsiz sesi melodilerle buluştu. Yeniden başladı her şeye. Eline aldı kemanını yeniden. Defterine yeni melodiler karaladı. Hayatı(mız) kaldığı yerden yeniden başladı. Onun için zaman yeniden akmaya başladı. Bugün karanlığından bu odadan kurtultu. Çıkmadan bir not yazdı ona bırakılan not gibi. O kitabı aldı eline koydu bulduğu yere. Üzerine notunu koyduktan sonra yüzünde gülümsemesiyle döndü bana " benim karanlığım artık apaydınlık. Artık kayıp değilim. Yolumu buldum. Umarım buraya kim gelirse yine bu kitap sayesinde karanlığını aydınlatır ve bulur yolunu" O öyle söyleyince dayanamadım sımsıkı sarıldım canım kardeşime ve bir kere daha bu kitabı yazan o harika insana bir kere daha teşekkür etmek istedim bu kitabı yazdığı için bu dünyada varolduğu için. Sonra kollarımı ondan ayırdıktan sonra valizini aldım ve o cümleyi söyledim. " Hadi artık özgürce uçma zamanı..."

Sevinçle kapattım günlüğü zarfın yanına koydum. Yüzümü sıvazlayıp ciğerlerime derin bir nefes bahşettikten sonra zarfı koyduğum yerden alıp usulca açtım. Harika bir el yazısıyla bana yazılmış bir mektup vardı. Bir de üzerinde Firuze yazan harika bir dolma kalem vardı. Kalemi yatağın üzerine bıraktıktan sonra ikiye katlanan kağıdı açtım ve her kelimesini zihnime kazıya kazıya okumaya başladım.

Sevgili Firuze Hanım

Umarım hediyem size sağ salim ulaşmış ve satırlarımı okumuşsunuzdur. Günlüğümü size göndermek istedim çünkü bizim için ne kadar önemli olduğunuzu anlayın istedim. Bizim sizin sayenizde yazdığımız hikayemizi okuyun istedim. Karanlığımıza nasıl ışık oldunuz öğrenin istedim. Öğreninki değerli biri olduğunuzun farkına varın istedim. Biliyorum sizinde aydınlatamadığınız karanlıklar var. Biliyorum siz de benim gibi önce satırlara sığındınız sonra o satırlarla iyileştirmek istediniz okurlarınızı. Nasıl biliyorsunuz demeyin. Ben anlarım çünkü biz bizden başka kimse anlayamaz. Hani derlerya damdan düşenin halini damdan düşen anlar onun gibi. Bir de yeni bir günlük gönderdim çünkü Son Gözyaşı'nda kalan yarım hikayeniz tamamlansın karanlığınız aydınlansın yeniden her yer ışıl ışıl olsun istedim. O balkonda feryat eden genç kız artık gülsün yeniden yaşamaya başlasın istedim. Yalnızca okurlarına değil kendine de ışık olsun istedim. Umarım son sayfasını açtığınızda Artık her yer ışıl ışıl yazar.

Çağatay İlter

Mektubu eskisi gibi katlayıp zarfa koyduktan sonra öylece kağıda bakakaldım. Nasıl beni görmeden sesimi duymadan ismimi bilmeden bu kadar iyi tanıyabilir? Gerçekten bu mümkün mü ? Böyle harika insanlar var mıydı hala hayatta ? Bir yandan bu hediye için çok minnettar ve mutluydum bir yandan da çok şaşkındım.

Oturduğum yerden doğruldum ve eski günlüğü zarfla beraber çekmeceme koydum. Yeni günlükle kalemi alıp odadan çıktım. Kilitli kapıyı parmak izimle açtıktan sonra yeni bir kart aldım ve her zamanki yerime yerleşerek kayda başladım.

Bugün Çağatay beyden bir hediye aldım. Bu hediyenin yeri her zaman bende ayrı kalacak çünkü ilk defa biri beni anladı. Beni görmeden , tanımadan yaralarımı gördü. Son Gözyaşı'nın kurgudan ibaret olmadığını anladı. O sayfadaki o balkondaki feryatlarımı işitti. Elini uzattı. Bana yeni bir sayfa açtı. Tutuşturdu elime kalemi. Bak elimdeki bu günlük bana açtığı yeni sayfa. Yarım bıraktığım ne varsa bu sayfalarda tamamlanacakmış. Balkonda acılar içinde kıvranan o kız yeniden ayağa kalkacakmış. Bu günlük benim ayağa kalkmak karanlığımı aydınlatmak için ilk adımım. Umarım yazdığı gibi o son sayfayı açtığımda o cümleyi görürüm. Nil gibi karanlığımdan çıkıp özgürce uçabilirim.

Kaydı kapattıktan sonra üzerine tarih yazdıktan sonra kartı diğerlerinin yanına koydum. Günlüğü de kalemle beraber masanın üzerine bıraktıktan sonra usulca kapıya ilerleyip odadan çıktım. Kapıyı yeniden kilitleyip arkamı döndüğümde dibimde biten bir mahlukat yüzünden ufak bir çığlık attım.

- Ne varmış içinde ?

- Demiri altın yapan formülü yazmış. Ödümü kopardın abi napıyorsun ya ?

- Aman ne komik ! Kızım söylesene ne göndermiş !

- Bu seni hiç ilgilendirmez.

- Gayette ilgilendirir ben senin abinim.

- Hiç de bile ! Söylemek istemiyorum. Çekilir misin ?

- Off ama ya ! Ne var söylesen. Meraktan erir giderim abisiz kalırsın.

- Az ötede eri lütfen gitmeme engel oluyorsun.

- Bende yeni kitap çıkardığında satışa açılana kadar kapağını göstermem o zaman.

- Bu yaptığın haksızlık ! Kurunun yanında yaşıda yakıyorsun. Okurlarımın ne günahı var.

- Sende yakdırma o zaman.

- Bazen senin yüzünden çin işgencesine maruz kalıyormuşum gibi hissediyorum.

- Bende seni seviyorum canım kardeşim. Hadi dökül

- Off tamam yoksa senden kurtuluş yok anlaşıldı ama ondan sonra senden bir şey isteyeceğim.

- İstediğini iste hemen hallederim. Hadi oturma odasına gidelim dökül.

- Sen git odamdan alıp geliyorum.

Arkası dönük yavaş adımlarla gerilerken işeret parmağını bana doğru kaldırdı.

- Benden kaçmayı aklından bile geçirme. 1 dakikan var.

- Tamam dedimya !

Tekrar önüne dönerek elini cebine atıp gitti. Odama gidip Çağatay beyinde günlüğünü alıp oturma odasındaki abimin yanına kuruldum. Önce eski günlüğü uzatarak okumasını istedim. Daha ilk sayfadan eline peçeteyi almıştı. Bitirdiğinde ise içli içli baktı yüzüme.

- Ah deli çocuk kahretti hassas kalbimi. Yarın ilk iş arayıp kocaman sarılıcam.

- Abi sen salak mısın ?

- Ne var be !

- Günlüğü bana göndermiş olması başkalarının okumasına izin verdiği anlamına gelmez. Sana okutmam bile doğru değil. Bi de üstüne ona söylersen bunu hiç hoş olmaz.

- Aman tamam ya demedik bir şey

- Hem sen onu boşver de şunu da oku.

- Doğru ya bu adam niye bunu gönderdi sana ?

- Zarfın içinde yazıyor nedeni. Bir sabret gözünü seveyim.

Elimden zarfı aldıktan sonra açıp okumaya başladı. Son satırı da okuduktan sonra yüzünde şaşkın bir ifade belirdi. Birkaç dakika gözlerini tekrar tekrar gezdirdi yazılan cümlelerde. Zarfa tekrar yerleştirdikten sonra elime tutuşturdu. Sımsıkı kapattı üzerine parmaklarımı. Gözlerini bana çevirdiğinde az önceki tavrından eser kalmamıştı. Diliyle kuruyan dudağını ıslattıktan sonra bir anda öne atılarak sıkıca sarıldı.

- Canım kardeşim ne bu zarfı ne de onları sakın bırakma. Sırtını onlara yaslamaktan çekinme çünkü onlar ellerinde birer lambayla senin karanlığını aydınlatmak için bekliyor. Benim yapamadığımı onlar yapacak hissediyorum. Sakın korkma ve at o adımı tamam mı ? Sönmeden yakala o ışığı. Kavuş hayallerine , özgürce kanat çırp gökyüzünde.

- Sensiz yapamam bana yardım et lütfen abi. Olur mu ?

- Ben her zaman senin yanındayım. Ayça ablanda yanında. Birlikte başarıcaz. Bak Çağatay beyle kardeşi başardı. Bizde başarıcaz.

- Seni çok seviyorum. İyiki varsın abi.

- Bende seni çok seviyorum.

Yavaş yavaş büyüyen gülümsemesiyle çok bile dayanan abim eski moduna ďöndü.

- Bu kadar dram yeter hadi kalk bir şeyler yapalım canım sıkıldı.

- Ne yapalım mesela ?

- Bilmem saatlerce beni övebiliriz. Ne biliyim Duru bakıcaz bir şeyler.

- Bir kere de planlayarak bir şey yapsan şaşarım zaten.

- Robot muyuz biz kızım ? Anlık düşünüp yapmak daha eğlenceli.

- Tamam bir şeyler yaparızda ben de bir şey yapmak istiyorum. Bu hediye çok değerli karşılıksız bırakamam. Hem ben onlarla tanışmak da istiyorum. Başlangıç için harika bir adım olmaz mı ?

- Olmaz olur mu ? Bunu yapmak istemen bile harika bir gelişme. Peki aklında bir şey var mı ? Ne yapmak istiyorsun karşılığında ?

- Ben yayınevine kargoyla göndericem sen Çağatay Beye güzelce paketleyip ulaştır yeter.

- Tamamdır o iş bende hiç merak etme de ne alıcaksın.

- Gelince görürsün.

- Normalde öğrenene kadar bırakmam yakanı da dua et yorgunum. Gelince görücez artık.

- Lütfettiniz padişahım.

- Önemli değil canım da hadi hediyeyi hallettik sen nasıl tanışıcaksın Çağatay Bey'le ? Daha adamla telefonda konuşamıyorsun.

- Direk eve getir tanışalım değil tabiiki . Sen Çağatay Bey'e numaramı vericeksin. Onunla olan işlerimi ben kendim halledicem sonra korkumu yendikçe bir sonraki adıma geçicem derken yüz yüze tanışıcam inşallah.

- Umarım dediğim gibi olur sütlü çikolatam.

- Bu süreçte Ayça ablayada her zamankinden daha çok ihtiyacım olucak haliyle. O yüzden geldiğinde haftada bir değilde haftada üç kere gelmesini rica edeceğim. Klinikle konuşup ona göre para gönderirsen sevinirim.

- Oldu say şimdi arar hemen hallederim. Sende bunu fırsata çevirerek bi an evvel iyileşmeye bak. O film galasına kolumda seninle gitmek istiyorum. Herkes yazar Firuze'nin göz kamaştıran güzelliğiyle tanışmalı.

- Gerçekten güzel miyim abi ?

- Herhalde ne de olsa benimle aynı genleri taşıyorsun.

- Kendine pay çıkarmasan hatrım kalırdı zaten.

- Neyse kalk bakalım seninle oyun oynayalım.

- Kaybedince hile yaptın diye ağlama ama

- Ne ağlaması kızım ? Sen hile yapmıştın bir kere. Yoksa beni asla yenemezdin.

- Şu narsistliğin yüzünden birinden dayak yiyip geliceksin diye korkmuyor değilim.

- Kimse cürret edemez sen merak etme çikolatalı kurabiyem. Hadi kalk bakalım oyun odasına.

- Hadi madem sonuç belli ama zaman geçirmiş oluruz. Hem kaybedince çocuk gibi ağlamanı izlemek çok keyifli oluyor.

- Kim ağlayacak göreceğiz küçük velet!

Büyük bir hırsla kalkan abim hızlı adımlarla oyun odasına ilerledi. Bende oynarken bir şeyler atıştırmak için mutfağa gidip tabak hazırladım. Odaya gittiğimde çoktan hazır olan abim bende yerime oturunca oyunu başlattı. Bugünki oyunumuz araba yarışıydı ve üç olan kazanacaktı. İlk yarışı kazanan abim keyifle kalkıp şovunu yaptıktan sonra ikinci yarış başladı bunu da son anda kazanan abim büyük bir kefiyle bana bulaşıyor saçlarımı savuruyordu.

Öyleki zor bela yerine oturtabilmiştim. Üçüncü yarışta ise kazanacağından emin bir şekilde başladı oyuna ama benim kazanmamla yerinde dikleşti ve sanki umursamıyormuş gibi " 3-0 yenilmene gönlüm razı gelmedi. Avansım olsun." Dedi.

Aradan geçen yarım saatin ardından 3-2 oyunu ben kazanınca şaşkınca ekrana bakakaldı.

- 3-0 yenilip ağlamanı istemedim kısa süreliğine de olsa kazanmak nasıl bir hismiş öğren istedim abiciğim. Söyle bakalım nasılmış kazanmak gibi hissetmek ?

- Kesin nazar değdirdin bana yoksa mümkün değildi kazanman.

- Şimdiki bahanende bu mu ? Sen en iyisi ne yap biliyor musun ? İşten kalan zamanlarında pratik yap bir dahaki sefere ufak bir ihtimalde olsa belki kazanırsın. Hadi görüşürüz ben kaçar işlerim var.

- Bunun rövanşını 3-0 alıcam görürsün.

- Tabiiki padişahım öyle olur kesin.

Büyük görünümlü çocuk abimi oyun odasında bırakıp odama ilerledim. Büyük bir keyifle bilgisayarımı açıp Çağatay Bey ve kardeşi için aklımdaki hediyeyi alıp notunu yazdım. Geri kalan zamanımı ise yarım bıraktığım kitabı okuyarak günü bitirdim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.