İçeriğe geç

Gözlerindeki Yabancı

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Gözlerindeki Yabancı

Bölüm 3

Bilgi Amaçlı Kıskançlık Oyunu

Amfinin havası, üzerime üzerime gelen ağır bir sis bulutu gibiydi. Hoca, kürsünün arkasında ellerini masaya dayamış, modern sosyolojinin birey üzerindeki etkilerini anlatırken kelimeler birer birer zihnime çarpıp dağılıyordu.

— “Toplumsal yabancılaşma,” dedi hoca, sesinin tonunu biraz alçaltarak, “yalnızca dış dünyadan kopuş değildir. Bazen birey, en güvendiği yer olan evinde, ailesinin içinde bile yabancılaşır. Geçmişte alınan o derin yaralar, özellikle de maddi ve manevi çöküntüler insanın gelecekte kuracağı bağları zehirler.”

Hocanın o cümleleri, kulaklarımda çınlayan birer siren gibiydi. Zihnim anında sekiz yıl öncesine, o hastane odasına ve Sakarya’daki o evimizin dağıldığı o karanlık güne savruldu. Ellerim istemsizce masanın kenarına tutundu, nefesim boğazımda düğümlendi. Tam o sırada, arka sıralardan ani bir ses yükseldi.

— “Hocam ne alakası var şimdi bununla?!” diye çıkıştı Mira, sesindeki o sinirli meydan okumayla. “Her şeyi aileye ve geçmişteki krizlere bağlayıp duruyorsunuz! İnsan sıfırdan var olamaz mı?”

Mira’nın bu isyankâr çıkışı amfideki tüm dikkatleri üzerine toplarken, benim gözüm istemsizce onun yanındaki siluete, Ayaz’a kaydı. Hoca çöküntülerden bahsettiği andan beri o hareketsiz duran adam, sanki içine bıçak saplanmış gibi aniden kasıldı. Geniş omuzları gerildi, sırtındaki montun kumaşı ani bir nefes alışıyla yukarı kalktı. Masanın üzerinde duran kalemi parmaklarının arasında öyle bir sıktı ki, eklemleri kireç gibi beyazladı; bir sonraki saniye o kalem, Ayaz’ın ani bir hamleyle parmaklarını bastırması sonucu çıt sesiyle ortadan ikiye kırıldı. Ayaz, yutkunmaya çalışarak başını hızla başka bir yöne çevirdi ama o an yüzüne vuran o acı dolu gölge, gözlerimden kaçmadı. Bu sıradan bir öfke değildi; içimde bir yerlerde onun da en az benim kadar büyük bir enkazı sırtında taşıdığına dair sarsılmaz bir his belirdi.

Ders bittikten sonra amfiden çıkarken zihnim bu gizemli tepkiyle doluydu. Ayaz hakkında bir şeyler öğrenmek istiyordum ama bunu bodozlama yapamazdım. Kampüsün bahçesindeki geniş çimenlik alanda, bölümden tanıdığım, enerjik ve konuşkan bir öğrenci olan Kerem’in bankta oturduğunu gördüm. Yanına adımlayıp hafifçe gülümseyerek söze girdim:

— “Selam Kerem,” dedim. “Şey soracağım sana... Az önce arkada oturan o çocuk vardı ya, Ayaz... Tanıyor musun onu? Şehir dışından gelmiş sanırım ama acayip tuhaf, kimseye yaklaşmayan bir havası var.”

Kerem, elindeki suyu bırakıp şakacı bir gülümsemeyle bana döndü:

— “Ayaz’ı mı sordun?” dedi, sesini biraz alçaltarak. “Valla buraların en gizemli adamıdır o. Kimseyle konuşmaz, geçmişi hakkında ketumdur; ailesiyle büyük sorunları olduğunu, arkasında kalıntılar bırakarak buraya tek başına atıldığını duymuştum. Mira da kampüsün gözde popüler kızı olduğu için hemen yanaştı çocuğa ama Ayaz’ın kimseye yüz verdiği yok.”

Ailesiyle sorunları olduğunu duymak içimde tuhaf bir burkulmaya yol açtı. Ona karşı içten içe bir empati büyüse de, dışarıdan ona acıyan ya da yaklaşmaya çalışan biri gibi görünmek istemiyordum. O yüzden ona karşı hep o mesafeli, hatta iğneleyici düşman maskesini takınmaya karar verdim. Fakat planım ta ki Mira’nın kampüsün ortasında Ayaz’a yapıştığını görene kadar kusursuz işliyordu.

Ertesi gün kantinin önünden geçerken Mira’nın, Ayaz’ın koluna girip fısıldaştığını, Ayaz’ın ise o buz gibi duruşuyla onu ne tamamen ittiğini ne de yüz verdiğini gördüm. İçimdeki o ani, açıklanamaz öfke dalgası damarlarımda gezindi. Mira’nın o yapmacık zafer gülüşüne dayanamıyordum. Tam o sırada yanımızdan geçen Kerem’e dönüp, sesimi Mira’nın duyabileceği kadar net ve neşeli bir tonla yükselttim:

— “Kerem! Dün sorduğun o kahve daveti hâlâ geçerli mi? Bugün ders çıkışı birlikte gidelim mi ders çalışmaya?”

Kerem şaşkınlıkla gözlerini açıp hemen gülümserken, göz ucuyla arkaya baktım. Mira’nın yüzündeki o kibirli sırıtış solmuş, Ayaz ise o zeytin yeşili gözlerini aniden bana dikmişti. O yeşil bakışlardaki o buz gibi rahatsızlık tonunu yakaladığım an içten içe keyiflendim. Ayaz’ın ne hissettiğini çözmek ve Mira’nın o sinir bozucu oyununu bozmak için bu oyunu oynamaya kesin olarak karar vermiştim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.