İçeriğe geç

Gözleri Bağlı Kadınlar

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Gözleri Bağlı Kadınlar

Bölüm 3

Fısıltılar Yeraltından Doğar

--- Bölüm 3: Fısıltılar Yeraltında Doğar Sabah, Terysa’nın yüzüne soğuk bir sis gibi çöktü. Göz bezi terlemişti, alnına yapışmıştı. Fakat içi ilk kez bu kadar yanıyordu. O cümle hâlâ kulaklarında yankılanıyordu: "Gece bitince gözlerin açılır." Bu sadece bir söz değildi. Bir işaretti. Ve bir işaret verildiyse, takip edilmesi gerekirdi. O gün fırına gitmedi. Her gün yürüdüğü rotanın dışına çıktı, ilk defa başka bir sokağa yöneldi. Adımlarını, hatırladığı taş çatlaklarına, su seslerine ve yokuşların şekline göre ayarladı. Her şey daha sessizdi. Bu sokaklar daha tenha, daha... gizliydi. Derken sağ kulak hizasında, taşların arasında bir fısıltı işitti. Kulağı o yöne döndü. Ardından bir koku geldi burnuna: yanık meyankökü. Bu kokuyu tanıyordu. Yalnızca şifacı kadınlar kullanırdı ve onlar yasaktı. Çünkü kadınların birini iyileştirmesi suçtu. "Kadınlar sadece hizmet eder, iyileştirme hakkı tanrıların erkek elçilerine aittir," denirdi Darenor'da. Terysa bir adım daha attı. O sırada taş duvarın altındaki küçük açıklıktan bir not uzandı. Eli titreyerek kâğıdı aldı. Parmak uçları yazının kabartılarını okşadı. Yazılmış her harfi dokunarak tanıdı. Gizli bir yazıydı bu. Sadece eğitim almış bazı kadınların öğretebildiği bir dokunma alfabesiydi: “Seninle görüşmek isteyenler var. Gecenin altına in.” Notun altında, yere oyulmuş minik bir halka ve onun içine çizilmiş ay işareti vardı. Bu bir işaretti: eski zamanlardan kalma bir kadın direniş sembolü. Terysa artık emindi. Bu şehirde yalnız değildi. Ve bazı kadınlar... hâlâ gözleri olmadan da görüyordu. O gece sessizce evden çıktı. Şehir yasalarına göre bir kadının gün batımından sonra tek başına dışarıda olması ölümle cezalandırılırdı. Ama o artık yasaların değil, gerçeğin peşindeydi. Gecenin altına indi. Sokağın sonundaki eski kuyuya vardı. Kuyunun kenarına dokunduğunda orada duran biri hafifçe fısıldadı: > “Adını söyleme. Sadece adım at.” Terysa adımını attı. Kuyunun içine değil, yanındaki taş kapıdan içeri. O kapının ardında dar, nemli bir tünel vardı. Işık yoktu ama içeriden gelen nefes sesleri vardı. Kadınlara aitti. Onlarca, belki yüzlerce kadın, karanlığın içinden umutla bakıyordu. Bir el onun elini tuttu. İnce ama kararlı bir ses konuştu: > “Hoş geldin, gözlerini kaybetmiş ama ışığını yitirmemiş kız. Biz, Ayın Kızkardeşleriyiz. Darenor’un unuttuğu kadınlarız. Ve şimdi... karanlığı yırtacak birine ihtiyacımız var.” ---

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.