Her şeyi daha acı yapıyor dünya benim için...
Bana daha sinirli bana daha öfkeli
Daha acımasız ve aşağılık bir durum gibi geliyor dünya...
Tek yaptığı şey bana bir bakış atıp sınıftan çıkmak oldu,ben ise hala gıcık olduğum için olduğum yerde bir şey demedim.
Sınıftan çıktılar!
Başımı sıraya koydum ve gözlerimi kapadım.
"Sen iyi misin?"dedi,daha önce duyduğum fakat aklımda olmayan bir erkek sesi.
Başımı kaldırdığımda göz göze geldiğim kişi...
Ayağa kalktığımda onunla karşı karşıya kalmış, göz göze bakıyorduk.
Ona neden burada olduğunu soracaktım ki hoca sınıfa girdi,ben ise susup yerime oturdum ve bakışlarımı hoca'ya çevirdim.
O ise benim arkamda ki sıraya oturdu ve kafasını arka sıradan bana doğru uzatıp az önce sorduğu soruyu yeniledi.
"Sen İyi misin,soruma cevap vermedin"
"Sen neden buradasın ve benden ne istiyorsun!"
"Bilmem,belki de burada okuyorumdur"
"Hayır!"
"Ne hayır?"
"Burada okuyor olamazsın."
"Neden,senin okulun mu?"
"Ne alaka ben öyle bir şey mi dedim?"
"Onu kastetmek istediğine eminim"
"Hiç de bile!"
Dedim,o sırada hoca bize artık sessiz olmamızı söyleyen bakışlar attı ve sonra sesiz olmamızı söyledi.
"Duydun mu,hep senin yüzünden şu boş çeneni kapat artık!"dedi.
Gıcık ve aptal!
"Evet çocuklar bu sene okulumuza yeni sınıf arkadaşınız geldi,tanışalım"dedi ve sonra cümlesine ekleme yapıp"Gökmen gel ve bize kendini tanıştır"dedi.
Adı Gökmen olduğunu yeni öğrendim.
Daha önce beni hayatta bağlayan fakat az önce laf kavgası ettiğim çocuk
Benim...
Kedimi Venüs'ü bulan kişiydi.
"Selam gençler,ben yeni sınıf arkadaşınız Gökmen"
Harika artık kedimi bulduğu için her saniye bana takılır büyük ihtimalle tüm ayak işlerini bana yaptıracak.
"Yerine oturabilirsin Gökmen"
"Tabi hocamda...ben oradan göremem"
Dedi,ve elini uzattıp beni gösterdi.
"Şu arkadaşla yer mi değiştirsek diyorum"
"İyi peki,Lidya arkadaşın ile yer değiştirmk ister misin?"
Dedi,Müge hoca.
"Peki!"
Dedim ve sert bir tavırla çantamı alıp arka sıraya geçtim.Sonra Gökmen ön sıraya oturdu ve bana döndü.
"İstersen birlikte oturabilirdik"
"Yok istemez"
Şimdiden başladı zorbalığa pislik!
Başımı sıraya koydum ve gözlerimi kapadım...
(4.ders)
-
Gözümü açtığımda tenefüste olduğumuzu fark ettim ve kafamı kaldırıp çantamdan paramı aldım,
Eylül ve Selen gülüyorlardı...
Unutulmak bu kadar hızlı olmasa gerek en azından sevdiğinden...
Sınıftan dışarı çıktım, kantine gidip biraz bir şeyler yemeliydim.
Telefona baktığımda zilin çalmasına daha 5 dakikadan az vardı ama bir şey yemezsem ölürdüm.
-
Sonunda kantine gelmiştim fakat kantinde kantinci melek abla dışında kimse yoktu ve hala zilin çalmasına 1, dakika vardı az bir zamanda olsa öğrenciler ders başlamasını umursamazdı peki şimdi hepsi nerede?
"Melek abla herkes nerede?"
"Bugün tiyatro olacaktı okulda, çok fazla kişi almayacağını söylemişti müdür büyük ihtimalle yer kapmak için gittiler"
"Anladım,bana bir pilav ve ayran verir misin?"
"Tâbi ki sen neden orada değilsin peki?"
"Bilmiyordum,bilsem de gitmezdim zaten"
"Anladım,al kızım pilavın ve ayranın"
"Teşekkürler"
"Afiyet olsun canım"
Son kez melek ablaya tebessüm ettim ve arkama dönüp kantinden çıktım ve sınıfa gitmek için hızlı olmalıydım çünkü ders çoktan başlamıştı.
-
Sınıf kapısının önünde durdum ve kapıyı çaldım, hocanın içeri gel diye seslendiğini duyunca kapıyı açtım.
Kahretsin!
Bu olamaz yaa nasıl off!
"Gel bakalım Lidyacığım"
"Senin burada ne işin var?"
"Hatırlatayım ben senin öğretmeninim"
Herkesin bize baktığını düşünüyordum ki kafamı sıralara çevirdim
Kimse yoktu!
Yalnız kaldık, baş başa!
Ve elimde pilav ve ayranla...
"Kimse yok gel, hepsi tiyatroya indi"
"Ama orası sınırlı öğrenci alıyor"
"Belki onları ben önceden götürdüysem"
"Cidden bunu yapmış olamazsın"
"Seni yanlız götürmek isterdim,ama... canın istemezdi yanlız kalmayı tercih ettiğini biliyorum o yüzden yanlız..."
Dedi ve sırıtarak bana olan bakışlarını kaçırdı.
Yanlız...
"Yanlız derken?"
"Yanlız işte baş başa"
"Ağzından çıkanı kulağın duysun pislik adam!"
"Erhan arabayı hazırla!"
"Ne?"
Dedim,ve arkaya doğru bir adım attım.
"Kaçmaya çalışma sen ve ben varız artık!"
Dedi ve ayağa kalktı yanıma doğru seri adımlar ile geliyordu ben ise o her adım attığında bir adım geriye gidiyordum ki...
Biri elimi sertçe kavradı ve beni geriye çekti,ondan kurtulmaya çalışırken ağzımı kapattı ve beni kucağına aldı...
Kahretsin!
"Arka kapıdan çıkalım, Erhan!"
"Tamam patron!"
Bunu yapmış olamazsın be adam!
Murat hocayı sevip sevmediğimi bilmiyordum ama artık sevmediğim net!
Hayır yani neden her şey benim başıma geliyor!
-
Erhan arka kapıyı açtı ve beni arabanın içine bıraktı ,sonra şoför koltuğun doğru giderken Murat hoca yanıma geldi ve yanımdaki koltuğa oturup arabanın kapısını kapattı.
"Allah belanı versin!"
"Tövbe de"
"Ne istiyorsun benden, pislik!"
"Öncelikle pislik demeyelim ağır oluyor,ikincisi ise senden istediğim şey senin ile olmak"
Dedi,ve arkasına yaslandı kafasını bana çevirdi ve bana bakmaya başladı.
Gözleri...
Bakışları...
Beni öldürüyor...
"Beni seviyorsun değil mi?"dedi,
"Sana bunu düşündüren şey ne?"dedim,sakince
"Bilmem sonuçta yakışıklıyım,tarzım,fiziğim,zekiyim yani her kızın istiyeceği özellik var bende"
"Ben diğer insanlara benzemem üstelik senin gibi birinden etkilenmem"
"Emin misin?"
"Kesinlikle,aptal!"
Dedim ve geriye yaslandım ağlamanın bana kazandıracağı bir şey yok sonuçta.
O haklıydı yakışıklı...
"Bu arada saydıkların arasından tarzın berbat!"
"Yoo ne alaka"
"En son giydiğin gri kazak altına ise giydiğin kot pantolon?"
"Beğenmedin mi?"
"Tarzım güzel dedin o yüzden söyledim"
"Yani tarzım dışında yakışıklı ve Zeki biri olduğumu kabul ediyorsun demek,harika"
Dedi ve bir anda söylediğim şeyden dolayı pişmanlık ve utanç duygusu yaşıyordum,
Allah benimde belamı versin!
Söylediğim şey yüzünden şok oldum ve kendim bir anda kaybettim,sanki karanlık bir odadaki mum ışığında kalmıştım şuan...
"Sustun bakalım, haklıydım beni sevdiğini biliyordum"
Dedi ve ben hâlâ susmuş onun gözlerine bakıyordum
Evet ben cidden bir aptalım her şeyi bu kadar hızlı kabullenmek...
"İyi misin?"
Hâlâ susuyor ve onun gözlerine bakıyordum...
Onun gözlerine bakarken tüm bilincim yok oluyordu sanki...
"Gözler ya..."dedi ve sustu,daha sonra aradan çok geçmeden ekleme yaptı "kahretsin...."
Gözleri...
-
(Murat'tan)
Hayatım boyunca bir çok yol bir çok şey atlatmış ve hiç birisi için ölmemiştim.
Ama ne olduğunu anlamadım belki geçmişte olanları sevmediğim için acı hissetmiyordum belki de o acıya ruhum kendi istemiyordu.
Peki şimdi neden kalbim göğüs kafesine sığmıyordu.
Nefesim tükeniyordu sanki, artık nefes almak istemiyordu belki bedenim, acıyı karnımda hissediyordum...
Belki kalbimde uçuşan kelebekler artık vuruldu...
Elimi yavaşça karnıma götürdüm ve karnıma dokundum elimi gözlerimin karşısına getirdiğimde elimdeki yoğun kan izlerini gördüm.
En acı his bu değildi aslında senin sevdiğin fakat onun seni sevmediği biri olarak ona bunun hesabını soramamak!
Karnımdaki ağrıdan dolayı olduğum yerde sızlanmaya başladım.
"Patron bir sorun mu var?"
"Ahhh,karnım..."dedim
konuşamıyordum bile bu acı iç acıtıyordu,her nefes alış verişimde daha fazla acı hissediyordum.
"Lidya...ne yaptın...s..sen!"
Lidya karşımda sadece gözlerime bakıyordu, hiç hareket etmeden sadece gözlerime odaklanmıştı.
"Erhân! çabuk hızlı sür evde ki doktorlara haber yolla ahh, çabuk ol!"
"Tamam patron"
Dedi Erhan ve araba daha da çok hızlandı.
Lidya elinde ki anahtar ile bunu yapmış olamazdı düşünsem aklıma gelmezdi.
"Ahhh, Lidya..."dedim,son konuşmaya yeten nefesimle...
Hava mı kararmıştı yoksa Dünyam mı?
İçinde bulunduğum bu ortam beni öldürmek üzere üstüme üstüme geliyor beni sıkıştırıyordu.
Nefesim tükeniyordu...
Güneş bir anda söndü her taraf karanlığa büründü ben sadece siyah ekran görüyordum,ya da hiç bir şey görmüyordum...
-
(23:37)
Yazar'dan:
Herkes bu hayattan göç edecektir.
Mutlu veya mutsuz bu sonu siz yazmalısınız kim isterse sevdiğini kimi isterse sevmek istediğini görür.
Evin en alt katta boş odasında ki kapının perdesini açan doktor Murat'a yaklaştı.Murat karnındaki fazla kan kaybı yüzünden hareket edemiyordu.
Az önce doktorun girdiği kapıdan başka bir doktor daha içeri girdi ve Murat'ın yanındaki Lidya'nın yanına geldi.
Lidya Murat'ın acısına göre çok bir acı hissetmiyordu vücudunda.
Murat'ın ameliyatına başlayan doktor yanına gelen asistana emir veriyordu.
(03:27)
Murat'ın ameliyatı hala devam ediyordu ameliyatta zorlanan doktorlar umudunu kaybetmiş olsa bile bunu yapmalılardı, eğer yapmazlarsa Murat'ın adamları tarafından öldürülüceklerini biliyordu ki bunun için çaba sarf edip elinden geleni yapıyorlardı.
"Ameliyat ne zaman biter?"dedi Erhan,
"Yaşaması zor olsada elimizden gelen her şeyi yapıyoruz"
"Eğer ona bir şey olursa buradan sağ çıkamazsınız"
"Biliyorsunuz efendim, her şeyi yapacağız... izninizle"
"Tamamdır"
(03:51)
Doktor son kez nefes aldı ve kapıdan dışarı çıktı dışarıda onu bekleyen Erhan vardı doktor onun yüzüne bakarak konuşmaya başladı.
"Elimizden gelen herşeyi yaptık ama iç kanaması çok fazlaydı"
"Ne diyorsun sen doktor düzgün konuş,delirtme adamı!"
"Başınız sağolsun"
"Ne diyorsun lan sen,ne diyorsun!"Diye bağırdı Erhan,
Hemen belindeki silahı çıkardı ve doktorun kafasına dayadı.
"Erhan dur!"
Erhan sesin geldiği noktaya baktığında gelen kişinin Çınar olduğunu gördü
"Bırak elindeki silahı hemen!"
"Kes sesini bu lânet olası doktor bana Murat'ın öldüğünü söylüyor!"
"Biliyorum, elinden geleni yaptı o Erhan şimdi o silahı bırak"
"Sen kimin tarafındasın bizim mi onların mı?"
"Kimsenin tarafından değilim ben Erhan!"Dedi Çınar
Erhan doktorun kafasına tuttuğu silahını çekip çınarın kafasına dayadı.
"Erhan bırak o silahı!"
"Onun yaşadığını sende yaşamadan olmaz"
"Erhan bırak şunu!"diye bağırdı Çınar.
Erhan elini tetiğe götürdü.
"Sakın!"
Erhan elindeki silahın tetiğine parmakları ile kuvvet uygulamaya başlamıştı ki...
Erhan tam kafasını ortasından geçen kurşun ile yere yığıldı, zemin kan ile kaplanmış Erhan ise o kanların arasında boğuluyordu...
Çınar korkudan hareket etmeyi unutmuştu ki gözleri Erhan'ın cesedi'nde geziniyordu.Korkudan afallamış bir şekilde olduğu yerde yutkundu.
Kurşunu kimin sıktığını görmek için kafasını kaldırdı.
Kahretsin!
İnsan bazen neyin acı olduğunu bilmez!
Vücudundaki yük mü?
Yoksa
Kalbinde ki acı mı?
Hangisi?
Onun için en büyük acı ise bu hayatta olmaktı,yaşamak ve sevmek oldu acısı...