İçeriğe geç

Gözler yalan söylemez

Bölüm 7 · 7 dk okuma

Gözler yalan söylemez

Bölüm 7

7.bölüm | yalancı arkadaşlık

Bazen sevdiğin için bile ölmek veya öldürmek istersin ama o senin için bunu bile yapmaya üşenir...

(Çınar'dan)

Gözlerim karanlık bir odada aydınlanıyordu.Yerde ceset karşımda duran silahlı adam ve karşısında sadece korkan bir insan ne kadar doğruydu bilmiyorum bu söz ama korkuyorum.

(20 yıl önce)

Gözlerime bakıyordu ben ise sadece duruyordum,çığlıklar atıyor yerden yere savruluyor yardım istiyordu.elini bana doğru uzatıp bakışlarını benden ayırmadı...

"lütfen yardım et"

"Yardım et, ölmek istemiyorum!"

"lütfen!"

Bana bağırıyordu, fakat ben göz yaşlarımı tutamadım aslında tutmam gerek ellerini bıraktım...

(14 yıl sonra)

Burayı terk etmenin zamanı gelmişti, çok bile durduğum bu şehirden gitme vaktim gelmişti...

bavulları elime aldım ve asansöre bindim asansör aynasından kendi yansımama baktığımda ne kadar çöktüğüm beli oluyordu, fakat artık hayatı bile umursamaz oldum...

Asansörün kapısı açıldı ve arabaya bavulları yükledim,arabaya binmeden önce bodrum katında bulunan hatıra olarak sakladığım kitapı unuttuğum aklıma geldi.

Onu almak için aşağıya indim ve bodrumda kitabı aramaya başladım.

Bodrum kapısının ardında kalan ışık bir anda söndü!

"kim var orda?"

"..."

"kimsin?"

"..."

"belki elektrik gitmiştir"

Diye düşündüm ve telefonun el fenerini açtım, kitapı aramak için masaların altına üstüne raflara her yere baktım.

Işık açıldı!

Korkmaya başlamıştım ki o sırada elimde tuttuğum telefonu yere düşürdüm.

"git!"

"..."

"git dedim sana git!"

"..."

"Hayır!"

"..."

"Git, Allah belanı versin git"

"..."

Korkuyorum yapma!

Kulaklarımı kapadım ve dizlerim üstüne çöktüm işte o saatten sonra...

(Şimdiki Zaman)

Gözlerim karşıda ki kişinin kim olduğunu göremedi fakat onun kim olduğunu hissediyor gibiydi.

Gözlerim karşıda duran kişiye bakıyordu...

Kahretsin!

Bedenim uyuşmaya başladığı için ayakta durmaya zorlanıyordum, etraftan gelen ateş beni yakıyor gibi hissediyordum fakat benden uzaktaydı.

Daha fazla dayanamadım ve yere düştüm...

(Yazar'dan)

Hayat insana acı dolu bir yer bıraktı. bıraktığı yer artık yangın yerine dönmüştü,içindeki yanardağ patlıyor. intikam almak istiyordu, insanların ona karşı yaptığı şey onun içinde ki ateşi büyütüyordu.

Ve oda içindeki ateşi dışarıdaki insanlara karşı kullanıp yok ediyordu.

Çınar ise artık yangın yerine dönmüş ormanın içinde yalnız başına kalmıştı...

"Çok geçmedi!"

Etrafdaki ateş daha hızlı yayılmaya başladı ve içerdeki her şeyi daha hızlı yakıyordu bu intikam ateşi...

Çınar Erhan'ın cesedinin yanında bayılmıştı ona doğru gelen ateş yükseliyor ve daha da hızlanıyordu.

Sanki tek amacı çınarı öldürdükten sonra sönmekti...

İtfaiye ve ambulans siren sesleri!

"Daha bitmedi,senin için geri döneceğim!"

Evin dışında duran itfaiye ekipleri hemen müdahale etmek için bir kaçı eve girdi içeride birinin olup olmadıklarını kontrol etmeye başladılar...

"Kimse yok evde!"

"Emin misin,iyi bakın!"

"Evet ev boş"

"Alt katta bir oda var!"

"Ne?"

"Bir oda var ameliyathane gibi bir yer depo felan yapılmış orada biri olabilir"

"Geliyoruz!"

-

(Lidya'dan)

(19:27)

(gelen 98 cevapsız arama)

"Lidya telefonunu aç artık eve git seni yanımda tutmak istemiyorum!"

"Murat hocam,emin misiniz?"

"Evet yanlız kalmak istiyorum"

"Ben ise yanlız kalmanızı istemiyorum!"

"Neden?"

"İyi değilsiniz!"

"Emin misin?"

Başımı salladım.

"Bana ne iyi gelir söyle o zaman Lidya!"

"Tek kalmanızı istemiyorum!"

"Uyumak istiyorum eve git sende artık!"

"Olmaz!"

"Ne olmaz Lidya ne!Aptal mısın, defol git evine seni artık yanımda istemiyorum yanlız olmak istiyorum anla!"

Diye kükredi Murat hoca.

"Yeter be, insanların istediği gibi yaşamaktan bıktım beni hep yanında istedin ve şimdi yanındayım ama artık istemiyorsun,ben o eve geri gidince ne olacak düşünebiliyor musun?"

"Aptal ben seni istedim,ama sen..."

"Ben ne?"

Dedim,bana karşılık vermedi ve yatağa oturdu.

Gözleri kapanmak ister gibiydi.

"Ee,hocam ne?"

Dedim ve yanına oturdum.

"Ben aptalım!"

"Ne alaka hocam?"

"Lidya..."

Dedi ve derin bir nefes aldı.

"Ben senden hoşlanıyordum..."

Dedi ve gözlerime baktı, çok geçmeden bakışları yere döndü ve konuşmasına ekleme yaptı...

Ben ise sadece sustum...

"Biliyorum aptalım,ama beni affet okulu bırakıyorum zaten beni daha fazla görmezsin artık"

"Kariyerin"

"Kişiliği olmayan birinden kariyer beklemek aptalca"

"Hocam..."

Dedim ve...

Ellerimi onun yüzüne dokundurum başını bana çevirdim.

Önce bana sonra dokundurduğum ellerime baktı...

"Üzülmeyin aptalca!"

"Ne demek istiyorsun?"

"Siz bir aptalsınız!"

Dedim ve elimi onun yüzünden çekip odadan çıktım...

(Murat'tan)

Mutlu olmaya başladığım an biri o mutluluğu başımda kırıyor ve yok ediyordu...

Çok istedim benden hoşlanmasını...

Az önce bana 'senden hoşlanıyorum' demesini çok istedim ama olmadı

Belki cidden ben Allah'ın belası ölmesi gereken aptal bir herifimdir...

Artık yoruldum hem yaşamaktan hemde ölmek için yapmam gerekenlerden...

Belki uyku beni rahatlattır, acılarımı yok eder...

En mantıklısı uyumak kimse ile bağ kurmamaktı artık!

-

(09:02)

Saatin kaç olduğunu bakmak için elimi telefona uzattım ama ne gerek vardı ki artık saate zaten her saniye yok oluyordu!

Gözlerimi geri kapadım ve uykuma devam ettim...

(17:51)

Gözlerimi yine açtım yine telefonu elime uzattım ama gerek yoktu gözlerimi yeniden kapadım...

"Yetmez mi artık?"

Kulağıma gelen ses kulağımda yankılandı...

"Uyan!"

Ses kulağımda yankılanmaya devam ediyordu ki...

Kahretsin!

O kulağıma gelen cızırtılı ses...

"Uyan artık karnım acıktı!"

Karnım öyle acıkmıştı ki kulağımda garip sesler geliyordu.

Battaniyeyi üstümden çektim ve yataktan kalktım kapıya doğru döndüğümde ise...

"Seni çok bekledim!"dedi...

"Ne işin var senin burada?"dedim ona karşılık

Kahretsin!

Öyle bir acı vardı ki kalbimde bitti sandım o an için...

"Senin burada ne işin var dedim sana!"

"Benden..."

Dedi ve sustu.

"Senden ne? Oyun oynama benimle ve hemen buradan git!"

"Bırak artık bu oyunları sen beni istiyorsun,ben olmadığım için düştüğün halleri gördüm!"

"Senin için değil!"

"Kimin için Murat!"

"Kimse için artık bir duygu hissetmiyorum!"

"Benden hoşlandığını söylemiştin!"

"Artık geçti"

"Bu bir yoldu ve bu yol artık bitmez!"

"Malesef çok geç artık!"

"Ne demek çok geç aptal adam seni!"

Dedi.

Neden acı hep daha ağır basıyor tartıya?

Neden mutlu olamıyor insan sevdiğinden mi?

yoksa

hayattan mı soğumaya başladı hangisi ?

(Lidya'dan)

(162 cevapsız çağrı)

Hayatım boyunca çok şey değişti ilk ailem yok oldu sonra acımasız kişiler eklendi...

Daha fazla dayanamayarak telefonu elime aldım ve beni arayan kişiyi aradım yani beni 'kaçıran' kişiyi.

Hâlâ ismini bilmiyor olmam peki?

"Alo!"

"Alo! Lidya sen neredesin

Çabuk eve dön!"

"Bana bağırma!"

"Kes lan sesini ölmek

İstemiyorsan elini hızlı

Tut, çabuk eve dön!"

"Bana emir verme!"

"Eğer seni bulursam!"

"Bulursan ne?"

"Hemen eve dönüyorsun!

Eğer ben seni bulursam

Daha kötü olur!"

Konuşmama fırsat vermeden telefonu yüzüme kapattı...

Aptal!

Murat hoca'nın kapısının önünde durmuştum ki aklıma Murat hocayı aramak geldi yeniden...

"Alo,hocam"

"Efendim"

"Bahçeye gelir misin?"

"Neden, bilmiyorum

Ama olmaz yorgunum"

"Sadece kısa bir şey

diyeceğim,hocam"

"Lidya!"

"Lütfen, hocam"

"Tamam arka

Bahçeye gel!"

"Tamamdır"

-

Murat hoca gelene kadar bende arka bahçeye geçtim arka bahçeden deniz manzarası gözüküyordu.

Büyüleyici!

"Geldim Lidya,anlat"

"Sizden bir ricam olacak ama öncesi var tabi"

"Olay'a gel ne istiyorsun?"

"Peki,beni eve bırakır mısın?"

"Sen şaka mısın?"

"Yoo, valla ciddiyim"

"Beni sevmeyen birinin yanında durmak istemiyorum"

"Sizi sevmediğimi nereden çıkardınız hocam?"

"Ne dedin sen?"

"Duydunuz bence"

"Lidya doğru mu duydum?"

"Sizden hoşlandığımı duyduysanız,evet!"

Dedim,Murat hoca beni kollarına sardı ve saçlarım arasına bir öpücük kondurdu.

Şuan ne kadar mutlu olduğunu anlatamıyordum ama görmek yetiyordu...

"Demek buydu!"diye bir kadın sesi geldi arkadan.

"Bu kim ya?"dedim.

"Sen kimsin asıl?"

"Hocam kim bu kadın?"diye sordum Murat hocaya.

"Hocam mı?"

"Ecem,ne işin var burada?"

"Asıl senin ne işin var burada bir öğrenci ile Murat?"

Murat hoca ile kadın aralarında ki sohbette hiç karışmadan onları dinlemeye koyuldum...

"Defol git içeri!"

"Ne?"

"İçeri defol git dedim lan sana beni bir sal artık ya...yeter düş yakamdan"

Murat hoca 1 kadın 0...

"Ben Murat hoca'nın karısıyım!"

"Ne?"

"Ecem Allah belanı versin içeri geç ölmek mi istiyorsun lan sen?"

Daha başlamadan ilk İhaneti yapmıştı...

Neden bu dünyada herkes bana musallat olmuş?

Ölmek için bir sebep daha...

Onun olmayı seçmiştim.

Fakat

Bu gece her şey bitti.

Olduğum yerde donmuştum yok olmuştum, artık gitmek istiyordum...

"Lidya beni dinle"

Evet onu dinleyecektim...

Ona karşılık sadece başımı salladım.

"Arabada konuşalım!"

Dedi ve yine cevap vermek yerine başımla onayladım.

-

arabayı çalıştırdı ve evden uzaklaşınca konuşmaya başladı.

"Lidya benim geçmişim hakkında sana söyleyecektim ama sevgili olmak istemeyince söylemenin bir anlamı yoktu ama sana yemin ediyorum her şeyi anlatacaktım"

"Çınar hoca nerede?"

"Ne?"

"Çınar hoca nerede?"

"Ne alaka Lidya?"

"Sana sadece yerini sordum!"

"Yoğun bakımda"

"Oraya gidiyoruz"

"Neden?"

"Onunla konuşmak istiyorum"

"Yoğun bakımda"

"Kapısında beklerim"

"Sen iyi misin?"

"Kes sesini"

Dedim ve arkama yaslandım.

Tek istediğim onu görmek ona doğru yanlış ne varsa anlatmak ve ondan doğruları dinlemekti ama en önemlisi onun yaşaması...

"Onu hiç özlemedin mi?"

"Özledim!"

"Peki neden hiç sormadın?"

"Endişe vermek istemedim"

"Sen sadece kendi çıkarlarını düşünüyorsun o kadar"

Dedim ve sustum kendiside cevap vermedi zaten...

Öfkeyle kullandığı arabayı hızlandırdı gaza daha sert direksiyona daha sıkı bastırdı...

Allah belasını versin!

Gözleri güzeldi bana bakınca doğruydu fakat yanlışı nasıl görmedim?

Yoksa

O bana bakarken cidden yalan mı söylüyordu?

Gözler yalan söylemez miydi?

Yoksa

Gözler yalan söylüyorlar mıydı?

Hangisi?...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.