[Öylesine yazılmış bir hikayedir. Yazım hatalarımı çaktırmayın🙃. Keyifli okumalar:) 💫]
Camdan vuran ışık gözümü açmama engel oluyordu. Telefonumun çalmasıyla uyanmıştım. Telefonu elime aldım ve arayan kişiye baktım. Bir numara arıyordu. Açtım ve kulağıma götürdüm.
" Alo? " Dedim yeni uyanmış sersemlik ile.
" Kahvaltı hazır seni bekliyoruz. " dedi. Bu Cesur'un sesiydi. Doğruldum ve ayağa kalktım. Günlük rutinlerimi hallettikten sonra üstümü değiştirdim. Siyah bir kot ve beyaz bir tişört giydim. Telefonu cebime attım ve odadan çıktım. Salona indiğimde herkes masaya oturmuştu. Aybora hariç.
" Aybora nerede? " Dedim. Ela güldü ve
" Sana da günaydın. " Dedi.
" Sen uyandır diye kaldırmadık. " Dedi Cesur. Gözlerimi devirdim.
" O zaten uyanmıştır " dedim ve arkamı dönüp Aybora'nın odasına doğru ilerledim. Kapıyı çaldım ama açan olmadı. Tam açacaktım ki kapının açılmasıyla dengemi kaybettim.
" Hayır hayır hayır" dedim. Yere kapaklanıyordum ama Aybora'nın beni tutmasıyla son dakikada kurtulmuştum.
" İyi misin? " Dedi ve kaldırdı. Dengemi kazanınca önüme gelen saçlarımı geriye ittim.
" İyiyim iyiyim " dedim ve tişörtümü düzelttim.
" Hay Allah'ın işine bak sen " dedi Cesur gülerek. Ona baktım
" Sen yemeğini yesene" dedim sinirle.
" Ela benim tabağımı aldığı için yiyemiyorum. " Dedi Cesur. Ela ona döndü ve
" Ay pardon. Bu, benim sanmıştım. Kusura bakma. " Dedi ve temiz tabağı Cesur'a uzattı.
" Ne kusuru canım " dedi Cesur gülerek.
" Canım? " Dedi Ela sorarcasına.
" Lafın gelişi dedim " dedi Cesur ve göz kırptı. Bu konuşma grupta da geçmişti. Merdivenlerden indik ve masaya oturduk. Ben Ela ve Batuhan'nın arasına oturdum.
" Bir enerji alıyorum " dedi Efsel.
" Ay yeter. Enerji enerji deyip durma. Şiştim yahu " dedi Kumru.
" Ne yapabilirim? Benim de işim bu" dedi Efsel.
" Ölüler katındaki kişilerin işi ne? " Dedi Ela.
" Aşık etmek " dedim içimden. Herkes bana bakınca
" Ne oldu? " Dedim. Bir şey mi söylemiştim? Batuhan kalbini tutarak bana döndü
" Aşık etmek mi? Evet ama seni değil beni aşık ediyorlar. " Dedi ve Aybora'ya kalp gönderdi. Aybora ise gözlerini devirdi.
" Ben onu dışımdan mı söyledim? " Dedim. Lütfen hayır olsun.
" Evet yenge " dedi Cesur.
" Pardon yengeme benzettim" diye ekledi. Şu çocuk ve yengesi beni çıldırtıyordu.
" Yengen güzel kadınmış " dedi Uraz. Başımı çevirip ona baktım. Bu niye her şeye parmak atıyordu?
" Efendim? " Dedim Uraz'a.
" Yengesine dedim " dedi Uraz. Bizi salak mı sanıyordu?
" Sen benim yengemi nerede gördün lan?" Dedi Cesur.
" Akel'e benzetiyorsun ya ondan dedim" dedi Uraz.
" Çaktırmadan bana güzel dediğin için sağ ol " dedim ve tabağıma salatalık aldım.
" İltifat değildi. Gerçekleri söyledim. " Dedi Uraz.
" Uzatma Uraz. Kız sağ ol dedi zaten. " Dedi Aybora sert bir sesle. Tam şuan alnından öpmek istiyordum.
" Sen de ister misin? " Hare'nin sesi ile konu dağılmıştı. Eli peynirde dururken Mehmet'e bakıyordu.
" 1 tane alabilirim. " Dedi Mehmet. Hare ona da peynir koydu ve yemeğini yemeye devam etti.
" Akel seninle çarşıya çıksak olur mu? " Dedi Cesur.
" Neden Akel? " Dedi Aybora.
" Olur tabi " dedim Aybora'yı duymazdan gelerek.
" Çünkü Ela ile gidersem çenesi durmuyor " dedi Cesur, Aybora'ya bakarak.
" Pardon da sen susarsan ben de susarım. " Dedi Ela.
" Tamam tamam. Sus hiç başlama " dedi Cesur.
" Ne halin varsa gör. Benimle de konuşma " dedi Ela ve yerinden kalktı.
" Dur kızım şaka yaptım. " Dedi Cesur ve Ela'yı elinden tuttu. Ne yaptığını fark edince elini çekti.
" Pardon " dedi ve boğazını temizledi. Ela ise tekrar yerine oturdu.
" Bu seferlik affettim. " Dedi ve tabağında kalanları yemeye devam etti. Yaklaşık yarım saat sonra masadan kalktık.
" Haydi gidelim Akel" dedi Cesur.
" Tamam " dedim ve yanına gittim.
" Dikkatli olun" dedi Aybora.
" Kız Adanalı kardeşim. Bence onlar dikkatli olsun " dedi Cesur ve bana göz kırptı.
" Şekerim bana sakız alır mısınız? " Dedi Batuhan.
" Alırız şekerim" dedi Cesur onu taklit ederek. Saraydan çıktık ve markete doğru ilerledik.
" Aybora'yı gerçekten sevmiyor musun? " Dedi Cesur.
" Sen beni boşver de sen nasılsın? " Dedim gülerek. Bana baktı ve
" Bana ne olmuş? " Dedi Cesur.
" Yeme beni Cesur. Ela ile diyorum? " Dedim.
" Ha onu diyorsun. Bilmiyorum ki güzel kız aslında ama " dedi ve durdu.
" Ama " dedim.
" Ama o beni sevmez bence " dedi.
" Nereden biliyorsun? Belki o da senin için aynı şeyi düşünüyordur " dedim.
" Bilmiyorum Akel. Kafam çok karışık. " Dedi ve derin bir nefes aldı.
" Aşk çok karmaşık bir duygu " dedim.
" Neyse. Şuan alışverişe geldik. Bunları konuşmayalım. " Dedi Cesur.
" Kesinlikle" dedim ve markete girdik.
" Şimdi ne alacağız? " Dedim.
" Ela'ya telefon " dedi. Gülümsedim.
" Romantik takılıyoruz. " Dedim Cesur'a.
" Romantiklik demeyelim de düşünceli diyelim " dedi Cesur. Teknoloji bölümüne gittik ve
" Ne renk alacağız? " Dedim.
" Sarı renk seviyor " dedi.
" Vay vay vay " dedim gülerek. Sarı üst model bir telefon beğendik.
" Uf uf uf hayatımda gördüğüm en ateşli kadın falan olabilir " yanımızdaki adamlar bize bakıp sohbet ederken Cesur'a baktım. Resmen adamları dövecekmiş gibi bakıyordu.
" Bir gece yatmak için her şeyimi verirdim " dedi esmer adam. Bu son noktaydı. Cesur sert bir yumruğu adamın yüzüne geçirdi. Adam yere düşünce Cesur üstüne çıktı ve ardı ardına yumruklar atmaya başladı. Diğer adamın Cesur'un arkasına doğru ilerlediği görünce etrafımda dönerek sert bir tekme attım yüzüne. Babamın küçükken bana öğrettiği bir taktikti. Adam burnunu tutarak sendeledi. Yanına gidip saçlarından tuttum ve geriye yatırdım.
" Az önce ne dedin lan sen? " Dedim sert sesimle.
" Bi-bir şey demedim" dedi kekeleyerek. Kafasını tutup dizime sertçe vurdum. Geriye doğru sendeledi ardından yere düştü. Bu sefer ben de adamın yanına gittim ve peş peşe yumruklar atamaya başladım. Biraz sonra Cesur beni tuttu ve yerden kaldırdı.
" Gel hadi öfkeli kaplan " dedi. Ellerim kan olmuştu. Adamın yüzü kemikli olduğu için elim acıyordu.
" Telefonu alıp gidelim " dedi Cesur. Son kez adamlara baktım. İkisi de kanlar içinde yerde yatıyordu. Kasaya gittik ve telefonu Mehmet'e yazdırdık.
" Şaka maka çok rahatlattı " dedi Cesur saraya doğru yürürken.
" Kendileri kaşındı " dedim.
" Yanlız o uçan tekme neydi be başkan " dedi Cesur gülerek. Elini omzuma attı ve beni kendine çekti. Gülümsedim
" Babam öğretmişti. " Dedim.
" Normal dünyaya dönünce bana da öğretsin " dedi.
" İstesen de öğretemez" dedim.
" Neden? " Dedi bu kez Cesur.
" Şuan Cennette " dedim buruk bir tebessüm ile.
" Özür dilerim Akel. Bilmiyordum. " Dedi Cesur mahçup olmuş bir sesle.
" Sorun yok müdür " dedim. Gülümsedi ve
" Müdür he. Sevdim bunu" dedi.
" Ne ara geldik lan biz? " Dedi Cesur sarayı görünce.
" Hızlı geldik. " Dedim. Aybora kapıya yaslanmış sigara içiyordu.
" Seninki seni düşünüyor her halde " dedi Cesur gülerek.
" Sus be " dedim. Aybora'yı dikkatlice süzdüm.
" Adamı yiyecekmiş gibi bakma kızım " dedi Cesur ve kahkaha attı. Sesi duyunca Aybora bize baktı.
" Al işte fark etti. " Dedim. Tam o sırada Ela da dışarıya çıktı. Yanlarına vardığımızda Aybora elimi gördü.
" Ne oldu? Bir şey mi yaptılar? Kavga mı ettiniz? Bir yerinizde bir şey var mı? " Ela peş peşe sorular sorarken Aybora elimi tuttu ve dikkatlice baktı.
" Bir şeyimiz yok. Sadece adam dövdük. " Dedi Cesur.
" Nasıl? Neden? " Dedi Ela. O da Cesur'un eline bakıyordu.
" Taciz ettiler. " Dedi Cesur.
" Seni mi? " Dedi Ela. Kahkaha atmıştım.
" Beni" dedim Ela'ya.
" Kim? Nerede ettiler? " Dedi Aybora
" Markette. Ama hallettik sorun yok" dedim.
" Ne demek sorun yok Akel. Elinin halini görmüyor musun? " Dedi Aybora.
" Bir şeyim yok. " Dedim.
" Yanlız bir uçan tekme attı yengem. Böyle bir şey olamaz. " Dedi Cesur. Güldüm.
" Tebrik mı edeyim? " Dedi Aybora. Gıcık bir adamdı.
" Neyse Cesur. Sen hediyeni versene " dedim poşeti işaret ederek.
" A hediye " dedi ve poşeti Ela'ya uzattı.
" Bu ne?" Dedi Ela.
" Aç bak" dedi Cesur. Ela poşetin içine baktığında ağzı açıldı.
" Şaka yapıyorsun " Dedi heyecanla.
" Beğendin mı? " Dedi Cesur.
" Beğenmez olur muyum? Çok teşekkür ederim" dedi Ela ve uzanıp Cesur'a sarıldı. Biraz sonra hızla ayırdı ve
" Çok çok özür dilerim. Ben bir anda heyecan yaptım. " Dedi Ela kekeleyerek. Gülümsedim.
" Gel şu ellerine pansuman yapalım " dedi Aybora.
" Tamam " dedim ve içeriye ilerledik. Onun odasına gittik.
" Sen otur ben geliyorum. " Dedi ve odadan çıktı. Yatağa oturdum onu bekledim. Odası siyahlar içindeydi. Yatağı bile siyahtı. Kapı açılınca o tarafa baktım.
" Geldim" dedi ve yanıma oturdu.
" Uzat elini " dediğinde elimi uzattım.
" Gel önce ellerini yıkayalım. " Dedi ve lavobaya girdik. Kanın çıkması için sert bastırınca bağırdım
" Acıyor! " Dedim.
" Çok az kaldı sabret. Kurumuş " dedi Aybora.
" Yeter! " Dedim ve elimi çekmeye çalıştım ama bırakmadı.
" Çok az kaldı " dedi. Kapı sertçe açılınca oraya döndük.
" Ne oluyor lan burada? " Dedi Batuhan.
" Elimi yıkıyoruz. " Dedim .
" Korktum. Acıyor, yeter falan deyince ben de tövbe yarabbim. " Dedi.
" Gerizekalı " dedim.
" Gel haydi saralım şunu" dedi Aybora. Üçümüz de lavabodan çıktık ve yatağa doğru ilerledik. Batuhan tekli koltuğa oturdu. Biz ise yatağa oturduk. Aybora dikkatlice pansumanı yaparken ben de onu izledim.
" Eline ne oldu? " Dedi Batuhan .
" Adam dövdük " dedim. Güldü ve
" Adanalı olduğunu her yerde belli ediyorsun yani " dedi. Gülümsedim.
" Bitti " dedi Aybora. Sargı bezi ile sarmıştı ellerimi. Kapı çalınca Aybora'ya baktım.
" Birini mi bekliyordun? " Dedim.
" Hayır " dedi ve
" Gel! " Diye seslendi.
" Selam yakışıklı " dedi içeriye giren kadın. Bizi fark edince durdu ve süzdü.
Bu kadın dün gördüğümüz kadındı. Beyaz bir gömlek, kırmızı kısa bir etek ve kırmızı bir ayakkabı giymişti. Sarı saçları açıktı dudağında ise kırmızı bir ruj vardı. Güzel bir kadındı.
" Bilseydim sonra gelirdim tatlım. " Dedi kadın gülerek. Ayağa kalktım ve
" Biz de tam gidiyorduk. Değil mi Batuhan? " Dedim ona bakarak. Hemen ayağa kalktı ve yanıma geldi.
" Evet evet" dedi.
" Nereye? " Dedi Aybora.
" Sen bizi boşver. Hanımefendi ile ilgilen." Dedim ve odadan çıktık.
" Sen kıskandın mı? " Dedi Batuhan. Kafamı salladım ve
" Ben kıskanmam" dedim ve ekledim.
" Kıskandırırım. " Dedim. Bunu demem ile Batuhan'la aynı anda kahkaha attık.
" Plan ne? " Dedi Batuhan. Gülümsedim ve
" Dün gelen adamı ara. Pansuman yaptırmaya gelsin " dedim ve saçımı geriye attım.
" Havanızdan geçilmiyor hanımefendi " dedi Ela merdivenlerden çıkarken. Gülümsedim ve
" Operasyonumuz var " dedim.
" Ne operasyonu? " Dedi Ela.
" Kıskandırma " dedi Batuhan.
" Ay bayılırım. Ne zaman? " Dedi Ela.
" Az sonra Flaş TV'de " dedi Batuhan.
" Neyse ben gideyim hazırlık yapayım. " Dedim ve merdivenlere yöneldim. Odama geldiğimde makyaj masamın önüne geçtim. Biraz kapatıcı, allık ve ruj sürdüm. Şuan daha iyiydim. Saçlarıma hiç dokunmadım. Masamın üstündeki geçen günden kalma parfümü sıktım. Çiçekler gibi kokuyordum. Bu kokuyu sevmiştim. Üstümü düzelttim ve odamdan çıktım. Muayene odasına geçtiğimde Bertuğ'un geldiğini gördüm. Beni görünce gülümsedi. Ben de ona gülümsedim. Batuhan ise eldivenlerini takıyordu.
" Hoş geldiniz Bertuğ Bey " dedim.
" Hoş buldum ama şu bey lafını kaldırsak mı acaba? " Dedi. Gülümsedim ve saçımı kulağımın arkasına aldım.
" Tamam " dedim cilveli bir sesle.
" Bugün ayrı bir güzel gördüm sizi " dedi Bertuğ. Normal bir zamanda olsak şuan lafı söylemiş olurdum ama şuan normal bir zaman değildi.
" Ben de bugün ayrı bir yakışıklı gördüm sizi " dedim.
" Teşekkür ederim" dedi. Aslında yakışıklı biriydi. Ama benim tipim değildi.
" Eline ne oldu? " Dedi bu kez.
" Adam dövdük " dedim.
" Nasıl yani? " Dedi Bertuğ.
" Şaka şaka arada böyle yapıyoruz çünkü malum ellerimiz çok çalışıyor. Bir nevi dinlendirmek amaçlı " dedim. Batuhan'a baktığında gülmemek için dudağını ısırdığını fark ettim. Masama doğru ilerledim ve oturdum.
" Bitti " dedi Batuhan. Bertuğ ayağa kalktığında ben de ayağa kalktım ve yanlarına gittim.
" Ben seni geçireyim " dedim ve kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtım ve onlara baktım.
" Haydi gelin" dedim. İkisi de dışarıya çıkınca ben de çıktım ve merdivenlerden indik. Salona geldiğimizde herkesin burada olduğunu fark ettim.
" 2 gün sonra görüşmek üzere Akel " dedi Bertuğ. Gülümsedim ve
" Görüşmek üzere" dedim.
" Bu arada telefon numaranı alabilir miyim? Bir şey olursa yazmak için " dedi.
" Tabi " dedim.
" Akel telefon kullanmıyor " dedi Aybora.
" Kullanmaz olur muyum? Kullanıyorum tabi ki " dedim ve Aybora'ya gitmesi için işaret yaptım. Diğerleri ise masaya oturmuş bizi izliyorlardı.
" Telefon kullanmıyorsan mecburen ayağına geleceğiz " dedi ve göz kırptı.
" Gelme kardeşim. Git bir daha gelme. " Dedi Aybora.
"Görüşürüz Bertuğ " dedim.
Bertuğ çıkışa doğru yürüdü ve gitti.
" Ne yaptığını sanıyorsun sen? " Dedim ellerimi belime yerleştirerek.
" Ne yaptım? " Dedi Aybora.
" Ben nasıl senin misafirlerine karışmıyorsam sen de benimkilere karışamazsın. " Dedim sinirle.
" Sana daha önce de söyledim Akel. Her şeyinle benimsin. Bir başkası sana el uzatırsa o eli kırarım. " Dedi.
" Ben senin hiçbir şeyin falan değilim! " Dedim bağırarak.
" Şunu bir daha sakın söyleme " dedi Aybora sert bir sesle.
" Ben senin hiçbir şey- " cümlemi bitiremeden beni kendine çekti ve sert bir öpücük kondurdu. Ayrıldığımızda Cesur ıslık çalıyordu.
" Oha! " Dedi Kumru.
" Çüş! " Dedi Dalga.
" OMG! " Dedi Çiçek.
" Enerji alıyorum " dedi Efsel.
" Senin götüne trafo sokacağım enerjilerin en büyüğünü alacaksın" dedi Kumru sinirle.
" Ayıp ama " dedi Efsel.
" Yine gözümün önünde öpüştüler. Ah kalbim. Sen daha nelere katlanacaksın. " Dedi Batuhan.
" Yine derken? " Dedi Cesur.
" Bundan önce de aynı konuşmayı yaparken öpüştüler. " Dedi Batuhan.
" Ooooooo " dedi Ela ve Cesur.
" Yemekler soğuyacak " dedi Uraz.
" Haydi yiyelim ben çok acıktım. " Dedi Hare. Masaya oturduk ve bir güzel yemeklerden yedik. Sohbet ettik, güldük ve en önemlisi eğlendik. Yarınımız belli değildi ama biz bugünü tarihe yazmıştık. Tıpkı 100 sene önce yazdığımız gibi.
Bölüm Sonu...
[ Umarım beğenmişsinizdir. Bu arada @tozlu_kelebek Instagram hesabından takip edebilirsiniz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Hoşçakalın🙃💝💫]