İçeriğe geç

Görünmez Güçler

Bölüm 6 · 16 dk okuma

Görünmez Güçler

Bölüm 6

5. Bölüm

[ Öylesine yazılmış bir hikayedir. Yazım hatalarımı çaktırmayın🤫😛. Keyifli okumalarr🙃💫]

Sabah kalktığımda saat 06.53' tü. Güzelce gerindim ve doğruldum. Telefonuma baktım. Bilinmeyen numaradan mesaj vardı.

Bilinmeyen Numara: Günaydın uğur böceği.

Mesajı okuyunca kaşlarım çatıldı. Kim bana böyle bir mesaj atardı ki? Telefonu cebime attım ve lavaboya ilerledim. Günlük rutinlerimi yaptıktan sonra aynanın karşısına geçtim. Gözlerimin altı biraz morarmıştı. Çok az kapatıcı sürdüm. Şimdi daha iyi görünüyordu. Saçlarımı toplamak için tokamı alacaktım ki orada olmadığını fark ettim. Tabi ya. En son Aybora'nın odasında kalmıştı. Bu saatte uyanmış mıydı acaba? Bakmaktan zarar gelmez dedim ve odadan çıktım. 1. Kata geldiğimde durdum. Aşağı kattan tartışma sesleri geliyordu. Şuan her kimseniz sizinle uğraşamayacağım değerli arkadaşlarım. Tam kapının önüne gelmiştim ki arkamdan gelen sesle olduğum yerde durdum.

" Akel? " Dedi Ela. Gözlerimi yumdum ve tekrar açtım. Arkama dönüp ona baktım

" Günaydın. " Dedim. Alt kattan Cesur ile bana bakıyorlardı.

" Sana da günaydın da. Gelsene. Neden orada dikiliyorsun? " Dedi Cesur. Bir emanet var da alıp çıkacağım Cesur kardeş.

" Bir şeyim kalmış da. Onu alacaktım. " Dedim. Cesur'un kaşları havalandı.

" Aybora'nın odasında? " Dedi sorarcasına. Başımı salladım.

" Neyini unuttun? " Dedi bu kez Ela.

" Tokamı " dedim ona bakarak. Tam o esnada kapı açıldı. Aybora odasından çıktı ve bize baktı.

" Sabah sabah ne konuşuyorsunuz? " Dedi.

" Akel'in tokası senin odanda kalmış. Ne zaman girdiyse artık. " Dedi Cesur. Bir şey mi ima etmeye çalışıyordu?

" Burada " dedi Aybora ve bileğindeki tokayı çıkartıp bana uzattı.

" Sağ ol " dedim ve saçımı sıkı bir at kuyruğu yaptım.

" Hadi gelsenize " dedi Ela bize bakarak. Yavaşça merdivenlerden indim ve onların yanına gittim.

" Gelin masaya oturalım " dedi Cesur. Hepimiz masaya oturduğumuzda Cesur ve Ela'ya bakarak

" Az önce siz mi kavga ediyordunuz? " Dedim.

" Gerizekalı sabahın köründe neden uyandın diyor. " Dedi Ela ve gözlerini devirdi. Cesur derin bir nefes aldı ve

" Erken kalkınca çok agresif oluyorsun kızım bir de seninle uğraşamam. " Dedi.

" Sanane be adam. Sanane. İster neşeli olurum ister agresif. " Dedi Ela.

" Sabah sabah susun Allah aşkına. " Dedim ve ayağa kalktım. Arkamdaki dolaplardan rastgele birini açtım. Bu kez şanslıydım. Kahveyi çıkardım ve onlara döndüm.

" Kahve ister misiniz? " Dedim.

" Olur " Dedi Ela.

" Zahmet olmazsa ben de içerim yenge" dedi Cesur. Sonra hemen ağzını kapattı.

" Yine mi yengene benzettin? " Dedim alayla. Gülümsedi ve

" Ama çok benziyorsunuz. Yani benlik bir şey değil" dedi Cesur. Derin bir nefes aldım ve Aybora'ya döndüm.

" Sen de içer misin? " Dedim.

" Bekle birlikte yapalım. " Dedi ve oturduğu yerden kalktı.

" Yardım istememiştim ama olsun " dedim ona bakarak. Çok az gülümsedi.

" Senin gamzen mi var? " Dedim gülerek. Tatlı duruyordu.

" Bilmem genelde fazla gülmem. " Dedi Aybora.

" Doğruyu söyle. Dün gece sarhoş muydun? " Dedim bir elimi tezgah koyarak diğer elimi de belime yerleştirerek.

" Hayır. Neden? " Dedi ve o da tezgaha yaslandı.

" Çok gülmem diyorsun ama dün gece benden çok güldün. " Dedim.

" Dün gece birlikte miydiniz? " Dedi Cesur.

" Hayır " dedim.

" Evet " dedi Aybora. Aynı anda farklı şeyler söylemek hiç hoş değildi.

" Sigara almaya geldim. " Dedim Cesur'a bakarak.

" Neden Aybora'dan istedin ki bende de vardı. " Dedi Ela. Sus Ela ,zaten şuan olay çok saçma yerlere gidiyor.

" Aslında ihtiyaç odasına girecektim ama karanlıkta görünmüyordu. Yanlışlıkla Aybora'nın odasına girdim " dedim.

" Vay be. Hayat tesadüfleri sever derlerdi ama inanmazdım." Dedi Ela. Onu takmadım ve kahve yapmaya başladık. Aybora su doldurmuştu gerisini ben halletmiştim.

" Senden iyi ev hanımı olur " dedim o kahveyi fincanlara doldururken. Güldü ve

" Buraya özel hizmet. " Dedi. Yine gamzesi belirdi. Kahve makinesini yere koyduğunda

" Gamzene dokunabilir miyim? " Dedim ona bakarak. Yandan bir bakış attı ve bana doğru döndü. Sanırım bu evet demekti. Uzanıp ellerimi yanağına koydum. Burası fazla derindi. Haddinden fazla. Tam o esnada fotoğraf makinesinin sesi duyuldu. Kafamı çevirip Ela ve Cesur'a baktım. Ellerinde fotoğraf makinesi ile bizi çekmişlerdi. Aybora tepsiyi aldı ve masaya doğru ilerledi.

" Niye çektiniz ki? " Dedim masaya giderken. Güldüler ve fotoğrafı gösterdiler. Ben Aybora'nın gamzelerine dokunuyordum. Gülümsediğimin farkında değildim. Aybora ise gülen dudaklarıma bakıyordu. Başka biri görse çok yanlış anlaşılabilirdi.

" Başka biri görürse yanlış anlaşılabilir. " Dedim ve fotoğrafı cebime koydum. Bende kalsa daha iyiydi.

" Bence çok güzel çıkmıştı " dedi Ela. Ona kısa bir bakış attım.

" Batuhan olanları anlatınca zaten yanlış anlaşılacak. " Dedi Aybora.

" Hatırlatma şunu ya " dedim ve kahvemden bir yudum aldım. Telefonumu çıkardım ve kamerayı açtım. Hepimiz çıkacak şekilde ayarladım.

" Buraya bakın " dedim. İki- üç tane fotoğraf çektim. Fotoğraf çekmeyi severdim. Annem ve babam öldüğünden beri her şeyin değerini bilmeye başlamıştım.

" Nasıl çıktım? " Dedi Ela. Gülümsedim ve telefonu ona döndürdüm. İlk fotoğrafta Cesur Ela'nın saçını çekmişti. İkinci fotoğrafta ise Cesur pişmiş kelle gibi gülerken Ela ona kızgın bakışlar atıyordu. Üçüncü fotoğrafta ise ikisi de birbirine bakmıştı. Çok tatlı çıkmıştık.

" Gerizekalı " dedi Ela Cesur'a bakarak. Cesur ise hâlâ gülüyordu. Kahvemden bir yudum daha aldım. Elimize sağlık. Ben yaptığımda bu kadar güzel olmuyordu.

" Afiyet olsun " dedi Mehmet masaya doğru gelirken. En baştaki sandalyeye oturdu.

" Eyvallah" dedi Aybora.

" İçmek ister misin? " Dedim Mehmet'e.

" Sağ ol Akel. " Dedi ve bize bakmaya başladı.

" Bir şey mi oldu? " Dedi Ela.

" Hayır. Aksine çok iyi bir ekip olduk. Biraz duygusalım. " Dedi Mehmet. Gülümsedim ve bir yudum daha aldım. Kahve bitmişti.

" Benim numaramı bilen biri var mı? " Dedim Mehmet'e. Önce Aybora'ya baktı ardından bana döndü.

" Aybora istedi. Başka birine vermedim. " Dedi Mehmet. Bana o mesajı atan o muydu?

" Bana o mesajı sen mi attın? " Dedim şaşkınlıkla. Gülümsedi ve

" Keşke görüldü atmasaydın. " Dedi.

" Dua et de seni dövmedi" dedi Cesur. Havalı bir bakış attım ve

" Ben sevdiğim insanları dövmem" dedim. Demez olaydım.

" Sevdiğim insanları derken? " Dedi Ela oturduğu yerde doğrulurken.

" Yani arkadaşım olarak " dedim ve ekledim " Mesela sizi de dövmem " dedim.

" Günaydın! " Dedi Hare. Mehmet'i görünce boğazını temizledi ve

" Size de günaydın" dedi ve Mehmet'in yanındaki sandalyeye oturdu.

" Sen diyebilirsin Hare " dedi Mehmet. Hare ise başını salladı. Biraz sonra yerimden kalktım.

" Ben işimin başına gidiyorum. Şimdi Batuhan gelir. Bir de onu çekemem. " Dedim.

" Neden Batuhan'dan kaçıyorsun? " Dedi Hare. Sorma be gülüm.

" Gelince anlarsınız. Bu arada dediklerine inanmayın. " Dedim ve hızlıca merdivenlerden çıktım. 7. Katta bulunan doktor odasına girdim ve kendi odama geçtim. Telefonumu çıkardım ve sabah mesaj atan numarayı kaydettim.

'🐻'

Ayı Bora dedim kendi kendime. Mesaj butonuna tıkladım ve yazmaya başladım.

" Bir ara yanıma uğra. " Yazdım ve gönderdim. Boş boş otururken kapı çaldı.

" Gel! " Dedim. İçeriye elinde tepsi olan Aybora girince kaşlarımı çattım.

" Bunlar ne? " Dedim yanına giderken.

" Hiçbir şey yemedin. Bari burada ye " dedi ve sehpanın üstüne bıraktı.

" Teşekkür ederim" dedim.

" Sen beni neden çağırdın? " Dedi ve masanın yanındaki tekli koltuğa oturdu.

" Uyku problemlerin var mı? " Dedim ona bakarak ve ben de yerime oturdum.

" Hayır. Neden? " Dedi.

" Gözlerinin altı mor " dedim. Elini oraya götürdü ardından bana döndü.

" Sen de kapatıcı sürüyorsun. " Dedi. Kaşlarımı kaldırdım ve güldüm. Nasıl anlamıştı?

" Nereden anladın? " Dedim kollarımı önümde bağlayarak.

" Buraya geldiğinden beri yüzün hafızamda. " Dedi.

" Sapık mısın? Korkmalı mıyım? " Dedim. Güldü ve

" Benden sana zarar gelmez Akel. Diğerlerine belki ama sana asla. " Dedi. Gülümsedim ve

" Sağ ol Ayıbora. " Dedim. Ne dediğimi fark edince hemen ağzımı kapattım. O ise sanki ona dememişim gibi sırıtıyordu.

" Çok pardon" dedim.

" Sorun değil " dedi. Odanın kapısı çalınca

" Gel! " Dedim. İçeriye Uraz girdi.

" Günaydın Akel" dediğinde Aybora'yı görünce duraksadı.

" Sana da günaydın" dedi Aybora'ya.

" Günaydın. Bir şey mi oldu? " Dedim.

" Kahvaltı hazır diyecektim. Ama neyse " dedi sehpanın üstündekileri görünce.

" Aybora getirdi. Sağ ol düşündüğün için" dedim.

" Sen neden buradasın? " Dedi Uraz Aybora'ya. Aybora başını kaldırıp ona baktı

" Sanane " dedi. Çok açıklayıcı olmuştu. Uraz gözlerini devirdi ve tekrar bana baktı.

" Bir şey olursa beni bulabilirsin" dedi ve kapıya doğru ilerledi. Tam çıkacakken

" Bu arada Uraz. Eğer birine ihtiyacım olursa. Sevgilimin yanına giderim. " Dedim. Uraz ise hiçbir şey demeden çıktı. Aybora ise kahkaha atmaya başladı.

" Ne var be? " Dedim ve karşısındaki koltuğa oturdum. Tepsiyi önüme çektim.

" Sevgilinin sana daima yeri var uğur böceği. " Dedi gülerek.

" Sus da ye şunlardan. " Dedim yemekleri göstererek.

" Ben yedim " dediğinde başımı kaldırıp ona baktım.

" Ne zaman? " Dedim şaşkınlıkla.

" Hızlıyımdır. " Dedi ve göz kırptı.

" Belli oluyor. Dün gece dediklerinden sonra. " Dedim ve salatalığı ağzıma attım.

" Başka nelerde hızlı olduğumu merak ediyor musun? " Dedi. Salatalık boğazımda kalınca öksürdüm.

" Helal helal. " Dedi Aybora gülerek. Zorlukla nefes almaya başladım. Konumuz neden buydu?

" Senin işin yok mu? " Uzanıp masamdaki suyumdan içtim.

" Senden başka işimiz yok demiştim" dedi ve cebimden telefonunu çıkardı. Kapı çalınca

" Gel! " Dedim bıkkınlıkla. Yol geçen hanına dönmüştü canım odam.Ela elinde peçete ile içeriye girince hemen yerimden kalktım.

" Ne oldu? " Dedim ve yanına gittim.

" Şu gerizekalı yüzünden kesildi " dediğinde içeriye Cesur da girdi.

" Gel " dedim Ela'ya ve sedyeye oturttum. Parmağındaki peçeteyi çıkardım ve yarasına baktım.

" Çok derin değil " dedim.

" Önemli bir şey yok değil mi? " Dedi Cesur. Kokmuş gibiydi.

" Yok " dedim ve malzemelerin oraya ilerledim. Gazlı bez ve batikon alıp Ela'nın yanına gittim.

" Biraz acıtabilir. " Dedim ve batikonu sürdüm. Gözlerini kapatınca acıdığını anladım. Gazlı bezi de etrafına sardım.

" Bitti " dedim. Cesur yanımıza gelip Ela'nın parmağına baktı.

" Acıyor mu? " Dedi.

" Hayır " dedi Ela. Aybora da yanımıza gelince Cesur onun yanına gitti ve omzuna vurdu.

" Sevgili olmuşsunuz. " Dedi gülerek. Derin bir nefes aldım ve batikonlu pamuğu çöpe attım.

" Sorma ya " dedim.

" Bu durumda iddiayı ben kazanmış oluyorum. " Dedi Cesur.

" Ben onu sevmiyorum. " Dedim ve masama doğru ilerledim. Ağzıma bir tane daha salatalık attım.

" Belli belli " dedi Ela. Ona ters bir bakış attım.

" Bir şey diyeceğim. " Dedi Cesur ve arkamdan gelip tekli koltuğa oturdu.

" Bu akşam benim odama gelsenize " dedi. Aybora'ya baktım.

" Olur " dedi Aybora. Cesur başını salladı.

" O zaman biz kaçalım " dedi ve Ela ile odadan çıktılar.

" Ben de gidiyorum. " Dedi Aybora ve kapıya doğru ilerledi.

" Görüşürüz " dedim. Bana döndü

" Görüşürüz Akel " dedi ve odadan çıktı.

🍷🍷🍷

3 saat olmuştu ama gelen giden kimse yoktu. Sıkıntıdan patlamak üzereydim. Aşağıdan bir kahve alsam iyi olacaktı. Paytak adımlarla aşağıya indim. Koltukta bir kız ile konuşan Aybora'yı görünce durdum. Bu kız kimdi? Aybora kahkaha atınca bir adım geriledim. Tam o esnada arkamdaki kişiye çarptım. Başımı çevirince bu kişinin Mehmet olduğunu anladım.

" Benim " dedi ve yanıma geçti. Öylece durduk ve Aybora ile yanındaki kızı izledik.

" İyi misin? " Dedi Mehmet ve ellerini cebine soktu.

" İyiyim " dedim ve merdivenlerden indim. Neden bu soruyu sormuştu ki? Fazla dikkat çekmeden mutfağa gittim ve kendime kahve yaptım. Şekeri koyarken duyduğum kahkaha sesi ile başımı o tarafa çevirdim. Bu kez kız da gülüyordu. Artık ne konuşuyorlarsa? Kahvemi hemen fincanıma koydum ve merdivenlere yöneldim. İlerledim gülme seslerini duymadan ilerledim.

" Akel " dedi Aybora. Gözlerimi kapatıp açtım ve onlara doğru döndüm.

" Gelsene " dedi bu kez Aybora.

" Yok ben rahatsız etmeyeyim sizi. Hem işlerim var " dedim ve koşar adımlarla çıktım merdivenlerden. Kahvem biraz dökülmüştü. Kalbime iğne batıyor gibi hissediyordum. Kahve elimden düşünce yüksek bir ses çıkardı. Ben ise elimle kalbime bastırmakla meşguldüm. Asıl sorun şuydu; başım dönüyor ve gözlerim kararıyordu. Sonrası ise koca bir karanlıktı.

🍷🍷🍷

" Uyandı mı? " Dedi tanıdığım ses.

" Uyanıyor! " dedi bir başka ses. Gözlerim sanki saatlerce ağlamışım gibi yanıyordu. Burası neresiydi? Sağıma baktığımda Mehmet'i, Ela'yı, Cesur'u, Batuhan'nı ve Aybora'yı gördüm.

" Uyandı uyuyan güzel " dedi Batuhan. Yutkundum ve

" Ne oldu? " Dedim.

" Bayıldın " dedi Batuhan.

" Neden? " Dedim zorlukla çıkan sesimle.

" Bilmiyorum. Sana sormak lazım. En son ne oldu? " Dedi Batuhan.

" Kahve almıştım odama giderken kalbime ağrı girdi. Sonrası yok" dedim. Batuhan başını salladı ardından

" Stres, kaygı falan mı yaptın? " Dedi.

" Hayır " dedim.

" Peki bir şeye üzüldün mü ya da kafana taktın mı? " Dedi. Bu kez cevap veremedim. Üzülmüştüm ama bu kadar hissetmemiştim. Ya da öyle zannediyordum.

" Aybora ve yanındaki kızı görmüştü. " Dedi Mehmet. Aybora'nın bana baktığını hissediyordum.

" Onunla alakası yok " dedim Mehmet'e bakarak.

" Peki " dedi Mehmet ve bir adım geri gitti. Doğruldum ve kolumdaki serumu söktüm.

" Ne yapıyorsun? " Dedi Ela. Ona baktım ve

" Odama gideceğim. " Dedim ve ayağa kalktım.

" Biraz daha uzansaydın. " Dedi Cesur. Kafamı iki yana salladım. Paytak adımlarla bu katta bulunan odama gittim ve kapımı kilitledim. Şuan ihtiyacım olan tek şey sigara ve yalnız kalmaktı. Balkona çıktım ve telefonumdan bir şarkı açtım. Başım dönüyordu ama sorun yoktu. Sigarayı dudağıma yerleştirdim ve yaktım. Derin bir nefes çektim içime. Gözlerim dolmaya başlayınca tutmadım. İzin verdim. Bir kez olsun içimden ağlamak istedim. Ağlamam şiddetleniyordu. Annem ve babam beni çok sevmişlerdi. Sevilmek güzeldi ama bir gün sevgiye hasret oluyordunuz. Küçücük bir çocukken yetişkin olmuştum. Sevilmeyi bile unutmuştum. Şimdi ise sevgi ipi ile asıyorlardı beni. Sevgi ölümcüldü. Ve beni öldürüyordu. Aybora'ya en başında söylemiştim. Sevilmeyi unuttum dedim.Anlamadı. Seveceksen bırakma dedim. Anlamadı. Seversen severim dedim. Anlamadı.

Sigaramdan bir duman daha çektim. Bu kez ciğerimi yakmıştı. Aslında yakan o değildi. Kapı çalınca gözyaşlarımı sildim ve şarkıyı kapattım.

" Kim o? " Dedim ayağa kalkarken.

" Benim şekerim " Batuhan'nın sesini duyunca gülümsedim. Kapı açtığımda elindeki hoparlörü açtı ve içeriye geçti. Mezdeke çalmaya başlayınca o da kıvırtmaya başladı. Bu manzara karşısında kahkaha attım. Dansöz gibi kıvırtmaya başladı. Ben ise kahkahalar ile gülüyordum. Karnıma ağrılar giriyordu ama Batuhan kıvırtmaya devam ediyordu. Biraz sonra elimden tuttu ve beni de oynatmaya başladı. Artık ikimiz birden kıvırtıyorduk. Dışarıdan görseler deli sanarlardı. Şarkı bitince kendimizi yatağa attık.

" Bak bu iyiydi" dedim Batuhan'a. Güldü ve

" Vallahi kurtlarımı döktüm " dedi soluk soluğa. Keyfim yerine gelmişti. Az önce salya sümük ağlamıştım şimdi ise gülmekten karnım ağrıyordu. Dengesiz biriydim.

" Daha iyi misin? " Dedi Batuhan. Gülümsedim ve

" Evet. Sayende" dedim. Telefonum çalınca doğruldum ve balkondan alıp açtım.

" Efendim? " Dedim.

" Acil bir hasta var " dedi Mehmet. Arayanın Mehmet olduğunu fark edince Batuhan'a döndüm.

" Tamam geliyoruz. " Dedim ve kapattım.

" Ne oldu? " Dedi Batuhan.

" Hasta varmış. " Dedim. " Gel haydi".

" Bekle" dedi Batuhan. Makyaj masamın üstünden kapatıcıyı aldı ve bana döndü.

" Önce seni düzeltelim. " Dedi ve gözümün altına sürdü. Sünger yardımıyla dağıttı.

" Şimdi daha iyi " dedi.

" Teşekkür ederim Batuhancığım." Dedim gülerek.

" Rica ederim şekerim " dedi ve odadan çıktık. Sağlık odasına gidince kolu kesilmiş birini gördüm.

" Geldiler " dedi kız.

"Hassiktir " dedi sedyedeki çocuk.

" Merhaba " dedim çocuk ve kıza bakarak.

" Merhaba doktor hanım " dedi kız.

" Batuhan sen dosyaları ayarla burası bende. " Dedim eldiven takarken.

" Tamamdır " dedi ve dosya dolabının oraya gitti.

" Kolunuza bakabilir miyim? " Dedim çocuğa. Çocuk kolunu uzattığında kesik yere baktım. Fazla büyük değildi ama derin bir kesikti.

" İsminizi öğrenebilir miyim? " Dedim.

" Bertuğ " dedi.

" Dikiş atmam gerekiyor Bertuğ Bey" dedim hâlâ kesiğe bakarken.

" Bey demene gerek yok doktor. " Dediğinde yüzüne baktım.

" Akel. İsmim Akel " dedim. Gülümsedi. Esmer tenli, siyah saçlı, koyu kahverengi gözleri vardı. Yakışıklı sayılırdı. Buradaki herkes seçilmiş gibi yakışıklıydı. İğne ve ipleri alıp sandalyeye oturdum.

" Yüzüstü yat" dedim.

" Tamam " dedi ve uzandı. İğnesini vurduktan sonra yarayı dikmeye başladım.

" Akel " dediğinde ona baktım.

" Güzel bir ismin var " dediğinde gülümsedim.

" Sağ ol. Seninki de güzelmiş. " Dedim. Normal bir zamanda olsaydı kimseye iltifat etmezdim ama şuan sarhoş gibiydim. Kapı açılınca o tarafa baktım. Aybora gelmişti.

" Hoşgeldin! " Dedi Batuhan. Ben ise hiçbir şey demeden dikmeye devam ettim.

" Yakından ayrı bir güzelsin " dedi Bertuğ. Herkes susmuştu.

" İltifata gerek yok" dedim ve son dikişi attım.

" Bitti " dedim. Elimdeki eldivenleri çıkardım ve çöp kutusuna attım.

" Pansuman yaptırmaya ne zaman geleyim? " Dedi Bertuğ.

" İki günde bir gel " dedim. Gülümsedi ve

" Teşekkürler " dediğinde

" Görüşmek üzere " dedim.

" İki gün sonra kapındayım" dedi ve göz kırptı. Başımı salladım. Dışarı çıktıklarında

" Bu kim? " Dedi Aybora.

" Hasta " dedim yüzüne bakmayarak.

" Onu biliyorum Akel. Neden senin hastan? " Dediğinde yüzüne baktım.

" O ne demek? " Dedim.

" Buradaki tek doktor sen misin? " Dediğinde Batuhan'ı gösterdi.

" Bak Batuhan da burada. " Dedi.

" Bak ben de buradayım" dedim kendimi işaret ederek.

" Hani şu egonu tatmin etmek için kullandığın kız " dedim sinirle. Kaşlarını çattı.

" Ben seni kullanmadım " dedi.

" Tabi canım. Sen git başka kadınlara. Benden sana hiçbir şey olmaz" dedim. Bana doğru bir adım attı.

" Eğer bir daha benden sana bir şey olmaz dersen"

" Diyorum. Benden sana bir şey ol- " cümlemi bitiremeden dudaklarıma kapandı. Sert bir öpücüktü. Sert ve etkili. Geri itmek istedim, kaçmak istedim ama şuan bu dudaklar sığınacak tek liman gibiydi.

" Öhm öhm " duyduğum sesle Aybora'dan ayrıldım.

" Yuh ama " dedi Batuhan.

" Sen gitmedin mi lan? " Dedi Aybora.

" Sabahtan beri buradayım " dedi Batuhan.

" Neyse. Ben gidiyorum. " Dedi Aybora ve odadan çıktı. Tam o esnada telefonuma mesaj geldi.

🐻 : Sen benim her şeyimsin. Her zerren ile benimsin.

Mesajı görünce gülümsedim ve mesaj butonuna bastım.

Akel: Ben eşya değilim. Hatırlatmak istedim;)

Mesajı gönderdim ve telefonu cebime attım.

🍷🍷🍷

🐻 Sizi "Pis Mikroplar " grubuna ekledi.

🐻 Sizi " Pis Mikroplar" grubundan çıkardı.

🐻 Sizi " Temiz Bölge " grubuna ekledi.

Ela: Pis Mikroplar diye grubunuz mu var?

🐻: Yanlışlıkla aldım.

Cesur: Olamaz mı?

Ela: Olabilir canım.

Cesur: Canım???

Ela: Lafın gelişi dedim gerizekalı.

Cesur: Hadi inandık hadi.

Ela: Mal mısın?

Cesur: Hayır.

Akel: Ne zaman buluşuyoruz?

🐻: Gel

Cesur: Gelin.

Ela: Damat 😹

Cesur: Komik miydi şimdi bu?

Ela: Evet.

Cesur: Sizi bekliyorum.

Telefonu cebime attım ve odamdan çıktım. Saat 20.00'di. Cesur'un odasını bilmediğim için Cesur'u aradım.

" Efendim? "

" Hangisi senin odan? " Dedim

" Bir dakika. Aybora! Lan göt herif neredesin?!" Bağırınca kulağım acımıştı.

" Ne var lan? Niye kuyruğuna basmış köpek gibi bağırıyorsun? " Dedi arkadan gelen ses.

" Kapıyı aç seninki gelmiş. " Dediğinde öksürdüm.

" Ay pardon Akel. Ben seni unuttum. " Dedi Cesur. En soldaki kapı açılınca Aybora'yı gördüm.

" Gel" dedi kapıyı sonuna kadar açarken.

" Ay durun durun " dedi arkamdan gelen ses. Ela da gelmişti.

" Çirkin ördek mı geldi? " Dedi Cesur. Aybora'nın bedeninden görmüyordu kimseyi.

" Senin boyun kaç ya? " Dedi Ela.

" 2 metre " dedi Aybora. Gözlerim büyümüştü.

" Maşallah" dedi Ela.

" Benim 1.97 lan sen benden uzun muydun? " Dedi Cesur.

" Kıskanma" dedi Aybora. Bütün akşam burada oturmuş ve sohbet etmiştik. Bazen kavga ediyor bazen de kahkahalarla gülüyorduk. İşte hayat buydu. Bazen ağlatan bazen ise güldüren.

Bölüm Sonu:)

[ Umarım beğenmişsinizdir. Yazım hataları olabilir kusuruma bakmayın. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Hoşçakalın 🤍🙃💫]

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.