İçeriğe geç

Görevim sensin

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Görevim sensin

Bölüm 4

Gözlem kulesi'nde sıkışma

​O gece, Saraydan kaçtığı an, gökyüzü adeta sinirli gibiydi, Şiddetli bir yağmur yağıyordu. Kraliçe Alisa, mevcut gizli tünellerin yerini göstererek Araminta'nın kaçışına yardım etti. Genç prensesi, krallığın üzerine çöken kargaşa ve lanetten olabildiğince uzaklaştırmak zorundaydı. Tünellerin sonunda, Saray duvarlarından çok uzakta, Araminta'yı karanlık bir orman karşıladı. ​Kaçış Anı... ​Askerlerin ayak sesleri yaklaştıkça Araminta paniğe kapıldı. Ormanda koşarken, dikkat etmediği bir uçurumun kenarında ayağı takıldı. Yuvarlanırken omuzunda taşıdığı büyük kılıcını bile tutamadı. Vücudu, taşlık ve dik yamaçta defalarca savruldu. En sonunda bir çalılığın arasında durabildiğinde bilinci kapanmak üzereydi. ​Cornell'in askerleri, uçurumun kenarına ulaştı. "Kontrole gerek yok, Bu yükseklikten düştükten sonra hayatta kalamaz. Prenses ölü, Cornell'e bildirin, arama bitti." Dedi başlarındaki komutan. ​Krallığın onu terk ettiği o uçurumda, Araminta yeniden doğdu. Aylar süren inziva, babasından aldığı kılıç eğitimini derinleştirdi. Artık o, Saray'ın sıradan bir prensesi değil, hayatta kalmanın en keskin kuralını öğrenmiş ve bir avcı olmuştu. Vücudundaki her yara izi, gücünün bir kanıtıydı. Araminta, dövüş teknikleri çalışırken, kardeşi Aurelia'yı Saray bahçesinde hayal ediyor, o günlerin masumiyetine tutunuyordu. ​Amacı tekti: Saraya geri dönmek. ​O esnada, Saray... ​William (Baba), sarayın alt katındaki zindanda, gözetim altında tutuluyordu. Soğuk taş duvarlara yaslanmış, Eski Kralın sesi alçak ve sertti: "Bu halk, seni asla kabul etmeyecek Cornell. Bu tahtı kanla aldın, kanla kaybedeceksin." Annesi Alisa ise Sarayın kulelerinden birinde kilitliydi. İkiz kardeşi Aurelia da kendi odasında tutsak edilmişti. Sadece muhafızların katı izniyle kısa yürüyüşler yapabiliyor, her adımında ablasının dışarıda olduğu gerçeğini kalbinde hissediyordu. ​Araminta, artık beklemenin faydası olmadığını biliyordu. Uzun ve zorlu bir yürüyüşün ardından, tanıdık Saray duvarlarının etrafını saran eski, yıkık bir gözetleme kulesine ulaştı. Omuzundan kılıcını indirdi. Duvarlara tırmanmaya hazırlanırken, hemen aşağıdaki patikada, Cornell'in komutasındaki bir grup devriye askerinin kuleye doğru geldiğini fark etti. Saklanacak yeri yoktu. Altı aylık tüm eğitimi, şimdi, Saray kapısından sadece birkaç yüz metre ötede, bir nefes ve bir kılıç darbesi arasında sıkışmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.