İçeriğe geç

GÖNÜL YARASI

Bölüm 8 · 5 dk okuma

GÖNÜL YARASI

Bölüm 8

BÖLÜM-8: ZAMANSIZ İHANET

Hala yıkık dökük harabenin önündeydik saatlerdir hiçbirimiz konuşmamıştık . Ben inatla ayakta durmaya çalışıyordum ama Oğuz buna karşılık beni itekleyip önüne oturtmaya çalışıyordu . Burası artık sıkıcı gelmeye başlamıştı bişeyler yapıp bu lanet ortamdan çıkmalıydım ama nasıl ? Galiba nasıl olacağını biliyordum herşeyi kafamda planlamıştım adam sayısına kadar bu sefer işimi şansa bırakamazdım ve bırakmayacaktım . Arkamdan beni sıkıca tutan Oğuzun iki bacağının arasına tekmeyi geçirdim hızla ve yere düştü harşey güzel ilerliyordu sadece arabaya koşmam gerekiyordu anahtarın arabanın içinde olduğunu umuyordum ve son sürat koşmaya başladım . Saliselerle yarışıyordum sanki arabaya hızla atlayıp kapıyı çektim aynı saniyelerde kapıları kilitledim . Dur bir dakika anahtar yoktu bu araba nasıl çalışacaktı elbet çalışacaktı ama nasıl ? Tek çarem vardı el frenini çekip gidip gitmeyeceğine bakmaktı , öyle yaptım el frenini çektim ve araba haiften ilerlemeye başladı . Hızla direksiyona sarılıp sert bir dönüş yaptım ardımda sadece koca bir toz bulutu kalmıştı ve bu sefer seneryo tekrar değişmişti artık tekrardan baş roldüm ve finale kadar öyle kalacaktı .

***

Saatlerdir sokaklarda boş boş gezinip sokakları inceliyordum okuduğum bir kitapta bazen ev sokaklardır yazıyordu sanırım doğru söylüyordu. Arabanın camını hafifçe açtım içeriye hasret duyduğum o koku girdi mahalle kokusu belki güleceksiniz ama ben şu hayatta en çok annemin sonrasında da mahallemin kokusunu sevdim . Eğer nasıl koktuğunu sorarsanız nasıl bir koku diye bana göre mahalle kokusu şükren teyzenin yaptığı pişinin kokusu , yapraklarla oynarken toprağı ıslattığımızda gelen o koku , sabahları süslenip işe giden Ayça ablanın parfümünün kokusu … Fazlasıyla geçmişe dönmüştüm . Daha fazla direksiyon başında kalmazdım mecalim kalmamıştı biri gelip beni durdurmalıydı o an başımı hafifçe eğip dikiz aynasına baktım arkamda kocaman siyah bir minibüs vardı ve bu Oğuzun araçlarına çok benziyordu . Az sonra arkamda korna çalmaya başladığında herşey daha açık bir hal almıştı . Allahım hayır itirazım yok ama Oğuz değildi o kişi ama bana da yazıktı yani hem de çok yazıktı . Ama şu an buna dert yanacak halim yoktu daha hızlı sürmeliydim son sürat ilerliyordum .

***

Hastanede bir sedyenin üzerinde ben ötekinde Karan öylece yatıyorduk ben fazlasıyla sinirliydim o da aynı haldeydi. Dayanamayıp konuşmaya çalıştım “ ben asla özür dilemem bil diye “ hiç gecikmeden o kahkahasını attı ve sedyede olduğu yerde doğruldu “senden özür bekleyen kim “ gözlerini üzerime dikip cevap bekledi bende duvara toslamış gibi öylece kala kaldım ardından “yok mu kimse ?” diye şaşkınlıkla bir soru yönelttim yine o etkileyici sesiyle konuşmaya başlamıştı “tabi ki yok benden bekleyen var mı ?” vardı tabii bende büyük hasar almıştım sonuçta konuş kızım var de “var” gözlerini açıp bana baktı başındaki Akın ise kısık bir kahkaha attı . Ne vardı yani özür dilemek erdemlikti yani özür dilesinde azıcık sevap kazansın yani yoksa bu gidişle değil sıratı geçmek sorguya bile almazlar bunu sevap yok diye. Nihayet konuşmaya başlamıştı “yüksek müsadenizle size bir sorum olacak neden ?” hiç cevabım gecikmedi “çarptın bana nedenimi var “ şaşkınlıkla bakmaya devam etti ben de yattığım yerden kalktım ama oturmadım serumun bağlı olduğu demiri tutarak ayaklandım ve Karana yaklaştım iyice eğilerek mesafeyi sıfırladım tam gözlerinin içine bakarak “çarptın kalbime Karan Kalender özür dile kalp bu affetmez” etkilenmiş gözlerle bana bakıyordu ki dilinden kelimelerin dökülmesi zaman almadı “özür dilerim Çilek kokulu kız kalbinden ve senden”

***

HASTANEDEN 1 SAAT ÖNCESİ:

Son sürat ilerliyordum ki hiç anlamadığım bir anda arkamdaki şoför önüme geçmiş beni sıkıştırmaya çalışıyordu ama izin veremezdim . Tam o esnada ön arabanın camından çıkan Akını gördüm durmamı söyledi ama duramazdım biliyordum o arabada Yade de vardı çünkü olaylardan önce Akından bahsediyordu bizi almaya geleceğinden ve bir sürü yalan dolan şeyden güvenemezdim bunu kendime yapamazdım. O halde madem durmamı istiyorlardı en az benim kadar onlarda hasar almalıydı bu yüzden elimden gelen her şeyi yapacaktım ve yapmaya başlamış hızım 200 ü geçmeye başlamıştı son sürat öndeki minübüse çarpıyordum ki aramıza araç girince bana çarpılmış oldu ve kafam sert bir şekilde direksiyona çarptı. O esnada başım fazla dönmüş olmalı ki gözlerim bir anda karardı heryer kapkaranlıktı.

***

Şu an çıkışımızı yaptırmış hastaneden çıkmıştık ama ne yapacağıma dair en ufak fikrim yoktu ikisi de hiçbir şey söylememişti , ben de sormamıştım . Artık bir arabamız ya da evimiz yoktu ya da ben öyle düşünüyordum Karan başıma tekrar bir şey gelmesine izin vermezdi bu yüzden elbet bir sığınağı vardır. Düşüncelerimde haklı olduğumu bir kez daha fark ettim çünkü çıktığımızda kapının önüne siyah zırhlı bir araba gelmişti ön koltuğun kapısını açıp belinden destekleyerek koltuğa yerleşmemi sağladı. Ardından kendi de ön koltuğa oturarak arabayı çalıştırdı . Radyoda sürekli rahatsız edici şarkılar çalıyordu Karan da bunu fark etmiş olmalı ki telefonu çıkarıp müzik çalara girdi çilek kız yazılı bir playlist açıp bir ninni açtı ses çok tanıdıktı bu ses bu melodi ah şimdi hatırladım bu Karanın sesiydi. Küçükken yurtta uyuyamadığım zaman bahçeye kaçardım o da bana bu ninniyi söyler uyuturdu. Şimdi de uyumamı dinlenmemi güvende hissetmemi istiyordu açıkça söylemiyordu ama bana bakışından ve ninniyi mırıldanışından anlamıştım . Şu an uyumalıydım çünkü uyursam ona güvendiğimi hala eski ben olduğumu göstermiş olurdum. Sakince gözlerimi kapatıp ninniyi dinledim sanırım yıllar sonra gerçekten güvendeydim ve ait olduğum yerdeydim en güzeli de ne biliyormusunuz kalbimdeki yaranın gitgide kapandığını hissetmek .

***

YAZARDAN: Hayat bazen zorlayıcı olabiliyor ama umutsuzluklar yerine düşlere yer verince iyileştirebiliyorsunuz Nil de bu can yakıcı olaylara karşın Karanı düşledi yurtta el ele gezene kadar açıkça bir koruyucu melek olarak görüyordu onu kalbini ve düşlerini koruyan melek…

Demem o ki herkesin hayatta tutunabileceği bir meleği olmalı o melek size el uzatmıyor mu karartma düşlerini , hayatını, yüzünü ,benliğini ve gücünü asla karartma karatma ki hep parlasınlar ve orada bir yerlerde dursunlar seni beklesinler gerçekleşeceği zamanı beklesinler . Çünkü hislerin de düşlerin de bir dili vardır siz onları karartırsanız seslerini keser kendinize küstürürsünüz . Bi düşünün hislerinizin size küstüğünü düşleyemezseniz size bir örnek sunayım Yade . Yade hayatını karanlık bulutlar ardından bakarak yaşıyor belli etmese de , Oğuz o da Yade gibi karartmış düşlerini ve hislerini ve bunu ne zaman yapmış biliyor musunuz ? Annesinin babasından aldığı darbeler sonucu vefatında o mezarın başında karatmış hislerini . Acısını bile yaşayamamış babası gibi bir pislik olmuş . Peki Yade o ne zaman karatmış biliyormusunuz o yetiştirme yurduna gelmeden günler önce sokak ortasında tacize uğradığı an bağırmış kimse yok ,ağlamış adam bırakmamış , iteklemiş gücü yetmemiş , ısırmaya çalışmış adam tokadı yapıştırmış . İşte o sokağın ortasında karartmış hayatını bundanmış kolay vazgeçişleri ve kolay ihanetleri .

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.