Etraf fazlasıyla karanlıktı ve küf kokusu vardı yavaşça gözlerimi açmaya çalıştım ama göreceğim manzara beni içten içe korkutuyordu kafamdaki sesleri susturamıyordum gördüklerimi zihnimden silemiyordum. Nihayet gözlerim aralanmaya başlamıştı yavaşça gözlerimi kırpıştırdım en sonunda başımda bekleyen kişilerin yüzleri netleşmişti . Başımda 4 adam vardı iri yarı ve korkutucu 4 adam. Kapı sesi gelmişti biri odaya girmiş olmalıydı çok geçmedi kundura sesleri yankılanmaya başladı gittikçe yaklaşıyordu her kimse. Ama ben hala ayağa kalkamıyordum . Ayakkabıların sahibi gelip başımda durup gözlerime bakınca her şeyin farkına vardım , o iri gözler ceketine yapışmış toprak parçaları yaklaştıkça burnuma ulaşan barut kokusu… Her şey açıkça ortadaydı dün gece yaşanan katliamın sorumlusu Oğuz Kutluydu .
***
Karan Kalender;
Bazı şeyler can yakardı içinde hiç dinmeyen bir kor taşırdın ya hani ben o koru yıllardır taşıyorum çünkü hayat bana korkularımı ve değerlilerimi unutmak için fırsat tanımamıştı ya da ben içten içe unutmak istememiştim bilmiyorum. Gece olan patlamadan sonra düşünmeye başladım bunu. Önce annem sonra kız kardeşim Simay en sonunda Nil değerli demek az kalır içimde uzun yıllar kor taşıtacak kadar sevdiğim kadın. Şu an oturmuş karşımdaki yıkımı izliyordum sabah olmuştu nerdeyse ama hala oturduğum yerden kıpırdamamış içeriyi kontrol etme gereği duymamıştım . Az ötemde iki gölge belirdi kimdi neydi hiç umrumda değildi . Biraz daha yaklaştıklarında onların Akın ve Yade olduğunu anladım , biliyordum benden bir açıklama bekliyorlardı ama söylenecek söz yoktu durum buydu değiştiremezdik . Eğer Nil i sorarlarsa ne diyecektim tutup götürdüler bende uykudan yeni kalkmıştım falan mı , tabi ki hayır bu böyle söylenebilecek bir şey değildi . Sessiz kalacaktım mecburdum Yade bunu kaldıramazdı hiçbirimiz kaldıramazdık. Hayatımda hep boşluğa düştüğüm zamanlar olmuştu ama ilk defa bu kadar derine düşmüştüm ve galiba bu çukurdan beni kurtaracak kimse yoktu.
***
Nihayet kalkmıştım ayaktaydım tüm gerçeğimle yüzleşecektik burdan başka çıkış olmamalıydı olamazdı yüzleşecektik o kadar . Hemen köşede duran sandalyeyi ona doğru fırlattım havada tutu ve indirdi oturmam için gösterince kendime bir sandalye çekip oturdum en güzel cevap niteliğinde bir hareketti. Şu an işe yarar mı bilmem bir yerde okumuştum tartışmaya ilk başlayan hep kazanırmış bu yüzden dava dosyaları böyle yürütülürmüş benim şu an bir avukattan ne eksiğim vardı müvekkilim oynanan duygularımdı bir cübbem yoktu oda şimdilik lazım değildi çünkü gayet adil bir duruşma olacaktı adım gibi emindim . Boğazımı temizleyip söze başladım “ sanırım anlatman gereken gerçekler var Oğuz Kutlu” soyadını vurgulayak söyledim çünkü nefret ederdi böyle söylenmesinden gün intikam günüydü napalım susup duralım mı hayır ben konuşurum karşımdaki karakteri beş para etmeyecek adam susardı . Önce affallamış gibi oldu ardından savunmaya geçti “ ne gerçeği ne gerçeğinden bahsediyorsun sen kafayı sert vurdun heralde” büyük bir kahkaha attım tüm depo kahkahamla yankılanmıştı “ gerçekler tabii ben sana açıklayayım anneni yaşatmak için Nil i yani beni öldürme planın gerçeği şizofren misin oğlum sen annen ÖLDÜ ölen insanlar bilimsel olarak çürür ve toprağa karışır “ söylediğim sözlerin etkisinde kalmıştı devam edecektim o susabilirdi sonuçta sessiz kalmak da bir hak tı herşey gayet adil ilerliyordu. O zaman sahne benimdi bu saatten sonra sakinlik yoktu sessizlik asla gürültü her daim . “Hemen bir başka gerçeği açıklıyım sana ailesi olan ama ailesiz bir şizofren olman beş para etmez babana hala aile demek istermisin annenin ölümüne sebep olan o gurursuz adama ha “ gözleri daha çok açıldı nerden bildiğimi merak edercesine eee tek o mu akıllıydı buna akıl denirse tabii “ ne oldu cevap verecekmisin yoksa diğer gerçeklere geçeyim mi “ hızla ayağa kalkıp önümdeki masayı onun tarafına ittim hızımı alamamış olmalıyım ki masa sertçe yere devrilmişti “bu hikayenin sonunda babana dönüşüp beni ÖLDÜRECEĞİN GERÇEĞİ” bu son darbem olmuştu ama en ağırı olmuştu cümleyi kendim kurmuş olmama rağmen ağırlığını fazlasıyla hissetmiştim . Cümlem biter bitmez çıkışa hızla yürüdüm adamlar peşimden bile gelememişlerdi. Kapıdan son adımımı atıp gözden kayboldum. Ardıma bakmadım bile çünkü arkası geçmiş demekti geçmiş geçmişte kalmalıydı artık gelecek vardı finali Nilin elinde olan bir geçmiş.
***
Yaklaşık bir saattir yürüyordum nereye gittiğimi bilmeden , ne yapacağımı bilmeden . Bulduğum bir banka oturup soluklandım birkaç dakika olmuştu gelen geçen kimse yoktu . Sabırla ve huzurla kendimi dinledim artık kalbim intikam diye atıyor bunun yankıları beynimde yankılanıyordu. Yolun ötesinde bir araba durdu içinden sarışın bir kız çıktı bana doğru koşuyordu yüzünü tam seçemedim ama gittikçe yaklaşıyordu zaten arabadan başka kimse inmemişti. Sanırım başka kimsede yoktu arabada , kız iyice yaklaşınca Yade olduğunu anladım hızını alamayıp önce çarptı sonra sıkıca sarıldı .Bırakmak istemez gibi sıkıca sarılmıştı . Yadeye tutunarak arabaya kadar yürüyüp yolcu koltuğuna oturmuştum , nihayet güven vardı aile sıcaklığı vardı. Arabayla kısa bir yolculuktan sonra eve ulaşmıştık aslında çok bir mesafem kalmamıştı . Gerçi ev denebilirse koca bir harabeden farksızdı bu evde az zaman geçirmiş olsam da ev sıcaklığı veriyordu bu yüzden seviyordum . Bi dakika Karan neredeydi çünkü ben kaçırılırken o evdeydi eğer bir şey yapmadılarsa . Bir Yadeye bir harabeye bakıp durdum en sonunda Yade arkamdan gelip omzumu sıvazlamaya başladı ve kulağıma eğilip Karanın iyi olduğunu şu an başka bir evde olduğunu ve Akının gelip bizi götüreceğini söyledi . İçime biraz olsun su serpmiş rahatlamama yardımcı olmuştu . Yade olmasa eksik kalırmıydım acaba bence kalırdım ya çünkü o beni ben onu toplayabilirdim tanıştığımız gün ikimiz de yetim çocuklardık gerçi daha önce hiç hayat hikayesini anlatmamıştı ama önemli değildi çünkü bilirdim yetim çocuğu olmayı hele ki başrol kötü bir babaysa hikaye farklı yerlere gelebilirdi , bu yüzden onu hiç zorlamamıştım .Üç saat kadar harabenin önünde sessizce oturmuştuk arada Yade kaçak bakışlar atıyor sanki birşeyden korkarmış gibi , beş dakika da bir de Akını arıyor gelmesini söylüyor artık Akın ne diyorsa sakinleşmiş bir şekilde telefonu kapatıyordu .Hayatımda Yadeyi ilk kez böyle stresli görüyordum ve bu hiç hoşuma gitmemişti . Biraz daha böyle davranırsa sorguya çekecektim yoksa böyle saatler geçmezdi . En sonunda dayanamadım ayağa kalkıp önünde dikildim “Yade sorunun ne neden böyle davranıyorsun hemen cevap vericekmisin yoksa Akını aramalımıyım” cümlemi bitirdiğimde şakağımda bir soğukluk hisstettim ama artık kahretsindi yine ne olmuştu . Ben daha ne olduğunu anlamadan Oğuzun iğrenç sesi kulaklarıma ulaştı “evet Yade arkadaşının sorusunu cevaplayacak mısın yoksa ben cevaplayıp konuyu kapatayım mı ?” dediklerini anlamdırmak ister gibi Yadenin gözlerine baktım fakat tek birduygu kırıntısı yoktu beni en çok yaralayan da bu olmuştu . Oğuz tekrar konuşmaya başladı “tamam ben anlatıyorum iyi dinle Nilciğim bu sözler biraz ağır olacak ama özür dilerim öhöm açık konuşacağım Yade sana hayatının kazığını attı çok üzücü dimi şahsen senin adına üzüldüm-“ sözünü yarıda kestim zaman güçlü görünme zamanıydı “bende o kadar üzülmedim Oğuz insanları yapacakları şeyler yüzünden yargılamam yaptıkları yüzünden yargılarım” kısa bir anlığına Yadeye baktım ve devam ettim “çok oyalama ne yapmış arkadaşım “ sonu bilerek vurgulamıştım bu sözcük yeterince can yakardı zaten.Oğuz devam etti “Yade kendi çıkarları uğruna senin canınla kurtulamayacağı bir kumar masasına oturdu yani senin canınla bizi ödüllendirip yoluna devam edicek “ cümlesini bitirdiğinde korkuç bir kahkaha savurmuştu . Doğru söylemiş cümleler gerçekten sindirilemeyecek kadar ağırmış . Bu hayatımın büyük dersi olmuştu bana artık büyük hamleler bendeydi acıtan sözler ve yaralayıcı darbeler . Yadeye bir daha güzenirmiydim ASLA.
OĞUZUN TEMSİLİ MODELİ :
