İçeriğe geç

GÖNÜL YARASI

Bölüm 5 · 6 dk okuma

GÖNÜL YARASI

Bölüm 5

BÖLÜM-5: KAPANMAYAN YARA

Koltuğun üzerine kıvrılmış ofisin duvarlarını izliyordum , yanıma birkaç kişi gelip gitti konuşmaya çalıştılar ama sesleri birer uğultudan ibaretti bu yüzden hiçbirini anlamamıştım. En sonunda doğrulup odadan çıktım topuk seslerim tekrar koridorları yankılıyordu sonunda kendi odama girdim hızla eşyalarımı toplayıp şirketten çıktım . Bir taksi çevirip eskiden hep gittiğim kendime özel derenin yanına geldim, hatta küçükken daha sık gelirmişim bazen kayboldum sanarlarmış babam hep kızardı bu yüzden. Derenin önü yine boştu birkaç ördek yavrusu vardı sadece böyle olması iyiydi şu an tek kalmaya ihtiyacım vardı . Hava kararmıştı derenin etrafında biraz yürümeye başlamıştım ki az ileride derenin yakınında oturan bir kız gördüm oda tek başınaydı yanına gitmelimiydim belki de hayır dı sorumun cevabı ama ben gittim . İlk önce yüzüme bile bakmadı sonra uzunca bir süre yanında oturdum en sonunda konuşmak gerektiğini hissettim “merhaba adını bilmediğim yaralı kız” dedim ardından dönüp bana baktı ama ben hala önümdeki dereyi izliyordum ardından o da “adım simay ve yaralı olduğumu da nerden çıkardın gayette sağlam her yerim “ diyerek diklenince minik bir kıkırtı çıktı dudaklarımdan. Dönüp kızın yüzünü inceledim gece gibi simsiyah saçları vardı okka gibi bir burnu kızarık yanakları vardı . “Zaten öyle fiziksel bir yaradan söz etmemiştim gönül yarası gibi bir yaradan bahsetmştim “ bu cümlemden sonra bir an durdu ve “evet yaralıyım…” diyerek başını öne eğdi epey kırılmışa benziyordu bilirdim bu ifadeyi çok uzak değildi bana babasından yaralıydı belli ama bişey anlatmadan bunu yüzüne vuramazdım . Birden kafasını kaldırıp bana baktı tam gözlerimin içine “biliyor musun beni kim kırdı ?” elbette bilmiyordum ama meraklı minik bir kız çocuğu olarak sormuştu durum ciddiydi “bilmiyorum ama dinlemek isterim” heycanla oturduğu kayanın üzerinde bağdaş kurup oturdu. “Babam, beni babam kırdı yaram ondandır evden attı beni …” duraksadı ardından devam etti “neyse buralar önemsiz detaylar asıl olayı anlatayım kafanı bulandırmayayım benim abim var bir yazarlık bürosu var babamdan gizli çok güzel işler yapıyor bende onun gibi olmak istedim büyük hayallerim vardı ama önünde otoriter bir baba olunca…” tekrar durdu yüzünce acı bir tebessüm belirdi devam etti “işte dedim ya babam izin vermez diye bugün odama geldi dolaplarımdaki tüm yazılarımı döktü önce yırttı sonra üstünden geçti bilgisayarımı yerlere attı sonra hizmetçilere odamı toplattı yalvardım bırakmadı kızdı tüm nefretini kustu en sonunda çok ısrar edince kapının önüne koydu. “ kızdan dinlediklerim beni geçmişe götürmüştü babamın aynı şekilde bana nefret kustuğu ana hiç hatırlanası bir anı değildi ama bazı yaralar kapanmayınca kapanmıyordu .

Akşam üzeriydi Nil neşeyle eve dönüyordu elinde gitarıyla ,.Olacaklardan habersiz eve adımını attı attığı gibi babasının gürlemesi bir oldu “nerde o rezil beni herkese kepaze ettin gel buraya NİLLL” ürkekçe salona doğru bir adım attı Nil annesi korkudan koltuğun bir köşesine sinmiş olacakları bekliyordu Nil bir umut annesine baktı ama annesi hiçbir şey yapmamıştı . Öfkeli adam kızının üzerine yürümeye başlamıştı ki elindeki gitarı görünce önce gitarı alıp yerde kırdı ardından kulpunu Nil e doğru savururken annesi dayanamadı önüne atladı kulpu annesinin kafasında büyük bir darbe yaratmıştı ki annesi yere serilmişti babası ise kaçmanın yollarını arıyordu Nil ise annesinin saçlarını okşuyordu çünkü o ne zaman korksa annesi böyle yapardı değil mi , annesi de korkmuş olabilirdi bu yüzden başında beklemeliydi . Çok zaman geçmemişti zaten birkaç komşu sesleri duymuş kapıya gelmişlerdi ama Nil annesinin saçlarını okşamayı bırakmamış ve kapıyı açmamıştı en son çare kapı kırılmış içeri öyle girmişlerdi. Ambulans ekipleri geldiğinde çok geçti herşey için annesi beyin kanaması geçirmiş beyin ölümü gerçekleşmişti bu nedenle polis ekipleri Nil i alıp karakola götürmüşleri.

Kız anlattıklarından sonra kendine gelememiş omzumda ağlamıştı bayadır böyleydik ikimizinde gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüştü . Bu iş böyle olmazdı kızı kaldırıp Karanın evine götürecektim benim misafirimdi kimseyi ilgilendirmezdi sessizce odama çıkarır uyuturdum .

Uzun bir yürümenin nihayetinde köşkün önündeydik kız sanki defalarca gelmiş gibi tüm merdivenleri koşarak çıktı ilginçti . Evet kabul berbat haldeydik gözler kan çanağı elbiseler çamurdu çünkü gelirken ağlamaktan Simayı n başı dönmüş yere yığılmıştı bende onu kaldırırken etek kısımlarım çamura bulanmıştı şu an ki en büyük duam Karan ın bizi görmemesiydi ey yüce rabbim görünmez et şu sevgili günahsız kulunu da şu gece bitsin gitsin. Anahtarı çıkarmak için elimi çantaya attım ama iyiydi güzeldi hoştu ama burası benim evim değildi e kızada bacım burası benim değil mi deseydim mecbur zile bastım kız hemen arkamdaydı . Rabbime şükürler olsun ki kapıyı Akın açmıştı Simayı görünce bir şaşırdı sonra “ kara kız senin şu belalıyla ne işin var yoksa senidemi kaçırdı” pardonda ben başka kimi kaçırmıştım yani neyse şimdi buna takılmayacaktım hatta hiçbirşeye takılmayacaktım madem tanıyorlardı birbirini artık onun misafiriydi bananeydi hemen kendimi odama attım . Peki kimi gördüm yatağın üstünde bir adet Karan telaşlı gözlerle bana bakıyordu gözleri gözlerime takılı kaldı sonra yüz ifadesi değişti garip bir hal aldı anlamıştı bir şey olmuştu . Bakmayı bırakıp iki atım ötemde durdu çamura bulanmış elbiseme kirlenmiş topuklularıma baktı ardından dağılmış saçlarıma hiçbirşey söylemedi söyleyemedi sadece tek bir cümle çıktı dudaklarından “saçlarını koklayabilirmiyim” ne demeliydim kalp kırmayı sevmezdim am bugünkü itiraflar ama bir taraftan benimde ihtiyacım vardı silik bir şekilde başımı salladım hüzünle karışık bir gülümseme belirdi yüzünde ben banyoda üzerimi değiştirip yatağıma yattım oda bağımın ucuna oturdu kafasını yatırıp saçlarımı koklamaya başladı ve küçükken bana okuduğu bir şiiri okumaya başladı .

Sabahın ilk ışıkları odanın içine dolmuştu kalktım baş ucumda kimse yoktu noldu bu adama başka kokular mı aldı ya nerdeydi .Oyalanmadan kalkıp kıyafetlerimi karıştırdım beyaz bir elbiseyi çekip aldım aralarından altına ise onun rengine yakın taşlı bir topuklu giydim artık hazırdım o meşur kokumu sıkıp çıktım odadam aşağıdan kahkaha sesleri geliyordu . Salona yöneldim o da neydi Simay Karanın kollarının altında omzunu başına yatırmış kahkaha atıyordu bir dakika bu kızı ben daha dün getirdim bunlar ne ayaktı ki mesela vatanımız elden gidiyordu ey ahali adama bu kadar naz yapmıyacaktım al işte adam toz oldu senide unuttu çilek kokunu da şimdi salonun ortasında sen kimin itine dokunuyorsun demek vardı ama işte öyle vardı yapmıyacaktım bu sefer hiç etik değildi bu hareket artık şu uçmuş beynime anlatmam gerekiyordu. An bu andı gidip koltuğa usulca oturdum bacaklarımı üst üste attım herkes susup kalmıştı eee susarlardı tabi benim karşımda çok mu güzeldim neydim . Ama niye ilk defa görmüş gibi bakıyorlardı onu anlamamıştım ellerime bakıyorlardı daha önce hiç bakmamışlardı garipti bende onlara bakmaya başladım sessizliği bozan Akın oldu “ne ara eklif aldın yenge” garipseyen bir bakış attım ona aynı şekilde Karan da baktı sonra elimdeki alyansı fark ettim usulca çıkarıyordum ki yade yayıldığı koltuktan “oğuz alı ya önemli değil” diyince elim öylece kaldı Karan oturduğu yerden kalkıp karşıma dikildi ciddiyetimi bozmadım hayır bu ifadesine gülmeyecektim yapmayacaktım bunu ama dayanamayıp güldüğümde suratıma bakıp “cidden gülüyormusun “ dedi e napayım ağlayayım mı öyle bakmamalıydı ayağa kalktığım an aramızdaki mesafe kapandı hızla yüzüğü çıkarıp yere doğru fırlattım ardından kulağına eğilip “sakin ol artık önemsiz” diyerek odada yankılanan ağır topuklu sesleri eşliğinde ayrıldım . Bu cevap ona yeterliymiş gibi peşimden gelmedi aksine olduğu yere çakılmış bir şekilde kalakaldı.

Bölüm sonu

1 yorum