İçeriğe geç

GÖNÜL YARASI

Bölüm 4 · 6 dk okuma

GÖNÜL YARASI

Bölüm 4

BÖLÜM-4: KALBİN AYNASI

Bir alarm sesiyle aniden yerimden sıçradım , sabah mı olmuştu ve hafif bir rüzgar vardı ama üşütmüyordu , kafamı kaldırıp kalktığımda kendi alarmım olduğunu anladım saat 9’du . Yatağın yanında yatağa yaslı uyuyan Karan girdi görüş alanıma nedendir bilmem bu gülümsememe neden olmuştu . Hafifçe doğruldum tam odadan çıkarken “çilek kız nereye “ diye uykulu bir ses geldi kimin sesi olduğu aşikardı galiba k-9 bu adamdı başka açıklaması yoktu kokum uzklaşınca öten alarmdı . Karan yerden kalkıp yanıma yürüdü sarsakça yürüyordu belli hala uykusu vardı , bir dakika bu adam neden benimle aynı odadaydı ki yani kendime biraz zor geldim galiba ve şimdi gerekeni yapıp odayı terk edicektim evet odanın dışına çıkmıştım ama bu baş belası yürüyen k-9 peşimi bırakmamış arkamda merdivenleri iniyordu yine aşağıdan müzik sesi ve yemek kokusu geliyordu umarım Yade bu sefer birşeye karışmamıştır. En büyük umudum hala uyuyor olmasıydı ki bu seste asla uymazdı fakat mutfak kapısından girince beni şaşırtmışlardı mutfak derli topluydu ve mükemmel bir sofra karşımda duruyordu , dayanamadım ve sofraya kuruldum tabağıma hemen birkaç pankek ve yumurta koydum ardından çay koymaları için Akın ve Yade ye işaret ettim Karan hala oturmamıştı nedenini sormayacaktım çünkü çok açtım ve sofra çok güzeldi tamam kabul ediyorum yemekler benim zaafımdı. Akın ve Yade de oturmuştu ama o camın önüne geçmiş elinde bir fincan kahve öylece dışarıyı izliyordu “hiç havalı değilsin aksine itici duruyorsun etkilenemedim” önce ne dediğimi anlamamış olmalı ki birkaç dakika durdu ve “sen etkilen diye yapmıyorum zaten ayrıca umrumda bile değil “ diyerek bana doğru yürüdü ben hiç boş kalabilirmiyim şu k-9 karşısında yapıştırdım cevabı “o yüzden her yattığımda dibimde bitip saçlarımı kokluyorsun uzaklaşınca kalkıp peşime geliyorsun bay k-9” bu söylediklerimden sonra hepsi bir şokla bana bakmaya devam ederken gayette asil bir şekilde çayımdan üç yudum aldım ve sofradan kalktım sonuçta işimiz gücümüz vardı çalışan bireylerdik en azından ben öyleydim . üst kata çıktım dün gece uyuduğum odaya gittim üstümü değiştirmem lazımdı ve bir adet ayakkabı nerden bulacaktım ki şimdi hiçbir eşyamı doğru düzgün alamamıştım Allah belanı versin Oğuz bana yalvarmak zorunda kal inşallah oh be içimi bir güzel dökmüştüm kime boş duvarlara en azından ben öyle sanıyordum arkamdaki Karanı görene kadar rabbim bu evde ağız tadıyla bela da okuyamıyorum al beni ya şu günahsız kulunu al yanına yoksa kendi gelicek. Karan elinde kutuyla sırıtarak bakmaya devam ederken düşüncelerime son verdim ve “kıyafet getirdim lazım olur diye yerdeki kutuda da ayakkabı var nasıl şimdi etkilendin mi ?” kısa bir anlık göz devirmemden sonra yapmacık bir teşekkür ettim ve odadan kovdum evet kendi evinde ki odadan kovdum doğru duydunuz. Kıyafetleri yatağın üzerine döktüm hepsi genelde elbise birkaç tane eşofman takımı vardı elbise giymek istedim uzun pembe yırtmaçlı çiçekli elbiseyi eline aldı bunu giyecekti ayakkabı olarak ise topuklu üstünde kelebekli bir ayakkabı seçtim. Hızlıca giyinip parfümümü sıktım ve saçlarıma beyaz bir bandana geçirip odadan çıktım hepsi hazırlanmış beni bekliyordu sonradan öğrendim Yade de bizimle şirkete geliyormuş bu iyiydi onunla şirkette konuşabilirdim geldiğimizden beri Akınla vakit geçirmişti konuşmak için uygun anı kolluyordum.

Nihayet şirkete gelmiştik ve ben odamdaydım saatlerdir boş duvara bakıp ilham bekliyordum bu günlük aktivitemdi ama kafamı kurcalayan bir çok düşünce vardı hepsine bir cevap istiyordum kısa tek kelimelik cevaplar, uzun süslü cümleler değil . Ve sanırım bu cevapların hepsi Karandaydı ama nasıl ulaşacktım ki ona yıkılmaz duvarlarıyla aramıza binlerce kilometrelik mesafeler koyuyordu. Sonunda karar verdim odamdan çıkıp odasına yürüyordum topuklularım boş koridorları yankılıyordu. Evet odasının önündeydim kapıyı hafifçe tıklattım ve içeri usulca girdim arkası dönük camın önünde elinde kahvesine bakıyordu. “ne var Akın” diye gürledi “ilhama ihtiyacın vardır sanmıştım Akına değil “ hemen bana döndü yüzümde bir gülümseme oluştu onunda aynı şekilde “sanırım evet bir ilham perisine ihtiyacım var “ diyerek göz kırptı. Ardından “ eee çilek kız neden burdasın anlat “ bir an duraksadım ve “ gerçekten beni dinlermisin Karan” cavap gecikmedi “sıkılmadan,usanmadan,daima”

Tabi ki dinlerdi bende gecikmeden ilk sorumu hızla sordum “daha önceden tanışıyormuyuz yani geçmişimde varmışın Karan Kalender” ciddi ifademi tamamıyla büründüm alacağım cavap beni yaralarmıydı yoksa rahat bir nefes almama neden olurmuydu bilmem ama ben o cevabı duymayı çok isterdim ikiletmedi cevapladı “evet.” Demiştim ya tek kelimelik cevaplar yeterli diye yetmezdi nerdeydi bu adam geçmişimdeki rolü neydi bunların hepsini öğrenecektim şimdi hemen burada durmamalıydım durmadım bir soru daha “ne kadar tanıyorsun beni” yine durmadı ama bu kez suratında hüzünlü bir ifade vardı “penguenin ve pembe rugan ayakkabılarını bilecek kadar” kendime hakim olamadım sol tarafımda yanağımda bir ıslaklık hisstetim durmadım “anlat o zaman bu kadarı yeterli değil “sakin kalacaktım tekrar topu ona attım “yeri değil gerçekten şimdi anlatmayayım sonra anlatayım söz veriyorum çilek kız hiç iyi görünmüyorsun” dedi hüzünlü bir gülümseme oluştu yüzümde “ben artık sözlere inanmıyorum Karan Kalender annemde bana söz vermişti gitti,bir çocuk sevdim gidersem seni bulurum dedi söz verdi,babam seni hep seveceğime söz dedi benden nefret etti, yurt müdürü uslu durursan annen geelicek söz dedi annem gelmedi artık hiçbir söz benim nezdimde gerçek değil anladın mı ?” derin bir nefes alıp belimden kavradı ve önündeki sandalyeye oturttu.Evet şu an sakin değildim hiç iyi değilim öfkeden titriyordum saçlarımı nazikçe okşadı önümde diz çökmüş duruyordu saç tutamlarımı kulağımın arkasına sıkıştırıp omzumu okşadı “karanlık bir geceydi yanıma geldiğinde o yurtta bende vardım ve sen o güzel parlak gecede beni buldun sana şiirler okudum ayağında pembe rugan ayakkabılar vardı gökyüzü parlaktı bir çınar ağacı vardı altında uyuduğun ve benim saçlarının kokusunu aldığım ilk an…” sustu omzumu okşamayı bırakmıştı şimdi anlamıştım her şeyi tabi ya beni o yurtta bırakan Karandı korkup kaçan seni tekrar bulurum diyen de oydu bu doğruydu beni tekrar bulmuştu ama bu gittiiği gerçeğini değiştirmiyordu .

Aylardan ağustostu gökyüzü ışıl ışıldı yurt bahçesinde bir hareketlilik vardı polis ekipleri jandarmalar yurt müdürü hepsi bu bahçedeydi Nil yeni uyanmıştı camdan dışarı baktığında bu manzara onu meraklandırmıştı ama burda oyalanamazdı Karan ile yemekhaneye ineceklerdi çünkü her sabah böyle olurdu Karan kapının önünde bekler Nil i alır aşağı inerlerdi am bu sabah öyle olmadı Karan gelmemişti kapısına bahçededir diye düşündü bahçeye indiği an bir kadın tarafından sarsıldı kadın hararetli hararetli Nil e bakıp birşeyler bağırıp çağırıyordu o kadar boş ve nefret dolu cümlenin ardından Karanın adı kulaklarına erişti o an dünya durdu sanki bu kadın oydu Karanı evlatlık almaya gelen cani kadın ama Karan yoktu onu Nil e soruyorlardı belliydi o kaçmıştı Karan gitmişti ama bunu onlara söyleyemezdi birşeyler anlatmaya çalıştı ama hıçkırıkları arasında kayıp gitti tüm sözcükler en sonunda bir çuval gibi yere savruldu Nil anlaşılan kadın çok sinirlenmişti bu sinir değildi hırstı gözleri etrafa ateş atıyordu adeta. Bu kargaşa devam ederken polis telsizlerinden bir ses yükseldi Karan bulunmuştu ve buraya getiriliyordu . Birkaç dakika sonunda o da burdaydı sadece gözlerimin içine bakıyordu hiç konuşmamıştı , gülümsememişti, şiirlerinden mırıldanmamıştı o an Nil ile konuşmak için içi yanıp tutuşsada konuşamadı çilek kız bile demedi . Sadece tek bir an gideceği vakit arbaya zorla bindirilirken “seni bulucam çilek kız” diye kısa bir cümle döküldü kurumuş dudaklarından.

Bir odadaydık gözlerim kan çanağına dönmüştü ağlamaktan sesim varla yok arasındaydı düştü düşecektim yanımda sadece Karan vardı ellerim artık titremiyordu atak geçiriyor gibiydim ama en kötüsü de yüzleştiğim şeylerin tekrar yankılanıp kulaklarıma gelmesiydi keşke kulaklarımı kesseler de duymasam diye dualar etmeye başlamıştım. Hani demiştim ya Karanın duvarları var diye orası öyle değilmiş gerçeklerin yansımasının olduğu bir aynaymış ama biz kabullenememişiz.

Bölüm sonu

2 yorum