2 saat olmuş biz hala karakoldaydık ben neden burdaydım onu da bilmiyordum neyse ki sadece bankın üzerine oturmuş bekliyordum hatta birkaç kere kahve de ikram ettiler . Neyse ki sonunda baş belası şu iki adam çıkmış geliyorlardı işte şimdi hesap sorma vaktiydi evet yapıcaktım karşılarına geçip hesap soracaktım “siz ne yapmaya çalışıyorsunuz hapise falan girmek istiyorsunuz galiba bunun ne kadar tehlikeli bir girişim olduğunu bilmiyorsunuz ama ben size söyleyeyim mahkemeye kadar gidebilirdi ve bu-“ bir dakika şu ukala adam sırtını duvara yaslamış bana mı sırıtıyordu bu sinir bozucu bir hal almaya başlamıştı yeter ama oyuncakmıyım ben hiçbir sözümü ciddiye almamış üstüne üstlük dala geçiyordu . Bende gözlerimi kıstım sinirli olduğumu belli ederek ellerim belimde üzerine yürüdüm yürüdüm ve sonunda büyük bir cüsseye çarpınca fazla yürüdüğümü anlamıştım ama yüzündeki o alaycı gülümseme silinmiş şaşkın bir ifade yüzüne yerleşmişti. Tam geri geri çekileceğim anda oda ne ayağıma bir şey takıldı geriye sendelememe ramak kala çevik bir hareketle belimden tutup kendine çekti başım sertçe göğüs kafesine çarpmıştı ki garip ama etkisi büyük bir kokuyla karşı karşıya kaldım ama ablacım sende yeri silecek zamanımı buldun yani ben bu kokuyu şimdi nasıl bırakayım be ablam biraz insaf lütfen . Ardından o da yavaşça saçlarımın kousunu içine çekti kafamı yavaşça kaldırıp yüzüne baktığımda huzurlu bir ifade bürümüştü yüzünü tam saçlarımın içine minik bir öpücük konduracaktı ki “hadi ya gitmiyor muyuz eve ben çok acıktım “ diye arkadan gelen sesle bütün büyü bozulmuştu ve ayrıldık ve tabi ki ikimizde Akın a ters birer bakış yolladık . Sonunda arabadaydık onlarla gitmem için ısrar etmişti Karan bende davete icabet adına buyur ettim tabi ki.Radyodan cızırtılı bir müzik sesi geliyordu ikisi önde ben arkada oturuyordum camdan bakmamaya çalıştım çünkü bakarsam arabaya kusma ihtimalim çok yüksekti bu yüzden elimi cebime attım ve telefonumu çıkardım sabahtan beri bakmamıştım ekranda gördüklerim endişelenmeme neden oldu Yade den 55 cevapsız arama 100 artı mesej vardı hemen aramalara girdim ve Yadeyi aradım telefon uzunca çaldıktan sonra açıldı “Nil sen nerdesin ya arıyorum açmıyorsun evden attılar bizi o Oğuz geldi çıkıcaksınız dedi Nil ile öylesine takıldım bir anlamınız kalmadı artık buralardan gidiyorum yeni kiracı falan buldum dedi sabahtan beri kaldırımda oturuyorum ve artık çok üşüyorum lütfen nerdeysen gel” telefonun kapanma sesi geldi telefon yavaşça elimden kayıp aracın zeminine düştü ve suratımdan birkaç damla yaş süzülüyordu ki hıçkırıkla karışmaya başladı ve bağıra çağıra ağlamaya başladım o sırada araba ani bir şekilde durdu Karan hızlıca ön koltuktan arka koltuğa geldi yanıma kuruldu , gözlerimdeki yaşları silmeye başladı Akından peçete ve su istedi suyu içmem için uzattığı sırada titreyen ellerim tutmak için yetersizdi bu yüzden şişe ddüşecek gibi olduğunu anlayınca elimden alıp yavaşça içirdi . Ela gözleri kahvelerimle buluştuğunda beni kendine çekip göğüsüne yasladı ve hıçkırıklarım büyüdü.Ağzımda birkaç şey tekrarladım ve sonunda sesimi duyurabildim “gitmiş gitmiş beni bizi evsiz bırakmış sırlarım hayallerm umutlarım hepsi beni terk etti o da gitti annem gibi ben yine karakoldaydım annem gitti ben yine karakoldan çıktım o gitti nefesim daralıyor Karan boğuluyorum kurtar beni lütfen yalvarırırm üşüyorum “. İşte bir insan yazın ortasında 35 derecede üşüyebilirmiydi ben üşüyordum üzerime yüz kat örtü atılsa yine ısınamazdım her yerim titriyordu ben ikinci kez evsizdim her anlamda en çok da manevi anlamda çünkü bir insanın umut dolu sözleri ve hayalleri sizin ateşinizdir onları sizden alırsa içinizi ısıtacak o ateşi sizden çeker ve ömür boyu üşümeye mahkum eder.Ve evet ben Nil Kandemir şu an çok üşüyorum ve içinde bulunduğum dünyaya sığamıyorum .
Yemekhanede oturuyordu Nil , yanına sarışın uzun saçlı minik burunlu bir kız yaklaştı belli ki kız utangaçtı iş yine Nil e kalmıştı elini kaldırım yanındaki boş sandalyeyi gösterdi zaten bu masada ondan başka kimse oturmazdı çünkü masa en köşedeydi ve neredeyse kimseyi görmezdi . Kız sevinerek yanına oturduğunda kızı incelemeye başladı kusursuz bir cilde sahipti kız ve eşsiz görünüyordu kızın yakasında bir rozet vardı penguenli bu hoşuna gitmişti bu kızla konuşmak istiyordu konuşsa ne alatabilirdi ki bir hikayesi bile yoktu neyi anlatsaydı ilk geldiği yalancı arkadaşlığı mı -Karanla kurduğu bağ- ve evet Karanı evlatlık alıp götürmüşlerdi Nil bu yüzden kırgındı ona veda bile etmemişti Karan , çünkü vedalar ona aptalca gelirdi öyle ardında ağlayan insanlar yarım kalmış hikayeler ona göre değildi bu nedenle hayatına giren kişileri daima bırakmamaya çalışır eğer kaybederse geri bulmasını da iyi bilirdi . Nil bir anda “adın ne Rapunzel “ dedi saçlarını ona benzetmiş olmalıydı kız kıkırdadı ve eliyle ağzını kapattı ardından “Yade benim adım Rapunzel değil ilk kez sen öyle dedin “ Nil mutlu olmuştu kendine ait bir sesleniş biçimine sahip olduğu için ama bu lakabı kullanmayacaktı çünkü Karanda ona çilek kız derdi ama gitmişti o günden sonra lakapları kötü bulurdu Yade iyiydi ağzı çabuk alışırdı . Günleri böyle iki arkadaş bahçede dolaşıp çiçekten taç yaparak geçirir bazen yurtta ki öğrencilere satmaya bile kalkışırlardı kabul bu halleri komik duruyordu ama zevkliydi en azından onlar için bir macera gibi bir şeydi ta ki müdüre hanıma yakalanıp oda cezası alana dek.
Nihayet Yadenin yanına varmış arabaya bindirmiştik ikimizde bir şekilde sakinleşmiştik ve şimdi Karanın evine doğru gidiyorduk kibar çocuktu aslında bize evini açmıştı . Sonunda evin kapısındaydık içeri girip kendimi salondaki büyük koltuğa bıraktım onlar içeri girip mutfağa ilerlediler ilginçti Yade de mutfaktaydı yemek yapmaya başlamışlardı galiba ama bilmedikleri ufak bir detay vardı Yade bu konuda pek becerikli değildi ve heryer batabilirdi.
Baya bir zaman geçmişti galiba ve ben sanırım uyumuştum karmaşık sesler geliyordu kulağıma tam kalkacağım sırada yanımda yerde uykuya dalmış bir adet Karan vardı burnu saçlarıma değiyorudu.Bilerek mi yoksa tesadüfen mi böyle uyumuştu bilemezdim saçlarımı yavaşça çektiğim anda oda gözlerini açtı saçlarım burdundan uzaklaştığında merak ediyorum ama acaba bu çocuk k-9 mu yoksa böyle kokulara hassasiyet görülmedi söylesem sorsam ayıp olurmuy du olurdu adama pardon beyefendi it misiniz mi diyeyim yani olmazdı diyemezdim . İkimizde ayılınca mutfağa ilerledik kapıyı açtığımızda gördüğümüz görüntü karşısında ikimizde şaşkına dönmüştük , her yer un olmuş birkaç yumurta kabuğu yerlerdeydi ve bizimkiler hala bu ortamda bağırarak şarkı söylüyorlardı bir saniye sadece bir saniye Karanla bakıştık beni anlamıştı o müzik cihazını söktü bende yeterrrr toplanın diye var gücümle bağırdım o an bakmadıklarını anlayınca huzursuz bir ifadeyle Karan a döndüm beni yine anlamış olacak ki benden daha gür bir sesle bağırdı ve işte o zaman döndüler tam zamanıydı hepsi bana bakıyordu Karan arkamda diğer ikisi önümdeydi ve ben sadece “acıktım” dedim ama hepsi sanki dünyayı kurtarıcak formül bulmuşum gibi bana bakıyordu en sonunda Karan eğilip Akının kulağına bir şeyler fısıldadı ve Akın başıyla onu onayladı biz ikimiz mutfaktan çıktık , belimden tutup hafifçe yukarıya çıkan merdivene ilerletti bende karşı gelmeden yukarı ilerledim , şu an önümde eşsiz bir manzara arkamda güvenebileceğim biri galiba huzurun resmi buydu güneş batıyordu gökyüzünün sarı ve pembesi birbirine karışmıştı aynı benim uyumsuz ve alakasız duygularım gibi sanırım şu an düşüncelerde boğmayacaktım kendimi saçlarımda bir nefes hissettim kulağıma doğru çok içliydi çözemediğim bir durumdu ardından fısıltılı bir ses duydum “aynı eskisi gibi kokuyorsun çilek kız “ dedi sesi yakından duyunca iyice tanıdık gelmişti beynimde çınlamaya ve yankı yapmaya başlamıştı fısıltılı sözcükler neden böyle olmuştu heycandan mı yoksa yoksa neydi bu adam geçmişim miydi bu da imkansızdı zaten . Geçmişini insan hatırlamaz mıydı sonuçta hatırlardı hele ki önemsiyorsa …

