İçeriğe geç

Gönül Hırsızı(Masal Serisi-1)

Bölüm 11 · 7 dk okuma

Gönül Hırsızı(Masal Serisi-1)

Bölüm 11

Aşkın Pusulası: 5. Kısım

Uğur

Ural abiden gelen telefon üzerine, hepimiz onun evinin bahçesinde toplanmıştık. Öyle ki Merve yengem ve Rüya yengem bile gelmiști. Onlara yenge dememi ilk başta tuhaf buldular, ama alıșmaları da pek uzun sürmedi. Hepimiz, neden akşam akşam burada toplandığımızı merak ediyorduk.

-Abi, ne oldu? Neden toplandık?

-Yarın akşam bir davete katılacağız, kızlar siz de büyük ihtimalle o davette olacaksınız. Yanılıyor muyum?

Rüya yengem, gülümseyerek başıyla onayladı. Bizim de hazır olmamız gerekiyordu. Alışkın olduğumuz bir durumdu bu, Ural abi nereye giderse gitsin, biz de onunla giderdik. Bizi, korumasından ziyade, kardeşi gibi görürdü. Katılacağımız bu davette de, pek farklı şeyler olmayacaktı.

-Abi, biz kızlar ile gideceğiz, sakıncası olmazsa.

-Giyecek kıyafetleriniz var, değil mi?

-Var, abi. Merak etme.

-Tamam, o zaman yarın görüşürüz.

Evlere dağıldık, beni o akşam hiç uyku tutmamıştı. Neden mi? Yıllardır aradığım ve bir türlü izini bulamadığım birisi var, benden kopartıldığını bildiğim... Elif'im... Onunla ilk tanıştığım zamanlar, daha çocuktuk. Dün gibi hatırlıyorum; mahallemize yeni taşınmışlardı ailesiyle, daha ilk günden mahallenin bir kaç zorbası onu korkutmuştu, buna dayanamamıștım tabii.

Dayak yemeyi göze alarak, onu korumuștum. Birlikte büyümüştük; birlikte aynı okula gitmiştik ve birbirimizden başka dostumuz, sırdaşımız yoktu, lisedeyken her şey güzel görünüyordu, nihayet ona olan hislerimi dile getirmiș ve onun da beni sevdiğini öğrenmiştim.

Ancak, bu mutluluk çok uzun sürmedi ne yazık ki, aşkımız, sınıf farkı engeline takılmıştı. Onun ailesi, bizim orta halli ailemizi beğenmiyordu ve Elif'imi bana layık görmüyorlardı. Son sınıfta, her şey daha kötüye gitti.

Babası, adam tutmuş ve beni ağır şekilde dövdürtmüștü bir tenhada. Yetmemiş, bir de üzerine bıçak ile yaralanmıștım.

Dediklerine göre yaklaşık bir 3 yıl kadar komada kalmışım, öyle ağır yaralı bir vaziyetteymișim beni bulduklarında. Uyandığımda, Elif'imi benden koparmıșlardı.

Benim yüzümden ölmüş güya, bu yalana hiç bir zaman inanmadım. Uyandığımda, Ural abi sayesinde hayatımı düzene koyabildim ve yeni dostlar edindim. Elif'imi aramaktan ise bir kez olsun vazgeçmedim. O gece huzursuz bir uykuya daldım.

Gökçe (Elif Ezgi)

Bir kez daha moralim bozuk bir şekilde eve geldim, radyoda duyduğum her şarkı bana onu hatırlatıyordu, kahramanımı...

Ailem olacak o biyolojik atıklar, saçma sapan bir bahaneyle benden kopardı ve kimliğimi değiştirip, beni zorla yurt dışına göndererek, hayatımı kararttı hiç bilmeden. Bunca zaman, bana onun öldüğünü söylediler, ama mezarının yerini bile bilmiyordum.

Ailemi hiç bir zaman affetmedim, ta ki bir gün, pek sevgili anneciğimden(!) telefon gelene kadar. Babamın ölümünden sonra, o da kahrından hastalanmıștı, sanırım yaptıklarının vebalini ödüyordu.

İlk uçakla ülkeye döndüm ve ertesi gün yanına gittim. Öyle güçsüz ve perişan haldeydi ki... Merak etmedim değil, gerçekten, benim kadar acı çekmiş miydi?

-Ne oldu, Zerrin hanım? Eserini görmek mi istedin?

-H.. Ha.. Yır...

Sesi güçlükle çıkıyordu, durumu gerçekten de kötü olmalıydı.

-H.. Her.. Şeyi... B.. Bilmen.. Gerek... A... Anlatmam... Lazım...

Dikkatlice dinledim anlattıklarını, gözlerinin dolduğunu gördüğümde, gerçekten pişman olduğunu anladım.

Güç bela duyuluyordu sesi, ama pişman olduğu belliydi. Her şeyi eksiksiz anlattı; aslında Uğur'un ölmediğini, ağır yaralı bir şekilde kurtulduğunu, ancak babam sağ olsun, onun beni öldü bildiğini ve helallik istediğini anlattı.

Her şey babamın başının altından çıkmıştı demek, bunu öğrenmek, kanayan yarama koca bir kaya tuzu basmıştı. Annemi affettim, çünkü onun suçsuz olduğuna inanıyordum, zaten babamın böyle bir şey yapacağını anlamalıydım.

O gün annemi kaybettim ve iyice kimsesiz kaldım ülkeye temelli döndüğümde, Kenan beyin ailesi sağ olsunlar, bir işim ve düzenim oldu.

Eskileri hatırlayıp, duygusallaşmıștım yine, üzerimi değiştirdikten sonra, kendimi yatağa bıraktım. Uykuya daldığımda, gözlerimden sessizce iki damla yaş düştü.

Ertesi sabah, erkenden kalkıp hazırlandım. Akşama davet vardı ve kızlarla alışveriş yapmamız gerekiyordu, Karen hanım da bize katılacaktı. Kahvaltımı yaptıktan sonra, evden çıktım ve Karen hanımın Rüya, Merve ve Güliz ile birlikte arabada olduğunu gördüm.

Beni almaya geleceklerini düşünmemiștim. Birlkite alışverişin dibine vurmuştuk, tabii Karen hanım ısrarla bir eşyamızı kendisi karşılamak istedi. Bazen bir çanta, bazen bir elbise veya ayakkabı. İtiraz kabul etmiyordu, Gece hanım için de bir kıyafet ve aksesuarlar ayarlamıştı.

Alışveriş bittiğinde, sıra hazırlanmaya geldi. Nihayet davet için hazırdık, Rüya ve Merve sevgilileri ile gidecekti. Ben ise Karen hanım ile gittim, içimde tuhaf bir his vardı. Bir şeylerin değişeceğini hissediyordum.

Çok geçmeden, onu gördüm. İnanamadım ilk başta; aradan yıllar geçmiş olsa da, yakasına taktığı o lacivert mendilin üzerine işlenmiş sarı renkli pusuladan tanımıștım, o pusulayı kendim ișlemiștim, boş zamanlarımda kumaş parçalarına bir şeyler işlemeyi kendime hobi edinmiş ve bu konuda kendimi eğitmiștim.

O mendil de benim ona verdiğim son hediyeydi. Rüya gördüğümü sanmıștım, gözlerim dolu dolu olmuştu onu görünce, onun da benden farkı yoktu, onun bana hediye ettiği kolyeyi taktığımı fark etmişti.

Bana doğru yavaşça yürümeye başladı, onun da gözleri doluydu, öyle heyecanlıydım ki... İkimizin arasındaki mesafe kapanır kapanmaz, gözleri yaşlı bir şekilde, alnını alnıma yasladı. Onu öyle çok özlemiştim ki...

-Elif'im... Gerçekten sensin... Yaşıyorsun...

-Uğur... Ölmediğini biliyordum, bu yalana hiç bir zaman inanmamıștım.

Ona sıkıca sarıldım, ağlamamak için kendimi zor tuttum ama nafile. Yıllarca ayrı düştüğüm kahramanımın kollarında, küçük bir kız çocuğu gibi, hıçkıra hıçkıra ağladım. Onu çok özlemiştim.

-Șșș... Geçti Elif'im... Geçti güzelim... Ağlama ne olursun.

Ağlamaktan kızarmış gözlerimi kuruladı ve yüzüme düşen bir tutam saçı geri itti.

-Çok özledim, sensiz geçen her günüm işkence gibiydi.

-Bir de bana sor be mavișim. Yokluğun öyle ağır geldi ki yüreğime, uykusuz kaldığım gecelerde, hayaline sarıldım.

Bana mavişim diye hitap ettiğinde, gülmeden edemedim. Çocukluğumuzda da böyle seslenirdi ve ne zaman bana mavişim dese, kalbim kıpır kıpır olurdu.

-Unutmamıșsın.

-Unutur muyum hiç? Kendimi unuturum, ama sana dair hiç bir şeyi unutmam.

Birbirimize sarılmış, hasret giderirken, Karen hanım, şaşkın bir şekilde yanımıza geldi.

-Gökçe? Uğur? Ne oluyor burada?

İkimiz de ona her şeyi anlattık, Karen hanım ikimiz adına çok mutlu olmuştu.

-Ee, sana Gökçe mi diyelim yoksa Elif mi?

Karen hanımın bu sorusu üzerine, eski ismimi ne kadar özlediğimi fark ettim.

-Elif. Bu ismi gerçekten çok özlemişim.

-Peki, Elif'ciğim. En kısa zamanda gerekli işlemleri halletmende sana yardımcı olacağım. Böylece gerçek kimliğin ile çalışmaya devam edersin.

Bunu duyduğuma o kadar sevinmiștim ki, mutluluktan önce Uğur'a, sonra da Karen hanıma sarıldım. Karen hanıma çok şey borçluydum, hakkını ne yapsam ödeyemezdim.

-Çok teşekkür ederim, Karen hanım.

Davetin şüphesiz en göz alıcı ismi, Gece hanımdı. Altın rengi elbisesi ile adeta bir yıldız gibi parlıyordu. Kenan bey de dahil mekandaki herkesin gözü onun üzerindeydi. Ancak, laf aramızda Kenan bey ile aralarında çok başka bir şey vardı. Ne olduğunu bilmiyordum ama ikisi de tüm gece boyunca birbirlerine bakıp duruyorlardı.

Kenan bey, konuşmasını yaparken bile gözlerini Gece hanımdan almıyordu. İlerleyen dakikalarda; bazı çiftler güzel bir müzik eşliğinde dans etmeye başlamıştı, Kuzey bey, Kenan beyden çekinmeksizin, Karen hanımı dansa kaldırırken, Kenan beyin nasıl bu kadar sakin kaldığını merak ediyordum doğrusu. Ben dans eden çiftleri izlerken, Uğur beni dansa kaldırdı. Hazırlıksız yakalanmış gibi hissetsem de, onunla dans etmek, onun kollarında olmak, öyle güzeldi ki...

Çok güzel dakikalar geçirdik, Gece hanım, Kenan bey ve diğerleri de benim ile ilgili gerçeği öğrenmiş, ama beni bir kez olsun yadırgamamıșlardı. Bu beni rahatlattı doğrusu, gecenin sonunda, Uğur ile birlikte oradan ayrıldık, konuşmamız gereken çok fazla şey vardı.

-Nereye gidelim istersin?

-Fark etmez.

-Yorgun görünüyorsun, istersen evine bırakayım.

-Olur.

Uğur

Elif'ime kavuştuğum için, çok mutluydum. Onunla konuşacak çok fazla şeyimiz vardı, ama yüzündeki yorgunluğu ve tatlı tatlı esnediğini fark edince, daha sonra konuşabileceğimize karar verdim.

Onu evine bırakana kadar, çoktan uyumuștu. Gülümsedim, aradan onca sene geçmiş olmasına rağmen, masumiyetini ve tatlılığını kaybetmemiști. Onu kucağıma aldım, ve elinde sıkıca tuttuğu anahtar ile kapıyı açtım.

İçeri girdiğimizde, onu kanepeye dikkatlice yatırdım. Ayağındaki topuklu ayakkabıları çıkardım, ve üzerini örttüm. Mışıl mışıl uyuyordu, yüzüne düşen bir tutam saçı geri ittim ve alnından öptüm. Anahtarı masaya bırakıp, evden sessizce ayrıldım.

Hayatımın en güzel ve en mutlu gecesiydi, Elif'ime kavuşmuştum. Biraz geç olmuştu ama olsun, bundan sonra ikimizi de güzel günler bekliyordu. Eve vardığımda, Ural abi aradı beni.

-Alo, aslanım? Sağ salim gittin mi eve?

-Gittim, abi. Merak etme.

Telefonda manidar bir şekilde güldüğünü duydum. Eyvah, kesin beni sorguya çekecek.

-Demek, bunca zamandır sevdiğin biri vardı. Aşk olsun, aslanım. Hiç de anlatmadın. Söyleseydin, bulmana yardım ederdim.

-Aman abi, bunca işin gücün varken, benimle mi uğraşacaktın?

-Uğur! Bir daha böyle bir laf duymamış olayım, siz sadece benim adamlarım değilsiniz, siz benim kardeşim sayılırsınız be!

-Afedersin, abi.

Tam tahmin ettiğim gibi, Ural abi, beni iyice bir sorguya çekti. Ben de her şeyi en başından anlattım.

-Ne diyeyim ki? Artık, diyecek sözüm kalmadı. Neyse ki, kavuşmușsunuz geç de olsa. İkiniz adına çok sevindim.

-Teșekkür ederim abi, darısı başına.

-Hayırlısı, aslanım.

Biraz daha konuştuk ve telefonu kapattım. Yorgundum ama mutluydum, odama çıkıp, üzerimi değiştim ve uykuya daldım.

**** **** **** **** **** **** **** **** **

Bölüm sonu notu:

Gökçe'nin gerçek kimliği, bu bölümde açığa çıktı. Bundan sonraki bölümlerde de gerçek kimliği ile devam edecek. Umarım keyifle okursunuz. 😊

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.