İçeriğe geç

Gönül Hırsızı(Masal Serisi-1)

Bölüm 10 · 5 dk okuma

Gönül Hırsızı(Masal Serisi-1)

Bölüm 10

Davet

Karen

Gece ve abim arasındaki kovalamacayı çaresizce izliyordum; abim ile toplantı öncesinde konuştuğumda, onun bir şüphesi olduğunu fark etmiştim, șüphelerinde haklı olduğunu anlamam ise uzun sürmemişti. Öğle arasında, yemek için Beril'e sözüm olduğundan, konum attığı kafeye gittim. Biraz konuştuktan sonra, garip bir şekilde, Gece'yi sordu.

-Gece nasıl? Bir değişiklik fark ettin mi şirkette?

-Değişiklikten kastın ne, Beril? Ayrıca, ben sana Gece'den bahsetmemiștim ki? Abim mi anlattı?

Beril, derin bir nefes alıp, bana her şeyi en başından anlattı. Şok olmuştum, bunu abime nasıl anlatacağım ben?

-Lütfen, Kenan'a bir şey söyleme. Akşam, onunla bizzat konuşacağım.

-Peki, söylemem.

Biraz daha konuşup sohbet ettik, öğle molamız bittiğinde, şirkete geri döndüm. Ofisime girdiğimde, masamın üzerinde bir kutu ve küçük bir not gördüm. Notta şunlar yazılıydı:

"Umarım hediyemi beğenirsin, gönül hırsızı. Bu küçük hediyemin yüzünü gülümseteceğini umut ediyorum.

- Kaçık Prens"

Notu okuyunca, canımı sıkan her şeyi unutmuștum. Sabırsızlıkla, kutuyu açtım. İçinde, siyah bir kupa vardı, üzerinde altın harflerle "Boss Lady" yazıyordu. En sevdiğim kupam kırıldığı için üzülmeme dayanamamıș olacak ki, böyle bir hediye almıştı.

Çok mutlu olmuştum. Ona mesaj atıp, hediyesi için teşekkür ettim. Davetin yapılacağı gün gelip çattığında, önce Gece'ye mesaj atıp, eğer giyecek kıyafeti yoksa ayarlayabileceğimi söyledim. Zaten abimden izin almıştım alışveriş için, kızları topladım ve birlikte alışverişin dibine vurduk.

Rüya, benim için siyah, dantel motifleri olan bir elbise seçmişti. Bu iyiliğini karşılıksız bırakmayıp, lacivert altın renk desenleri olan bir elbise seçtim onun için. Ona çok yakıșacaktı, buna adım gibi emindim.

Denediğinde bile muhteşem görünüyordu, Fırat, onu görünce kalpten gitmese bari. Güliz, kırmızı, kalp yaka, balon kol ve belinde gül motifleri ile bezeli, etek uçları tül, tek omuz askılı bir elbisede karar kılmıştı. Beril, siyah, üzeri gül motifli bir elbise aldı.

Gökçe, mor tonlarında, dekolteli bir elbise seçmişti, belinde ise siyah bir fiyonk vardı. Bu gece, birileri ciddi anlamda kalp krizi ya da sinir krizi geçirecek anlaşılan. Merve'nin seçimi ise, şampanya rengi tonlarında, göğüs kısmından eteklerine doğru sarmaşık motifleri ile bezeli bir elbiseydi.

Gece için de altın rengi, oldukça göz alıcı bir elbise seçtim. Elbette abimi de unutmamıştım, her zaman alışveriş yaptığı yere gidip, onun için lacivert bir takım seçtim. Uygun aksesuar seçiminden sonra, yemek yedik ve evlere dağılmaya karar verdik.

Abim gelip bizi aldı, kızları evlere bıraktıktan sonra, eve gidecektik. Ondan önce ise uğramam gereken bir yer vardı.

-Abiciğim, beş dakikalığına Gece'nin evine uğrayabilir miyiz?

-Peki, küçük hanım. Çok sürmesin ama, daha hazırlanacağız.

-Tamam, abiciğim.

Gece'nin evinin önünde durduk, adresi bildiğim için şanslıydım. Hemencecik arabadan inip, kapıyı çaldım. Kapıyı Gece açtı.

-Karen?

-Merhaba, Gece. Fazla durmayacağım, malum akşama hazır olmamız gerekiyor. Bunları senin için seçtim, umarım beğenirsin.

Çantaları aldığında, yüzünde utangaç bir gülümseme belirdi.

-Çok teşekkür ederim, Karen. Sana da zahmet oldu böyle ama...

-Șșșt! Duymamış olayım! Hadi şimdi hazırlan. Davette görüşürüz.

-Görüşürüz.

Arabaya bindiğimde, hemen eve gittik. Yol boyunca tek kelime etmedi, eve gider gitmez hazırlanmaya başladık. Annem ve babam ile tatlı bir atışmanın ardından, evden çıktık.

Davetin yapılacağı mekana tam zamanında gelmiştik, bizim gelișimizden sonra, mekan giderek kalabalıklaștı. Gece'nin gelișiyle, bütün gözler ona döndü. Abimin yüzündeki ifade ise görülmeye değerdi, büyülenmiș gibi bakıyordu.

Gecenin ilerleyen saatlerinde de, abim onu izlemeye devam etti. Kaçık prensim Kuzey Yıldırım ise yine rahat durmuyordu, abimin önünde, reverans yapıp, beni dansa kaldırmıștı.

Ona taktığım bu lakabın hakkını fazlasıyla veriyordu doğrusu.

-Kuzey, gerçekten sabah kahvaltısında yürek yediğini ya da tok karnına bir kutu cesaret hapı tükettiğini düşünüyorum. Aklını mı kaçırdın, be adam?!

Dans ederken, ona çemkirmiștim. Kuzey ise bu halime kahkahalarla gülüyordu. Hayır, komik bir şey mi vardı?

-Korkuyorum ya! Bir gün cidden abime yakalanacağız diye aklım çıkıyor, ama sendeki cesaret cidden beni şaşırtıyor!

Kuzey sadece dinliyor ve muzipçe gülümsüyordu. Bu adamın benimle ve kalbimle ne derdi vardı?

-Gerçekten, benden ne istiyorsun, Kuzey Yıldırım?

-Bu konuda yeterince açık olduğumu sanıyordum.

-Ne demek istiyorsun?

-Yakında anlarsın, gönül hırsızım.

Dansımız boyunca başka bir şey demedi. Dansın sonlarına doğru, abim ve Gece'nin tavırları dikkatimi çekti. İkisinin de sinirini bozan bir şey olmuş olmalıydı.

Baktıkları tarafa bir de ben bakayım dedim, bir de ne göreyim? Beren hanım, yanında bir dallama ile gelmiş davete! Davetiyeyi nereden buldu da geldi acaba?

Anlamadığım şu ki, yanındaki dallama, Gece'yi neden rahatsız etti? Acaba, Gece'nin bu kadar üzgün olmasının sebebi bu herif mi?

Bunları düşünmeyi bir süreliğine erteledim ve diğer çiftleri izledim; Rüya ve Fırat oldukça mutlu görünüyordu, Merve ve Sinan'ın mutluluğu görülmeye değerdi, boru değil, iki yıl boyunca birbirlerinden ayrı kalmışlardı.

Güliz ise yalnızdı ve her ne hikmetse, abimin sağ kolu Tamer ile Tamer efendi ise, gözlerini bir an olsun Güliz'den çekmemişti. Ural abi ise yalnız takılıyordu.

Beril ise geceye hiç görmediğim biriyle gelmişti, dans bitiminde bizi tanıştırdı, Gökmen Tarhun, Beril ile aynı hastanede çalışmaya başlayan bir doktordu.

Beril'in peşini bırakmamıștı ancak bizim kız hâlâ inat ediyordu. Davet boyunca sürekli didișmelerini izlerken baya keyif alıyordum. Bu gidişle Gökmen bey, yakın zamanda infilak edecekti.

Abim ve Gece, sakinleșmiș bir şekilde masaya geldiğinde, Kuzey hâlâ yanımda duruyordu. Yok yok, bu adam kesinlikle cesaret takviyesinin dozunu kaçırmış olmalı.

-Kenan, dostum? Her şey yolunda mı?

-Sayılır, hainler suç mahalline geri dönmüş.

-Hainler derken?

Abim, bu soruma cevap vermeden önce, Gece'ye baktı. Biliyordum! O herifin, Gece'nin üzülmesine sebep olduğunu biliyordum.

-Artık bir önemi yok, Karen. O defteri aslında en başından kapatmam gerekirdi. Geç oldu ama, kapattım nihayet.

-Peki, öyle diyorsan.

Bir daha da bu konu açılmadı. Davetin en büyük olayı, bunca zaman Gökçe diye bildiğimiz kişinin asıl isminin Elif Ezgi olması ve Uğur ile birbirlerini çocukluktan tanımalarıydı.

Elif'in yaşadıklarını dinledikçe, gerçekten üzülmüştüm. Bir baba, kızına karşı bu kadar insafsız olamazdı. Davetin bitiminde hepimiz evlere dağılırken, beni eve bırakmak konusunda Kuzey efendi baya ısrarcı olmuştu. Abim de Gece'yi evine bırakacaktı. Birlikte mekandan ayrıldık.

-Umarım hediyemi beğenmişsindir.

-Beğenmez miyim? Çok teşekkür ederim.

-Senin mutlu olman için her şeyi yapabilirim.

-Seni cidden anlamıyorum.

-Sabret, anlayacaksın.

-Peki, öyle olsun. Çok bekletmezsin umarım.

-Bekletmem, söz.

Yol boyunca bana dediklerini düşündüm. Bana karşı yeterince açık olduğunu söylerken ne demek istediğini anlamaya çalıştım.

Yani, benim hayatımı iki defa kurtardı, bana aralıksız olarak sürpriz yapıp, beni mutlu etmek için çaba sarf ediyordu ve neredeyse her akşam, benim için en fazla 4 şarkı söylüyor ve bunları kaydedip bana yolluyordu. Seçtiği şarkılar ise genellikle romantik şarkılar oluyordu.

Acaba... Olabilir mi? Kuzey, bana aşık olabilir mi? Evin önünde durduktan sonra, çabucak arabadan inip, Kuzey'e el salladıktan sonra, eve girdim. Onun yanındayken, sakince düşünmem neredeyse imkansızdı. Benim eve gelmemden bir süre sonra da, abim geldi eve.

Ben ise üzerimi değiştirip, elimi yüzümü yıkadım ve kendimi yatağa attım. Kafamda tonla soru işareti ile uykuya daldım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.