Julia elindeki kâğıda uzun süre baktı. "Anneniz de aynı hatayı yaptı." cümlesi aklından çıkmıyordu. Bu artık sadece bir uyarı değildi. Biri annesinin geçmişini biliyordu ve bunu özellikle Julia'ya gösteriyordu.
Sandy, ablasının yüzündeki ifadeden endişelendi.
"Julia... iyi misin?"
Julia kâğıdı masanın üzerine bıraktı.
"İyiyim. Sadece artık bazı cevapları bulmamız gerektiğini düşünüyorum."
Robert hemen konuştu.
"Ben hâlâ bunun kötü bir fikir olduğunu düşünüyorum."
Brandon ona baktı.
"Şaşırmadım."
Robert sinirlendi.
"Bu sefer ciddi söylüyorum. Birisi bizi takip ediyor. Annenizle ilgili şeyler biliyor. Bu normal değil."
Julia Robert'a hak vermek zorunda kaldı.
"Evet, normal değil."
Bu cevap herkesi şaşırttı. Çünkü Julia ilk defa bu kadar açık şekilde durumun tehlikeli olduğunu kabul ediyordu.
Camila masadaki belgeleri topladı.
"Önce daha fazla bilgi bulacağız. Şu an yaptığımız en büyük hata, neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmemek."
Herkes onun bu düşüncesine katıldı.
Sabah olduğunda grup tekrar karakola gitmeye karar verdi. Bu sefer ellerinde sadece bir mesaj değil, eski belgeler ve Julia'nın annesinin notları vardı.
Karakola geldiklerinde Daniel onları görünce şaşırmadı.
Sanki tekrar geleceklerini tahmin etmişti.
"Yine göl mü?"
Julia masaya zarfı ve defteri koydu.
"Bu sefer farklı."
Daniel belgeleri incelemeye başladı.
Özellikle Julia'nın annesinin defterini görünce yüzündeki ifade değişti.
"Bu nereden çıktı?"
Julia dikkatlice baktı.
"Demek ki bu defteri tanıyorsunuz."
Daniel cevap vermedi.
Ve bu sessizlik Julia için yeterliydi.
Çünkü artık Daniel'in de bu sırrın içinde olduğunu düşünmeye başlamıştı.
Daniel defteri elinde tutarken uzun süre konuşmadı. Julia onun yüzünü dikkatle inceliyordu. Daha önce de birçok kişi gölle ilgili bir şeyler biliyordu ama hiçbiri açıkça anlatmıyordu.
Sonunda Daniel defteri masaya bıraktı.
"Bu defteri en son yıllar önce görmüştüm."
Julia hemen sordu.
"Annem size göstermiş miydi?"
Daniel başını hafifçe salladı.
"Evet."
Bu cevap odadaki herkesi şaşırttı.
Sandy sessizce ablasına baktı. Julia'nın annesinin böyle büyük bir araştırma yaptığını hiç bilmiyordu.
"Ne konuşmuştunuz?" diye sordu Julia.
Daniel gözlerini yere indirdi.
"Anneniz gölün altındaki eski yerleşimi araştırıyordu."
Camila hemen not almaya başladı.
"Yani gerçekten biliyordu."
Daniel ona baktı.
"Evet. Ama onun amacı oraya ulaşmak değildi."
Julia şaşırdı.
"Değil miydi?"
Daniel başını salladı.
"Anneniz bir şeyden korkuyordu."
Odadaki herkes sustu.
Julia'nın sesi daha düşük çıktı.
"Neden?"
Daniel cevap vermeden önce bir süre düşündü.
"Çünkü bazı şeylerin bulunmaması gerektiğini düşünüyordu."
Brandon kaşlarını çattı.
"Bir dakika. Yani anneniz hem araştırdı hem de bulunmaması gerektiğini mi düşündü?"
Daniel başını salladı.
"Çünkü gerçeği öğrendikten sonra fikri değişti."
Julia için bu daha da karmaşık bir hale gelmişti.
Annesi bir yandan bu sırrın peşindeydi, diğer yandan onu saklamaya çalışıyordu.
Camila eski haritayı çıkardı.
"Peki kuzey tarafındaki giriş?"
Daniel haritaya baktı.
"Orası en tehlikeli bölge."
Robert hemen tepki verdi.
"İşte benim anlatmaya çalıştığım şey."
Ama Julia bu kez Robert'a katılmadı.
"Tehlikeli olması, ne olduğunu öğrenmememiz gerektiği anlamına gelmez."
Daniel ona baktı.
"Anneniz de böyle düşünüyordu."
Julia birkaç saniye sessiz kaldı.
Çünkü bu söz, annesine hiç olmadığı kadar yakın hissettirmişti.
Daniel daha sonra çekmeceden eski bir dosya çıkardı.
"Size bunu göstermemem gerekiyordu."
Dosyanın üzerinde tek bir kelime yazıyordu.
"Lunavera."
Daniel'in çıkardığı dosya eskiydi. Kenarları yıpranmış, kapağı yıllar içinde birçok kez açılıp kapanmış gibiydi. Julia dosyaya baktığında bunun sıradan bir arşiv olmadığını hemen anladı. Üzerinde sadece kasabanın adı vardı ama içindeki şeylerin çok daha büyük bir sırla ilgili olduğu belliydi.
Dosyanın içinde eski raporlar, haritalar ve bazı fotoğraflar bulunuyordu. Bazı sayfalarda göl çevresinde yapılan araştırmalar anlatılmıştı. Fakat kayıtların büyük kısmı eksikti. Bazı bölümler özellikle çıkarılmış, bazı tarihler ise okunmayacak şekilde karalanmıştı.
Camila belgeleri dikkatlice incelemeye başladı. Eski notların arasında tekrar tekrar aynı sembole rastladı. Bu sembol daha önce arşivde, Julia'nın annesinin defterinde ve eski haritalarda karşılarına çıkmıştı. Artık bunun rastgele bir işaret olmadığı kesindi.
Dosyadaki en önemli şeylerden biri eski bir fotoğraftı. Fotoğrafta yıllar önce gölün kuzey tarafında bulunan kapalı bir bölge görünüyordu. Normalde boş bir arazi gibi duran yerde, taşlardan yapılmış eski bir yapı fark ediliyordu. Yapının tam ortasında ise aynı sembol vardı.
Julia fotoğrafa uzun süre baktı. Çünkü bu, şimdiye kadar gördükleri ilk gerçek görüntü kanıtıydı. Gölün altında bir şey olduğuna dair sadece yazılar ve hikâyeler yoktu. Geçmişte gerçekten bir yapı vardı.
Fakat dosyanın en son sayfası hepsini daha da şaşırttı. Orada Julia'nın annesinin el yazısına benzeyen kısa bir not bulunuyordu. Yazı çok silik olsa da birkaç kelime okunabiliyordu.
"Giriş açılırsa..."
Cümle yine yarım kalmıştı.
Sanki biri bilerek devamını yok etmişti.
Grup artık olayın merkezine daha fazla yaklaşmıştı. Ancak hâlâ en büyük sorunun cevabını bilmiyorlardı. Bu giriş neredeydi ve neden yıllardır kapalı tutuluyordu?
Karakoldan ayrılırken ellerinde artık daha fazla bilgi vardı ama aynı zamanda daha fazla soru oluşmuştu. Gölün altında bir yer vardı, Julia'nın annesi bunu araştırmıştı ve birileri hâlâ bu sırrın ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyordu.
Lunavera'nın geçmişi yavaş yavaş ortaya çıkıyordu.
Ama geçmişte saklanan şey, hâlâ onları bekliyordu.
Karakoldan çıktıktan sonra grup hemen dağılmadı. Herkesin aklında aynı belgeler ve aynı sorular vardı. Daha önce sadece göl hakkında bir gizem olduğunu düşünüyorlardı, fakat artık olayın yıllar önce başlamış olduğu kesindi. Julia'nın annesi bu sırrın içine girmiş, sonra da bazı şeyleri saklamaya çalışmıştı.
Julia gün boyunca ilk kez annesini farklı düşünmeye başlamıştı. Onu her zaman sakin biri olarak hatırlıyordu. Fakat şimdi geçmişte tehlikeli görünen bir araştırmanın içinde olduğunu öğrenmişti. Belki de annesi onu korumak için hiçbir şey anlatmamıştı.
Camila ise dosyadaki bilgileri düzenliyordu. Eski fotoğrafların ve haritaların tarihlerini karşılaştırdığında bazı garip bağlantılar buldu. Gölün kuzey tarafındaki bölge yıllar içinde birkaç kez değiştirilmiş, hatta bazı eski kayıtlarda o alan hiç yokmuş gibi gösterilmişti.
Bu durum, birilerinin geçmişi değiştirmeye çalışmış olabileceğini düşündürüyordu.
Brandon bu kez her zamankinden daha sessizdi. O da olayın basit bir macera olmadığını anlamıştı. Başta sadece gizemli bir yer bulacaklarını düşünmüştü ama şimdi karşılarında yıllardır saklanan büyük bir sır vardı.
Robert ise hâlâ en temkinli olan kişiydi. Ona göre ellerindeki bilgiler yeterince tehlikeliydi ve daha fazla ilerlemek büyük bir hata olabilirdi. Fakat gruptan ayrılmaya da yanaşmıyordu. Çünkü Julia'nın yalnız kalmasını istemiyordu.
Sandy ise anneleriyle ilgili bulunan şeylerden etkilenmişti. Ablasının aksine o, annesinin bu araştırmayı neden yaptığını daha çok merak ediyordu. Belki de geride bıraktığı şey sadece gölle ilgili bir ipucu değildi.
Akşam olmadan önce grup tekrar bir araya gelip bütün bilgileri sıraladı. Ellerinde üç önemli nokta vardı: Eski giriş, kuzey bölgesi ve Julia'nın annesinin yarım kalan notu.
Ancak bir sorun vardı.
Kuzey tarafındaki eski bölgeye ulaşmak kolay değildi. Yıllardır kullanılmayan bir yol vardı ve orası kasabanın diğer taraflarından oldukça uzaktaydı.
Tam bu sırada Julia, annesinin defterindeki küçük çizimi tekrar fark etti.
Çizimde sadece yol yoktu.
Yolun yanında küçük bir işaret daha vardı.
Bir kapı sembolü.
Ve bu sembol, daha önce gördüklerinden farklı olarak gölün altında değil...
Gölün kenarında bir yeri gösteriyordu. Julia defterdeki yeni işareti fark edince diğerlerine gösterdi. Daha önce herkes gölün altındaki kısmı düşünüyordu ama bu sembol bambaşka bir yeri gösteriyordu. Belki de asıl giriş sandıkları yer değildi.
Camila hemen defteri inceledi.
"Bu sembol diğerlerinden farklı. Sanki bir başlangıç noktası gibi."
Brandon haritaya baktı.
"Yani yıllardır aradıkları şey gölün içinde değil mi?"
Camila başını salladı.
"Kesin diyemeyiz. Belki de gölün altındaki yere ulaşmanın yolu buradan geçiyor."
Robert bu sefer eskisi gibi itiraz etmedi. Çünkü artık kendisi de bazı şeylerin saklandığını kabul etmişti.
"Bir şey anlamıyorum. Eğer bu kadar gizli bir yol varsa neden kimse kullanmadı?"
Julia annesinin defterine baktı.
"Belki de kullanmaya çalışanların başına bir şey geldi."
Bu cevap odadaki herkesi sessizleştirdi.
Kimse kaybolan insanları ve Daniel'in söylediklerini unutamamıştı.
Bir süre sonra grup gölün kenarındaki eski bölgeyi araştırmaya karar verdi. Ama bunu gece yapmak istemiyorlardı. Hem hazırlık yapmaları hem de bölgeyi daha iyi incelemeleri gerekiyordu.
Sandy, Julia'nın yanına gelip onunla birlikte deftere baktı.
"Annemiz gerçekten bunu bulmaya çok yaklaşmış."
Julia sessizce başını salladı.
"Evet. Ama neden son anda durduğunu hâlâ bilmiyoruz."
Camila belgeleri toplarken önemli bir şey fark etti.
"Bir dakika."
Herkes ona baktı.
"Burada bir tarih var."
Defterdeki küçük notun yanında eski bir tarih yazıyordu.
Ve bu tarih, Julia'nın annesinin kaybolan bazı belgeleri araştırmaya başladığı dönemle aynı zamana denk geliyordu.
Julia şaşırdı.
"Yani annem bu olayı sonradan bırakmamış."
Camila devam etti.
"Hayır. Bence bir şey öğrendi ve sonra saklamaya karar verdi."
Tam o anda Julia'nın telefonu titredi.
Yine bilinmeyen bir numaraydı.
Bu kez kimse konuşmadı. Herkes ekrana bakıyordu.
Julia mesajı açtı.
Sadece bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta gölün kuzey tarafındaki eski bölge görünüyordu.
Ama fotoğrafın altında bir yazı vardı:
"Oraya giderseniz, annenizin yaptığı hatayı tekrarlarsınız."
Grup birbirine baktı.
Çünkü artık onları uyaran kişi sadece geçmişi bilmiyordu.
Nereye gideceklerini de biliyordu. Julia gelen fotoğrafa tekrar baktı. Fotoğraf gerçekten de gölün kuzey tarafındaki eski bölgeye aitti. Bunu anlamak zor değildi çünkü haritada gördükleri işaretlerden biri fotoğrafta da görünüyordu.
En garip olan şey ise fotoğrafın yeni çekilmiş gibi görünmesiydi.
Bu, onları izleyen kişinin sadece geçmişi bilen biri olmadığını gösteriyordu.
Camila fotoğrafı incelemeye başladı. Görüntünün arka planına, çevredeki detaylara ve ışıklara dikkat ediyordu. Bir süre sonra fotoğrafı masaya bıraktı.
"Bu eski bir fotoğraf değil."
Julia ona baktı.
"Yani biri gerçekten orada."
Camila başını salladı.
"Muhtemelen."
Robert bu sefer hemen korkuyla tepki vermedi. Çünkü artık sürekli kaçmanın da bir çözüm olmadığını anlamıştı. Ama yine de dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyordu.
Brandon ise fotoğrafa bakarak kuzey tarafını incelemeye başladı.
"Burada bir yapı görünüyor."
Gerçekten de fotoğrafın köşesinde taşlardan yapılmış eski bir bölüm vardı. Çok büyük değildi ama normal bir yapı gibi de durmuyordu.
Sandy annesinin defterindeki çizimi tekrar açtı ve fotoğrafla karşılaştırdı.
Bir süre sonra bir bağlantı fark etti.
"Bakın."
Herkes ona döndü.
Defterdeki küçük çizimdeki kapı sembolü ile fotoğraftaki taş yapının şekli birbirine benziyordu.
Julia derin bir nefes aldı.
"Annem burayı bulmuş."
Bu düşünce onu hem sevindirmiş hem de rahatsız etmişti. Çünkü annesinin araştırdığı yer artık bir hayal değildi.
Gerçekti.
Grup o akşam kuzey tarafına gitmemeye karar verdi. Hazırlıksız gitmek istemiyorlardı. Önce yanlarına gerekli şeyleri almaları, bölgenin yollarını öğrenmeleri ve güvenli bir plan yapmaları gerekiyordu.
Camila eski haritalardan yolun en kolay ulaşılabilir kısmını bulmaya çalıştı. Fakat haritalarda bazı noktalar hâlâ eksikti.
Sanki biri özellikle bazı yolları silmişti.
Julia bunu fark ettiğinde içindeki şüphe daha da arttı.
Çünkü artık sorun sadece gölün altında ne olduğu değildi.
Birileri yıllardır bu sırrı saklamak için uğraşıyordu.
Ve şimdi Julia ile arkadaşları, o sırrın kapısına doğru ilerliyordu.
Ertesi gün için hazırlık yapmaya karar verdiklerinde herkes farklı bir görevi üstlendi. Bu sefer sadece Julia karar veren kişi değildi. Herkes kendi bildiği ve yapabildiği şeylerle araştırmaya katkı sağlıyordu.
Camila eski haritaları ve belgeleri düzenlemek için kütüphaneye geri dönmeyi önerdi. Ona göre kuzey tarafına gitmeden önce bölgenin geçmişini öğrenmeleri gerekiyordu. Çünkü bilinmeyen bir yere plansız girmek, sadece şanslarına güvenmek olurdu.
Robert bu fikri destekledi. Normalde geri durmak isteyen kişi olsa da bu kez farklı davranıyordu. Tehlikeyi görmezden gelmek yerine daha güvenli bir yol bulmaya çalışıyordu.
"En azından neye gittiğimizi biliriz."
Brandon ona bakıp şaşırdı.
"İlk defa mantıklı bir şey söyledin."
Robert cevap vermedi ama bu sefer tartışmaya da girmedi.
Sandy ise eski evde buldukları kutuları tekrar incelemeye karar verdi. Annesinden kalan eşyaların arasında belki başka bir ipucu olabileceğini düşünüyordu.
Birkaç saat sonra Sandy önemli bir şey buldu.
Kutunun en altında eski bir anahtar vardı.
Normal bir anahtara benzemiyordu. Çok eskiydi ve üzerinde küçük bir sembol bulunuyordu.
Sandy bunu diğerlerine gösterdiğinde Camila hemen fark etti.
"Bu sembolü daha önce gördük."
Gerçekten de anahtarın üzerindeki işaret, eski belgelerdeki sembole benziyordu.
Brandon anahtarı eline aldı.
"Bu bir yere ait olmalı."
Camila başını salladı.
"Ama nereye?"
Bu soru herkesi düşündürdü.
Çünkü şimdi ellerinde ilk defa somut bir şey vardı.
Sadece harita ve yazılar değil, gerçek bir nesne.
Tam o sırada Robert fark ettiği bir şeyi söyledi.
"Bir dakika. Bu anahtarın üzerindeki çiziklere bakın."
Herkes ona döndü.
Anahtarın kenarında çok küçük harfler vardı. Zamanla silinmişti ama birkaç kelime seçilebiliyordu.
"Kuzey..."
Devamı okunmuyordu.
Ama artık yeni bir bağlantı oluşmuştu.
Anahtar, kuzey bölgesiyle ilgiliydi.
Ve grup ilk kez gölün sırrına ulaşmak için sadece bilgiye değil, bir araca da sahipti.
Camila anahtarı masanın üzerine koydu ve uzun süre hiçbir şey söylemeden inceledi. Diğerleri anahtarın sadece eski bir eşya olduğunu düşünürken, o üzerindeki en küçük detaylara bakıyordu.
Anahtarın şekli, sembolün yeri ve üzerindeki küçük çizikler onun dikkatini çekmişti. Bir süre sonra eski haritalardan birini açtı ve anahtarı haritanın üzerine yerleştirdi.
Herkes ne yaptığını izliyordu.
"Bir şey buldun mu?" diye sordu Julia.
Camila cevap vermeden önce birkaç saniye daha düşündü.
"Bu anahtar bir kapıyı açmak için yapılmamış olabilir."
Herkes şaşırdı.
Brandon kaşlarını çattı.
"Ne demek? Anahtar değil mi bu?"
Camila başını salladı.
"Normal bir anahtar olsaydı dişleri farklı olurdu. Ama bu kısmı kapı kilidine değil, başka bir mekanizmaya uyacak şekilde yapılmış."
Camila daha sonra haritadaki kuzey bölgesini gösterdi.
"Buradaki eski yapının bir kapı değil, bir giriş sistemi olduğunu düşünüyorum."
Robert şaşkın şekilde baktı.
"Yani yıllardır aradıkları şey sadece bir kapı değil miydi?"
Camila başını salladı.
"Muhtemelen hayır."
Bu, araştırmanın yönünü değiştirdi.
Çünkü herkes şimdiye kadar gizli bir kapı aradıklarını düşünmüştü. Ama Camila'nın bulduğu şey, çok daha karmaşık bir sistem olabileceğini gösteriyordu.
Sandy annesinin defterindeki çizimi tekrar çıkardı. Camila çizimle anahtarı karşılaştırınca küçük bir benzerlik fark etti.
Defterdeki sembolün yanında üç küçük nokta vardı.
Anahtarın üzerinde de aynı üç nokta bulunuyordu.
Camila ilk defa gerçekten heyecanlandı.
Çünkü bu, bir tesadüf değildi.
"Anneniz bunu boşuna çizmemiş."
Bu söz Julia için önemliydi ama bu sefer cevabı Camila bulmuştu.
Grup, kuzey bölgesine gitmeden önce son kez hazırlık yapmaya karar verdi. Artık ellerinde bir yol, bir harita ve bir anahtar vardı.
Ama hâlâ bilmedikleri bir şey vardı.
Oraya gittiklerinde onları neyin beklediği.
Kuzey bölgesine gitme hazırlıkları yapılırken herkes kendi görevine odaklanmıştı. Camila haritaları ve notları düzenliyor, Robert güvenlik için gerekli şeyleri kontrol ediyor, Sandy eski eşyalar arasında başka ipucu arıyordu.
Brandon ise yerinde duramıyordu.
Ona göre fazla düşünmek sadece zaman kaybettiriyordu. En sonunda dayanamadı ve masanın üzerindeki haritayı aldı.
"Bu kadar plan yeter. Oraya gidip bakacağız, olay bu."
Robert hemen itiraz etti.
"Bu yüzden sürekli sorun yaşıyoruz. Önce düşünmek gerekiyor."
Brandon sinirlendi.
"Senin yaptığın tek şey korkmak."
Robert da bu sefer geri çekilmedi.
"Senin yaptığın tek şey kendini kanıtlamaya çalışmak."
Bu söz Brandon'ın hoşuna gitmedi. Haritayı masaya sertçe bıraktı.
"Ne demek istiyorsun?"
Ortam bir anda gerildi.
Brandon çoğu zaman güçlü görünmeye çalışıyordu ama aslında kimsenin onu ciddiye almamasından nefret ediyordu. Bu yüzden her tehlikeli durumda kendini öne atıyordu.
Julia araya girmeye çalıştı ama bu sefer Camila ondan önce davrandı.
"İkiniz de saçmalıyorsunuz."
Herkes Camila'ya baktı.
Camila sakin bir şekilde devam etti.
"Brandon hızlı hareket etmek istiyor çünkü kontrolü kaybetmekten hoşlanmıyor. Robert ise risk görünce geri çekiliyor. İkinizin de aşırı tarafları var."
Bu sözler ikisini de susturdu.
Brandon bir şey söylemek istedi ama söylemedi.
Çünkü Camila'nın doğru olduğunu biliyordu.
Bir süre sonra grup tekrar plana döndü. Brandon hâlâ sinirliydi ama bu kez sadece öne atılmak yerine hazırlık yapmaya yardım etti.
Gece olmadan önce herkes son kez haritaya baktı.
Kuzey bölgesi işaretlenmişti.
Eski yapı oradaydı.
Ve bilinmeyen giriş de muhtemelen yakındaydı.
Fakat kimse fark etmedi.
Kasabanın başka bir yerinde, onları takip eden kişi de aynı haritayı inceliyordu.
Ve o kişi, grubun ertesi gün nereye gideceğini zaten biliyordu. Ertesi gün için hazırlıklar yapılırken bu kez grup her zamankinden daha uyumluydu. Daha önce sürekli tartışan kişiler bile artık aynı amaç için hareket ediyordu. Çünkü karşılarındaki şeyin basit bir macera olmadığını herkes anlamıştı.
Robert sabah erkenden kalkıp hazırlık listesini kontrol etti. Normalde korktuğu için geri duran kişi gibi görünse de bu sefer farklı davranıyordu. Ne kadar tehlikeli olabileceğini bildiği için eksik bir şey bırakmak istemiyordu.
Brandon bunu fark edip şaşırdı.
"Bu sefer kaçmayı düşünmüyorsun yani?"
Robert ona baktı.
"Kaçmak başka, hazırlıklı olmak başka."
Bu cevap Brandon'ın beklediği bir şey değildi.
Sandy ise annesinin eski eşyalarını tekrar inceliyordu. Herkes kuzey bölgesine odaklanmışken o, annesinin bıraktığı küçük detayların önemli olabileceğini düşünüyordu.
Bir süre sonra eski kutunun içinde ince bir kâğıt daha buldu.
Bu sefer kâğıtta sadece birkaç kelime vardı:
"Kuzey yolunu bulmak için gölgeyi takip et."
Sandy bunu hemen diğerlerine gösterdi.
Camila yazıyı inceleyince bunun basit bir cümle olmadığını fark etti.
"Gölge burada gerçek anlamda kullanılmamış olabilir."
Herkes ona baktı.
Camila haritayı açtı.
"Kuzey bölgesinde eski ağaçların ve kayalıkların konumu değişiyor. Güneşin açısına göre bazı işaretler sadece belirli saatlerde görünür olabilir."
Robert ilk defa Camila'nın açıklamasına şaşırdı.
"Yani yol aslında orada ama fark edilmiyor."
Camila başını salladı.
"Aynen öyle."
Bu bilgi planlarını değiştirdi.
Artık sadece bölgeye gitmek yetmeyecekti. Doğru zamanı da bulmaları gerekiyordu.
Sandy ise kâğıdı elinde tutarken annesinin neden bunu sakladığını anlamaya çalışıyordu. Belki annesi bu yolu bulmuştu ama devam etmeye cesaret edememişti.
Julia gruba baktı.
Bu kez herkesin farklı bir katkısı vardı.
Camila çözüm buluyor, Robert plan yapıyor, Brandon cesaret veriyor, Sandy geçmişten gelen ipuçlarını yakalıyordu.
Ve ilk defa hepsi aynı noktaya bakıyordu.
Kuzey bölgesine.
Çünkü cevaplar artık çok uzakta değildi.
Kuzey bölgesine gitmeden önce grup son kez ellerindeki bilgileri bir araya getirdi. Camila haritayı, Julia'nın annesinin defterini ve bulunan anahtarı masanın üzerine koydu. Her parça tek başına küçük görünüyordu ama birlikte bakıldığında yıllardır saklanan bir yol ortaya çıkıyordu.
Robert özellikle haritanın üzerindeki yollarla ilgileniyordu. Daha önce çoğu zaman korkusuyla hareket eden kişi olsa da bu kez farklı bir amacı vardı. Sadece kendini değil, gruptaki herkesi düşünüyordu.
"Buradan gidersek ana yoldan uzaklaşırız. Eğer biri bizi takip ediyorsa fark etmesi daha zor olur."
Brandon ona baktı.
"Sen gerçekten plan yapan kişi mi oldun?"
Robert omuzlarını kaldırdı.
"Birimizin yapması gerekiyordu."
Camila bu kez Robert'ın planını inceledi ve mantıklı buldu. Normalde her şeyi tek başına çözmeye çalışan biri olsa da bu sefer başkalarının katkılarını da kabul ediyordu.
Sandy ise annesinin notlarını tekrar okuyordu. Küçük yazıların arasında daha önce fark etmediği bir detay gördü. Sayfanın kenarında çok silik bir şekilde bir tarih yazıyordu.
Bu tarih, annesinin gölle ilgili araştırmayı bıraktığı zamana yakındı.
Sandy bunun önemli olduğunu düşündü.
Çünkü annesi araştırmayı bırakmışsa, mutlaka bir sebebi vardı.
Grup bunu tartışırken dışarıdan bir ses geldi. Pencerenin önünden biri geçmişti.
Herkes bir anda sustu.
Brandon hemen ayağa kalktı ama Robert bu kez onu durdurdu.
"Bekle."
Brandon şaşırdı.
"Ne oldu?"
Robert pencereye baktı.
"Eğer bizi takip eden biri varsa, peşinden koşmak istediği şey tam olarak bu olabilir."
Bu, Brandon'ın beklemediği kadar mantıklı bir yorumdu.
Bir süre sonra dışarı baktıklarında kimseyi göremediler.
Ama kapının önünde küçük bir nesne vardı.
Eski bir metal parça.
Camila onu eline aldığında üzerindeki sembolü fark etti.
Bu sembol, anahtarın üzerindekiyle aynıydı.
Ve metal parçanın üzerinde tek bir kelime kazınmıştı:
"Kuzey."
Artık bu bir tahmin değildi.
Birileri onları gerçekten kuzey bölgesine yönlendiriyordu.
Ama asıl soru şuydu:
Bu kişi onlara yardım mı ediyordu?
Yoksa onları bilerek bir yere mi götürüyordu? Metal parçanın üzerindeki "Kuzey" yazısı herkesin dikkatini çekmişti. Artık ellerinde sadece eski belgeler ve teoriler yoktu. Birileri onlara açıkça bir yön gösteriyordu.
Ama bu durum onları rahatlatmak yerine daha fazla düşündürdü.
Camila metal parçayı dikkatlice inceledi. Üzerindeki çizikler ve şekil, eski anahtarla aynı tarzdaydı. İkisini yan yana koyduğunda bazı noktaların birbirine uyduğunu fark etti.
"Bu parça anahtarın bir parçası olabilir."
Sandy hemen eski anahtara baktı.
"Yani eksik olan bir bölüm var."
Camila başını salladı.
"Muhtemelen."
Robert sessizce düşündü. İlk başta bu olaydan uzak durmak istemişti ama şimdi geri çekilmenin işleri daha kötü yapabileceğini anlıyordu. Çünkü eğer gerçekten biri onları yönlendiriyorsa, ne amaçladığını öğrenmeleri gerekiyordu.
"Bir şey fark ettim."
Herkes Robert'a baktı.
"Bu kişi bize sürekli mesaj atıyor, fotoğraf gönderiyor ve ipuçları bırakıyor. Ama hiç karşımıza çıkmıyor."
Bu düşünce grupta yeni bir soru oluşturdu.
Çünkü onları takip eden kişi isterse çoktan karşılarına çıkabilirdi.
Ama çıkmıyordu.
Sanki onların belirli bir yere ulaşmasını bekliyordu.
Brandon bu duruma sinirlendi.
"Yani biri bizi oynatıyor."
Bu sefer kimse onu haksız bulmadı.
Julia haritayı açtı ve kuzey bölgesini gösterdi. Artık gitmeleri gereken yer belliydi.
Ama bu kez sadece merakla değil, hazırlıklı şekilde gideceklerdi.
Sandy annesinin defterini çantasına koydu.
"Belki orada annemin neden vazgeçtiğini öğreniriz."
Bu söz Julia için önemliydi.
Çünkü artık amaçları sadece gölün sırrını çözmek değildi.
Geçmişte kalan cevapları da bulmak istiyorlardı.
Gece olduğunda grup son hazırlıklarını yaptı. Sabah erkenden kuzey tarafına gitmeye karar verdiler.
Fakat kimse uyumadan önce aynı şeyi düşündü.
Gölün altında ne vardı?
Ve onları oraya götüren kişi gerçekten kimdi?
Lunavera'nın yıllardır sakladığı sır artık saklanamayacak kadar yakındı.