Spor salonundan çıktığımda hava hâlâ kasvetliydi.
Gökyüzünü kaplayan koyu gri bulutlar şehrin üstüne çökmüş gibiydi. Rüzgâr aralıklarla sert esiyor, saçlarımı yüzüme savuruyordu. Yürüdükçe kaldırımlar ıslak taş gibi parlıyor, sokak lambaları daha yeni yeni yanıyordu.
Her adımda içimdeki yorgunluk biraz daha ağırlaşıyordu. Eve yaklaştıkça hızımı azalttım. Apartmanın kapısından içeri girince rüzgâr bir anda kesildi. Sessizlik daha da belirginleşti. Merdivenleri yavaşça çıktım. Anahtarı çıkarıp kapıyı açtım.
Ev her zamanki gibi sessizdi. Çantamı kapının yanına bıraktım ve doğruca odama geçtim. Üzerimdeki terli formayı çıkarıp kıyafetlerimi değiştirdim. Rahat pijamalarımı giydim. Sonra yatağa uzandım.
Aç değildim yemek yemeyecektim. Artık ders çalışmayıda bırakmıştım nedenini bilmiyordum. Bir belirsizliğin içindeydim. Aklım gruptakilerin beni engellemesindeydi.
Neden yaptılar bana bunu. Neden?
Ve Meryem en çok Meryem'e şaşırmıştım kırılmıştım. Nedenini öğrenmem lazımdı. 2 aydır arkadaşımdı bana "Nida sen kız kardeşimsin." demişti. Kız kardeşini birşey demeden neden engelledin Meryem.
Çantamdan telefonumu aldım. Biliyorum beni Instagram'dan engellemişti ama zamanında onun kız kardeşi gibi olduğum için numarasını vermişti. Mesajlara uygulamasına girdim.
Siz: Meryem
İçimde tereddüt vardı. Acaba yazmamali mıydım. Ama çoktan mesajı göndermiştim bile. 5 dakika sonra mesajıma döndü.
Meryem: Efendim?
Siz: Neden beni engellediniz sen ve gruptakiler?
Mesajı yazarken gözlerim dolmuştu. Göz yaşlarım gözlerimde duramamışlardı ve yanaklarımı ıslatmaya başlamışlardı.
Meryem: Nida açık konuşacağım. Ela ve Kaannin kavga ettiği günü hatırlıyor musun?
Onlar ne alakaydı şimdi?
Siz: Evet
Meryem: Kavgadan sonra hiç yazmadın gruba. Neden kavga ettiklerini sorup tamam dedin ve gittin. Herkes Kaan'ye bişeyler dedi ama sen birşey demedin onun tarafını tuttun. Bizi sattın!
Ne satması Allah için ne diyor bu Meryem! Artık üzüntüden değil öfkeden ağlamaya başladım. Yapmadığım birşeyden dolayı beni aralarından çıkarmışlardı. Hepsi gerizekalıydı.
Siz: Ben kimsenin tarafını tutmadım onları tanımıyorum bile. Beni bırakan sizsiniz gelmişsiniz beni suçluyorsun!
Öfkeden ellerim titremeye başlamıştı.
Meryem: Hayır Nida Kaannin yanındaydın ve bize ihanet ettin sen! O çocuğu tuttun.
Siz: Ben kimsenin tarafını tutmadım tamam mı. Meryem siktir git olmayan bir nedenle beni bıraktın. Kardeşim demiştin bana ya sen. Ben size ihanet etmedim sen ihanet ettin! Senin için harcadığım zamana lanet olsun.
Meryem'in bir şey demesine izin vermeden engelledim. Koskoca 2 ay ben 2 ayımı bu kız için mi harcamıştım kendime inanamıyorum!
Telefon elimden kayıp yatağın üstüne düştü.
Bir an her şey sessizdi… sonra içimde bir şey kırıldı.
Nefes almak istedim ama olmadı.
Göğsüm sıkıştı, boğazım düğümlendi. Sanki içimdeki hava bir anda çekilmiş gibiydi. Ağzımı açtım ama ses çıkmadı. Kalbim hızlandı. Çok hızlı… sanki kontrolüm dışında atıyordu.
Gözlerim dolmaya başladı ama bu sıradan bir ağlama değildi. Önce sadece yanma gibi geldi. Sonra bir anda gözyaşlarım taştı. Tutamadım. Yanaklarımdan aşağı hızlı hızlı akmaya başladı.
“Elimden bir şey gelmiyor…” diye fısıldadım ama sesim bile titriyordu. Nefes almaya çalıştıkça daha çok boğuluyormuş gibi oldum. Burnum tıkandı, nefesim kırık kırık çıkıyordu. Bir elim göğsüme gitti, diğer elim yüzüme… ama gözyaşlarını durduramadım. Sadece ağlıyordum. Sessizce değil… içimden kopar gibi.
Yatağın üstüne oturdum ama vücudum tutmuyordu beni, öne doğru eğildim. “Ben ne yaptım ki…” dedim yine bu sefer daha kısık. Cevap yoktu. Sadece ağlamam vardı.
Bir süre sonra ağlamam daha da sertleşti, sanki içimde tuttuğum her şey bir anda boşalıyordu. Omuzlarım titredi, nefesim düzensizleşti.
Ama en kötüsü şuydu. Ne olduğunu bile tam anlayamıyordum sadece çok canım yanıyordu. Ekran hâlâ ışık veriyordu ama ben bakmıyordum bile. Tavanı izliyordum, sanki orada bir şey varmış gibi ama aslında sadece boşluk vardı.
Nefesim yavaşlamaya başlamıştı. Hâlâ içimde o sıkışıklık vardı ama eskisi kadar keskin değildi. Gözlerim yanıyordu, ağlamam durmuştu sadece yorgunluk kalmıştı. Bir süre öylece kaldım, hiçbir şey yapmadan sadece var olmaya çalışarak. “Geçecek…” dedim içimden.
Kendi sesim bile uzak geldi. Oda sessizdi ama bu kez o sessizlik beni boğmuyordu, sadece etrafımda duruyordu. Sonra bir ses duydum. İlk başta anlamadım kafamın içinden geliyormuş gibi hafif bir titreşimdi. Duraksadım, gözlerimi tavandan ayırmadım. Bir daha oldu bu sefer daha netti. bildirim sesi. Bir an kıpırdamadım sanki o sesi duymazsam gerçek olmayacakmış gibi ama biliyordum, telefondu… Kaan’den gelmişti.
Kaannin adını görünce içimde hem bir rahatlama hem de küçük bir mutluluk oluştu. Tüm kırgınlığın içinde bile, biri hâlâ bana yazıyordu.
İçimde oluşan mutlulukla beraber kilidi açtım.
Kaan: Nida
Kaan:Meryem sana ne dedi? Engellemekle alakalı.
Siz: Senin tarafını tuttuğumu düşünüyorlar kavgadan sonra. Ama ben kimsenin tarafını tutmamıştım. Ondan dolayı ikimizide engellemişler bizim bir olduğumuzu düşünüyorlar.
Bunları yazarken içimde onlara karşı öfke yeniden oluşmaya başladı. Her sözcüğüm öfkeyle dolup taşıyordu.
Kaan: Bana da aynı şeyi dediler seninle bir olduğumu düşündüler.
Kaan: Benim yüzümden arkadaşlarından oldun.
Kaan'nin yazdığı mesajda bir üzüntü sezmiştim. Onun yüzünden felan değildi hepsi onların aptallıklarıydı.
Siz: Senin bir suçun yok hepsi onların yüzünden beni istemiyorlarmış demek ki.
Bunu yazarken öfkenin yanında içimde üzüntü oluşmuştu.
Kaan: Seni 2 aydan fazla tanıyorum. Biraz duygusal biriymişsin gibime geldi.
Doğru tanımışsın beni kaan. Kimsenin yıllarca göremediği şeyi 2 ayda fark etmişsin.
Kaan: Şuan iyi misin sen?
Birisine içimi dökmek istiyordum ve Kaannsormuştu. İkimizde aynı tuzağın esirleriydik.
Siz: İyi değilim. Sen?
Kaan: Neden iyi değilsin. Bak eğer onlar içinse üzülmeyi bırak değmez onlar için. Şuan onlar yeni açtığı grupta bizimle dalga geçip gülüyorlar. Ama sen burada onlar için üzülüyorsun bunu kendine yapma be Nida.
Beni teselli ediyor ve işe yarıyordu. İçimde mutluluk kırıntıları oluştu. Gülümsüyordum. Kaan iyi biriydi.
Siz: Kaan ben teşekkür ederim. İyi ki varsın.
Kaan: Benim gitmem lazım görüşürüz.
Kaan'nin mesajını görünce yüzüm düştü. Onunla saatlerce konuşma isteği vardı içimde. Telefonu kenara yavaşça bıraktım. Efeyle konuşmak bana gerçekten iyi gelmişti.
Neden bu çocuğa düşman kesilmişlerdi anlamıyordum. Kaan gerçekten iyi biriydi ve onlar bunun farkında değildi.
Kaan'nin dedikleri aklımda dönüp dolaşıyordu. Aklıma geldikçe içimde hafif bir kıpırtı oluşuyordu ve gülümsüyordum. Bu çocuk ilaçtı sanırım bana.
Gözlerim ağırlaşmaya başladı. Bugün çok yorucu geçmişti. Fırtına, okulda kalma, deliler gibi koşmak üşümek, Meryem'in kurduğu cümleler, grubun engellemesi, kontrolümü kaybetme ve en güzel tarafı kaan'nin tesellisi.
Bugün tükenmiştim bedenim ve ruhum direnmekten, zihnim düşünmekten yorulmuştu. Son düşüncem yine Kaan oldu. Gözlerimi yavaşça kapattım.



