Sınıfta bir anda garip sessizlik olmuştu. Sınıfta 6 kişi kalmıştık.
Keşke bir bahane bulsaydın gitseydin.
Ama geç kalmıştım kapılar kitlenmişti bile. Telefonum cebimde titreşti. Kaşlarımı çatarak cebimden telefonumu çıkardım.
Kaan yazmıştı.
Niye yazdı ki şimdi?
Kaan: Grup dağıldı haberin olsun.
Lan ne oldu niye grup dağıldı. Of ya!
Siz: Neden dağıldı
Kaan: Meryem herkesi çıkardı tek bir şey söylemeden. Benide engellemiş.
Acaba beni engellemiş miydi? Son zamanlarda soğuk yapıyordu.
Siz: Zaten son zamanlarda soğuk davranıyordu.
Sohbetten çıktım ve Instagram Kullanıcısı yazısını gördüm. Beni de engellemişti. Ama neden engelledin Meryem?
Herşeyi bütün arkadaşlığı mahvetti aptal kız.
Siz: Beni de engellemiş Meryem.
Kaan:Kötü olmuş
Siz: Aynen.
Sohbetten çıktım. Mesaj kutusuna öylece bakıyordum. 7 tane üst üste Instagram Kullanıcısı yazıyordu. Grupta Efe hariç herkes beni engellemişti. Acaba aynı şey Efe de var mıydı?
Siz: Diğerleri seni engelledi mi? Beni engellemişler
1 dakika önce gönderildi.
2 dakika önce gönderildi
3 dakika önce gönderildi
Bu çocuk mesaj yazıp kayboluyordu sanırım. Hayaletle mi konuşuyordum ben?
Kaan: Evet engellemişler.
Siz: Acaba neden engellediler
Kaan: Gruptan sadece sen ve ben kaldık.
Bu mesaja istemsizce gülümsedim.
Aptallaşma Zeynep! Altı üstü sadece sen beni engellememişsin diyor.
Siz: Beni sadece sen engellememişsin.
Kaan: Evet. Benide sadece sen engellememişsin:)
Ben şimdi Efeyle konuşuyordum. Duvar gibi o çocukla konuşuyordum. Ve gruptaki gibi soğuk davranmıyor gibiydi. Bu fırtınalı havada yapacak en iyi şey Efe ile konuşmaktı sanırım. Yoksa böyle oturup tek başına vakit geçmezdi.
Siz: Eee ne yapıyorsun.
Kaan mesaja anında döndü.
Şaşırtıcı.
Kaan: Hiç öyle işte çalışıyorum
İşte mi çalışıyordu? Bu çocuk kaç yaşındaydı işte çalışıyordu?
Siz: Kolay gelsin de sen okula gitmiyor musun?
Kaan: Sağol. Ben hem işe gidiyorum hem de okula giidyorum.Sen ne yapıyorsun.
Siz: Okuldayım.
Kaan: Derste neden yazıyorsun bana?
Salak çocuk derste nasıl yazayım sana.
Öyle deme çocuğa nereden bilsin fırtına çıktığını.
Haklıydı.
Siz: Fırtına çıktı okulda kaldım.
Kaan: He dikkatli ol.
Siz: Sağol:)
Mesaja dönmedi. İşine devam ediyordur. Zor oluyordur çocuğun hayatı ya. Kaanyi düşünerek başımı dışarıya çevirdim. Kasvetli hava biraz olsun dağılmıştı. Gözlerim saate kaydı. 17.55'ti. Kahretsin! Antrenman saatim yaklaşıyordu. Yağmur azalmıştı. Eve gitmem lazımdı.
Üzerime lacivert hirkamı geçirdim çantamı alıp sınıftan ayrıldım. Sınıftan ayrılmadan önce gördüğüm en son şey sınıftakilerin anlamsız bakışlarıydı. Kapıya yaklaştığımda bir hoca önüme geçti.
"Kızım! Dur nereye gidiyorsun." dedi hoca.
"Hocam acilen eve yetişmem lazım. Lütfen önümden çekilir misiniz." dedim.
Hoca yüzüme bir süre baktı. "İyi git bakalım." dedi ve kapıyı açtı. Kapıdan çıktığım gibi koşmaya başladım. Gökyüzünü kaplayan koyu gri bulutlar sanki şehrin üzerine ağır bir perde çekmişti. Rüzgâr sokaklarda öfkeyle dolaşıyor ağaçların dallarını sağa sola savuruyordu. Yağmur ise hızını biraz kaybetmiş olsa da aralıklarla yüzüme çarpıyor her damlasıyla havanın ayazını daha çok hissettiriyordu. Islanan kaldırımlar solgun bir ayna gibi parlıyor kasvetli hava etrafı olduğundan bile sessiz gösteriyordu.
Apartman görüş alanıma girdiğinde koşmayı bıraktım seri adımlarla yürümeye başladım. Nefes nefeseydim soğuk hava ciğerlerimi yakıyordu. Sert esen rüzgar nefesimi kesiyordu.Yağmurdan ıslanan saçlarım yüzüme yapışmıştı. Apartmana girdiğimde derin derin nefes aldım verdim. Merdivenleri ikişer ikişer çıkarak dairenin önüne geldim. Ellerim soğuktan uyuşmuştu hissizleşmişti. Bacaklarım artık işlev görmüyordu ayakta duracak halim kalmamıştı. Çantamdan anahtarı çıkardım zar zor kapıyı açtım.
Yüzüme yapışan saçlarımı düzelttim. Heryerim ıslanmıştı. Okul formalarımdan kurtuldum üzerime kırmızı bir sweatshirt altıma bol rahat bir siyah eşofman geçirdim. Üzerimi değiştirdikten sonraki ilk işim saçlarımı kurutmak oldu.
Gözlerim saati buldu saat 18.03'tü. 8 dakikada eve gelmiştim.
Helal olsun sana.
Antrenman için yaklaşık 40 dakikam vardı zaten 15-20 dakikası yoldu. Koşarak 10 dakikada gidebilirdim. Saçlarımı kuruttuktan sonra saçlarımı taradım. Bir kase çıkardım mısır gevreği koydum üzerine süt ekledim. Yapabildiğim en hızlı şekilde yemeğimi yedim.
Saat 18.15'ti. Voleybol çantamı ayarladım formami orada giyecektim saçlarımı orada yapacaktım. Yine aynı tempoda koşmaya başladım. Spor salonun önüne geldiğimde biraz soluklandim bacaklarım ağrıyordu.
Giyinme odasına gittim ve üzerimi giydim. Çantamdan tarak ve toka alıp saçlarımı sıkı şekilde topladım. Tam o anda telefonumun bildirim sesini duydum. Kim yazmış olabilirdi ki?
Elim çantama gitti ve telefonumu buldu. Efe'den bir mesaj.
Kaan: He
Kral yaza yaza bu mesajımı yazdın ya.
Siz:He
Kaan: Ne yapıyorsun
Siz: Antrenmana geldim. Sen?
Kaan: Çalışıyorum işte.
Siz: Okul ve iş ikisi zor oluyordur sanırım.
Kaan: Biraz öyle.
Eee ne yazacaktık şimdi? Neyse antrenmana gitmem lazım diyip kapatıyım nasıl olsa konuşuruz bir şekilde.
Siz: Benim gitmem lazım görüşürüz.
Ve Hayalet kaan ortalıktan kayboldu. Gerçekten hayaletti bir gidip bir geliyordu. Telefonu bırakmadan önce saate baktım saat 18.39 du. 6 dakika sonra antrenman başlayacaktı. Telefonu çantama yerleştirdim ve giyinme odasından ayrıldım.
Salona yaklaştıkça top sesleri geliyordu. Koşarak salona girdim. "Ben geldim!" diye haber verdim. "Gel top oynayacağız." dedi Melis. "Tamam." diyerek aralarına katıldım.
Bir yandan konuşup bir yandan top oynuyorduk. "Maç kiminle bilen var mı?" dedi Ceylin. "Hoca bugün söyler ya." dedim.
Biiipppp
Ve Orkun Hocanın düdüğü öttü. Topları bıraktık. "Kızlar hızlıca ısınma hareketlerimizi yapalım antrenmana geçelim." dedi Orkun Hoca.Isınma hareketlerine geçmiştik. Salonun içinde top sesleri, ayakkabıların zemine sürtünmesi ve Orkun Hoca’nın sert uyarıları yankılanıyordu.
“Daha hızlı kızlar! Bu sadece ısınma!” diye bağırdı.
Kollarımı çevirirken bir an aklım kaan'ye kaydı ama hemen toparladım.
Isınma bittikten sonra savunma çalışmasına geçtik.
“Nida ve Cemre buraya!” dedi Hoca.
Hızlıca yerime geçtim. Arkada kalacak, top kurtaracak oyuncuydum. Her şey gözümün önündeydi ama ben asıl olanı kaçırmamaya çalışıyordum.
“Hazır olun! Top geliyor!” diye bağırdı Orkun Hoca.
İlk top file üzerinden sert bir şekilde geldi.
Refleksle dizlerimi kırıp yere yaklaştım ve topu kontrollü şekilde yukarı kaldırdım.
“Güzel!” dedi Melis.
İkinci top bu kez çaprazdan geldi.
Koşmam gerekti.
Zemine neredeyse kayar gibi uzanıp topu son anda kurtardım.
“İşte bu libero işi!” diye seslendi Orkun Hoca.
Üçüncü top daha sertti.
Bir an yetişemeyeceğimi sandım.
Son anda kendimi yere bıraktım ve parmak uçlarımla topu kaldırdım.
Salon kısa bir an sessizleşti, sonra toparlandı.
Ben ayağa kalkarken nefesim hızlanmıştı ama durmadım.
Orkun Hoca düdüğü çaldı.
“Harikasın Nida!”
Sesi bu kez sert değil, net ve memnun bir tondaydı.Bir an olduğum yerde kaldım.
Sanki o iki kelime bile içimde küçük bir şeyi yerinden oynatmıştı.
İçimde garip bir sıcaklık yayıldı.
Bunu dışarıya belli etmemeye çalıştım ama omuzlarımın biraz daha dikleştiğini fark ettim.
Küçük bir gurur… sessiz ama güçlü.
Sanki “devam et” diyen bir şey vardı içimde.Toplar yeniden havaya kalktı.Ama bu kez biraz daha hafif hissediyordum.Sanki oyun artık sadece görev değil, kendimi kanıtladığım bir şeye dönüşmüştü.
Daha hızlı! Maç temposu!” diye bağırdı Orkun Hoca.
Top üst üste gelmeye başladı. Sağdan, soldan, çaprazdazdan.
Dizlerim yanıyordu ama durmadım. Her topu görmeye, yetişmeye, çıkarmaya çalıştım.
“İyi Nida! Devam!” dedi Melis bir ara.
Nefesim hızlanmıştı. Salonun sesi birbirine karışmıştı. Ama kafamda garip bir sessizlik vardı. Sadece top sadece hareket. Bir an son top geldi. Zor bir açıydı. Kendimi yere bırakıp son anda kurtardım. Top havaya kalktı. “Bitti!” dedi Orkun Hoca düdüğü çalarak. Salon bir anda gevşedi. Herkes nefes aldı. Ben olduğum yerde birkaç saniye kaldım. Dizlerim titriyordu ama kalktım.
Orkun Hoca yanıma geldi. Bir an bana baktı. “Bugün iyiydin Nida. Özellikle savunmada.” dedi.
Kısa bir sessizlik oldu.
“Devam et böyle.” dedi Orkun Hoca sesinde bir beğenme sezdim. Başımı salladım. “Tamam hocam.” dedim
İçimde o küçük gurur tekrar yükseldi ama bu sefer daha sakindi. Gösterişsiz ama kalıcı.
Giyinme odasına doğru yürürken herkes konuşuyordu ama ben biraz gerideydim. Terli formam, yorgun bacaklarım ama garip bir rahatlık vardı üstümde.
Telefonumu almak için çantama uzandım.
Ekran açıldı.
Yeni bir bildirim yoktu. İçimde bir burukluk oluştu sanırım Kaan'nin yazmasını bekliyorum.
Çantayı kapatıp derin bir nefes aldım. Bugünlük yeterdi.



