Kaannin yazdığı mesaja istemsizce güldüm bir yandan da anlam verememiştim. Ne işine yarayacak orada kaç kız olduğu.
Siz: Ne yapacaksın
Kaan:Merak ettim bunda sorun göremiyorum.
Siz: Kendim saysana kaç tane kız olduğunu.
Kaan: 15 kız varmış.
Siz: He evet.
Grupta olan kavganın sebebini şimdi efeye sorabilirdim tam zamanı.
Siz: Birşey soracağım.
1 dakika önce gönderildi.
2 dakika önce gönderildi.
3 dakika önce gönderildi.
Off! Nereye kayboldu bu gerizekalı hemen. Bekleseydi ölüyor muydun yani Efe. Gerçekten gıcık.
Kaan: Sor
Anaaaa çocuk yazdı hadi şimdi tam zamanı.
Siz: Ela ile neden kavga ettiniz
Kaan: Alakası olmayan işlere karışıyor.
Kaan: Ne yapacaksın
Ona yaptığım şeyin aynısını yapıyor.
Evet o yüzden sende ona öyle cevap ver ona.
Siz: Merak ettim
Kaan: İyi öyle olsun.
Oğlum şimdi bu mesaja ne yazılırdı ki. En iyisi emoji bırakıp geçmek.
Kaan kişisinin mesajına 'uzaylı emojisi' bırakıldı.
O kadar emojinin içinden seçe seçe bunu seçtin Zeynep Bravo sana.
Teşekkür ederim iç ses.
Hâlâ modemden gelen sesleri duymuyor musun kalk yemek ye.
Doğru ben yemek yemeyi unutmuştum. Mutfağa koşarak gittim. "Anne yemekte ne yaptın?" diye sordum gerçekten çok acıkmıştım. "Tavuklu pilav ve mercimek çorbası yaptım." dedi annem.
En sevdiğimizz.
Aynen öyle en sevdiğimiz menü bir de yanında kola oldu mu mis gibi. Kendime mercimek çorbası koydum ve onu yemeye başladım bir yandan da annem ile bir dizi izliyorduk.
"Bugün antrenmanın var mı?" diye söze girdi annem.
"Hayır yok." dedim.
Yaklaşık 10 dakika sonra yemeğimi bitirmiş yatağıma uzanmıştım. Kucağımdaki bilgisayardan bir film açtım.Inside Out diye bir film.
Muhtemelen filmin yarısına bile gelmeden uyuyacaktım.
30 Dakika Sonra
Göz kapaklarıma ağırlık düşmeye başlamıştı. Filmi kapatıp bilgisayarı başucumdaki komodine koydum. Gözlerim artık direnecek halde değildi. Gözlerimi kapattır kapatmaz sıcak bir uykuya yenik düştüm.
Ertesi gün
Gözlerimi güneşin ilk ışıklarıyla açtım. Uzun süre uyumama rağmen hâlâ kendimi bitkin hissediyordum. Elime telefonumu aldım mesaj var mı diye. Grupta mesaj felan yoktu Efe ve Ela'nın kavgasından sonra grupta kimse konuşmamıştı.
Aptallar.
Telefonu bir kenara bıraktım ve rutinimi yaptım. Dün gece çantamı ayarlamamıştım şimdi ise çantamı ayarlayacaktım. Kafamda ders programını ezbere biliyordum.
Coğrafya,Matematik,İngilizce,Din,
Diye tekrarladım içimden. Çantamı ayarladım ve mutfağa gittim. Kimse yoktu mutfakta. Masanın üstündeki notu fark ettim notta 'Kızım biz anneannenin yanına geldik kalp krizi geçirmiş.' yazıyordu.
Yani Annemgil Ankara'da değildiler. Samsun'a gitmişlerdi. Büyük ihtimalle uyuyorum diye söylemediler. Tabağa mısır gevreği koydum üzerine süt ilave ettim. Kahvaltımı hızlıca yaptım.
Elime telefonumu aldım saat 08.03'tü.Telefonumu cebime koyup son bir kez evi kontrol ettim. Pencereler kapalıydı, ışıklar sönüktü. Çantamı omzuma attım, ayakkabılarımı giydim ve kapıyı çekip dışarı çıktım.
Okula yürüyerek gitmeyi seviyordum. Sabahın serin havası insanın uykusunu açıyordu. Kaldırımda ağır adımlarla yürürken etrafımdan geçen öğrencilerin yarısı daha gözlerini tam açamamış gibiydi. Kimisi elindeki poğaçayı yemeye çalışıyor, kimisi de son anda yetişmek için koşuyordu.
Ben ise her zamanki gibi kendi hâlimde yürüyordum.
Yol boyunca aklıma dün akşam kaan'yle yaptığımız konuşma geldi. Çocuk bir garipti gerçekten. Bazen yazdıkları yüzünden kahkaha atacak gibi oluyordum, bazen de "Bunu neden söyledi şimdi?" diye dakikalarca düşünüyordum.
Farkına bile varmadan okulun önüne gelmiştim. Bahçe öğrencilerle doluydu. Bir köşede top oynayanlar, diğer tarafta yüksek sesle sohbet edenler vardı. Daha ilk ders zili çalmadan okulun gürültüsü başlamıştı.
Derin bir nefes alıp içeri girdim.
Bugün sıradan bir gün olacakmış gibi hissediyordum.
Tabii benim hislerime güvenilecek olsaydı şimdiye kadar dünyanın sonu üç kere gelmişti.
Sınıfa girdiğimde "Sonunda geldin!" diyen Asya'nın sesini işittim. "Öldün sandık salak arıyoruz dünden beri açmıyorsun." dedi Irmak. "Tamam geldim işte niye abartıyorsunuz!" diye kendimi savundum.
"Çantanı koy gel kantine gideceğiz." dedi Irmak. "Irmak sana evde yemek vermiyorlar mı sürekli kantine gidiyoruz." dedim gülerek. Çantamı sırama yerleştirdim. "Evet yemek vermiyorlar bana evde." dedi Irmak. "Aaa olmaz öyle gel bize ben seni beslerim." dedi Asya.
Her zamanki halimizdi. Sürekli gülerdik dalga geçerdik ve her zaman kantindeydik. Şu kantine giden paranın %80 i Irmak'a aittir. Kantinde işimiz bittikten sonra sınıfa çıktık.
İlk ders her zamanki gibi başladı öğretmen tahtaya konu yazarken sınıf yavaş yavaş kendi düzenine giriyordu arka sıralarda fısıldaşmalar kalem sesleri ve küçük kahkahalar birbirine karışıyordu
Ben defterin kenarına bir şeyler karalarken zamanın nasıl geçtiğini pek fark etmiyordum ilk ders bu şekilde hızlıca bitti
İkinci ders biraz daha sıkıcıydı öğretmen anlatıyordu biz dinliyor gibi yapıyorduk ama aslında herkesin aklı çoktan teneffüse kaymıştı
Üçüncü ders geldiğinde sınıfın enerjisi iyice düşmüştü herkes aynı anda sıkılmış gibi davranıyordu zaman normalden daha yavaş geçiyordu
Son dersin sonlarına doğru sınıfta artık kimse derse odaklanmıyordu herkes gözünü pencereye çevirmişti
Gökyüzü tamamen kapanmıştı gri bulutlar o kadar alçalmıştı ki sanki biraz daha uzatsak elimizle dokunacak gibiydik
Rüzgâr camlara daha sert vurmaya başladı
Asya kaşlarını çatıp camdan dışarı baktı bu normal değil dedi Asyaı.Irmak sessizdi sadece dışarıyı izliyordu
Ve tam o anda yağmurun ilk damlası cama düştü
Bir tane
Sonra bir tane daha
Bir saniye içinde o tek damla yerini hızla çoğalan yağmura bıraktı.Sanki gökyüzü bir anda açılmış gibi yağmur sertleşerek inmeye başladı.Sınıfta küçük bir uğultu yükseldi.Tam o sırada okulun anons sistemi cızırtıyla açıldı.Bir iki saniye sonra müdürün sesi tüm koridora yayıldı
"Servisle giden öğrenciler servislerine binsin yürüyerek giden öğrenciler okulda kalsın hava şartları nedeniyle okulda çıkışlar kontrollü yapılacaktır"dedi müdür
Sınıfta bir anda hareket başladı
Herkes çantasını kaptığı gibi kapıya yöneldi
Asya hızlıca çantasını toplarken iyi ki servis var dedi.Irmak da ayağa kalktı yoksa yürüyerek asla gidilmezdi dedi.
Ben camdan dışarı baktım yağmur artık neredeyse sağanak hâline gelmişti.Zil çaldığında koridor bir anda doldu taştı.Servis sırası olanlar hızla bahçeye çıkarken yürüyerek gidenler yavaşça sınıfta kaldı.
Asya kolunu kaldırıp bana el salladı biz gidiyoruz dedi.Irmak da hızlıca gülümseyip görüşürüz dedi Irmak.İkisi birlikte kalabalığın içine karışıp gözden kayboldu.Sınıfta bir anda sessizlik kaldı.
Ve ben tek başıma kaldım.



