İçeriğe geç

Gölgesi Başka Şehirde

Bölüm 13 · 7 dk okuma

Gölgesi Başka Şehirde

Bölüm 13

Beyaz Gülün Sahibi

Aradan iki ay geçmişti.

Zaman, ilk başta hiç geçmeyecek gibi gelmişti. Ama fark etmeden takvim yaprakları birer birer eksilmişti. Abim artık evindeydi. Tedavisi devam ediyordu ama eskisine göre çok daha iyiydi. O gece hastane koridorunda yaşadığımız korku, yerini sessiz bir rahatlamaya bırakmıştı.

Ben de değişmiştim. Psikoloğa gitmeye devam ediyordum. Hâlâ zorlandığım anlar oluyordu ama artık duygularımı bastırmak yerine onlarla yaşamayı öğreniyordum. Yaz tatili başlamıştı. Sabahları aceleyle hazırlanıp okula yetişme telaşı yoktu. Günler daha sakindi. Bazen annemle dışarı çıkıyor, bazen bütün günü evde geçiriyordum.

Ama değişmeyen tek bir şey vardı: Kaan.

Son iki aydır neredeyse her gün konuşuyorduk. Sabah attığı "Günaydın" mesajı, gece söylediği "İyi geceler" artık günümün vazgeçilmez bir parçası olmuştu.

Telefonum hafifçe titredi. Gülümsedim. Kim olduğunu tahmin etmek hiç de zor değildi.

KAAN: Günaydın tavşanıımm:)

Parmaklarım klavyenin üzerinde hızla dolaştı.

Siz: Günaydın öküzüümm:)

Mesajı göndermemin üzerinden birkaç geçmişti ki yeni bir bildirim daha geldi.

KAAN: Yeni mi uyandın?

Siz: 5 dakika önce uyandım.

KAAN: Ne yapıyorsun bakalım?

Siz: Öyle yatakta yatıyorum, sen?

KAAN: Ben de işteyim.

Mesaja tam cevap verecekken bir bildirim daha geldi.

KAAN: Yarın izinliyim:)

Yarın izinli! Bolca konuşma zamanımız!

Siz: Oha çok güzel:)

KAAN: Benim işe devam etmem lazım akşam görüşürüz:)

Siz: Görüşürüzz:)

Kaan mesajı gönderdikten hemen sonra çevrim dışı oldu. Muhtemelen işe dönmüştü. Benim son mesajımı görmeye bile fırsatı olmamıştı.

"Nida! Uyandın mı kızım?" diye seslendi annem.

"Evet anne." dedim.

"Kahvaltı yap gel!" dedi annem.

Son bir kez telefonda Kaan'dan mesaj var mı diye baktım, yoktu. Gülümseyerek mutfağa doğru gittim. Annem patates kızartması hazırlamıştı, yanına da özenle kahvaltılıklar yerleştirmişti. Her zamanki gibi televizyonda sabah programı açıktı. Sandalyeye oturup tabağıma domates ve peynir aldım. O sırada annem önüme haşlanmış iki tane yumurta koydu.

"Yumurtalardan yemeyi unutma." dedi. Başımı sallayarak "Tamam." dedim. Bir tane haşlanmış yumurta ve patates kızartmasını tabağıma yerleştirdim. Yemeğimi yerken bir yandan da programı izliyordum.

"Bugün antrenman kaçta olacak?" dedi annem.

"2'de olacak." dedim. Saat şu an 12.45'ti.

Yaklaşık 15 dakika sonra kahvaltım bitmişti. Tabağımı bulaşık makinesine yerleştirdikten sonra odama geçtim. Bugün evden erken çıkacaktım. Pijamalarımdan kurtulup üzerime bordo bluz, altıma beyaz keten pantolon geçirdim. Şimdi sıra spor çantamı hazırlamaktaydı. Çantanın büyük gözüne formamı, şortumu, dizliğimi, kolluğumu yerleştirdim. Küçük göze ise cüzdanımı ve anahtarlığımı koydum.

Ağustosun ilk haftasındaydık, havalar çok sıcaktı. Bu yüzden saçlarımı atkuyruğu yaptım. Güneş kremi sürüp telefonumu ve çantamı alarak odamdan çıktım.

"Anne!" diye seslendim.

"Efendim?" dedi annem salondan. Yanına gittim.

"Antrenmandan önce Irmak'la buluşabilir miyim?" diye sordum.

"Hazırlanmışsın bile." dedi annem beni süzerek. Biraz duraksadıktan sonra, "İyi, git madem." dedi.

Bir zafer kazanmış edasıyla gülümsedim. Evden çıkıp ayakkabılarımı giydim. Apartmandan ayrılır ayrılmaz kulaklığımı taktım ve Geceyi Anlatmış şarkısını açtım. Şarkıyı dinlerken aklıma Kaan geldi. Gerçekten Kaan'layken bu hayatı harbiden yaşıyordum. İlk defa birisi beni anlamıştı; sahte teselliler yerine içime işleyen sözler söylemişti. Sadece bu özelliği bile onun yerini herkesten farklı kılıyordu.

Yüzlerce kırmızı gül vardı ama o kırmızı güllerin içinden bir tane beyaz gül vardı. İşte o beyaz gül Kaan'dı, kırmızı güller ise herkesti.

Bir an düşüncelerim sustu ve bütün odağım şarkıya kaydı. Şarkı değişmişti: "Seni bir kere görsem belki rahatlar içim..." Diliyordu şarkı. Sen Varsın Diye... Bu şarkı düşüncelerimin yönünü yeniden tamamen Kaan'a çevirdi. Bir kere yüz yüze görsem içim rahatlardı. Neredeyse beş aydır konuşuyorduk ama hiç yüzünü görmemiştim.

Kafamdaki bu tatlı ama bir o kadar da içimi sızlatan düşüncelerle yürürken yolun nasıl bittiğini anlamamıştım. Buluşacağımız kafenin önüne geldiğimde gözlerim tanıdık bir simayı aradı. Çok geçmeden dışarıdaki masalardan birinde, elindeki telefonla hararetli hararetli uğraşan Irmak'ı gördüm.

Hızla yanına adımlayıp çantamı boş sandalyeye bıraktım. "Selam, çok bekletmedim umarım?" diyerek karşısına oturdum.

Irmak irkilerek başını telefondan kaldırdı ve beni görünce kocaman gülümsedi. "Yok be kızım, ben de yeni geldim sayılır. Ooo, bakıyorum da bordo-beyaz uyumu yakıyor! Antrenman öncesi bu ne şıklık Nida Hanım?" diyerek beni süzdü.

Hafifçe güldüm, saçımın arkaya düşen atkuyruğunu düzelterek, "E herhalde, seninle buluşuyorum. Hem antrenmandan önce biraz enerji depolamam gerekiyordu" dedim. Garson gelip siparişlerimizi aldıktan sonra Irmak kollarını masaya yaslayıp bana doğru eğildi. Gözlerindeki o muzip parıltıyı hemen tanımıştım.

"Ee, anlat bakalım. Kimmiş damat adayımız?" dedi Irmak göz kırparak. "Meraktan uyuyamadım gece!"

Önüme bırakılan soğuk kahveden derin bir yudum alıp bardağı masaya bıraktım. "Damat adayı falan deme kızım, utanıyorum," dedim yüzümün ısındığını hissederken. "Adı Kaan. On yedi yaşında, İzmir'de yaşıyor."

Irmak şaşkınlıkla gözlerini açtı. "İzmir mi? Ooo, mesafe diyorsun yani... Peki nasıl biri, yakışıklı mı bari? Anlat hadi!" dedi heyecanla.

"Çok başka biri Irmak... Konuşması, ses tonu, beni anlayışı... Her şeyiyle o kadar özel ki," dedim, yüzümde engel olamadığım bir tebessümle. Ama hemen ardından içimi çektim. "Çok iyi gidiyor aslında. Yani... Ne bileyim, her şey rüya gibi ama bazen canımı sıkan şeyler oluyor işte."

Irmak hemen duruşunu dikleştirdi. "Ne oldu? Bir sorun mu var yoksa?"

"Sorun yok da..." derken parmaklarımla soğuk kahve bardağının etrafında küçük daireler çizdim. "Yolda gelirken kulaklıkta bir şarkı çaldı. 'Seni bir kere görsem belki rahatlar içim' diyordu. Tam o an içime bir öküz oturdu sanki. Neredeyse beş aydır her gün konuşuyoruz, hayatımın merkezindesin ama yüzünü hiç görmedim Irmak. Bazen bu mesafeler içimi çok acıtıyor."

Irmak uzanıp masanın üzerindeki elimi sıktı. "Nida, kolay olmadığını biliyorum. Ama Kaan senin hayatına öyle bir dokundu ki, en zor zamanında seni o toparladı. Sabret tatlım, inanıyorum ben, o gün de gelecek. Hem bak, yarın izinliymiş işte!"

Onun bu desteği içimi biraz olsun rahatlatmıştı. Saatime baktığımda 13.30 olduğunu gördüm. "Benim yavaştan kalkmam lazım, antrenman saati geliyor," dedim. Irmak’la vedalaşıp hızlı adımlarla salona geçtim.

Soyunma odasında üzerime her zamanki libero formamı geçirdim. Sahaya adımımı attığımda o tanıdık ter ve parke kokusu ciğerlerimi doldurdu. Isınma hareketlerinden sonra Orkun Hoca takımları böldü. Bir libero olarak oyunun beyni olmak, savunmayı yönetmek bendeydi. Karşı tarafın pasörü topu kaldırdığında gözlerimle smaçörü takip ettim. Top havada ıslık çalarak gelirken kendimi düşünmeden parkeye bıraktım. Dizliğimin zemine sürtünürken çıkardığı o bildik ses salonu inletti. Topu tam istediğim yere, pasörün ellerine düşürdüm.

"Harika Nida!" diye bağırdı Orkun Hoca.

Yorgunluktan nefes nefese kalmıştım ama o an tüm dertlerim silinmişti. Antrenman bittiğinde bacaklarım titriyor, saçlarımdan ter süzülüyordu ama içimdeki o huzursuzluk yerini tatlı bir yorgunluğa bırakmıştı. Eve dönüp kendimi hemen banyoya attım. Sıcak bir duşun ardından en rahat pijamalarımı giyip yatağıma uzandım.

Yatakta sırtüstü uzanıp tavanı seyrederken aklım yine Kaan’a kaydı. Tam bunları düşünürken komodinin üzerindeki telefonum hafifçe titredi. Ekrandaki ismi görünce kalbimin ritmi anında hızlandı.

KAAN: İş bitti, eve geçtim sonunda:)

Siz: Hoş geldin:) Çok yoruldun mu?

KAAN: Biraz yoruldum. Ama şimdi iyi olacağım çünkü seninle konuşuyorum:)

Tebessüm ettim ve biraz utanç hissettim.

Siz: Heee, ne yapıyorsun?

KAAN: Oturuyorum, sen?

Siz: Ben de uzanıyorum öyle.

Kısa süre sonra yeni bir bildirim düştü.

KAAN: Nida, sana bir şey demek istiyorum.

Nefesimi tuttum. Ne diyecekti ki? Kötü bir şey mi oldu? Ellerim tereddütle klavyenin üzerinde dolaştı.

Siz: Kötü bir şey mi oldu?

KAAN: Hayır, aksine iyi bir şey. Benim için.

Siz: Merak ettim, söyle hadi:)

KAAN: Nida, dile kolay tam beş aydır hayatımdasın. İlk zamanlar sadece telefondaki bir sesten ibarettin belki ama şu an günümün, gecemin, her anımın merkezindesin. Ben seninle gerçekten yaşamaya başladığımı hissettim. En zor anında bile o kadar güçlü, o kadar kendinsin ki... Artık hayatımdan bir saniye bile eksilmeni istemiyorum. Aramızdaki kilometrelerin, o lanet mesafelerin hiçbir önemi yok benim için. Ben artık sadece mesaj kutumda değil, hayatımın tam ortasında olmanı istiyorum. Benimle sevgili olur musun?

Uzun mesajı görünce sertçe yutkundum. Okuduğum her sözcükte içimdeki mutluluk artıyordu. Hiç düşünmeden:

Siz: Evet Kaan, seninle sevgili olurum:)

Yazdım ve anında cevap geldi.

KAAN: Ne, gerçekten mi?

Siz: Evet gerçekten, ben de senden hoşlanıyorum.

Bunu yazarken kızarmadan edememiştim.

KAAN: Oha, çok çok güzel.

Siz: Ben utandım şimdi ama:)

KAAN: Pubg oynayalım mı güzelim?

O an gözlerim sadece bir cümlede takılı kaldı. Güzelim. Kaan bana güzelim demişti!

KAAN: Utandın mı yoksa güzelim dediğim için?

Beni hemen anlamıştı.

Siz: Ya sus. Ama Pubg'ye girmeden önce senden bir şey isteyeceğim.

KAAN: İste güzelim.

Siz: Bana yüzünü gösterir misin?

Yazdım utanarak. Hâlâ güzelim kelimesinin etkisindeydim.

KAAN: Tabii ki güzelim, atıyorum hemen:)

Bir süre sonra ekrana yeni bildirim düştü. Kaan bir fotoğraf göndermişti. Fotoğrafı merakla açtım. Gözlerim ilk Kaan'ın ela gözlerine çarptı. Çok güzel bakıyorlardı. Saçları siyah denilecek kadar koyuydu. Çok yakışıklıydı.

Siz: Oha, çok yakışıklısın. Bir kez daha aşık oldum:)

KAAN: Teşekkür ederim güzelim:)

Siz: Ben de atayım mı yüzümü?

KAAN: Atmanı çok isterim ama sen bilirsin yine güzelim.

Siz: Atıyorum.

Galerime girdim, gözüme güzel gelen bir fotoğrafımı Kaan'a yolladım. Kaan mesaja anında bakmıştı.

KAAN: Oha çüş! Çok güzelsin, gerçekten çok güzelsin:)

Siz: Teşekkür ederim:) Oyuna girelim mi yakışıklım?

Son kelimeyi bilerek vurgulamıştım.

KAAN: Olur güzelim:)

Gülümseyerek mesajlardan çıktım ve Pubg'ye girdim.

Bölüm sonu

3 yorum

  • Çok güzel ciddiyim anlatımı çok iyi bu arada çok güzel anlatıyorsun ve hani insanları boğulmadan okuyucuları boğulmadan çok iyi bir betimlemişsin ve hani içerik olarak kitabın çok iyi bence daha fazla okunması hak ediyor👏👏❤️

    1Yanıt