Kimse konuşmuyordu.
Fotoğraf hâlâ Alice'in elindeydi.
Max gözlerini ondan ayıramıyordu.
Dr. Maxwell Turner.
Aynı yüz.
Aynı gözler.
Sanki biri onun fotoğrafını çekip geçmişe yerleştirmişti.
Ama bu mümkün değildi.
Değil miydi?
Steven dosyaları karıştırmaya başladı.
Birkaç dakika sonra eski bir klasör buldu.
Üzerinde büyük kırmızı harflerle şunlar yazıyordu:
GİZLİPROJE MORVANE
Steven klasörü açtı.
İlk sayfada şu cümle vardı:
"Morvane bulunmadı. Morvane yaratılmadı. Morvane uyandırıldı."
Odadaki herkesin tüyleri diken diken oldu.
Miles diğer sayfaları çevirdi.
Araştırmacı notları vardı.
Parçalanmış raporlar.
Eksik belgeler.
Ama bazı satırlar okunabiliyordu.
"Varlık insan zihnini etkiliyor."
"Gerçekliği bükebiliyor."
"Kendisini fiziksel olarak göstermeden önce taşıyıcılar oluşturuyor."
"İnsan korkularını kullanıyor."
"Kapı tamamen açılırsa..."
Sayfanın devamı yırtılmıştı.
Zoey sinirli şekilde masaya vurdu.
"Bu kapı ne?"
"Ve neden herkes ondan bahsediyor?"
Tam o sırada.
Hoparlörlerden yeniden cızırtı yükseldi.
Bu kez daha netti.
Ve aynı kadın sesi tekrar duyuldu.
"Denek 13 kaçtı."
Cızırtı.
"Denek 13 karantina seviyesini ihlal etti."
Cızırtı.
"Tanrı yardımcımız olsun."
Katie yavaşça başını kaldırdı.
"Denek 13..."
Henry'nin yüzü gerildi.
"Bu hiç hoşuma gitmedi."
O anda koridorun sonundan metal sürtünme sesi geldi.
SCRRRRKKK...
Kimse hareket etmedi.
Ses tekrar geldi.
SCRRRRKKK...
Bir şey sürükleniyordu.
Ağır.
Yavaş.
Ve onlara doğru yaklaşıyordu.
Max el fenerini kaldırdı.
Koridorun ucuna tuttu.
İlk başta hiçbir şey görünmedi.
Sonra...
Bir tekerlek.
Paslı bir hastane sedyesi.
Kendi kendine hareket ediyordu.
Üzerinde kimse yoktu.
Ama ilerliyordu.
Doğrudan onlara doğru.
Zoey geri çekildi.
"Hayır."
Sedye durdu.
Yaklaşık on metre önlerinde.
Ve üzerinde bir şey belirdi.
Bir dosya.
Az önce yoktu.
Şimdi vardı.
Max yaklaşarak dosyayı aldı.
Üzerinde tek bir isim yazıyordu.
MAX TURNER
Odadaki herkes ona baktı.
Max dosyayı açtı.
İlk sayfayı görünce nefesi kesildi.
Çünkü bu bir hasta dosyasıydı.
Ve fotoğraf kısmında...
Kendi resmi vardı.
Ama yaş çok farklı görünüyordu.
Dosyanın altında şu yazıyordu:
Denek 13Durum: BaşarılıBellek Sıfırlama: TamamlandıYeni Kimlik Atandı
Max'in elleri titremeye başladı.
"Bu saçmalık..."
Ama içten içe korkuyordu.
Çünkü son birkaç gündür garip şeyler oluyordu.
Bazen çocukluğundan anılar hatırlayamıyordu.
Bazen rüyalarında bu tesisi görüyordu.
Hem de daha önce hiç gelmediği halde.
Steven dosyayı aldı.
Son sayfalara baktı.
Yüzü anında değişti.
"Max..."
"Nedir?"
Steven cevap vermekte zorlandı.
Sonunda kısık sesle okudu.
"Eğer Denek 13 uyanırsa, Morvane de uyanacaktır."
Sessizlik.
Mutlak sessizlik.
Kimse ne diyeceğini bilmiyordu.
Çünkü bu her şeyi değiştiriyordu.
Tam o sırada.
Tesisin ışıkları söndü.
Her yer karanlığa gömüldü.
Bir saniye.
İki saniye.
Üç saniye.
Sonra kırmızı acil durum ışıkları yandı.
Koridor kan kırmızısı renge büründü.
Ve hoparlörlerden farklı bir ses duyuldu.
Bu kadın sesi değildi.
Bu...
İnsan sesi bile değildi.
Boğuk.
Derin.
Eski.
Ve ürkütücü derecede sakindi.
"Max..."
Max'in kalbi duracak gibi oldu.
Çünkü ses doğrudan onu çağırıyordu.
"Max..."
Ses tekrar geldi.
Bu kez daha yakın.
Sanki hoparlörden değil de kulağının hemen arkasından konuşuyordu.
"Hatırlıyor musun?"
O anda Max'in zihninde bir görüntü parladı.
Bir laboratuvar.
Çığlık atan insanlar.
Beyaz önlükler.
Kırmızı alarmlar.
Ve dev bir kapı.
Metalden yapılmış.
Üzerinde binlerce sembol vardı.
Kapının önünde duran kişi dönüp ona baktı.
Ve Max dondu.
Çünkü gördüğü kişi kendisiydi.
Ama daha yaşlı.
Daha sert.
Ve gözlerinde korku vardı.
Görüntü aniden kayboldu.
Max yere düştü.
Nefes nefese kalmıştı.
Anna yanına koştu.
"İyi misin?"
Max cevap veremedi.
Çünkü zihninde tek bir cümle yankılanıyordu.
Yaşlı Max'in söylediği son cümle.
"Kapıyı ben açtım."
O anda tesisin derinliklerinden dev bir patlama sesi geldi.
BOOOOM!
Yer sallandı.
Tavan çatladı.
Tozlar döküldü.
Ve kırmızı ışıkların altında bir ekran aniden aktifleşti.
Büyük harflerle şu yazıyordu:
KARANTİNA İHLALİSEKTÖR OMEGA AÇILDI
Ve ekranın altında tek bir isim yanıp sönüyordu:
MORVANE