"Morvane..."
İsim havada asılı kalmış gibiydi.
Sanki söylenmemesi gereken bir şey söylenmişti.
Sanki dünya bu kelimeyi duymaktan hoşlanmamıştı.
Max etrafına baktı.
Kayıp insanlar hareketsizdi.
Sarı gözler sönmüştü.
Orman sessizliğe gömülmüştü.
Ama bu huzurlu bir sessizlik değildi.
Bu...
Bekleyen bir sessizlikti.
Bekçi yavaşça döndü.
"Çabuk."
Bu kez sesinde emir vardı.
"Geçit uzun süre açık kalmayacak."
Miles telefonundaki haritaya baktı.
Kırmızı nokta sürekli yanıp sönüyordu.
Ormanın kuzey tarafını gösteriyordu.
Yaklaşık iki kilometre uzakta.
"Buradan."
Max arkadaşlarına baktı.
Kimse itiraz etmedi.
Çünkü artık geri dönüş yoktu.
Yaklaşık kırk dakika boyunca yürüdüler.
Orman giderek değişiyordu.
Ağaçlar büyüyordu.
Gövdeleri normalden daha kalındı.
Dalları birbirine dolanmıştı.
Bazılarının kabuklarında yüzler vardı.
İnsan yüzleri.
Acı çeken.
Çığlık atan.
Yalvaran.
Max birkaç kez dönüp tekrar baktı.
Ama her seferinde yüzler kayboluyordu.
Sanki hiç var olmamışlardı.
Zoey sessizliği bozdu.
"Bir şey soracağım."
Kimse cevap vermedi.
"Bekçi neden bize yardım ediyor?"
Bu soru herkesin aklındaydı.
Ama cevap gelmedi.
Çünkü Bekçi çoktan ortadan kaybolmuştu.
Ne zaman ayrıldığını bile fark etmemişlerdi.
Katie aniden durdu.
"Buradayız."
Önlerinde devasa bir kaya yükseliyordu.
Sıradan görünüyordu.
Ama Miles'ın telefonundaki harita tam olarak burayı işaret ediyordu.
"Bir şey göremiyorum."
Henry kayanın etrafında dolaştı.
Sonra ayağı bir şeye takıldı.
METAL.
Paslı bir yüzey.
Toprağın altından çıkıyordu.
Birlikte kazmaya başladılar.
Dakikalar sonra metal kapının tamamı ortaya çıktı.
Yuvarlaktı.
Eskiydi.
Ve üzerinde solmuş bir logo vardı.
Bir göz sembolü.
Altında ise şu yazıyordu:
BLACKWOOD ARAŞTIRMA TESİSİ
1958
Steven'ın yüzü gerildi.
"Bu gerçek olamaz."
Ama gerçekti.
Çünkü kapı önlerinde duruyordu.
Yıllardır saklanmış.
Yıllardır unutulmuş.
Ve şimdi yeniden bulunmuştu.
Miles kontrol panelini inceledi.
Elektrik yoktu.
Sistem ölü görünüyordu.
Ama tam o sırada panel kendiliğinden aydınlandı.
BİP.
BİP.
BİP.
Kırmızı ışıklar yandı.
Ve ekranda bir yazı belirdi.
YETKİLENDİRME GEREKLİ
Ardından ikinci bir yazı çıktı.
Herkes dondu.
Çünkü ekranda Max'in adı yazıyordu.
HOŞ GELDİNİZ
MAX TURNER
Max geri çekildi.
"Nereden biliyorlar?"
Kimsenin cevabı yoktu.
Çünkü tesis altmış yıldan daha eskiydi.
Ve Max on yedi yaşındaydı.
Bu mümkün değildi.
Kapı yavaşça açılmaya başladı.
İçeriden soğuk hava yükseldi.
Pas kokusu.
Toz.
Ve yıllardır açılmamış bir yerin kokusu.
Aşağıya inen metal merdivenler görünüyordu.
Karanlığın içine uzanıyordu.
Sonu görünmüyordu.
İlk adımı Max attı.
Sonra Steven.
Ardından diğerleri.
Kapı arkalarında kapanırken çıkan ses herkesin içini ürpertti.
GÜÜÜM.
Artık yeraltındaydılar.
Merdiven yaklaşık yüz basamak sürüyordu.
En sonunda geniş bir koridora ulaştılar.
Duvarlar metaldi.
Tavan boyunca eski lambalar sıralanmıştı.
Ve inanılmaz şekilde...
Bazıları hâlâ çalışıyordu.
Titrek sarı ışıklar koridoru aydınlatıyordu.
Duvarlarda uyarı levhaları vardı.
SEKTÖR A
SEKTÖR B
LABORATUVARLAR
ARŞİV
KARANTİNA
Katie'nin içi ürperdi.
"Karantina mı?"
Kimse cevap vermedi.
Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu.
Burada neyi karantinaya almışlardı?
Bir anda hoparlörlerden cızırtı geldi.
Yıllardır çalışmaması gereken bir sistem canlanmıştı.
Ve eski bir kadın sesi duyuldu.
"Personel dikkatine..."
Ses bozuldu.
Sonra geri geldi.
"...kapı açıldı..."
Cızırtı.
"...Morvane..."
Cızırtı.
"...kaçın..."
Sonra yayın kesildi.
Anna'nın yüzü bembeyaz olmuştu.
"Bu kayıt mıydı?"
Steven başını salladı.
"Evet."
"Ama ne zamandan?"
Cevabı birkaç dakika sonra buldular.
Arşiv odasında.
Kapı açıktı.
İçeri girdiklerinde yüzlerce dosya gördüler.
Tozlu raflar.
Eski belgeler.
Fotoğraflar.
Kasetler.
Ve ortada duran büyük bir pano.
Max panoya yaklaşınca nefesi kesildi.
Çünkü panonun merkezinde tek bir fotoğraf vardı.
Siyah beyaz.
1958 tarihli.
Araştırma ekibi.
Yaklaşık yirmi kişi.
Ama içlerinden biri...
Birine benziyordu.
Çok benziyordu.
Alice fotoğrafı aldı.
Sonra gözleri büyüdü.
"Bu..."
Max yaklaştı.
Ve donup kaldı.
Fotoğraftaki genç adam...
Kendisiydi.
Aynı yüz.
Aynı gözler.
Aynı ifade.
Tek fark kıyafetleriydi.
Ve fotoğrafın tarihi.
Odada ölüm sessizliği oluştu.
Zoey fısıldadı.
"Bu imkânsız..."
Ama daha korkutucu olan şey fotoğrafın altındaki isimdi.
DR. MAXWELL TURNER
PROJE MORVANE
BAŞ ARAŞTIRMACI
Max'in elleri titremeye başladı.
Çünkü o anda ilk kez kendi geçmişinden şüphe etmeye başlamıştı.
Ve yeraltındaki tesisin derinliklerinde...
Onu bekleyen cevaplar vardı.
Ama bazı cevaplar insanın keşfetmemesi gereken şeylerdi.
Özellikle de kendi kimliğiyle ilgili olanlar...