Morvane'nin kahkahası bütün tesiste yankılandı.
Duvarlar titredi.
Borular patladı.
Tavandan kıvılcımlar yağmaya başladı.
Ama Evelyn hiçbirine bakmıyordu.
Gözleri yalnızca Avcı'daydı.
Ya da...
Ethan'da.
"Ethan..."
Sesi titriyordu.
Yılların özlemi vardı içinde.
Acı vardı.
Suçluluk vardı.
Avcı hareketsiz kaldı.
Maskesindeki mavi göz Evelyn'e sabitlenmişti.
"Ethan."
Bu kez daha güçlü söyledi.
Bir saniye.
İki saniye.
Üç...
Sonra Avcı'nın eli titredi.
Çok hafif.
Ama herkes gördü.
Evelyn'in gözleri doldu.
"Hatırlıyorsun."
Morvane'nin sesi aniden öfkelendi.
"HAYIR."
Altın gözler daha da parladı.
Tesis sallandı.
Sanki Morvane sinirlenmişti.
Ve bu durum Max'in dikkatini çekti.
Çünkü ilk kez Morvane bir şeyden korkuyor gibiydi.
İnsanlardan değil.
Hatıralardan.
Steven bunu fark etti.
"Anılar."
Max ona baktı.
"Neyin anıları?"
"Morvane insanların korkularını kullanıyor."
Steven hızla düşünüyordu.
"Ama belki de anılardan nefret ediyor."
Tam o sırada Avcı dizlerinin üzerine çöktü.
Başını tuttu.
Sanki içinde iki farklı şey savaşıyordu.
Bir tarafta Ethan.
Diğer tarafta Avcı.
Evelyn ona doğru koştu.
"Dur!"
Alice bağırdı.
Ama çok geçti.
Evelyn kardeşine ulaşmıştı.
Titreyen elini maskeye koydu.
Ve o anda...
Bütün tesis beyaz ışıkla doldu.
Max'in gözleri kapandı.
Kulaklarında uğultular oluştu.
Sonra görüntüler başladı.
Ama bu kez yalnızca Max değil.
Herkes görüyordu.
Bir anı.
Yıllar öncesinden.
Blackwood Tesisi.
Evelyn ve Ethan koridorda koşuyorlardı.
Çocuktular.
Korkmuşlardı.
Alarm sesleri çalıyordu.
"Çabuk!"
Ethan kız kardeşinin elini tutmuştu.
Ama bir grup araştırmacı yollarını kesti.
Beyaz önlükler.
Soğuk yüzler.
Bir adam öne çıktı.
Ve Max'in kalbi duracak gibi oldu.
Çünkü adamı tanıyordu.
Dr. Maxwell Turner.
Genç hali.
Adam üzgün görünüyordu.
Gerçekten üzgün.
"Ethan..."
"Sana zarar vermek istemiyoruz."
Çocuk Ethan ağlıyordu.
"Yalancısınız!"
Araştırmacılar onu tuttu.
Evelyn çığlık attı.
Kardeşinden ayrılmaya çalışıyordu.
Ama başaramadı.
Ve sonra...
Kapılar kapandı.
Evelyn dışarıda kaldı.
Ethan içeride.
Son gördüğü şey kardeşinin korku dolu yüzü oldu.
Anı parçalandı.
Max yeniden tesise döndüğünde nefes nefeseydi.
Ama şimdi başka bir şey biliyordu.
Maxwell Turner bir canavar değildi.
En azından tamamen değil.
Bir hata yapmıştı.
Korkunç bir hata.
Ve herkes onun bedelini ödüyordu.
Tam o sırada Avcı ayağa kalktı.
Ama bu kez farklıydı.
Maskesindeki göz mavi değil...
İnsani görünüyordu.
"Evelyn..."
İlk kez kendi sesiyle konuştu.
Evelyn'in gözlerinden yaşlar aktı.
"Ethan."
Kardeşi geri dönmüştü.
En azından bir kısmı.
Ama Morvane buna izin vermeyecekti.
Bir anda Omega Sektörü'nün derinliklerinden siyah kollar yükseldi.
Dumandan yapılmış gibiydiler.
Ama gerçektildiler.
Onlarca.
Yüzlerce.
Ve doğrudan Ethan'a saldırdılar.
"EVELYN KAÇ!"
Ethan bağırdı.
Kılıcını çekti.
İlk kez.
Devasa metal kılıç mavi ışıkla parladı.
Ve tek darbede onlarca siyah kolu kesti.
BOOOOM!
Şok dalgası bütün koridoru salladı.
Henry bile şaşkınlıkla baktı.
"Bu adam..."
"İnanılmaz."
Ama Ethan'ın yüzü gergindi.
Çünkü biliyordu.
Bu sadece başlangıçtı.
Morvane artık onları ciddiye almaya başlamıştı.
Ve o anda...
Max'in cebindeki fotoğraf kendi kendine yanmaya başladı.
Kimse dokunmamıştı.
Fotoğrafın arkasında yeni kelimeler belirdi.
Titrek harflerle.
Kan kırmızısı renkte.
İÇİNİZDE BİR TANE DAHA VAR.
Sessizlik.
Altında ikinci satır ortaya çıktı.
MORVANE HENÜZ UYANMADI.
Ve son satır...
Herkesin kanını dondurdu.
GERÇEK TAŞIYICI ARANIZDA.