İçeriğe geç

Gölgenin Çağrısı

Bölüm 14 · 2 dk okuma

Gölgenin Çağrısı

Bölüm 14

Bölüm 14 : Şüphe

GERÇEK TAŞIYICI ARANIZDA.

Bu cümle havada asılı kalmış gibiydi.

Kimse konuşmuyordu.

Kimse hareket etmiyordu.

Sadece alarm sesleri yankılanıyordu.

Kırmızı ışıklar yanıp sönüyordu.

Ve herkes birbirine bakıyordu.

İlk konuşan Zoey oldu.

"Bu saçmalık."

Ama sesi kendinden emin değildi.

"Morvane bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor."

Alice başını salladı.

"Belki."

"Belki mi?"

"Ya doğruysa?"

Sessizlik.

İşte o anda başladı.

Şüphe.

İnsanları içeriden çürüten şey.

Canavarlardan daha hızlı yayılan şey.

Steven bir adım öne çıktı.

"Kimse panik yapmayacak."

Ama sözleri beklediği etkiyi yaratmadı.

Çünkü herkesin aklında aynı soru vardı.

Ya taşıyıcı gerçekten aralarındaysa?

Tam o sırada.

Bir çığlık duyuldu.

"AAAAHHH!"

Katie.

Herkes ona döndü.

Katie yere çökmüştü.

Başını tutuyordu.

Nefes almakta zorlanıyordu.

"Katie!"

Anna yanına koştu.

Ama Katie'nin gözleri kapanıp açılıyordu.

Sanki bir şey görüyordu.

Sonra konuştu.

Ama sesi kendi sesi değildi.

"Kapı..."

Max'in içi buz kesti.

"Kapı açılıyor..."

Katie'nin gözleri bir anlığına altın sarısına döndü.

Tıpkı kayıplar gibi.

Henry geri çekildi.

"Hayır."

Zoey'nin yüzü bembeyaz olmuştu.

"Taşıyıcı o mu?"

Katie birden normale döndü.

Nefes nefese kaldı.

"Ne oldu?"

Hiçbir şey hatırlamıyordu.

Ama artık tohum ekilmişti.

Şüphe büyüyordu.

Morvane'nin istediği de buydu.

Ethan aniden konuştu.

"Hayır."

Herkes ona döndü.

"Taşıyıcı Katie değil."

Max kaşlarını çattı.

"Nereden biliyorsun?"

Ethan birkaç saniye sustu.

Sonra cevap verdi.

"Çünkü ben onu hissedebiliyorum."

Sessizlik.

"Taşıyıcı farklı biri."

Kim?

Kimse sormadı.

Çünkü herkes cevaptan korkuyordu.

Tam o sırada.

Koridorun sonundaki monitörlerden biri açıldı.

Kendi kendine.

Parazitli görüntüler belirdi.

Eski güvenlik kayıtları.

Tarih:

Bir laboratuvar görünüyordu.

İçeride araştırmacılar vardı.

Ve ortalarında...

Bir çocuk.

Max nefesini tuttu.

Çünkü çocuğu tanıyordu.

Miles.

Ama bu imkânsızdı.

Miles şimdi onların yanındaydı.

Nasıl olurdu?

Miles monitöre bakarken yüzünün rengi çekildi.

"Evet..."

Kısık sesle konuştu.

"Ben de hatırlamaya başladım."

Herkes ona döndü.

"Ne?"

Miles gözlerini kapattı.

"Ben buradaydım."

Sessizlik.

"Hatırlıyorum."

Zoey geri çekildi.

"Ne demek buradaydın?"

Miles'ın sesi titriyordu.

"Ben bu tesisi daha önce gördüm."

"Çocukken."

Max'in kalbi hızlandı.

Bir sır daha ortaya çıkıyordu.

Ama en kötüsü...

Miles korkmuş görünmüyordu.

Suçlu görünüyordu.

Ve bu ikisi arasında büyük fark vardı.

Tam o sırada.

Ethan aniden başını kaldırdı.

Yüzü gerilmişti.

"Hayır."

"Nedir?"

Max sordu.

Ethan koridorun karanlığına baktı.

"Geç kaldık."

Tesis sallandı.

BOOOOM!

Bir kapı uzakta patladı.

Sonra ikinci.

Sonra üçüncü.

GÜÜÜÜMMM!

Ve alarm sistemi değişti.

Yeni bir uyarı belirdi.

KARANTİNA BLOK C AÇILDI
DENEKLER SERBEST

Anna'nın nefesi kesildi.

"Denekler mi?"

Evelyn'in yüzü bembeyaz oldu.

Çünkü o bu kelimenin ne anlama geldiğini biliyordu.

"Koşun."

"Neden?"

Evelyn'in sesi çatladı.

"Çünkü onlar insan değiller artık."

Ve tam o anda...

Koridorun karanlığından onlarca çift göz açıldı.

Ama bunlar sarı değildi.

Kıpkırmızıydılar.

Ve hepsi aynı anda gülümsedi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.