İçeriğe geç

Gölgelerin Arasından

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Gölgelerin Arasından

Bölüm 4

Gecenin Görevi, Yanı Başındaki Düşman

Okul çıkışında malikaneye dönen Black, üzerindeki üniformayı çıkarıp her zamanki rahat, siyah kıyafetlerini giydi. Kafeteryada yaşananlar onun için sıradan bir sokak sürtüşmesinden farksızdı ama Prestij Akademisi'nde yankıları büyük olmuştu.

Saat gece yarısını gösterdiğinde, Baron’un çalışma odasının kapısını çaldı. İçeriden gelen komutla içeri girdiğinde, Baron’un masasının üzerinde bu kez bir tabanca değil, kalın bir dosya duruyordu.

"Otur, Black," dedi Baron. Sesi her zamankinden daha ciddiydi. "Okuldaki ilk günün fırtınalı geçmiş. Melis’in bileğini bükmen yeraltı kulislerinde bile konuşuluyor. Ama asıl fırtına sınıfta, hemen yanı başında oturuyor."

Baron masadaki dosyayı açtı ve içinden bir fotoğraf çıkarıp Black’e doğru itti. Fotoğraftaki kişi, sınıfta onun hemen yanındaki sırada oturan o kibirli çocuktan başkası değildi: **Aron Volkov**.

"Aron..." dedi Black, ismi dilinde evirip çevirerek. "Kim o?"

"Ezeli düşmanım Dimitri Volkov’un tek oğlu ve veliahdı," dedi Baron, gözlerini kısarak. "Volkov ailesi, şehrin kuzey limanlarını elinde tutuyor. Son zamanlarda bizim sevkiyat yollarımıza göz diktiler. Aron’u o okula gönderme sebepleri, geleceğin bürokratları ve iş insanlarıyla şimdiden bağ kurmasını sağlamak."

Baron öne doğru eğildi, ellerini masada birleştirdi:

"Sana ilk resmi görevini veriyorum Black. Aron’un yanındaki sıraya tesadüfen oturmadın, bunu ben ayarladım. Ona yaklaşacaksın. Güvenini kazanacaksın demiyorum, çünkü bir Volkov kimseye güvenmez. Ama onun dikkatini çekeceksin. Gelecek hafta Volkovların limana büyük bir yasadışı sevkiyat yapacağını öğrendim. Sevkiyatın tam tarihini, saatini ve konteyner numaralarını Aron’un kişisel tabletinden veya telefonundan sızdırmanı istiyorum."

Black fotoğrafa baktı. Aron’un kafeteryadaki o keskin, her şeyi inceleyen bakışları gözünün önüne geldi. "O bir aptal değil," dedi Black. "Benden şüpheleniyor."

"Ben de bir aptalı evlat edinmedim," diye karşılık verdi Baron sert bir sesle. "Bu senin ilk sınavın Black. Eğer o bilgileri alırsan, Volkovları tek hamlede çökertebiliriz. Alamazsan, bu masada oturmanın bir anlamı kalmaz."

Ertesi sabah Prestij Akademisi’nin koridorları dünkünden daha sessizdi. Black sınıfa girdiğinde, Melis ve grubu ona bakmamak için kafalarını hemen başka yöne çevirdiler. Black, adımlarını en arkaya, sırasına doğru yönlendirdi.

Aron çoktan gelmişti. Kulaklıklarını takmış, arkasına yaslanmış oturuyordu. Black çantasını bırakıp oturduğunda, Aron yavaşça kulaklıklarını çıkardı ve kıza döndü. Dudaklarında yine o çözülmesi zor, gizemli gülümseme vardı.

"Günaydın, Sadece Black," dedi Aron, 'sadece' kelimesini bastırarak. "Dün kafeteryadaki şovun harikuladaydı. Melis’in babası şehre yön veren bir bakan ama kızı dün gece hıçkıra hıçkıra ağlayarak okuldan kaydını aldırmak istemiş."

Black, Aron’a dönmedi bile. Defterini açarken, "Hak ettiğini aldı," dedi buz gibi bir sesle. "Beni rahatsız eden herkes aynısını yaşar."

Aron hafifçe güldü, kıza doğru yaklaştı. Sesi fısıltıya dönüştü: "Sert kız rolü sana yakışıyor. Ama dün gece adamlarım senin hakkında hiçbir şey bulamadı. Geçmişin yok, soyadın yok, kaydın bir gün önce yapılmış. Sanki bir gölgeden ibaretsiz. Kimsin sen Black? Arkanda kim var?"

Black bu kez başını yavaşça Aron’a doğru çevirdi. Aralarındaki mesafe o kadar azdı ki, ikisi de birbirinin nefesini hissedebiliyordu. Black, Baron'un dün gece verdiği görevi hatırladı. Bu çocuğun zayıf noktasını bulmalıydı.

"Arkama bakmayı sevmem, Aron," dedi Black, gözlerini onun koyu renk gözlerine dikerek. "Önümde duranlarla ilgilenirim. Ve şu an önümde çok fazla soru soran biri var."

Aron, kızın bu dik duruşundan etkilenmişti. Genelde etrafındaki herkes onun Volkov soyadından korkar veya ona yaranmaya çalışırdı. Black ise ona sıradan bir insanmış gibi, hatta ondan üstünmüş gibi davranıyordu.

"Güzel," dedi Aron, bakışlarını kızın dudaklarına, ardından tekrar gözlerine kaydırarak. "O zaman bu akşam sorularımın cevabını almak için seni bir yere davet ediyorum. Okul çıkışı, arkadaki otoparkta ol. Hayır cevabını kabul etmiyorum."

Black, içinden sinsice gülümsedi. Av, kendi ayağıyla tuzağa geliyordu. Sevkiyat bilgilerine ulaşmak için bu akşam mükemmel bir fırsat olabilirdi.

"Peki," dedi Black, ses tonunu bozmadan. "Geleceğim. Ama beni sıkarsan, o davet senin için kötü biter."

Aron arkasına yaslanıp tekrar kulaklıklarını takarken, ikisi de tehlikeli bir oyunun ilk hamlesini yaptıklarının farkındaydı. Biri babasının intikamı ve görevi için, diğeri ise bu gizemli kızın sırrını çözmek için zar atmıştı.

**4. Bölümün Sonu.**

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.