Elif, Unutanlar Vadisi’nden kaçtıktan sonra biraz nefes aldı. Gölge Taşı hâlâ avucundaydı; taş, karanlığın içinde hafifçe parıldıyordu. Azra’nın sözleri kulağında çınlıyordu: “İlk sınavın Kuzey Vadisi’nde, unutanların arasında.”Yolunu kuzeye çevirdi. Sisler arasından geçerken, yavaş yavaş biçimler beliriyordu. Bu kez karşılaştığı manzara, vadiden farklıydı; bembeyaz karla kaplı ağaçlar, donmuş göller ve donuk bir sessizlik…Azra tekrar belirdi, gölgesi uzun ve inceydi.“Burada, unutulan anılarla yüzleşeceksin,” dedi. “Hatıralarını geri kazanman gerek. Çünkü unutmak, kaybolmaktır.”Elif’in kalbi sıkıştı. İçinde hem korku hem de kararlılık vardı.Kuzey Vadisi’nin derinliklerine ilerlerken, karşısına eski bir taş kapı çıktı. Kapının üzerindeki semboller, Gölge Taşı’ndakilerle aynıydı. Kapıyı itmek istedi ama hareket etmedi.Azra fısıldadı: “Anahtarı bulmalısın. Anılarının bir parçası burada saklı.”Elif kapıya dokunduğu anda, zihninde bulanık görüntüler belirdi. Kendi çocukluğundan silik sahneler… ama birisi eksikti. Kayıp bir anı.Tam o sırada, sisin içinden bir ses yükseldi:“Beni unutma…”Elif etrafına bakındı. Sessizliği delen bir gölge şekillendi. Ama bu gölge… tanıdı onu. Annesiydi.“Anne?” dedi Elif, sesi titreyerek.Gölge, yavaşça yaklaştı. “Seni korumak için buradayım, Elif. Ama seni sınamak zorundayım.”Elif derin bir nefes aldı. “Hazırım.”Gölge, Elif’in gözlerinin içine baktı. “Unuttuğun her şey seni şekillendirir. Onları hatırlamazsan, kendini kaybedersin.”Ve böylece, Elif’in gerçek sınavı başlamıştı.
Bölüm 4
Kayıp Hatıraların Sırrı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.