Yağmur hızlanmış, sokakları gri bir perde gibi kaplamıştı. Adam nefesini kontrol etmeye çalışarak kadının bileğini daha sıkı kavradı.
**"Gelmek zorundasın."** dedi sert bir sesle.
Kadın mücadele etti.
**"Bunu istemiyorum! Bana bulaşma!"** diye bağırarak elini kurtarmaya çalıştı.
Adam dişlerini sıktı. **"Eğer burada kalırsan seni bulurlar. Senin için güvenli değil."**
Ama kadın kaçmayı kafasına koymuştu. Bir fırsatını bulup hızla adamın kavrayışından sıyrıldı ve caddenin karanlığına doğru fırladı. Adam birkaç saniye olduğu yerde donakaldı. Sonra peşinden koştu.
**"Dur!"** diye bağırdı ama kadın durmadı.
Yağmur gözlerine doluyor, ayakları kayıyordu ama kaçmaya devam etti. Nefes alması zorlaşıyordu, kalbi sanki yerinden fırlayacak gibiydi.
Bir köşe başına geldiğinde arkaya bakmadan döndü ve kalabalık bir caddeye çıktı. İnsanlar yağmurdan kaçmak için hızlanmıştı, yüzleri bulanık siluetlerden ibaretti. Kadın kalabalığın içinde kayboldu. Adam, caddenin diğer tarafında durarak onu gözleriyle aradı.
Ama bulamadı.
**"Kaybettim..."** diye fısıldadı.
**İki yıl geçti.**
Bu süre boyunca onu aradı. Kadının yüzü zihnine kazınmıştı, kaçış anı tekrar tekrar gözünün önüne geliyordu. Onu unutamadı.
Karısı bu durumu fark ettiğinde evlilikleri tamamen sarsılmıştı. Adam artık orada değildi. Fiziksel olarak yanındaydı, ama ruhu çoktan başka bir yerdeydi. Kadını bulmak istiyordu. Onu bir daha görmeliydi.