3.bölüm
"Ne yaptın Sina?" dedi Lara. Sesi titrerken içini kapkara bir huzursuzluk kaplamıştı. "Ne oluyor Sina? Kaç gündür yanıma bile gelmiyorsun. Neredesin, ne yapıyorsun sen?"
Sina etrafına deli gibi bakındı, sesi bir fısıltıdan farksızdı: "Kimseye... Bak hiç kimseye söylememen lazım. Bizi izliyorlar, dinliyorlar Lara."
Lara şaşırmıştı. Bunu herkes biliyordu zaten. Dünyada bir düzen olması, güvenliğin sağlanması için herkes her an izleniyordu. "Sina ne saçmalıyorsun sen?" dedi Lara sesini
yükselterek. "Tabii ki bizi izliyorlar, bu bizim güvenliğimiz için! Ne yapıyorsun sen? Neyi söylememen gerek anlatsana be! Ne, ne siktiğimin şeyi bu kadar korkutmuş seni?"
Sina tam ağzını açıp bir şey diyecekken, vardiya sireni kulakları tırmalayan bir çığlıkla patladı. Meydandaki herkes robot gibi hareketlenip iş yerine girdi
Tüm gün Lara’nın aklı darmadağın olmuştu. Ne yapmıştı Sina? Yüzü neden kireç gibiydi? Gözlerini bir an bile Sina’nın üstünden ayırmadı. Bir ara onun her zamankinden daha
tedirgin bir şekilde çöpleri ayıkladığını fark etti. Dikkatle izlerken, Sina'nın cebindeki o tuhaf kabarıklık gözüne çarptı. İyice odaklandı; orada metalik, değişik bir şey vardı.
Ama ne olabilirdi ki?
Sonunda vardiya bitim sireni çaldı. Herkes evlerine dağılmak için hareketlendiğinde, Sina yine aynı hızla kalabalığın arasına karışıp gözden kaybolmaya çalıştı.
Ama bu sefer yemezdi. Lara hemen arkasına takıldı ve onu gölge gibi takip etmeye başladı.
Yollar bitti, evler seyreldi... Sina en sonunda kupkuru, çorak bir araziye doğru yürümeye başladı. 'Niye oraya gidiyor bu?' diye geçirdi içinden Lara.
Burası yerleşik olarak kimsenin olmadığı, tekinsiz bir yerdi. 'Ne yapacak burada?
Adımlarını hızlandırıp arkasından ilerlerken, bir anlık dalgınlıkla Sina’yı gözden kaybetti. Sadece saniyeler içinde yok olmuştu. Lara kalbinin gümbürtüsünü
göğsünde hissederek birkaç adım daha öne çıktı. Gözleriyle etrafı taradı. "Nereye gitti bu Sina..." diye mırıldandığı anda, arkasından gelen anı bir gölge hareketiyle nefesi kesildi.
Güçlü bir kol aniden Lara’nın gövdesini sardı ve onu hızla kendine doğru, o kurak arazinin karanlığına çekti.
Lara çığlık atamadan sırtı Sina’nın sert göğsüne çarptı. Sina onu hızla kendi etrafında döndürüp yüz yüze getirdi. Aralarında sadece bir nefeslik boşluk kalmıştı.
Sina’nın uykusuzluktan kan çanağına dönmüş gözleri, avına yaklaşan bir yırtıcı gibi parlıyordu.
"Ne yapıyorsun burada Lara?" diye sordu Sina. Sesi hem öfkeli hem de çaresizdi. "İşin olmayan şeylere burnunu sokma! Senin için neleri göze aldım ben, haberin var mı?"
Bu, Lara’nın Sina’dan hayatı boyunca hiç beklemediği bir hareket, asla duymayı ummadığı sert cümlelerdi. Neye uğradığını şaşırmıştı.
İçindeki o hırslı kız aniden uyandı; ellerini Sina’nın göğsüne dayayıp onu olanca gücüyle geriye doğru itti.
"Ne yapıyorsun oğlum sen ya!" diye bağırdı Lara, öfkeden soluyarak. "Ödümü kopardın! Neyi göze aldın sen benim için, ha? Söylesene!"
sina uykusuzlugun ve tukenmişligin verdigi etkiyle tökezledi kendi dengesini kurunca yeniden laraya biraz daha yaklaşarak kulagına egildi laraya her şeyi söylemek istiyordu
ama yapamıyordu en son kendini tutamadı ve her şeyi söyledi
``ben ay için çalışıyordum son bir kaç aydır aydan biri yada birirleri benimle iletişime geçti lara dunyada işler yolunda degil başkan dunyayı gözunden çıkartmış
dunyanın bu sefer gerçekten sonu geliyor ama bizim için hiç bir şey yapmıyorlar dunyayala beraber yok olamamıza göz yumacaklar lara ne yapcagımı bilmyorum
ilk başta aydan gelen kapsulerde bir kaç not buldum bize yardım etmek istedigiini yazan birisiydi kim oldugunu bilmiyordum inananmadım ama bu bir kaç kez tekrarlayınca bende
geri dönuşumden sag çıkan çiplerle beraber kapsuler aracılıgıyle mesaj gönderdim ne yardımı yapmak istedigini sordum ama söyleyemem dedi bende iletişim kurmak için kendi
imkanlarımla bir telsiz yapmaya çalıştım biliyorum geri dönşümdeki çöplukten işime yarayan şeyleri çalarken sen gördun beni ama hiç umrunda olmadım bile yaptım lara gerçekten
başardım telsizi kurdum o adamla iletişime geçtim dunyanın sonu geliyor atmosferimiz gun geçtikce inceliyor bir kaç yıla dunya yaşanmayacak hale gelecek bizlerse bir iki sene
içinde oksijen yetmezliginden yok olucagız aydaki insanların umrunda bile degiliz sabah yayınlanan vidioları sadece biz yok olmadan bizden daha çok yararlanmaya çalışıyorlar bu başka
br şey degil lara anlıyormusun beni ``
lara ne diyecegini ne tepki verecegini şaşırmıştı başkan bunu yaparmıydı gerçekten niye bizi gözden çıkarmış olsunki ayın tum çöpunu robot gibi sabahtan akşama kadar ayıran kişiler
bizlerdik biz olmasak her gun o çöplukten oluşan dagı kim temizleyecekti buyuleyen kendine hayran bırakan ay dunyayı gözdenmi çıkartmıştı o kadın dogruyumu söyluyordu yani bizi
Kandırdılarmı....
lara ne duşunecegini bilmiyordui sinayı gördu dogrulmuş gözlerinin içine bakan sinayı bir cevap bekliyordu laradan ama laranın verecek cevabı yokru sinaya guvenip guvenmeyecegini
bile kestiremiyordu onun çocukluk arkadaşı sina niye böyle bir yalan söyleyecekti söylese bile ne geçecekti eline lara bunları duşunurkensina elini cebine atı ve
dikdörtken kuçuk bir kutu gibi bir şey çıkartı sonradan far etiki telsizdi bu birden bire lara tedirgenleşti ve sinaya
``kapat şunu sina başımızı derde sokma nerden buldun ne yapıyorsun nasıl dunyanın sonuu geliyor bak şakanın zamanı degil her yerden bizi izliyorlar sina``deidi lara
sina çok yumuşak bir tavırla elini laranın yanagına koydu ve okşayarak ``bana lutfen inan lara yalan söylemedim sana hiç söylememde ``
inanmak istiyordu lara ama bir yanı bunun gerçek olmadıgına çoktan inanmıştı
``peki yan nasıl iletişim kuruyorsun aydaki diyer kişilerin heberi olmadan nasıl far etmiyorlar telsizden giden sinyaleri``heyer sina yalan söyluyorsa şimdi beli oluaktı sina
her zamnki soguk kanlılıgı ile ``her zaman bu kadar zeki ve sorgulayıcı olsan ``dedi igneliyici bir tavırla ve anlatmaya başladı
``"Resmi kanalları kullanırsan izlenirsin tabii," dedi Sina, gözlerini Lara’nın yeşil gözlerine dikerek.
"Ama unuttukları bir şey var. Atalarımızın, o ilk koloni kurulurken yukarılarda bıraktığı, şu an 'çöp' muamelesi gören eski uydular... Apollo dönemi uyduları Lara.
Onlar dijital değil, analog frekansla çalışıyor. Ay rejimi o kadar kibirli ve teknolojiye o kadar güveniyor ki, modern radarları bu eski, kör frekansları taramıyor bile.
Burası onların kör noktası."
Duyudklrı karşısında aflayan lara ne diyecegini şaşırmıştı sinanın ise yuzunde bir kahraman guluşu vardı .
``yani ne yapacaksın şimdi diyelim fark edilmedin ne yapacaksın sina nasıl kurtulamyı duşunuyorsun bu çöplukten hıı söylesene bana bir. ne yapcaklar ay rejimi bize yermi açacaklar ``
`` onlar bizi birer kuluçka makinesi olarak göruyorlar lara aramızdan gençleri alacaklar özelikle kadınları onlar için nesilerin yurumesi çok önemli şimdidien bir liste
kurmuşlar bile yuz kadın yuz erkek o kadınların arasında sende varsın bende varım ama sorun nerde biliyormusun bu listeyi gun geçtikce eksiltiyorlar senle beni liteden silmeleri gibi
onlar için fazlalıgız teknolojileri ile birlikte nesilerini devam etireceklerine inanıyorlar onlar için bizim ölmemeiz her açıdan daha iyi``dedi sina
```yani bizi ölumemi terk ediyorlar sina ``diye sordu lara duyudukları karşısında afalamıştı listeden çıkartılması bir kez daha ayın onu böylesine bencilce redetmesi onu daha çok
kırmıştı ay bu kadar duşmanıydı dunyaya
``kimseyi bu cehenmede bırakmayı düşünmüyorum lara mutefiklerimiz var ayda bir isyan çıkartmamız gerek sadece``sina çok soguk kanlıydı sanki bunu haftlardır planlıyor gibiydi .
``yuzyılık intikamımızı alacagız lara ``dedi sina yuzunde şimdiden maglubiyet kırıntıları beli oluyordu kendine gerçekten inanıyordu sina lara ise tam tersini duşunuyordu kafası
bir çorbadan farksızdı başına giren agrılar midesine vurmuştu midesi bulanıyordu duyduklarını hazmedememişti daha.