Annanemin kapısının önünde duruyorduk.Tam uykumu almadan Oğuzalp beni almaya gelmiş ve beni zorla uyandırmıştı.Beni çok özlüyordu sanki.Oğuzalp kapıya vurduktan sonra geri çekildi.Kendinden emin duruşu beni biraz sinirlendirmişti.
"Sabah sabah beni buralara getiriyorsun ne biçim bir insansın.Bir insan bu saate uyandırılır mi?"dedim sitemle.Bana hayret edercesine bakıyordu.
"Saat bir olmuş Ekin abartma istersen.Seni bıraksak akşam yedi gibi uyanırsın "dediği sırada kapı açıldı.Annanem önce bana sonra oğuzalpe baktı.
"Günaydın annanem,nasılsın?"dedim Oğuzalpi iterek.
"Hoşgeldiniz de Ekin bu beyfendi kim kızım"dedi.
"Sizi rahatsız ettiğimiz için kusura bakmayın Ekin tuturdu annaneme gidelim bende buraya getirdim."diye araya girdi Oğuzalp.Söylediklerine inananamadım.
"Geçin içeri hadi kapıda beklemeyin.Ekin kızım size ben vişne suyu getireyim sen seversin."dedi.Bizde annanemin bahçesindeki terasa oturduk.
"Demek vişne suyu seviyorsun Ekin"dedi bana gülümseyerek.
"Evet seviyorum ama en çok annanemin yaptığına bayılıyorum."dedim.
"Belki benimde en sevdiğim vişne suyu olur"dedi ve ekledi."Yani annanen güzel yapıyormuş ya ondan"dediğinde güldüm.
"Açıklama yapmana gerek yoktu"dedim.
Annanemde vişne sularıni masaya koydu ve yanıma oturdu.Oğuzalp bir yudum aldıktan sonra
"Ekinin sevdiği kadar varmış çok güzel olmuş ellerinize sağlık"dedi bana bakarak.Annanem bana baktı ama kesinlikle aramızda bir şey olduğunu düşündüren bir bakıştı.
"İstersen sana biraz vereyim eve götür oğlum"dedi sevecenlikle.Oğuzalp benden izin istiyormuş gibi bakınca olumlu anlamda kafa salladım.Bana sorması biraz garibime gitmiş olsada hoşuma gitti doğrusu.Annanem içeri gitti ve biz boş boş etrafa bakıyorduk.
"Burası çok hoşuma gitti,evin konumuna bayıldım"dedi bana bakarak.Burayı bende sevmiştim ama bu evde bir şeyler eksikti o da dedemdi. Annanem yanımıza tekrar geldiğinde Oğuzalpe kaş göz işareti yaptım.Artık konuya girmemiz gerekiyordu.
"Size bir şey sormak istiyorum ama beni yanlış anlamayın."dedi oğuzalp.
"Tabi oğlum sorabilirsin"
"Eşinizle olan kavganızı duydum ve gerçekten çok üzüldüm.Ekinin anlatığına göre çok güzel bir ilişkiniz varmış ve ben sizi haklı buldum.Birbirinizi halla seviyorsunuz ve özlüyorsunuz sizcede birbirinize eziyet etmiyor musunuz?"dedi ve ben bile etkilenmiştim.O kadar güzel anlattı ki ben bile ona hayran kaldım.Annaneme döndüğümde o da benim gibiydi.
"Ben onu çok özlüyorum oğlum,Ekin geçen bana geldiği günden beri onu çok özlediğimi fark ettim.Sende o kadar güzel anlattın ki barışmayı düşünüyordum oğlum"dedi ve bende gülmedim.Oğuzalp bu cevapla sevinsede şu an giziliyordu.Yüzünde oluşan gülüşe takıldı gözüm.Gerçekten çok güzel gülüyorsun be adam.Annanem bi anda dedemle olan aşkını anlatmaya başladı.Oğuzalpte ciddiyetle onu dinliyordu bende onları izliyordum.
Annanemle vedalaştıktan sonra arabaya bindik.
"Ekin hanım beni tebrik etmeyecek misiniz?"dediğinde gülümsedim.
"Tebrik ederim ama burada iki kazanan var beyfendi,o yüzden sende beni tebrik edeceksin"dedim.
"Tebrik ederim Ekin"dedi gülümseyerek.Aramızda kazanan olmayınca ikimizde birbirimizin istediğini yapacaktık.Yazın getirdiği bir enerji vardı ama bu yaz daha farklıydı.Telefonumun çalmasıyla çantamı açtım.
"Efendim korayım"dedim.
"Kızım sen nerdesin ya eve geliyorum yoksun"
"İşim vardı Koray sen niye bize geldin ki"
"Burası benim evim değil mi Ekin hanım"dediğinde güldüm.Cidden onun evi gibiydi.
"Kübrayla mi geldin yoksa farklı bir şey mi oldu"
"Kübra yanımda ve sende hemen bizim mekana geliyorsun"dedi sitemle.
"Tamam şehzadem geliyorum"dedim.Koray kapattıktan sonra telefonu çantama koydum.Oğuzalp"Korayla baya yakınsınız"dedi sorgularcasına.
"Hemde nasıl kardeş gibiyiz onunla"dedim.Bir şeyler mırıldandığım duyar gibi olmuştum.Girayların kafesinin önünde durmuştuk.
"Her şey için teşekkür ederim"dedim.
"Teşekkür edilecek bir şey yok sen zaten harletmişsin,bu arada ayağına dikkat et tekrar düşme"dedi beni uyarır gibi.
"Düşersem beni tekrar kurtarırsın"dedim gülümseyerek.Arabadan aşağı indim.
"Her zaman"dediğinde kalbim delicesine atmaya başladı. Midemdeki kelebekler dans etmeye başladı sanki.Girayın kafesine girdim.Bizimkiler gülerek bana bakıyorlardı.
"Niye öyle bakıyorsunuz tam olarak"dedim gülümseyerek.
"Bilmem sen anlat istersen sultanım"dedi Koray.
"Bence anladınız"dedim gülerek.
"Ee bi zahmet Ekin tabiiki anladık"diye araya girdi Kübra.Normalde şu an utanırdım ama konu aşk olunca hiçbir şeyi umursamıyordum.
"Ben oğuzalpten hoşlanıyorum ve bence o da benden hoşlanıyor.Bugün benim için işlerimi harlletii sizce nasıl"diye masaya soru attım.
"İyi çocuktur ama biraz çapkın.Senden hoşlandığı gözlerinden anlaşılıyor ben şimdiden söyleyim"dedi Koray.
"Vala koray kadar tanımasamda iyi çocuğa benziyor"dedi ve ekledi "Ekin çocuk çok yakışıklı kaçırma "dedi gülerek.
"Kız sana noluyor kıvırcık,o evli artık"dediğinde korayı dürtüm.
"Korayy iki dakikada bizi evlendirdin"dedim sitemle.
"Ay ne abartın Ekin,madem seviyorsun tabiiki ilerde evleneceksin."dedi.Girayda biz didişirken masanın ortasına tepsiyi koymasıyla hepimiz giraya baktık.Ben vişneli bir içecek söyledim.Korayla Kübra telefona gömülüp dedikodu yapmaya başladılar.Kübranın sevgilini Koray hiç sevmiyordu o yüzden hep eleştiriyordu canım arkadaşım.Kübrada korayın huyunu bilmesine rağmen çekildikleri fotoğrafları gösteriyordu.Bende içeceğimi içerek telefonumla ilgileniyordum.Üsten bir bildirim geldi ve onun ismini görünce heyecanlandım.Bildirime tıkladıktan sonra bana attığı fotoğrafa baktım.Arabasının içinde oturuyor,elinde tutuğu vişne suyunu tutuyordu.Görmemle gülümsedim.Bir fotoğrafa bu kadar aşkla bakar mı bir insan işte ben şu an o anlardan birinin içindeydim.
Ekin Avanoğlu:Afiyet olsun,bakıyorum baya beğenmişsin:)
Oğuzalp Alkan:En sevdiğim içecek artık vişne suyu;)
Ekin Avanoğlu:Ortak noktamız olmasına sevindim
Oğuzalp Alkan:Ayağın nasıl oldu Ekin,umarım üzerine basmıyorsundur.
Ekin Avanoğlu:Eskisinden daha iyi,üzerine basmıyorum merak etme
Oğuzalp Alkan:Senin gibi tatlı bir belam olduğu sürece tabiiki merak ederim.
Ekin Avanoğlu:Bu tatlı belayla uğraşmak zor olmuyor mu?
Oğuzalp Alkan:Sen beni yormazsın Ekin:)
Bunu yazdıktan sonra telefonumu kapattım.Koray kübranın telefonu alıp uzağa koydu.
"Ekin bil bakalım biz kimi gördük bu gün"dedi Koray.
"Berfini mi göründüz"dediğimde yüzleri buruştu.
"Ben o yılanı görmek bile istemem iyğ"dediğinde gülmeye başladım.
"Kimi gördünüz"dedim heyecanla.
"Akını gördük vala zar zor tanıdım kız.Adam spora gitmiş bir kas yapmış Ekin inanamazsın.Neyse işte Akın bizi puintball'a davet etti.Yarın başlıyormuş.Dedim ki geliriz."dedi heyecanla.Bizim buralarda yer yaz yapılan bir eğlence haline geldi.Buradaki gençler toplaşır puintball oynardık.Diğer sene yapamamıştık ama bu sene yapılıyorsa katılırdım.Bu aktiviteyi o kadar çok seviyordum ki,bizim takım beni güldürdüğü için bazen yeniliyorduk.
"Ciddi misin??"dedim ve ekledim "Bu yaz çok güzel geçecek desenize"dedim.
"Ama bir sorun var"dedi Kübra.
"Neymiş güzelim söyle hallederiz ama yeter ki gidelim"dedim.
"Bir oyuncu eksiğimiz var"dedi.
"Yarın dı dimi"dedim düşünerek.Koray bana bakarak sırıtmaya başlayınca
"Aklına kim geldi Koray, Allah aşkına güzel oynayan biri olsun"dedim.
"Vala öyle bir güzel oynar ki aklınız şaşar sultanlarım"dedi gülerek.
"Kimmiş"dedi Kübra
"Oğuzalp tabiiki kim olacak"dedi Koray.Oğuzalpi bende düşünmüştüm ama Koray fikir verdi.Güzel oynayabilirdi.
"Hiç şüpheniz olmasın adam zaten Antalya bilim üniversitesinde pilotaj okuyor o bu tarz şeylerde çok iyidir."dediğinde şaşırmıştım.Onun mesleğini hiç sormamıştım.Bu meslek ona çok yakışmıştı bence.Korayla maçın yapılacağı yeri falan tartıştık ve kadro tamamlandı derken bir oyuncu eksiğimiz daha olduğunu fark ettik.Akın beş kişilik bir takım oluşturmuştu ve bizde bir eksik daha vardı.Bende bizim girayı aradım.Giray bir günlüğüne kafeyi başkasına devredebilirdi.Koray girayın yanına gitti.Giray kabul etti ama daha sonrasında açığı kapatmamızı da istedi.Kısa bir düşünmenin ardından kabul ettik.Yorucu bir iş olduğunu düşünmüyordum,umarım değildir.Kafede biraz pişti oynadık saat epey geç olmasada kafeden çıktık.Kübra sevgilisiyle konuşuyordu bende korayın koluna girmiş dedikodu yapıyorduk.Bu sefer ki konu kübranın sevgilisi değildi.Konu kendi sevgilisiydi.Buse ona trip atıyormuş ve nedeni ne olabilir diye bana sorunca güldüm.Konuşarak ilerlemeye devam ettik.Evin yakınlarına geldiğimizde kübrayla ayrıldık ve korayla yürümeye devam ettik.
"Koray şu çiçekleri bi içeri koyuver oğlum"dedi gülsüm teyze.Gülsüm teyze mahallenin emekli öğretmeni.
"Mavi olanları nereye bırakayım Gülsüm teyze"dedi Koray.
"Balkona bırak ben hallederim"dedi sevecenlikle.Bende kırmızı olanları elime aldım ve merdivenleri çıkmaya başladım.Balkona çiçekleri koyan koraya çarpmaktan zar zor kurtuldum.
"Kızım biraz dikkatli olsana,o çiçek kafama düşerse ben nasıl çıkartıcam şimdi kafamdan onları"dedi üstünü çırparken.
"Off Koray sanki kafana düşürdüm"dedim çiçekleri koyarkken.
"Düşebilirdi"
"Ama düşmedi"dedim.Salona gectiğimizde gülsüm teyze bize teşekkür ettikten sonra evden ayrıldık.Koray bir yere uğraşacağınıza söyleyince onunla da ayrıldık.
Eve geldiğimde salona geçtim.Annem mutfakta akşam yemeği yapıyordu.Babam bugün döneceğini söyleyince annem kollarını sıvayıp mutfağa geçmişti.
"Günün nasıl geçti bakalım Ekin"dedi annem.
"Çok güzel vakit geçirdim ve seninde haberin olmak üzere annanemle dedemi barıştırdık"dedim heyecanla.Mutfağa girdiğimde sandalyeye oturdum.
"Ay duyduğumda nasıl mutlu oldum inanamazsın.Bu arada oğuzalpi arayıp teşekkür ettim"dediğinde kalbimi tutum.
"Ciddi misin?"
"Ee tabii kızım,kim bilir belki ileride damadım olur."dediğinde gülmeye başladı.
"Siz iyice alıştınız "dedim.
"Neyse tamam daha fazla utandırmayım tatlı kızımı"dedi ve alnıma öpücük kondurdu.Ayağımı fazla değdirmeden yürümek zor olmaya başlayınca odama geçtim.Yatağıma uzandığım an rahatlama geldi.Ayağımda düzelmeye başlamıştı ve bunada ayrı seviniyordum. Telefonumu elime alıp oğuzalple yarışmamızın tekrar okuyup kafamda canlandırdım.Bir insanı sevmek böyleydi işte saatlerce onun profiline bakmak gibi.Kalbimin ritmini değiştirmesini bile sevmeye başlamıştım.Ben onun profiline dalmışken annemin odama dalmasıyla tüm büyü bozulmuştu.
"Baban gelmek üzere kalk hadi kızim"dedi.Annemin girmesiyle çıkamsı bir olunca yatağımdan kalkıp salona geçtim.Zilin çalamsıyla tekrar ayağa kalktım ama yavaş yürüyünce annem kapıyı açmak zorunda kaldı.
"Hoşgeldin Birtanem"dedi ve babama sıkıca sarıldı.
"Hoşbuldum,sizi çok özlemişim ben"dediği sırada bende sarıldım.Kısa bir sarılmanın ardından babam kurt gibi aç olduğunu söyleyince hemen sofraya oturduk.Babam gezdiği şeyleri anlatmaya başladı ve bize babamı dinledik.
"Ee siz neler yaptınız ben yokken"dedi bana bakarak.
"Ayni şeyler baba farklı bir şey olmadı ama yarın bir maçımız var"dedim heyecanla.
"Bu haber çok güzell"dedi ve ekledi "Anlat hepsini,takımınız da kimler var mesela"dedi.Babamın bu kadar heyecanlı olmasının nedeni bu sporu çok sevmesi.Nerdeyse altı yıldır her yaz bu spora gidiyorduk.Babam hepsine gelip bana destek vermişti.Yüzüne çizdiği o iki şeritli boyaları hala hatırlıyorum.Babama her detayını anlatırken zamanın nasıl geçtiğini bile anlamamıştım.Annem de bize soğuk bir şeyler getirince saatlerce konuşmuştuk.
"Yiğit kız iki dakika dinlensin canım,geldiğinden beri kıza sorular soruyorsun"dedi annem sitemle.
"Ne var canım çok özlemişim kızımı"dedi bana sarılarak.Babam hala ayağımın burkulduğunu bilmiyordu ama anlatmayı da düşünmüyordum.Sonuç olarak iyileşmişti gerek yoktu şimdi endişelendirmeye.
◇
"Ekin kalk artık dilim damağım kurudu ne biçim bir uykun var senin böyle"dedi.Tanıdık ses korayındı ve biraz daha uyanmazsam beni öldüre bilirdi.
"Sabah sabah ne var koray"dedim gözümü aralayarak.
"Sabah değil bir asır geçti kızım ağaç ettin bizi burada"dediğinde hemen doğruldum.
"Başka kim var"dedim endişeyle.Korayda gülmeye başladı.
"Bir tek ben varım sakin ol ama kalk artık ya cidden"
"Tamam geliyorum sen çık"dedim.
Koray odamdan çıktıktan sonra kıyafetlerimi giydim.Beyaz tişört giydim ve altıma uygun siyah bol paça pantolonumu da giyip odamdan çıktım.Bu kadar özensiz giyinmiş olmamın nedeni belliydi.
"Hadi gidelim oğlum bana diyorsun asıl senin yüzünden geç kalacağız"diye bağırdım.
"Erken kalktın diye bütün gün artık suratsız dolaşacaksın demi"diye üste çıkmaya başladı.
"Evet böyle davranacağım belki bu sinirle kendi takım arkadaşlarımı da vururum ne dersin"
" Manyak mısın kızım sen"deyince güldüm.Korayın koluna girerek yürümeye başladık.Ileride arabasıyla bizi bekleyen oguzalpi beklemiyordum.Kesinlikle Korayın işiydi ama ağzımı bile açamyacaktım bu konuda.
"Günaydınn"dedi gülümseyerek.
"Ne kadar komiksin oguzalp sence uyanmışa mi benziyor"deyince korayın karnına yumuşak ama bir o kadar da sert bir yumruk attım.
"Sana da günaydın"dedim gülümseyerek.Arabaya bindikten sonra Koray bir daha konuşmayınca iyi mi diye kontrol ettim.
"Madem beni bu kadar düşünüyorsun o zaman niye vuruyorsun"dedi sinirle.
"Uyuzluk etmeseydin de vurmasaydım"
"Kızım asıl uyuz sensin"dediginde arkamı döndüm.
"Oguzalp beni şu uyuzdan kurtarır mısın"dedi koray sitemle.
"Yok kardeşim ben o uyuzun tarafındayım ve ayrıca sana vuruyorsa hak etmişsindir"deyince kahkaha attım.
"Hayatımda duyduğum en güzel cevaptı"dedim.
"Hoşuna gitti baya "dedi sırıtarak.
"Hoşuma gitti vala"
Kübaryı ve girayı da alıp maçın olduğu yere doğru ilerledik.Girayda arkada uyukluyordu en azından yanlız değilim.Korayın patlayan enerjisi yüzünden saçımı saçma hikayeler dinliyorduk.Arada Kübra susturuyordu ama nafile.Bu yorucu yolun sonunda nihayet gelebilmistik.Eskisi gibi olmasada aynıydı.Ağaclar biraz azalmış olsada bu iyi bir şeydi.Maçın başlamasına bir saat vardı ve biz şimdiden buradaydık. Hepsini dövebilirdim şu an gerçekten bunu hak ediyorlardı.Bizim eskiden kullandığımız eve girmek geldi aklıma.Kapısı açıktı.Büyük bir ihtimalle Akın dı çünkü maç başlamadan önce hep buraya gelir beklerdi.Bizde hep Koray yüzünden erken geldiğimiz için hep burada beklerdik.Kapıyı tıklattım.
"Ekin kapıyı niye tıklatıyorsun kızım girsene içerideki Koray.
"Gerçekten senin kadar öküz bir insanla yaşmak çoo zor"dedim ona kızarak.
"Ekin??"diye seslendi biri.Tanıdık ses Akınındı.Kapı sonuna kadar açıldı ve o tanıdık simayla bakıştık.
"Kusura bakma,kapıyı tıklattık ama duymadın"dedim olayı açıklamaya çalışırken.
"Kapıyı tıklatmanıza gerek yoktu sonuçta yabancı yer değil"dedi Akın.Mavi gözleri parlıyordu.Koray bak ben sana dedim gibi kafa sallamıştı.Kısa konuşmanın ardından içeriye geçtik.İkı kattlı ahşap evi hep güzel buluyordum.Akında bizimle birlikte oturdu.
"Siz yine erken gelmişsiniz"dedi gülerek.Akının gülmesiyle tüm uykum gitmişti.
"Hiç sorma Akın,buraya erken gelmemizin tek sorumlusu Koray olduğu için her yıl aynı şeyi yasiyoruz"dedim.Korayda imanla gülümsedi.Oğuzalpte arabayla işini halledip içeri girmişti.Yanımın boş oluğunu görmesiyle oturması bir oldu.Parfüm kokusu ciğerlerime dolmuştu.Akın koraya soru soruyordu ve ben şu an sadece oğuzalpi izliyordum.Kübra boş olan kanepeye uzanmıştı.Girayda sandalyeye oturup bizi dinlerken uyuya kalmış.Masada nasıl rahat uyuyabiliyor anlamış değilim.Oğuzalpin kollunu belimde hissetmemle ona baktım.Yüzune yerleşen sırıtışı bile onda güzel buluyordum.Bende ona gülümsemiştim.Ortamda bu kadar kişi olmasa onu öpmek isterdim.
"Ekin maçta karşı karşıyayız bu sefer"dediğinde boğazımı temizledim.
"Hihi evet ama bence biz kazanacağız"dedigimde kaşını kaldırdı.
"Demek bu kadar idalısın"
"Aynen öyle biliyorsun bunu çok iyi oynuyorum"dediğimde gülümsedi.
"Biliyorum tabiiki yıllarca aynı takımda olduk"dedi.Koray sıkılınca ayağa kalkıp bilardo masasına ilerledi.Akında hemen korayın yanına gitti.
"Bu arada mesleğini öğrenidim"dedim ama niye söyledim bilmiyorum.
"Bende seninkini bilmek isterim"
"Mimarlık okuyorum daha birinci sınıfım"dedim.
"Sana uygun bir meslek"dedi ve ekledi "Aslında mesleğini biliyordum"dedi sırıtarak.
"O zaman niye soruyorsun"dedim ona kızarak.
" Sinirlenince bu kadar tatlı olmanı seviyorum diyelim"dedi.Sadece yutkundum.Kalbimin ritmi değişmeye başladı ve galiba birazdan halay çekecekler.Akının sesiyle tüm büyü bozuldu.Akın gelmeseydi ne yapardım pek bilmiyorum.Saatin dolmasıyla uyuyan ölüleri uyandırmamız gerekiyordu.