1 hafta öncesi...
Başak her zamanki gibi işinden dönüyordu ve bütün gün hastaların gözlerine bakmaktan kendi gözleri ağırmaya başlamıştı. Arabasını park ettikten sonra eve doğru yürümeye başladı. O gün yaptığı şeyleri düşünüyordu. Bir göz ameliyatına girmişti. Hayatının en eğlenceli anları ameliyat yaptığı anlardı. Çok başarılı geçmişti ve hastanın gözleri bir aya kadar eskisi gibi görmeye başlayacaktı. Başak'ı düşüncelerinden sıyıran şey kendisi kadar dalgın bir adama toslaması oldu. Sanki bir kayaya çarpmış gibi canı acımıştı ve hatanın kendinde de olduğunu bilmesine rağmen adama ters ters baktı. Adam ise kayıtsız kaldı ve genç kadına bir müddet sonra yavaşça sırıttı ve sanki onu tanıyormuş gibi bir bakış attı. Başak:
"Dikkat etsenize!"
Adam bağırmasına güldü. Başak'ı uzun zaman sonra tekrar görmüş gibiydi. Ama genç kadın bu adamı hayatında ilk kez görüyordu. Adamın tuhaf sırıtışı onu ürkütmüştü ve bir süre sonra göz temasını keserek evine doğru yürümeye devam etti. Ama hâlâ adamın bakışlarını üzerinde hissediyordu.
~
Gözlerim yeni komşumun dirseğjnden eline uzanan ejderha dövmesinde takılı kaldığında zar zor birkaç kelime edebildim.
"Ah... evet, teşekkür ederim. Nasıl oldu anlamadım. Dalgınlığıma gelmiş olmalı."
Telefonumu elime aldım ve yeni komşum sadece yapay bir gülümseme sunarak arkasını dönmüştü ki "Kahve içer misiniz?," demek gibi büyük bir aptallık yaptım. Evde kahve bile yoktu. Adam tekrar bana döndü ve bu sefer içten bir tebessümle karşıladı sorumu. "Elbette ama en çay severim ," dedi. Bende tebessüm ettiğimde samimiydim. "O zaman çay içer misiniz?" dedim. Gerçekten aptaldım. Ama adam benden daha zekiydi. "Aslında," dedi. "Az önce bende bunu istiyordum ama saatin çok geç olduğunu fark ettim şu an. İsterseniz yarın akşam tanışmak için gelebilirim. Sonuçta komşuyuz artık." Başımı olumlu anlamda salladım. Yarın kaçta geleceğini konuştuk. Hatta Harika'yı da çağıracağımı söyledim. Ve adamda bana kuzenini davet edip edemeyeceğini sordu. Tabiki reddetmedim. Ah! Ne büyük aptaldım! Adamı yarın akşam çay içmeye davet etmiştim hatta kuzenini de davet etmiştim. Ama daha adını bile bilmiyordum.
"Adınız ne?"
"Mert. Mert Ateş Kaya. Sizin adınız ne?"
"Başak Sönmez."
Artık tanışmıştık. İsmi hoşuma gitmişti ve zihnimde yankılandı. Mert Ateş Kaya... güzel isimdi.
Adam arkasına dönüp evine girdiğinde bana el salladı -bunu yaparken insanın içini ısıtan bir tebessüm sundu- ve kapıyı kapattı. Bende içeri girdiğimde kalbim biraz hızlı atmaya başlamıştı. Neden olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Odama gittim. Kafamı biraz dağıtmak için okumaya yeni başladığım güzel bir kitabı elime aldım. İsmi gece yarısı kütüphanesi idi. Kaldığım sayfayı yaprakların arasına koyduğum kurutulmuş gül sayesinde buldum. Gülü koklayıp bıraktım ve kaldığım sayfadan okumaya devam ettim...
~
Sabah gözlerimi açtığımda güneş ışıkları yüzüme vuruyordu. Ah... aptal kafam! Dün perdeyi kapatmadan uyumuştum ve şimdi güneş ışıkları odamı cayır cayır yakıyordu. İstanbul bu kadar sıcak olmak zorunda mıydı? Adana'yı düşünmek bile istemiyordum. Yavaşça doğruldum ve esnedim. Ayağa kalktığımda gözlerim karardı hareket edemedim ama bunu her zaman yaşadığım için artık dert etmiyordum. Banyoya gittiğimde yüzüme iyice baktım ve her zamanki gibi yıkadıktan sonra saçlarımı taradım. Dünyanın en kabarık saçına sahip olduğuma inanmaya başlamıştım. Hızlıca ördüm ve perçemlerimi serbest bıraktım. Odama geri döndüğümde üzerime kırmızı bir gömlek ve beyaz bir pantolon aldım. Pantolonum biraz boldu.
Mutfağa gittiğimde kendime özel bir şeyler hazırlamak istedim. Ama elbette her şeyden önce kedimi beslemem gerekiyordu. Mandalinam çoktan uyanmış mama kabının önünde bekliyordu. Siyah bir kediydi ve çok sevimliydi. Mamasını önüne koyduğumda sadede yemeye odaklandı. Bugün işe gitmeyecektim. Harika ile birlikte lunaparka gidecektik eğlenmek için. Akşam da yeni komşumu evimde ağırlayacaktım. Tabi kuzeni de vardı. Mandalina'yı besledikten sonra sıra bana gelmişti. Bugün kendime özel şeyler hazırlamak istedim. Ama evde pek bir şey yoktu. Bu yüzden markete gitmem gerekecekti.
Cüzdanımı alıp çıktığımda markete gitmek için arabama bindim. Biraz uzaktı ve şu an yürüyebilecek durumda değildim.
~
Markete girdiğimde ilk aldığım şey süt ve yumurta oldu. Kruvasanları görünce onlardan da almak istedim. Tam kruvasanların olduğu reyona gitmiştimki önüme çıkan dalgın bir adama toslayarak geri çekildim. Kime çarptığıma baktığımda sabah sabah bir şok geçirdim. O adamdı. Bir hafta önce işten dönerken çarpıştığım, geçen gün göz şikayetiyle odama gelen ve bana gülen adamdı. Hastanede onu tanıyamamıştım ama şimdi hatırlıyordum. Üçüncü defa karşılaşmıştık.
Her karşılaşmamızda yaptığı gibi sırıttı ve yanımdan geçip gittiğinde ortadan kayboldu.
~☆
Ve bölüm biter. Luzianız gelir. Gizemli adamın kim olduğu hakkında tahminde bulunsanıza. Yalnız ben başağın yerinde olsam kalp krizinden gitmiştim hdjdndj her neyse sizleri seviyorum beyaz lekelerim 🤍 hep mutlu olun hoşçakalın! 🤍👻


